Dilara Pınar Arıç
Köşe Yazarı
Dilara Pınar Arıç
 

Mustafa İsen'in Tezkireden Biyografiye Adlı Eseri Üzerine

Dilara Pınar ARIÇ I.Bölüm: Türk Biyografi Geleneği XVI. Yüzyıl Sonuna Kadar Biyografi Geleneği kısmında tanınmış kişilerin hayat hikayelerinden bahseden bir türdür. XII. Yüzyıla kadar Arapça devam eden gelenek yerini Farsça örneklere bıraktı. Farsçada ilk örneğini Lübabü’l Elbab adıyla başladı. Molla Cami takip etti. Sekiz bölümden oluşan Baharistan adlı eserin 7. Bölümü biyografilere ayrılmıştı. Aynı zamanda Devletşah Tezkiresi söz konusudur. Türkçedeki pek çok ilk çalışmanın sahibi olan Ali Şir Nevayi’nin Mecalisü’n nefais (1491) mukaddeme ve yazarın meclis adını verdiği sekiz bölümden meydana gelmiştir. Şairler kronolojik olarak sıralanmıştır. Birinci meclis: Nevayi doğmadan önce yaşayan şairlere İkinci meclis: Nevayi’nin çocukluğunda ve gençliğinde tanıdığı fakat tezkire yazıldığında ölen kişilere Üçüncü meclis: Nevayi’nin çağdaşı olan şairlere Dördüncü meclis: bilgin şairlere Beşinci meclis: Horasanlı şair mirzalara ve hükümdar ailesi şairlerine Altıncı meclis: Horasan dışında yaşayan bilim adamı ve şairlere Yedinci meclis: Sultan ve şehzadelerden şair olanlara Sekizinci meclis: Dönemin padişahı Sultan Hüseyin Baykara’ya tahsis edilmiştir. Herat ekolu tezkireleri olarak adlandırılan Cami, Devletşah ve Nevayi daha sonra çıkacak Tezkire-yi Şuara türünü derinden etkilemiştir. XVI. yüzyılın sonuna kadar biyografi geleneği açısından duruma göz atarsak üç farklı uygulama çıkacaktır: Umumi tarihlerde yer alan biyografiler Şakaik, te’lif, tercüme ve zeyillerde yer alan biyografiler Şuara tezkirelerinde yer alan biyografiler Umumi tarihlerde yer alan biyografiler kısmında Osmanlılarda eserlerin sonunda müstakil bir başlık altında ve ya padişahların ölümünü nakleden eserlerin bölümünde yer alır. Hoca Sadeddin’in Tacü’t Tevarih birinci yolu, Âlî’nin Künhü’l-ahbar’ında ikinci tarzı, Katip Çelebi’nin Fezleke’sinde üçüncü yolu tercih etmiştir. Menkıbe ve rivayetlerle ilk dönem tarihlerinde Aşık Paşazade ve Neşri’de biyografiler yer almaktadır. Hoca Sadeddin Efendi eserin sonunda Osman Gazi’den başlayarak II. Bayezid devrinin sonuna kadar yaşamış bilgin ve mutasavvıflar yer alır. Nişancı Mehmed Paşa’nın Hadisat’ında Osman Gazi’den itibaren Kanuni döneminin sonuna kadar yaşayan kazasker, defterdar, nişancı, bilgin, şeyhlerin biyografileri yer alır. Umumi tarihlerin XVI. Yüzyıldaki Osmanlı tarihleri arasında bir örnek olarak Gelibolulu Mustafa Ali’nin Künhü’l Ahbar’ını örnek verebiliriz. Türkçe bir genel tarih olan eser bir mukaddeme ve rükn adını verdiği dört bölümden oluşmaktadır. Bizi ilgilendiren bölüm dördüncü rükn yani Osmanlılarla ilgili kısımdır. Künhü’l Ahbar’da olaylar ve padişahların saltanat süreleri esas alınarak sıralanmıştır. Ali, özellikle eserin bu bölümünde biyografiye verdiği ehemmiyetle Künhü’l Ahbar’ı siyasi tarihten çok kültür tarihi olarak meydana getirmiş, özellikle şairlere ayırdığı geniş bölümlerle XVI. Yüzyıla ait adeta yeni bir şuara tezkiresi yazmıştır. Müellif, Aşık Çelebi’nin biyografisini verdikten kendi devrine kadar yazılan şuara tezkirelerini eleştirir. Ona göre tarihlerin en iyisi Tacü’t-tevarih, tezkirelerin en iyisi Latifi Tezkiresi’dir. Tabiatıyla Şakaik’i de beğenir. Latifi, Aşık Çelebi ve Taşköprülüzade’nin müsbet taraflarından bir sentez biyografi getirmiştir. Künhü’l Ahbar’da bölümler kendi içinde alfabetiktir. Taşköprülüzade Ebu’l Hayr tarafından Osmanlı bilgin ve sufilerin hayatını anlattığı eş-Şakaik büyük ilgi görmüş, zeylleri XX. Yüzyıla kadar sürecek bir geleneğin ilk halkasını teşkil etmiştir. Biyografiler ölüm tarihleri esas alınarak sıralanmıştır. Eseri Hadaüku’ş-Şakaik adıyla Türkçeye tercüme edilmiştir. Edebiyat tarihi kaynakları Osmanlıda ilk şairlerin II. Murad zamanında görülmeye başladığını yazar. Gelibolulu Ali, Yıldırım Bayezid ile başlatır ve Süleyman Çelebi ve Niyazi’yi tanıtır. Osmanlı şairlerinin biyografileriyle ilgili ilk tezkirenin yazılış tarihi 1538’dir. Kanuni dönemine tekabül etmektedir. Bilgilerimize göre Tezkiretü’ş-şuara