İbrahim Uysal
Köşe Yazarı
İbrahim Uysal
 

Yaşamım Tesadüfleri Sever mi?

Yaşamda, yıllar o kadar hızlı akar gider ki, fark etmeniz için bir sebeplerin olması gerekir. Gerçek midir yoksa senaryo mudur bilemem ama film 2011'de çekilir, olaylar da 1970'lerde geçer. Konusu mu, elbette ki AŞK. Hem de biraz ironi ile işlenmiş Ankara'da iki öğrencinin aşkı.   Filmin adı, AŞK TESADÜFLERİ SEVER. Anlatmak istediğim şey film ya da film ile ilgili bir şey değil, aşk ile ilgili olmasa da, Ankara'nın tesadüfleri ile ilgili olaylar.   Yaşamı kendi haline bırakır iseniz, yaşam öylesine gelişiyor ve yaşanıyor ki, o kadar çok şeyi iyisi ile de, kötüsü ile tesadüf oluyor ki, sormayın gitsin. Hali vakti yerinde bir köy delikanlısı için üniversitede okumanın öyle büyük hedefleri yoktur. Okumuş bir kız ile evlensin, bir de yedek subay olarak askere gitsin. Aslında ailem ileri görüşlüdür ama neden ise evin büyük oğlu olarak bana biçilen rol bu idi.   Lise bitmiş, üniversite tercihi için duyduğum şeyleri, tercih olarak sıralayacaktım. Güz günü köyde tarla tokat işleri ile uğraşıyoruz, PTT'den bir zarf geldi, üniversite sınav sonuçları. Zarfı açınca "hiç bir yeri kazanamadınız" gibisinden bir bilgi. Hemen arkadaşları arıyorum, çok yüksek puan alıp bir yere yerleşen de var, benden daha düşük puan alıp bir yere yerleşen de. Anlamadım gitti.   Neyse, o yıllar TRT radyodan saat 23'de yeni açılan ve açık kalan okulların kontenjan duyuruları yapılıyor. Aaaa bir duydum ki, Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesinin duyurduğu puandan 15 puan daha yüksekte puanım var. Hemen derlenip, toplanıp köyden Antalya'ya gittim. Eve eşyaları koyup çarşıda bu "Fırat Üniversitesi" nerede araştırmasına başladım.   Eeee bunu bilse bilse o günlerin en etkin örgütü TÖB-DER bilir dedim ve gittim, oradakilere sordum, "Fırat Üniversitesi" nerede diye, yanıt yok. Orduevinin sahil kenarındaki kafeteryasındakilere sordum, yanıt yok. Bu günkü gibi öyle internet, Google gibi arama motorları falan yok, dizine kuvvet, koştur dur. Sadece denilen şey, "sen Antalya'dan bi Adana'ya git, orada bulursun".   Önce Adana, orası da Antep'e git dedi. Antep'de de yok, onlar da Diyarbakır'a git dediler. Diyarbakır'a gidene kadar kadar üç gün geçti ve gündüz yollarda, geceler otellerdeyim. Diyarbakır'da da benzer yerler sordum, onlar da: "Gardaş, burada Dicle var, sen istersen bi Elazığ'a git", dediler.   Üç buçuk saatlik dolmuş yolculuğundan sonra Elazığ'a vardım ve hemen bir otele yerleştim. Tamam aradığımı şimdi bulmuştum. Hemen gidip bir ön kayıt yaptırdım ve akşam da otele vardım. Akşam yemeğinde daha sonra sevdiğim bir ablamın da eşi olan bir hoca ile tanıştım. Her ikimiz de solcu, demokrattık, iyi anlaştık. Ben memlekete geri döneyim derken, o gitme puanın iyi, tutar dedi ve kaldım. Gerçekten de kesin kayıt yaptırdım. Üniversite açıldı, ben hala otelde kalıyorum, her sabah da, okula yürüyerek giden öğrenci gruplarına katılıyorum. Her gün, o zamanın eğilimli grupları, sol ve Kürt eğilimli grup ile, sağcı ülkücü eğilimli gruplar var. Selamet Partisinin Akıncıları da, kime denk gelirse.   Her sabah hangi grup denk gelirse onlara katılıyorum ama yolda dışarıdan katılan ben olunca, tabi dikkat çekiyor. Bir süre sonunda haklı olarak her iki grup da bana bakmaya başladı ve önce birleri ellerinde bıçak çekerek, "sen ne ayaksın ya" dediler. Ben öğrenciyim falan desem de bir şey değişmedi.   İkinci hafta bu kez, parkanın altından tabanca namlusu doğrultulunca, soluğu önce Atilla Hocanın yanında aldım, o sakin ol dese de, ikna olmadım kesin okuldan belgelerimi alıp ayrılacağım. Bu kez de dosdoğru Dekana çıktım. Sekreter az beklettikten sonra Hocanın yanına aldı ve ben de olanları anlattım, okuldan belgeleri alıp ayrılacağım dedim. Ne dese de ikna olmadım, en sonunda "memleketin neresi" dedi, ben de Antalya deyince, sekreterini çağırdı ve kocaman bir sarı bir zarfın içindeki benim zarfımı açtı ve belgelerimin bazılarını verip, bir dilekçe yazıp oradan da ayrıldım.   Ver elini Antalya. Not: Devamı var.
Ekleme Tarihi: 24 Nisan 2026 -Cuma

Yaşamım Tesadüfleri Sever mi?

