İbrahim Uysal
Köşe Yazarı
İbrahim Uysal
 

Zamanla Neler Nasıl Değişiyor -6

Aslında insanoğlu her gördüğünden, yaşadığından bir ders çıkartan bir varlıktır. Bu, kimin neyi nasıl gördüğü ya da kime ne nasıl gösterildiği ile ilgilidir.       Ben en çok "bizden önce/ daha önce o yoktu, bu yoktu"  diyenlere, buna inanacak kadar kendine saf yerine koyanlara gülerim.        Evet doğrudur, o yok dedikleri ne ise, sadece onlarda yoktur, oysa çevrelerine baksalar her şeyin var olduğunu göreceklerdir.      Siyaset ve siyasi yönetimler de böyledir, herkes kendisine potansiyel bir kitle belirlemiş, onun üstünde siyasi, yönetsel sürecini yönetmeye başlamıştır.         Türkiye Cumhuriyetinde de, kuruluşundan bu yana o kadar çok önemli süreçler yaşanmıştır ki, bu süreçler bazı çıkar gruplarınca yerlebir edilmek için her şey yapılmıştır.       Örneğin TOPRAK REFORMU, ilk olarak 1927 yılında gündeme gelmiş ve bu konuda yasal ve yönetsel süreçler planlanmış ve özellikle Günaydoğu Anadolu'da uygulamaya konulması planlamış olsa da, o günün koşulları gereği yörenin feodal ağaları ve aşiretlerinin direnci ile 1929 yılında uygulamadan vazgeçilmiştir.         Daha sonra 1961 Anayasasının verdiği yetki ve kolaylıkla 1973 yılında kapsamlı yasal girişim ile 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu çıkartılmış, bu da Anayasa Mahkemesi tarafından 1977 ve 1978 yıllarında iptal kararlarıyla, yasal olarak vazgeçilmiştir.          Dünyadaki sosyal ve siyasal süreçlere bakacak olursak, genellikle bir çok ortak yön buluruz.       İspanya'da İç Savaşı 1936-1939 yılları arasında, Demokratik İkinci Cumhuriyet hükümetine karşı General Francisco Franco liderliğindeki sağcı askeri ayaklanma/ darbe girişimi sonucu çıkmıştır. Bu çatışma sürecinin ardından General Franco, yönetimi ele geçirir ve 1975'teki ölümüne kadar sürecek olan faşist bir diktatörlük kurarak Ülkeyi yönetir.       Türkiye'de de 1961 Anayasasının verdiği özgürlük ortamı, her ne kadar 1977 1 Mayıs kanlı katliam ile bitse de, toplumda yarattığı infial, hakim sınıfların ve uluslararası sermayenin keyfini kaçırmıştır.          Hele hele tüm dünyada olduğu gibi ülke aydınlarının, devrimcilerinin bir direniş şarkısı olan Çav Bella, Gündoğdu Marşı, Enternasyonal, Ankara'nın taşına bak, Venceremos günden güne sokaklarda, meydanlarda mırıldanılır olmuştu.        Hatta 12 Mart 1971 Muhtırasını veren dönemin Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, "Toplumsal uyanış, ekonomik/siyasal gelişmeyi aştı", diyerek, darbenin gerekçesini açıklıyor ve toplumdaki sol/sosyalist uyanışın yarattığı kaygıyı ifade ediyordu.         Siyasette ve toplumda gerilim gün geçtikçe artıyordu. Bir 25 Nisan 1979 sabahı, alınan kararla Ülkede sıkıyönetim ilan ediliyordu.       Süreçte yaşananlar nedense hep sol/ sosyalist kesime fatura ediliyor, Süleyman Demirel bile, özellikle 1978-1979 dönemindeki sağ-sol çatışmaları denilen süreci, sağcı kesimleri kayırarak;      "Bana sağcılar ve milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz", diyecek kadar ileri gidiyordu.       Her ne kadar darbeciler, darbenin gerekçesini sağ-sol çatışmaları, artan siyasi cinayetler deseler de, yaşanan ekonomik kriz, siyasi istikrarsızlık ve devlet otoritesini zayıflatmış, 24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Kararları ile de, Türkiye ithal ikameci ekonomik modele geçiş sağlamıştır.         