adıyla kaleme alınan ilk eser Sehi Bey’in Heşt-Behişt’idir. Ölüm tarihi sırasına göre ele alınmıştır. Tezkire’nin en önemli yanı Anadolu’da türün ilk örneği oluşudur. Osmanlı döneminde bu türü başlatmış, ilk dönem Osmanlı edebiyatçıların hakkında tek kaynak durumundadır. Bu türün en başarılı örneklerinden birini Tezkiretü’ş Şuara adlı çalışmasıyla Latifi verir. Mukaddemeler genellikle poetikalardır. Latifi tezkiresinin mukaddemesi en orjinallerinden biridir. Şair ilk şiiri Hz. Adem’in yazdığını söylemiş, İslam’da şiirin yasak olmadığını anlatmıştır. Tertip tarzı ile önemlidir. Alfabetik sıralamaya göre yazılmıştır. Diğer bir şuara tezkiresi Ahdi’nin Gülşen-i Şuara’sıdır. Özelliği başlangıçtan itibaren şairleri ele almayıp çağdaşlarına yer vermesidir. XVI. yüzyılda yazılan en önemli şair tezkirelerinden biri Aşık Çelebi’nin Meşairü’ş-Şuara adlı çalışmasıdır. Mukaddemesi Osmanlı tezkirelerinin en uzun mukaddemesidir. Latifi ile karşılaşmasını ve onun sistemini elinden alışını ele alır. Türkçe Şair Biyografileri kısmında, şiirin tarihi insanla yaşıttır ve ilk şiir Hz. Adem tarafından söylenmiştir. Tezkirelerin mukaddemesi orijinal birer poetika örneğidir. Tezkirelerin tertip tarzında sürekli değişmeler olmuştur. Latifi alfabetik olarak sıralama yapmıştır. Dönemin ilk uygulayıcısı Latifi’dir. XVI. Yüzyıl tezkirelerinin en önemli özelliği ele aldıkları şairlerin büyük bölümünü kendi dönemlerinden önce yaşamış olmalarıdır. XVII. Yüzyıl tezkirecileri ise daha çok kendi çağdaşlarını kaleme almışlardır. Türk Biyografi Geleneğinde Ali Şir Nevayi’nin Yeri kısmında, Çağatay edebiyatında Nevayi ile başlayan gelenek kısa bir süre sonra Osmanlılara geçti. Batı Türkçesinden ilk örnek Sehi Bey tarafından kaleme alınan Heşt-Behişt’tir. Sehi Bey eserinin önsözünde Herat tezkirelerinden yararlandığını belirtir. Cami’nin Baharistan’ından, Devletşah’ın Tezkiretü’ş-Şuara’sından etkilenmekle birlikte, Ali Şir Nevayi’nin Mecalisü’n Nefais’ini örnek almıştır. Batı Türkçesi 1538 yılında ilk örnekten başlayacak 1950’lere kadar tezyil geleneği çerçevesinde örnekler vermiş dünyanın ender birikimlerinden biridir. Sehi Bey ve Tezkiresi kısmında Gelibolulu Ali’nin Sehi Bey’i Abdullah oğludur diyerek devşirme kökenli olduğunu anlatır.  Sehi Bey’in Necati’nin damadı olduğunu belirten Evliya Çelebi’nin Gelibolulu Ali’yi yanlış anlamasından doğmuştur. Sehi Bey’in eserleri: Divan Devrinde ve daha sonra şair olarak büyük ilgi uyandırmamış olmakla beraber divan sahibidir. Heşt Behişt Sekiz cennet demektir. Anadolu sahasında yazılmış ilk tezkire sayılan bu eseri yazar. Tezkirecilik tarihi üzerinde ilk dikkate değer bilgileri veren Gelibolulu Ali, Künhü’l Ahbar adlı eserinde hicri bin yılına gelinceye kadar Anadolu’da yazılan eserleri sayarken bu türü Sehi Bey’le başlatır. Heşt Behişt, Edirne’de yazılmış ve yine burada Kanuni Sultan Süleyman’a takdim edilmiştir. Latifi Tezkiresi kısmında Latifi, Herat ekolu tezkireler sayılan Cami’nin Baharistan’ı, Devletşah’ın Tezkiresi’ni, ilk Türk tezkiresi sayılan Ali Şir Nevayi’nin Mecalisü’n-Nefais’i örnek almakla tertip tarzı olarak kendi eserinde değişiklik yapmıştır. Adı geçen tezkireler tasniflerini tabaka üzerine yaparken Latifi şairleri alfabetik olarak sıralamış, Türk tezkireciliğinin vazgeçilmez tertip tarzı olmuştur. Latifi’nin aklında böyle bir eser yazmak yoktur. Bu fikri Zaifi sokar. Gelibolulu Ali, biyografisinin sonuna eklediği Tezyil adlı bölümde 1592 yılına kadar yazılan tezkireleri değerlendirir ve bunların en mükemmel örneğinin Latifi tezkiresi olduğunu belirtir. Anadolu Sahası Tür Tezkireciliğinde Şekli Gelişim kısmında Anadolu Türk sahasında yazılan ilk tezkire Sehi Bey’in Heşt Behişt adlı eseridir. Tezkirecilik tarihimizin en dikkate değğer örneklerden biri olan Latifi Tezkiresi sahada yazılmış ikinci örnektir ve şekil açısından farklı olarak karşımıza çıkmaktadır. Alfabetik sıralama Latifi tarafından değil Aşık Çelebi tarafından bulunmuş, fakat uygulaması Latifi tarafından gerçekleştirilmiştir. Üçüncü tezkire Bağdatlı Ahdi tarafından yazılan Gülşen-i Şuara’dır. İlk üç bölüm