Yaşamda, yıllar o kadar hızlı akar gider ki, fark etmeniz için bir sebeplerin olması gerekir.
Gerçek midir yoksa senaryo mudur bilemem ama film 2011'de çekilir, olaylar da 1970'lerde geçer. Konusu mu, elbette ki AŞK. Hem de biraz ironi ile işlenmiş Ankara'da iki öğrencinin aşkı.
 
Filmin adı, AŞK TESADÜFLERİ SEVER.
Anlatmak istediğim şey film ya da film ile ilgili bir şey değil, aşk ile ilgili olmasa da, Ankara'nın tesadüfleri ile ilgili olaylar.
 
Yaşamı kendi haline bırakır iseniz, yaşam öylesine gelişiyor ve yaşanıyor ki, o kadar çok şeyi iyisi ile de, kötüsü ile tesadüf oluyor ki, sormayın gitsin.
Hali vakti yerinde bir köy delikanlısı için üniversitede okumanın öyle büyük hedefleri yoktur. Okumuş bir kız ile evlensin, bir de yedek subay olarak askere gitsin. Aslında ailem ileri görüşlüdür ama neden ise evin büyük oğlu olarak bana biçilen rol bu idi.
 
Lise bitmiş, üniversite tercihi için duyduğum şeyleri, tercih olarak sıralayacaktım.
Güz günü köyde tarla tokat işleri ile uğraşıyoruz, PTT'den bir zarf geldi, üniversite sınav sonuçları. Zarfı açınca "hiç bir yeri kazanamadınız" gibisinden bir bilgi. Hemen arkadaşları arıyorum, çok yüksek puan alıp bir yere yerleşen de var, benden daha düşük puan alıp bir yere yerleşen de. Anlamadım gitti.
 
Neyse, o yıllar TRT radyodan saat 23'de yeni açılan ve açık kalan okulların kontenjan duyuruları yapılıyor.
Aaaa bir duydum ki, Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesinin duyurduğu puandan 15 puan daha yüksekte puanım var. Hemen derlenip, toplanıp köyden Antalya'ya gittim. Eve eşyaları koyup çarşıda bu "Fırat Üniversitesi" nerede araştırmasına başladım.
 
Eeee bunu bilse bilse o günlerin en etkin örgütü TÖB-DER bilir dedim ve gittim, oradakilere sordum, "Fırat Üniversitesi" nerede diye, yanıt yok. Orduevinin sahil kenarındaki kafeteryasındakilere sordum, yanıt yok. Bu günkü gibi öyle internet, Google gibi arama motorları falan yok, dizine kuvvet, koştur dur.
Sadece denilen şey, "sen Antalya'dan bi Adana'ya git, orada bulursun".
 
Önce Adana, orası da Antep'e git dedi. Antep'de de yok, onlar da Diyarbakır'a git dediler. Diyarbakır'a gidene kadar kadar üç gün geçti ve gündüz yollarda, geceler otellerdeyim.
Diyarbakır'da da benzer yerler sordum, onlar da:
"Gardaş, burada Dicle var, sen istersen bi Elazığ'a git", dediler.
 
Üç buçuk saatlik dolmuş yolculuğundan sonra Elazığ'a vardım ve hemen bir otele yerleştim.
Tamam aradığımı şimdi bulmuştum. Hemen gidip bir ön kayıt yaptırdım ve akşam da otele vardım. Akşam yemeğinde daha sonra sevdiğim bir ablamın da eşi olan bir hoca ile tanıştım. Her ikimiz de solcu, demokrattık, iyi anlaştık. Ben memlekete geri döneyim derken, o gitme puanın iyi, tutar dedi ve kaldım. Gerçekten de kesin kayıt yaptırdım.
Üniversite açıldı, ben hala otelde kalıyorum, her sabah da, okula yürüyerek giden öğrenci gruplarına katılıyorum. Her gün, o zamanın eğilimli grupları, sol ve Kürt eğilimli grup ile, sağcı ülkücü eğilimli gruplar var. Selamet Partisinin Akıncıları da, kime denk gelirse.
 
Her sabah hangi grup denk gelirse onlara katılıyorum ama yolda dışarıdan katılan ben olunca, tabi dikkat çekiyor.
Bir süre sonunda haklı olarak her iki grup da bana bakmaya başladı ve önce birleri ellerinde bıçak çekerek, "sen ne ayaksın ya" dediler. Ben öğrenciyim falan desem de bir şey değişmedi.
 
İkinci hafta bu kez, parkanın altından tabanca namlusu doğrultulunca, soluğu önce Atilla Hocanın yanında aldım, o sakin ol dese de, ikna olmadım kesin okuldan belgelerimi alıp ayrılacağım. Bu kez de dosdoğru Dekana çıktım. Sekreter az beklettikten sonra Hocanın yanına aldı ve ben de olanları anlattım, okuldan belgeleri alıp ayrılacağım dedim.
Ne dese de ikna olmadım, en sonunda "memleketin neresi" dedi, ben de Antalya deyince, sekreterini çağırdı ve kocaman bir sarı bir zarfın içindeki benim zarfımı açtı ve belgelerimin bazılarını verip, bir dilekçe yazıp oradan da ayrıldım.
 
Ver elini Antalya.
Not: Devamı var.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergalerisi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
startup ekosistemi, evden eve nakliyat