Maalesef 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi, bu ekonomik ve siyasi kararların işçi sınıfı ve sendikaların direnciyle karşılaşmamış, demokratik olmayan bir ortamda uygulanabilmesi için gerekli olan disiplin ve otoriteyi sağlanmıştır.       Her ne kadar darbe öncesi dönemde yaşananları "örtülü iç savaş" ortamı, 6 Eylül 1980'de MSP Lideri Necmettin Erbakan'ın Konya Kudüs Mitingi, ordunun yapacağı askeri darbenin gerekçesi sayılsa da, o zamanların ABD'nin Türkiye Masası Şefi olan CIA ajanı Paul Henze'nin, ABD Başkanı Jimmy Carter'a 12 Eylül 1980 Askeri Darbesini;    "Our boys did it" (Bizim çocuklar işi becerdi/yaptı) diye haber verdiği söylenmektedir. Bu ve benzer bilgiler, yapılan darbenin de ABD'nin bilgisi veya desteği dahilinde gerçekleştiğine dair en önemli kaynaklardan biri olarak Türkiye siyasi tarihindeki yerini almıştır.         Gerek 1961 Anayasasının toplum nezdinde sağladığı hak ve özgürlükler, örgütlenme/sendika/dernek hakları, gerekse de dünyada da yaşanan ekonomik bunalım, ülkemizi de etkilemiş, özellikle ABD ve emperyalizmin uzun vadeli planlarının devreye girmesi için 24 OCAK Ekonomik İstikrar Kararları uygulamaya konulmuştur.        Bir insanın günlük yaşamından ülkede, dünyada yaşananlara yapılan kısa bir yolculuktu bu.        Sahiden neydi ya o özlü söz ya da Atasözü:      "Birinci hatam şansım, ikincisi Allah'tan, üçüncüsü ise benim suçum/ salaklığımdandır".        Türkiye, Avrupa'da Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) ve TÜİK verilerine göre yoksulluk ya da sosyal dışlanma riski en yüksek olan ülke konumunda, nüfusun yaklaşık %21 ila %30'luk bir kesimi bu risk altında yaşamaktadır.        Dünya genelinde ise yoksulluk, ekonomik eşitsizlik ve refah seviyesi ölçümleri gelir dağılımı, enflasyon, kişi başı milli gelir gibi kriterlere göre yapılmaktadır.       Buna göre Ülkemiz, Eurostat raporlarında, yoksulluk riski oranı en yüksek Avrupa ülkesi;      Dünya Sefalet Endeksi/ Misery Index'de de İşsizlik, enflasyon ve faiz gibi göstergelerin birleşimiyle oluşan endekste Türkiye, dünya genelinde ilk sıralarda;      Hele hele Gelir Dağılımı ve Göreceli Yoksulluk değerlendirilmesinde TÜİK verilerine göre bile gelirin %60 baz alınarak yapılan göreceli yoksulluk hesaplamalarına göre Türkiye'de her 10 kişiden yaklaşık 2'si yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır.         Dünya'nın en güzel toprakları üstünde yaşayıp, hala bunları görmüyor isek, daha neleri yaşayacağımızı siz düşünün.     Gerek kişiler olarak, gerek toplum olarak hatta ülkeyi yönetenler ya da yönetime aday olanlar hatalarının neresindedirler, sizce?      Bilen, duyan, fark eden var mı!     (Yaşanan öyküler son!..)
Ekleme Tarihi: 25 Mayıs 2026 -Pazartesi

Zamanla Neler Nasıl Değişiyor -6

Aslında insanoğlu her gördüğünden, yaşadığından bir ders çıkartan bir varlıktır. Bu, kimin neyi nasıl gördüğü ya da kime ne nasıl gösterildiği ile ilgilidir.
      Ben en çok "bizden önce/ daha önce o yoktu, bu yoktu"  diyenlere, buna inanacak kadar kendine saf yerine koyanlara gülerim. 
 