kronolojik, asıl şairler kısmı dördüncü bölüm alfabetik sıralanmıştır. Diğer bir önemli eser, Aşık Çelebi’nin Meşairü’ş- Şuara’sıdır. Tezkiresi Latifi’ye benzemesin diye ebced sırasına göre tertip etmiştir. XVI. Yüzyılın bir diğer tezkiresi Kınalızade Hasan Çelebi’nin Tezkiresidir. Eserini iki bölüm olarak tasnif etmiştir. Birinci bölümü kronolojik, ikinci bölümü alfabetik tertip etmiştir. XVII. yüzyılda yazılmış olab Kafzade Faizi’nib Zübdetü’l eş’ar, Asım’ın Zeyl-i Zübdetül eş’arı, Beliğ İsmail’in Nuhbetü’l asarı muhteva bakımından farklı özellik gösterse de dizilişler alfabetiktir. Tezkirecilik tarihimizin tek örneği olan Güfti Tezkiresi diziliş bakımından alfabetiktir. Rıza ve Yümni tezkireleri alfabetiktir. XVIII. yüzyılda Mucib ve Salim ve Safayi eserlerini alfabetik sıralamayla göstermiştir. Ramiz, Safvet, Esad Efendi, Arif Hikmet, Fatin, Silahdar Tezkiresi de alfabetik sıralanmıştır. Anadolu Türk tezkireciliğinde üç ayrı tertip tarzı belirlenmiştir: tabakat, alfabe, ebced. Türk tezkireciliğinde Antoloji Tipi Örnekler kısmında, on altıncı yüzyıl tezkirelerinin bir özelliği kendisinden önce yaşamış şairleri muhteva etmesidir. Bu yüzden uzun yazılmış eserlerdir. On yedinci yüzyılda ise daha çok çağdaşlarını ele almışlardır. Bilineni tekrar etmemek için biyografiler kısalmış, seçilen örnek şiirler artmıştır. Antoloji türünün ilk örneği Faizi tarafından kaleme alınan Zübdetü’l eş’ardır.  Sonraki örnekler şunlardır: Yümni, Seyrekzade Asım, Beliğ İsmail, Silahdarzade Mehmet Emin tarafından zeyl edilmiştir. Hasan Çelebi Tezkiresi Üzerine kısmında tezkirecilikte en şairi ihtiva eden örnektir. Kınalızade’nin edebi yönü ailesinden tevarüs ettiği geniş bilgi birikimi de söz konusu edilmektedir. Eser, “padişahlar”, ”şehzadeler”, “alfabetik düzene göre sıralanmış şairler” olarak üç bölümdür. Gelibolulu Ali’nin şair hakkında eleştirileri şunlardır: Zincirleme tamlamalar ve garip kelimeler Lakırdısı çok, manası az cümleler Pek çok şairi yerinden yurdundan etmiş, Söylediklerini babasına ve dedesine atfetmiş Kendi akrabaları ve arkadaşlarını şair olmadıkları halde eserine almış Şairlerin çoğuna yalancılık isnat etmiş Bazı kelimeleri çok tekrar etmiş Zati ve Necati dışındaki bütün şairlerin mahlasına şerik isnat etmiş Edebiyat Tarihi Açısından Künhü’l Ahbar’ın önemi kısmında, Künhü’l ahbar sadece bir Osmanlı tarihi değil, dünyanın yaratılışı, peygamberler tarihi, İslam tarihi, Türk ve Moğol tarihi bahis ve bölümlerini içine alır. Künhü’l ahbar orijinal bir mukaddeme ve dört rüknden oluşmaktadır. Birinci rükn: dünyanın yaratılışı İkinci rükn: Peygamberleri, ashabını, halifeleri, şeyhleri, tabibleri Üçüncü rükn: Türk ve Tatar kavimleri ile hakanlarından bahseder Dördüncü rükn: Osmanlıların doğuşundani 1596’ya kadar dönemi anlatır. Künhü’l Ahbar’ın Şairlerle İlgili Kısımlarının Kaynakları kısmında kaynaklar ikiye ayrılır: Kaynak olarak adı geçenler: Şakayık, Sehi Bey Tezkiresi, Aşık Çelebi, Latifi, Ahdi’nin Gülşen-i Şuara Tenkit için adı geçen kaynaklar: İdris-i Bitlisi’nin Heşt Behişt, Latifi Tezkiresi, Aşık Çelebi. Çağdaşlarını anlatırken ilgilendikleri kişiler şunlardır: Hoca talebe ilişkisi Talebe arkadaşlığı İş arkadaşlıkları Seyahatlerde tanıdıkları Katıldığı meclislerde tanıdıkları Doğrudan aldığı malumat Edebiyat Tarihimizin Kaynaklarından Evliya Çelebi Seyahatnamesi kısmında Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde edebiyat tarihine malzeme olacak bilgi ve verilmektedir. Ancak zikredilen şairler hakkında uzun bilgi verilmemiş adları anılmış ya da bir cümlelik bilgi ile yetinilmiş. Şairler hakkında kaynak gösterilmemiş, bunlar Evliya Çelebi’nin bilgisi olarak sunulmuştur. Kısaltılarak verilmiştir. II: Bölüm: Tezkireler Işığında Divan Edebiyatına Bakışlar Osmanlı Kültür Coğrafyasına Bakış kısmında, şair yetiştiren şehirleri sayısal olarak değerlendirmektedir. En çok şair yetiştiren şehirler şunlardır. İstanbul Bursa Edirne Konya Diyarbakır Kastamonu örnek gösterilebilir. Rumeli esas olarak Trakya’dan Balkanlar’a kadar uzanan Osmanlılarca fethedilmiş Türk bölgeleri anlamında olup