Yıl değişti ama biz metal olarak eski yılda kaldık sanki. Bir bıkkınlık ve bir bezginlik herkeste. Geçen seneden daha kötü olmasın da aman, diyenler de var.
Hatta geçtiğimiz 100 yıl birçok sınav verdiğimiz asır olarak da biliniyor. Sürekli farklı şeylerle sınanarak hayatta kalmayı başardık ama gitti bizim mental.
Hazır mı değildik yeni bir yıla ya da o kadar mı bezdik bir yaş daha almaktan bilen yok. Silkinip kendimize gelemedik daha, ayı devirdik de.
Mutsuzluk bulaşıcı elbette ama ruh yorgunluğu da mı bulaşır? Kime baksanız yorgun ve isteksiz. Anlamadık gitti bu işi.
Tel rakamdan çift rakama geçmek de aklamadı bu yılı. Yaşayıp göreceğiz artık ne getirir ne götürür.
Belki de toplum olarak beklentimizi, umudumuzu yitirdiğimiz bir zamandır. "Daha kötü ne olabilir?" dediğimiz zaman, hep bir kademe üstünü yaşamış olabiliriz.
Asıl olan da çok badire atlatmış ve artık yenisine enerjimizin kalmaması da olabilir tabi.
Suçu bir retrolara bir astrologlara atsak da güzel haberlere ve neşesini getirecek iyi şeylere ihtiyacımız var sanki.
Sürekli de dibi görmeyiz herhalde. Arada başımıza mutlu edecek şeyler de gelebilir, diye umalım. İyi düşünelim iyi olsun.
Belki de sinerji kuramadık. Hep beraber yoga seansları a başlasak yeridir. Belki de dua zincirine katılmak gerekli, bunu 3 kişiye göndermelik. Ne yapılacaksa yapılsın da bir kendimize gelelim artık.
Üreten devam etsin üretmeye, herkes işine gücüne bir baksın artık. Nereye kadar bunalım geçer ki zaman.
Depresyon tek kişilik olmalı, toplumsal depresyon önermiyoruz, diye uyarmadı yetkililer.
Bizi bir salın, diyen gençlerle de konuşacak çok şeyimiz var. Topluma değer katmanları ve yararlı olmalarının vaktidir artık.
Çiçek böcek düşünmek varken kaos düşünmesin hiçbir zihin.
Bu kadar karamsarlık bize fazla hatta en umutsuz durumda olanlara bile fazla.
Biz hazır değilmişiz... Yeni bir takvim yaprağına.