    Evet doğrudur, o yok dedikleri ne ise, sadece onlarda yoktur, oysa çevrelerine baksalar her şeyin var olduğunu göreceklerdir.
     Siyaset ve siyasi yönetimler de böyledir, herkes kendisine potansiyel bir kitle belirlemiş, onun üstünde siyasi, yönetsel sürecini yönetmeye başlamıştır. 
 
     Türkiye Cumhuriyetinde de, kuruluşundan bu yana o kadar çok önemli süreçler yaşanmıştır ki, bu süreçler bazı çıkar gruplarınca yerlebir edilmek için her şey yapılmıştır.
      Örneğin TOPRAK REFORMU, ilk olarak 1927 yılında gündeme gelmiş ve bu konuda yasal ve yönetsel süreçler planlanmış ve özellikle Günaydoğu Anadolu'da uygulamaya konulması planlamış olsa da, o günün koşulları gereği yörenin feodal ağaları ve aşiretlerinin direnci ile 1929 yılında uygulamadan vazgeçilmiştir. 
 
     Daha sonra 1961 Anayasasının verdiği yetki ve kolaylıkla 1973 yılında kapsamlı yasal girişim ile 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu çıkartılmış, bu da Anayasa Mahkemesi tarafından 1977 ve 1978 yıllarında iptal kararlarıyla, yasal olarak vazgeçilmiştir. 
 
      Dünyadaki sosyal ve siyasal süreçlere bakacak olursak, genellikle bir çok ortak yön buluruz. 
     İspanya'da İç Savaşı 1936-1939 yılları arasında, Demokratik İkinci Cumhuriyet hükümetine karşı General Francisco Franco liderliğindeki sağcı askeri ayaklanma/ darbe girişimi sonucu çıkmıştır. Bu çatışma sürecinin ardından General Franco, yönetimi ele geçirir ve 1975'teki ölümüne kadar sürecek olan faşist bir diktatörlük kurarak Ülkeyi yönetir.
 
    Türkiye'de de 1961 Anayasasının verdiği özgürlük ortamı, her ne kadar 1977 1 Mayıs kanlı katliam ile bitse de, toplumda yarattığı infial, hakim sınıfların ve uluslararası sermayenin keyfini kaçırmıştır. 
 
      Hele hele tüm dünyada olduğu gibi ülke aydınlarının, devrimcilerinin bir direniş şarkısı olan Çav Bella, Gündoğdu Marşı, Enternasyonal, Ankara'nın taşına bak, Venceremos günden güne sokaklarda, meydanlarda mırıldanılır olmuştu.
 
     Hatta 12 Mart 1971 Muhtırasını veren dönemin Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, "Toplumsal uyanış, ekonomik/siyasal gelişmeyi aştı", diyerek, darbenin gerekçesini açıklıyor ve toplumdaki sol/sosyalist uyanışın yarattığı kaygıyı ifade ediyordu.
 
      Siyasette ve toplumda gerilim gün geçtikçe artıyordu. Bir 25 Nisan 1979 sabahı, alınan kararla Ülkede sıkıyönetim ilan ediliyordu. 
     Süreçte yaşananlar nedense hep sol/ sosyalist kesime fatura ediliyor, Süleyman Demirel bile, özellikle 1978-1979 dönemindeki sağ-sol çatışmaları denilen süreci, sağcı kesimleri kayırarak;
 
   "Bana sağcılar ve milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz", diyecek kadar ileri gidiyordu.
      Her ne kadar darbeciler, darbenin gerekçesini sağ-sol çatışmaları, artan siyasi cinayetler deseler de, yaşanan ekonomik kriz, siyasi istikrarsızlık ve devlet otoritesini zayıflatmış, 24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Kararları ile de, Türkiye ithal ikameci ekonomik modele geçiş sağlamıştır.  
 