Osmanlı ülkesi anlamında kullanılmıştır. Divan Şairlerinin Tasavvuf ve Tarikat İlişkileri kısmına göre divan edebiyatında tasavvuf, birinci grupta Hallac-ı Mansur, Nesimi, İbrahim Hakkı gibi bizzat yaşayanlardır. İkinci grup şairler için şiir ve sanat ön sırada yer alır. Mevlevilik divan şairlerince ilk sırada tercih edilmiş, şu tarikatlar tercih edilmiş: Mevlevi Nakşi Halveti Gülşeni Bektaşi Kadiri Bayrami Celveti Şairler tarafından şu meslekler tercih edilmiş: Kadı Müderris Katip Şeyh Hacegan Defterdar ve diğerleri Divan Edebiyatında Mahlasdaş Şairler kısmında divan edebiyatında aynı mahlası kullanan çok sayıda şair vardır. XVI. Yüzyılda Ali, Hasan Çelebi’yi tezkiresi yüzünden eleştirirken onu, değerli değersiz pek çok ismi eserine almakla suçlar. Osmanlılarda Şehir ve Kültür kısmında, iki Rumeli şehrinden bahseder: Gelibolu ve Vardar Yenicesi’dir. Rumeli’de ilk fethedilen şehirdir. İstanbul alınana kadar üs merkezi olarak kullanılmıştır. Klasik Şiirin Merkezi olarak İstanbul kısmında, Divan edebiyatı şehir edebiyatıdır. Şairler doğum yerine göre sıralandığında İstanbul birinci sırada yer alır. Kültürel merkezleri kitap üretim merkezi olarak tanımlanmaktadır. Bulgaristan Doğumlu Divan Şairleri kısmında, şuara tezkireleri divan şiiri ölçülerine giren belli bir estetik birikime sahip şairlere eserlerinde yer verirler. Hazım Şabanoviç, Bosnalı şairleri anlatır. Künhül Ahbar’a Göre Bugünkü Yugoslavya Sınırları İçinde Doğan Şairler kısmında, Adni adlı şairden bahseder: Gözüm yaşına rahmet sürme derden Ki merdüm-zadedir düşmüş nazardan. Celal bahseder: Her kim ileri çektim ise cefasın çektim Mevlana Fevri’den bahseder: Fevri kim ez’afü’l ibadımdır Ber-murad olması muradımdır Haki’den bahseder: Melamet çekmezin hergiz ki hicran ber-kemal eyler Kemale erse bir nesne felek anı zeval eyler Haveri, Mevlana İshak, Muidi,Mustafa Çelebi, Nehari,  Nihani, Riyazi, Sadri, Sa’yi, Sücüdi, Suzi, Şani, Şemi’den bahseder. Osmanlı Kültür Coğrafyası İçinde Kıbrıs’ın Yeri ve Kıbrıslı Divan Şairleri kısmında şair olarak Zekai, Siyahi,Arif, Hızır Handi Dede, Musib, Hilmi, Tahsin, Aşık Kenzi’den bahseder. Osmanlı Türkiye’sine Göç Eden Azerbaycanlı Klasik Edebiyat Mensupları kısmında, Hamidi, Kabuli, Habibi, Safi-yi Hatayi, Basiri gibi şairlerden bahseder. Ankaralı Divan Şairleri kısmında Hacı Bayram-ı Veli 15. Yüzyılda tek Ankara’da şairdir. Aydi, Dem’i, Esad Muhlis Paşa, Kenzi, Meyli gibi şairlerden bahseder. Tokat’ın Osmanlı Kültür Coğrafyasındaki Yeri ve Tokatlı Şairler kısmında, Melihi ve Leali gibi şairlerden bahseder. Erzurum Şairleri ve Nef’i kısmında Nef’i’den bahseder. Erzurum’dan çıkan en büyük şairdir. Edebiyat Tarihimizde Bağdat kısmında, Fuzuli Türkçenin en büyük ses bayrağıydı ve Kanuni Sultan Süleyman’ın Bağdat’ı fethi sırasında o bölgede bulunuyordu ve bazı devlet adamlarına kaside sunmuştur. Kültür Tarihimizde Üsküp ve Üsküplü Divan Şairleri kısmında Üsküp’te yetişen divan şairlerinşb en kuşkusuz en tanınmışı İshak Çelebi’dir. Bir beyti: Diyar-ı gurbete düştük dedik gerçi sana yahu Sakın devletli başınçün unutma ben kulun yahu Edebiyat Tarihi Açısından Priştine ve  Bu Şehir Doğumlu Divan Şairleri kısmında ilk yetişen şair Mesihi’dir. Ahmet Paşa, Şeyhi ve Zati kurucu kadro arasındadır. Diyarbakırlı Fikir ve Sanat Adamları Üzerine kısmında Ali Emiri’nin Diyarbakırlı şairler için yazdığı Tezkire-i Şuara-yı Amid adlı eserdir. Klasik Kültür Açısından Sakarya ve Çevresi kısmında Güvahi’nin üç eserinden söz etmektedir: Pend-name, Gurbetname, İbretname’dir. Türk Biyografisinin Çağdaş Yorumcuları Olarak Hammer ve Behçet Necatigil kısmında Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü 1960 yılında ilk baskısını yapmıştır. Orijinal bir eser olarak okuyucu ile buluşur. 830 sanatçıyı ele almıştır. Necatigil biyografiyi kısa tutmuş, eserlerini sıralamış, onların edebi kişilikleri ve eserleri hakkında yorumlar yapmıştır. Sonuç olarak diyebiliriz ki, tezkire şairler hakkında bilgi alabildiğimiz tarihi vesikalardır. Araştırma konusu edilerek daha net sonuçlara ulaşabiliriz.
Ekleme Tarihi: 09 Aralık 2025 -Salı

Mustafa İsen'in Tezkireden Biyografiye Adlı Eseri Üzerine

Dilara Pınar ARIÇ

I.Bölüm: Türk Biyografi Geleneği

XVI. Yüzyıl Sonuna Kadar Biyografi Geleneği kısmında tanınmış kişilerin hayat hikayelerinden bahseden bir türdür. XII. Yüzyıla kadar Arapça devam eden gelenek yerini Farsça örneklere bıraktı. Farsçada ilk örneğini Lübabü’l Elbab adıyla başladı. Molla Cami takip etti. Sekiz bölümden oluşan Baharistan adlı eserin 7. Bölümü biyografilere ayrılmıştı. Aynı zamanda Devletşah Tezkiresi söz konusudur. Türkçedeki pek çok ilk çalışmanın sahibi olan Ali Şir Nevayi’nin Mecalisü’n nefais (1491) mukaddeme ve yazarın meclis adını verdiği sekiz bölümden meydana gelmiştir. Şairler kronolojik olarak sıralanmıştır.

Birinci meclis: Nevayi doğmadan önce yaşayan şairlere

İkinci meclis: Nevayi’nin çocukluğunda ve gençliğinde tanıdığı fakat tezkire yazıldığında ölen kişilere

Üçüncü meclis: Nevayi’nin çağdaşı olan şairlere

Dördüncü meclis: bilgin şairlere

Beşinci meclis: Horasanlı şair mirzalara ve hükümdar ailesi şairlerine

Altıncı meclis: Horasan dışında yaşayan bilim adamı ve şairlere

Yedinci meclis: Sultan ve şehzadelerden şair olanlara

Sekizinci meclis: Dönemin padişahı Sultan Hüseyin Baykara’ya tahsis edilmiştir.

Herat ekolu tezkireleri olarak adlandırılan Cami, Devletşah ve Nevayi daha sonra çıkacak Tezkire-yi Şuara türünü derinden etkilemiştir.

XVI. yüzyılın sonuna kadar biyografi geleneği açısından duruma göz atarsak üç farklı uygulama çıkacaktır:

  • Umumi tarihlerde yer alan biyografiler
  • Şakaik, te’lif, tercüme ve zeyillerde yer alan biyografiler
  • Şuara tezkirelerinde yer alan biyografiler

Umumi tarihlerde yer alan biyografiler kısmında Osmanlılarda eserlerin sonunda müstakil bir başlık altında ve ya padişahların ölümünü nakleden eserlerin bölümünde yer alır. Hoca Sadeddin’in Tacü’t Tevarih birinci yolu, Âlî’nin Künhü’l-ahbar’ında ikinci tarzı, Katip Çelebi’nin Fezleke’sinde üçüncü yolu tercih etmiştir.

Menkıbe ve rivayetlerle ilk dönem tarihlerinde Aşık Paşazade ve Neşri’de biyografiler yer almaktadır. Hoca Sadeddin Efendi eserin sonunda Osman Gazi’den başlayarak II. Bayezid devrinin sonuna kadar yaşamış bilgin ve mutasavvıflar yer alır. Nişancı Mehmed Paşa’nın Hadisat’ında Osman Gazi’den itibaren Kanuni döneminin sonuna kadar yaşayan kazasker, defterdar, nişancı, bilgin, şeyhlerin biyografileri yer alır. Umumi tarihlerin XVI. Yüzyıldaki Osmanlı tarihleri arasında bir örnek olarak Gelibolulu Mustafa Ali’nin Künhü’l Ahbar’ını örnek verebiliriz. Türkçe bir genel tarih olan eser bir mukaddeme ve rükn adını verdiği dört bölümden oluşmaktadır. Bizi ilgilendiren bölüm dördüncü rükn yani Osmanlılarla ilgili kısımdır. Künhü’l Ahbar’da olaylar ve padişahların saltanat süreleri esas alınarak sıralanmıştır. Ali, özellikle eserin bu bölümünde biyografiye verdiği ehemmiyetle Künhü’l Ahbar’ı siyasi tarihten çok kültür tarihi olarak meydana getirmiş, özellikle şairlere ayırdığı geniş bölümlerle XVI. Yüzyıla ait adeta yeni bir şuara tezkiresi yazmıştır. Müellif, Aşık Çelebi’nin biyografisini verdikten kendi devrine kadar yazılan şuara tezkirelerini eleştirir. Ona göre tarihlerin en iyisi Tacü’t-tevarih, tezkirelerin en iyisi Latifi Tezkiresi’dir. Tabiatıyla Şakaik’i de beğenir. Latifi, Aşık Çelebi ve Taşköprülüzade’nin müsbet taraflarından bir sentez biyografi getirmiştir. Künhü’l Ahbar’da bölümler kendi içinde alfabetiktir.

Taşköprülüzade Ebu’l Hayr tarafından Osmanlı bilgin ve sufilerin hayatını anlattığı eş-Şakaik büyük ilgi görmüş, zeylleri XX. Yüzyıla kadar sürecek bir geleneğin ilk halkasını teşkil etmiştir. Biyografiler ölüm tarihleri esas alınarak sıralanmıştır. Eseri Hadaüku’ş-Şakaik adıyla Türkçeye tercüme edilmiştir.

Edebiyat tarihi kaynakları Osmanlıda ilk şairlerin II. Murad zamanında görülmeye başladığını yazar. Gelibolulu Ali, Yıldırım Bayezid ile başlatır ve Süleyman Çelebi ve Niyazi’yi tanıtır. Osmanlı şairlerinin biyografileriyle ilgili ilk tezkirenin yazılış tarihi 1538’dir. Kanuni dönemine tekabül etmektedir. Bilgilerimize göre Tezkiretü’ş-şuara adıyla kaleme alınan ilk eser Sehi Bey’in Heşt-Behişt’idir. Ölüm tarihi sırasına göre ele alınmıştır. Tezkire’nin en önemli yanı Anadolu’da türün ilk örneği oluşudur. Osmanlı döneminde bu türü başlatmış, ilk dönem Osmanlı edebiyatçıların hakkında tek kaynak durumundadır.