    Maalesef 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi, bu ekonomik ve siyasi kararların işçi sınıfı ve sendikaların direnciyle karşılaşmamış, demokratik olmayan bir ortamda uygulanabilmesi için gerekli olan disiplin ve otoriteyi sağlanmıştır.
 
    Her ne kadar darbe öncesi dönemde yaşananları "örtülü iç savaş" ortamı, 6 Eylül 1980'de MSP Lideri Necmettin Erbakan'ın Konya Kudüs Mitingi, ordunun yapacağı askeri darbenin gerekçesi sayılsa da, o zamanların ABD'nin Türkiye Masası Şefi olan CIA ajanı Paul Henze'nin, ABD Başkanı Jimmy Carter'a 12 Eylül 1980 Askeri Darbesini;
   "Our boys did it" (Bizim çocuklar işi becerdi/yaptı) diye haber verdiği söylenmektedir. Bu ve benzer bilgiler, yapılan darbenin de ABD'nin bilgisi veya desteği dahilinde gerçekleştiğine dair en önemli kaynaklardan biri olarak Türkiye siyasi tarihindeki yerini almıştır. 
 
     Gerek 1961 Anayasasının toplum nezdinde sağladığı hak ve özgürlükler, örgütlenme/sendika/dernek hakları, gerekse de dünyada da yaşanan ekonomik bunalım, ülkemizi de etkilemiş, özellikle ABD ve emperyalizmin uzun vadeli planlarının devreye girmesi için 24 OCAK Ekonomik İstikrar Kararları uygulamaya konulmuştur.
 
     Bir insanın günlük yaşamından ülkede, dünyada yaşananlara yapılan kısa bir yolculuktu bu.
 
     Sahiden neydi ya o özlü söz ya da Atasözü:
     "Birinci hatam şansım, ikincisi Allah'tan, üçüncüsü ise benim suçum/ salaklığımdandır". 
      Türkiye, Avrupa'da Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) ve TÜİK verilerine göre yoksulluk ya da sosyal dışlanma riski en yüksek olan ülke konumunda, nüfusun yaklaşık %21 ila %30'luk bir kesimi bu risk altında yaşamaktadır. 
 
    Dünya genelinde ise yoksulluk, ekonomik eşitsizlik ve refah seviyesi ölçümleri gelir dağılımı, enflasyon, kişi başı milli gelir gibi kriterlere göre yapılmaktadır. 
     Buna göre Ülkemiz, Eurostat raporlarında, yoksulluk riski oranı en yüksek Avrupa ülkesi;
 
   Dünya Sefalet Endeksi/ Misery Index'de de İşsizlik, enflasyon ve faiz gibi göstergelerin birleşimiyle oluşan endekste Türkiye, dünya genelinde ilk sıralarda;
     Hele hele Gelir Dağılımı ve Göreceli Yoksulluk değerlendirilmesinde TÜİK verilerine göre bile gelirin %60 baz alınarak yapılan göreceli yoksulluk hesaplamalarına göre Türkiye'de her 10 kişiden yaklaşık 2'si yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır.
 
      Dünya'nın en güzel toprakları üstünde yaşayıp, hala bunları görmüyor isek, daha neleri yaşayacağımızı siz düşünün.
    Gerek kişiler olarak, gerek toplum olarak hatta ülkeyi yönetenler ya da yönetime aday olanlar hatalarının neresindedirler, sizce?
     Bilen, duyan, fark eden var mı!
 
  (Yaşanan öyküler son!..)
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergalerisi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
startup ekosistemi, kura çek