Bu türün en başarılı örneklerinden birini Tezkiretü’ş Şuara adlı çalışmasıyla Latifi verir. Mukaddemeler genellikle poetikalardır. Latifi tezkiresinin mukaddemesi en orjinallerinden biridir. Şair ilk şiiri Hz. Adem’in yazdığını söylemiş, İslam’da şiirin yasak olmadığını anlatmıştır. Tertip tarzı ile önemlidir. Alfabetik sıralamaya göre yazılmıştır.

Diğer bir şuara tezkiresi Ahdi’nin Gülşen-i Şuara’sıdır. Özelliği başlangıçtan itibaren şairleri ele almayıp çağdaşlarına yer vermesidir.

XVI. yüzyılda yazılan en önemli şair tezkirelerinden biri Aşık Çelebi’nin Meşairü’ş-Şuara adlı çalışmasıdır. Mukaddemesi Osmanlı tezkirelerinin en uzun mukaddemesidir. Latifi ile karşılaşmasını ve onun sistemini elinden alışını ele alır.

Türkçe Şair Biyografileri kısmında, şiirin tarihi insanla yaşıttır ve ilk şiir Hz. Adem tarafından söylenmiştir. Tezkirelerin mukaddemesi orijinal birer poetika örneğidir. Tezkirelerin tertip tarzında sürekli değişmeler olmuştur. Latifi alfabetik olarak sıralama yapmıştır. Dönemin ilk uygulayıcısı Latifi’dir. XVI. Yüzyıl tezkirelerinin en önemli özelliği ele aldıkları şairlerin büyük bölümünü kendi dönemlerinden önce yaşamış olmalarıdır. XVII. Yüzyıl tezkirecileri ise daha çok kendi çağdaşlarını kaleme almışlardır.

Türk Biyografi Geleneğinde Ali Şir Nevayi’nin Yeri kısmında, Çağatay edebiyatında Nevayi ile başlayan gelenek kısa bir süre sonra Osmanlılara geçti. Batı Türkçesinden ilk örnek Sehi Bey tarafından kaleme alınan Heşt-Behişt’tir. Sehi Bey eserinin önsözünde Herat tezkirelerinden yararlandığını belirtir. Cami’nin Baharistan’ından, Devletşah’ın Tezkiretü’ş-Şuara’sından etkilenmekle birlikte, Ali Şir Nevayi’nin Mecalisü’n Nefais’ini örnek almıştır. Batı Türkçesi 1538 yılında ilk örnekten başlayacak 1950’lere kadar tezyil geleneği çerçevesinde örnekler vermiş dünyanın ender birikimlerinden biridir.

Sehi Bey ve Tezkiresi kısmında Gelibolulu Ali’nin Sehi Bey’i Abdullah oğludur diyerek devşirme kökenli olduğunu anlatır.  Sehi Bey’in Necati’nin damadı olduğunu belirten Evliya Çelebi’nin Gelibolulu Ali’yi yanlış anlamasından doğmuştur.

Sehi Bey’in eserleri:

  • Divan

Devrinde ve daha sonra şair olarak büyük ilgi uyandırmamış olmakla beraber divan sahibidir.

  • Heşt Behişt

Sekiz cennet demektir. Anadolu sahasında yazılmış ilk tezkire sayılan bu eseri yazar. Tezkirecilik tarihi üzerinde ilk dikkate değer bilgileri veren Gelibolulu Ali, Künhü’l Ahbar adlı eserinde hicri bin yılına gelinceye kadar Anadolu’da yazılan eserleri sayarken bu türü Sehi Bey’le başlatır. Heşt Behişt, Edirne’de yazılmış ve yine burada Kanuni Sultan Süleyman’a takdim edilmiştir.

Latifi Tezkiresi kısmında Latifi, Herat ekolu tezkireler sayılan Cami’nin Baharistan’ı, Devletşah’ın Tezkiresi’ni, ilk Türk tezkiresi sayılan Ali Şir Nevayi’nin Mecalisü’n-Nefais’i örnek almakla tertip tarzı olarak kendi eserinde değişiklik yapmıştır. Adı geçen tezkireler tasniflerini tabaka üzerine yaparken Latifi şairleri alfabetik olarak sıralamış, Türk tezkireciliğinin vazgeçilmez tertip tarzı olmuştur. Latifi’nin aklında böyle bir eser yazmak yoktur. Bu fikri Zaifi sokar. Gelibolulu Ali, biyografisinin sonuna eklediği Tezyil adlı bölümde 1592 yılına kadar yazılan tezkireleri değerlendirir ve bunların en mükemmel örneğinin Latifi tezkiresi olduğunu belirtir.

Anadolu Sahası Tür Tezkireciliğinde Şekli Gelişim kısmında Anadolu Türk sahasında yazılan ilk tezkire Sehi Bey’in Heşt Behişt adlı eseridir. Tezkirecilik tarihimizin en dikkate değğer örneklerden biri olan Latifi Tezkiresi sahada yazılmış ikinci örnektir ve şekil açısından farklı olarak karşımıza çıkmaktadır. Alfabetik sıralama Latifi tarafından değil Aşık Çelebi tarafından bulunmuş, fakat uygulaması Latifi tarafından gerçekleştirilmiştir. Üçüncü tezkire Bağdatlı Ahdi tarafından yazılan Gülşen-i Şuara’dır. İlk üç bölüm kronolojik, asıl şairler kısmı dördüncü bölüm alfabetik sıralanmıştır. Diğer bir önemli eser, Aşık Çelebi’nin Meşairü’ş- Şuara’sıdır. Tezkiresi Latifi’ye benzemesin diye ebced sırasına göre tertip etmiştir. XVI. Yüzyılın bir diğer tezkiresi Kınalızade Hasan Çelebi’nin Tezkiresidir. Eserini iki bölüm olarak tasnif etmiştir. Birinci bölümü kronolojik, ikinci bölümü alfabetik tertip etmiştir.

XVII. yüzyılda yazılmış olab Kafzade Faizi’nib Zübdetü’l eş’ar, Asım’ın Zeyl-i Zübdetül eş’arı, Beliğ İsmail’in Nuhbetü’l asarı muhteva bakımından farklı özellik gösterse de dizilişler alfabetiktir.

Tezkirecilik tarihimizin tek örneği olan Güfti Tezkiresi diziliş bakımından alfabetiktir.

Rıza ve Yümni tezkireleri alfabetiktir.

XVIII. yüzyılda Mucib ve Salim ve Safayi eserlerini alfabetik sıralamayla göstermiştir.

Ramiz, Safvet, Esad Efendi, Arif Hikmet, Fatin, Silahdar Tezkiresi de alfabetik sıralanmıştır.

Anadolu Türk tezkireciliğinde üç ayrı tertip tarzı belirlenmiştir: tabakat, alfabe, ebced.

Türk tezkireciliğinde Antoloji Tipi Örnekler kısmında, on altıncı yüzyıl tezkirelerinin bir özelliği kendisinden önce yaşamış şairleri muhteva etmesidir. Bu yüzden uzun yazılmış eserlerdir. On yedinci yüzyılda ise daha çok çağdaşlarını ele almışlardır. Bilineni tekrar etmemek için biyografiler kısalmış, seçilen örnek şiirler artmıştır. Antoloji türünün ilk örneği Faizi tarafından kaleme alınan Zübdetü’l eş’ardır.  Sonraki örnekler şunlardır: Yümni, Seyrekzade Asım, Beliğ İsmail, Silahdarzade Mehmet Emin tarafından zeyl edilmiştir.

Hasan Çelebi Tezkiresi Üzerine kısmında tezkirecilikte en şairi ihtiva eden örnektir. Kınalızade’nin edebi yönü ailesinden tevarüs ettiği geniş bilgi birikimi de söz konusu edilmektedir. Eser, “padişahlar”, ”şehzadeler”, “alfabetik düzene göre sıralanmış şairler” olarak üç bölümdür. Gelibolulu Ali’nin şair hakkında eleştirileri şunlardır:

  • Zincirleme tamlamalar ve garip kelimeler
  • Lakırdısı çok, manası az cümleler
  • Pek çok şairi yerinden yurdundan etmiş,
  • Söylediklerini babasına ve dedesine atfetmiş
  • Kendi akrabaları ve arkadaşlarını şair olmadıkları halde eserine almış
  • Şairlerin çoğuna yalancılık isnat etmiş
  • Bazı kelimeleri çok tekrar etmiş
  • Zati ve Necati dışındaki bütün şairlerin mahlasına şerik isnat etmiş

Edebiyat Tarihi Açısından Künhü’l Ahbar’ın önemi kısmında, Künhü’l ahbar sadece bir Osmanlı tarihi değil, dünyanın yaratılışı, peygamberler tarihi, İslam tarihi, Türk ve Moğol tarihi bahis ve bölümlerini içine alır. Künhü’l ahbar orijinal bir mukaddeme ve dört rüknden oluşmaktadır. Birinci rükn: dünyanın yaratılışı

İkinci rükn: Peygamberleri, ashabını, halifeleri, şeyhleri, tabibleri

Üçüncü rükn: Türk ve Tatar kavimleri ile hakanlarından bahseder

Dördüncü rükn: Osmanlıların doğuşundani 1596’ya kadar dönemi anlatır.

Künhü’l Ahbar’ın Şairlerle İlgili Kısımlarının Kaynakları kısmında kaynaklar ikiye ayrılır:

  • Kaynak olarak adı geçenler:

Şakayık, Sehi Bey Tezkiresi, Aşık Çelebi, Latifi, Ahdi’nin Gülşen-i Şuara

  • Tenkit için adı geçen kaynaklar:

İdris-i Bitlisi’nin Heşt Behişt, Latifi Tezkiresi, Aşık Çelebi.

Çağdaşlarını anlatırken ilgilendikleri kişiler şunlardır:

  • Hoca talebe ilişkisi
  • Talebe arkadaşlığı
  • İş arkadaşlıkları
  • Seyahatlerde tanıdıkları
  • Katıldığı meclislerde tanıdıkları
  • Doğrudan aldığı malumat

Edebiyat Tarihimizin Kaynaklarından Evliya Çelebi Seyahatnamesi kısmında Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde edebiyat tarihine malzeme olacak bilgi ve verilmektedir. Ancak zikredilen şairler hakkında uzun bilgi verilmemiş adları anılmış ya da bir cümlelik bilgi ile yetinilmiş. Şairler hakkında kaynak gösterilmemiş, bunlar Evliya Çelebi’nin bilgisi olarak sunulmuştur. Kısaltılarak verilmiştir.

II: Bölüm: Tezkireler Işığında Divan Edebiyatına Bakışlar

Osmanlı Kültür Coğrafyasına Bakış kısmında, şair yetiştiren şehirleri sayısal olarak değerlendirmektedir. En çok şair yetiştiren şehirler şunlardır.

  • İstanbul
  • Bursa
  • Edirne
  • Konya
  • Diyarbakır
  • Kastamonu örnek gösterilebilir.

Rumeli esas olarak Trakya’dan Balkanlar’a kadar uzanan Osmanlılarca fethedilmiş Türk bölgeleri anlamında olup Osmanlı ülkesi anlamında kullanılmıştır.

Divan Şairlerinin Tasavvuf ve Tarikat İlişkileri kısmına göre divan edebiyatında tasavvuf, birinci grupta Hallac-ı Mansur, Nesimi, İbrahim Hakkı gibi bizzat yaşayanlardır. İkinci grup şairler için şiir ve sanat ön sırada yer alır. Mevlevilik divan şairlerince ilk sırada tercih edilmiş, şu tarikatlar tercih edilmiş:

  • Mevlevi
  • Nakşi
  • Halveti
  • Gülşeni
  • Bektaşi
  • Kadiri
  • Bayrami
  • Celveti

Şairler tarafından şu meslekler tercih edilmiş:

  • Kadı
  • Müderris
  • Katip
  • Şeyh
  • Hacegan
  • Defterdar ve diğerleri

Divan Edebiyatında Mahlasdaş Şairler kısmında divan edebiyatında aynı mahlası kullanan çok sayıda şair vardır. XVI. Yüzyılda Ali, Hasan Çelebi’yi tezkiresi yüzünden eleştirirken onu, değerli değersiz pek çok ismi eserine almakla suçlar.

Osmanlılarda Şehir ve Kültür kısmında, iki Rumeli şehrinden bahseder: Gelibolu ve Vardar Yenicesi’dir. Rumeli’de ilk fethedilen şehirdir. İstanbul alınana kadar üs merkezi olarak kullanılmıştır.

Klasik Şiirin Merkezi olarak İstanbul kısmında, Divan edebiyatı şehir edebiyatıdır. Şairler doğum yerine göre sıralandığında İstanbul birinci sırada yer alır. Kültürel merkezleri kitap üretim merkezi olarak tanımlanmaktadır.

Bulgaristan Doğumlu Divan Şairleri kısmında, şuara tezkireleri divan şiiri ölçülerine giren belli bir estetik birikime sahip şairlere eserlerinde yer verirler. Hazım Şabanoviç, Bosnalı şairleri anlatır.

Künhül Ahbar’a Göre Bugünkü Yugoslavya Sınırları İçinde Doğan Şairler kısmında, Adni adlı şairden bahseder:

Gözüm yaşına rahmet sürme derden

Ki merdüm-zadedir düşmüş nazardan.

Celal bahseder:

Her kim ileri çektim ise cefasın çektim

Mevlana Fevri’den bahseder:

Fevri kim ez’afü’l ibadımdır

Ber-murad olması muradımdır

Haki’den bahseder:

Melamet çekmezin hergiz ki hicran ber-kemal eyler

Kemale erse bir nesne felek anı zeval eyler

Haveri, Mevlana İshak, Muidi,Mustafa Çelebi, Nehari,  Nihani, Riyazi, Sadri, Sa’yi, Sücüdi, Suzi, Şani, Şemi’den bahseder.

Osmanlı Kültür Coğrafyası İçinde Kıbrıs’ın Yeri ve Kıbrıslı Divan Şairleri kısmında şair olarak Zekai, Siyahi,Arif, Hızır Handi Dede, Musib, Hilmi, Tahsin, Aşık Kenzi’den bahseder.

Osmanlı Türkiye’sine Göç Eden Azerbaycanlı Klasik Edebiyat Mensupları kısmında, Hamidi, Kabuli, Habibi, Safi-yi Hatayi, Basiri gibi şairlerden bahseder.

Ankaralı Divan Şairleri kısmında Hacı Bayram-ı Veli 15. Yüzyılda tek Ankara’da şairdir. Aydi, Dem’i, Esad Muhlis Paşa, Kenzi, Meyli gibi şairlerden bahseder.

Tokat’ın Osmanlı Kültür Coğrafyasındaki Yeri ve Tokatlı Şairler kısmında, Melihi ve Leali gibi şairlerden bahseder.

Erzurum Şairleri ve Nef’i kısmında Nef’i’den bahseder. Erzurum’dan çıkan en büyük şairdir.

Edebiyat Tarihimizde Bağdat kısmında, Fuzuli Türkçenin en büyük ses bayrağıydı ve Kanuni Sultan Süleyman’ın Bağdat’ı fethi sırasında o bölgede bulunuyordu ve bazı devlet adamlarına kaside sunmuştur.

Kültür Tarihimizde Üsküp ve Üsküplü Divan Şairleri kısmında Üsküp’te yetişen divan şairlerinşb en kuşkusuz en tanınmışı İshak Çelebi’dir. Bir beyti:

Diyar-ı gurbete düştük dedik gerçi sana yahu

Sakın devletli başınçün unutma ben kulun yahu

Edebiyat Tarihi Açısından Priştine ve  Bu Şehir Doğumlu Divan Şairleri kısmında ilk yetişen şair Mesihi’dir. Ahmet Paşa, Şeyhi ve Zati kurucu kadro arasındadır.

Diyarbakırlı Fikir ve Sanat Adamları Üzerine kısmında Ali Emiri’nin Diyarbakırlı şairler için yazdığı Tezkire-i Şuara-yı Amid adlı eserdir.

Klasik Kültür Açısından Sakarya ve Çevresi kısmında Güvahi’nin üç eserinden söz etmektedir: Pend-name, Gurbetname, İbretname’dir.

Türk Biyografisinin Çağdaş Yorumcuları Olarak Hammer ve Behçet Necatigil kısmında Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü 1960 yılında ilk baskısını yapmıştır. Orijinal bir eser olarak okuyucu ile buluşur. 830 sanatçıyı ele almıştır. Necatigil biyografiyi kısa tutmuş, eserlerini sıralamış, onların edebi kişilikleri ve eserleri hakkında yorumlar yapmıştır.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, tezkire şairler hakkında bilgi alabildiğimiz tarihi vesikalardır. Araştırma konusu edilerek daha net sonuçlara ulaşabiliriz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergalerisi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
startup ekosistemi, istanbul böcek ilaçlama, mide balonu, evden eve nakliyat