İbrahim Uysal
Köşe Yazarı
İbrahim Uysal
 

Zamanla Neler Nasıl Değişiyor -1

(Genelde bilgi notu sonda olur ama ben baştan koyayım. Bu yazı dizisi, 1976, 77, 78 1 Mayısları ile ilgili anı ve 12 Eylül 80 Darbesi ve Faşizmim Avrupa yıllarına ilişkin olacaktır. Sabrı olanlara Teşekkürler.)   Zamanla Neler Nasıl Değişiyor -1    Hani, insanın kanın bir başka aktığı, yaşama farklı baktığı zamanlar olur ya, demek ki o yıllar benim ve bizim arkadaşların kanlarının farklı aktığı, yüreklerinin farklı çarptığı dönemlermiş.         Delikanlılık yılları.      Evet ya, yaşayanını bilirim de, bileni bilmeyeni bilemem.          DELİKANLILIK, çocukluk çağından çıkıp cesur, dürüst, sözünün eri, güvenilir kişi olma yolundaki mert kişilere, biraz da övgü ile "adam gibi adam" adamsın anlamında söylenen sözdür.       Nisanın son haftası, Beytepe sırtlarında ağaçların yeni yeni filizlendiği, parkalarda çiçekler açmaya başladığı, servislerden fakültelere, öğleyin yemekhaneye salına salına gidildiği günlerde, küçük el ilanlarının elden ele dolaştığı, gruplar arası fısıldaşmalar ile bir hareketliliğin başladığı günlerdi.        Yıl 1976, İstanbul Taksim Meydanına 1 MAYIS kutlamalarına gidilecek, gidecekler otobüsler için listelere isimlerini yazdırsınlar deniliyordu. Harçlıklardan hemen tasarruf edip, otobüs paraları ve yol masraflarını hazırlamak gerekiyordu.       O yıllar, Ankara İstanbul arası otobüs ile 8- 10 saat.  İstanbul'a sabah erkenden varıp, Anadolu yakasında otobüsten inip, oradan da Taksim'e vapur ile gitmek için, sabahın köründe orada olmak gerekdi.        Akşam üstü otobüslere bindik, yolda şarkılar, marşlar derken gece yarısı yol kenarındaki Bolu dinlenme tesislerinde bir mola, orada yeme içme ve zorunlu ihtiyaç gidermeler ve sabahın kötünde HAREM Otobüs terminali.         Dosdoğru Harem Arabalı Vapur iskelesine, oradan da İstiklal Caddesi ve Sıraselviler caddesi, derken Taksim meydanı.      Hava güzel, her şey güzel, kalabalık coşkulu. Her yönden şarkılar, türküler ve marşlar söyleyerek gelen binler, apartman pencerelerinden alkışlar, kapı önlerinde ellerinde sürahiler ile su dağıtan insanlar.        Taksim meydanı tıklım tıklım dolmuştu, kürsüden konuşmalar, ellerde flamalar, şarkılar, türküler, marşlar derken gün öğleden sonra olmuş, olayın heyecanı yavaş yavaş kaybolmuş, Ankara'ya gidene kadar, Harem Otogarında buluşulmak üzere herkes özgürdü.        Eeee öğrenci olsak da İstanbul'a, hele boğaza gelip de, balık ekmek yememek olur mu!..       Heyecan, yorgunluk derken yine akşam bindik otobüslere ve sabah Ankara'dayız. Oradan da bir şey yokmuş gibi Tunus Caddesindeki Beytepe otobüslerine binip, derslere.      Gazetelerde Taksim Meydanı ve 1 Mayıs gösteri ile ilgili övgüden geçilmiyor, gidenler ballandıra ballandıra yaşananları anlatıyordu.         Bu güzel anılar gidenlerde ayrı bir tat, gitmeyenlerde ayrı bir tat ve özlemle beklenip durdu bir yıl.      Eeeee bu kadar güzel yaşananlardan sonra işçiler, emekçiler, solcular, devrimciler çok mutlu olurken, iktidarlar bundan rahatsız olmaz mı!..       Başladı öğrenciler arası çatışmalar. Beytepe'de Ülkücüler ve Akıncılar sayıca az idi ama arkalarında koskoca Sadettin Yüzbaşıları vardı.       Bahar geçti, okullar tatil oldu, memleketler gittik.    (1977 1 Mayısında buluşmak üzere)
Ekleme Tarihi: 03 Mayıs 2026 -Pazar

Zamanla Neler Nasıl Değişiyor -1

(Genelde bilgi notu sonda olur ama ben baştan koyayım. Bu yazı dizisi, 1976, 77, 78 1 Mayısları ile ilgili anı ve 12 Eylül 80 Darbesi ve Faşizmim Avrupa yıllarına ilişkin olacaktır. Sabrı olanlara Teşekkürler.)
 

Zamanla Neler Nasıl Değişiyor -1

 
 Hani, insanın kanın bir başka aktığı, yaşama farklı baktığı zamanlar olur ya, demek ki o yıllar benim ve bizim arkadaşların kanlarının farklı aktığı, yüreklerinin farklı çarptığı dönemlermiş. 
 
     Delikanlılık yılları.
     Evet ya, yaşayanını bilirim de, bileni bilmeyeni bilemem.  
 
     DELİKANLILIK, çocukluk çağından çıkıp cesur, dürüst, sözünün eri, güvenilir kişi olma yolundaki mert kişilere, biraz da övgü ile "adam gibi adam" adamsın anlamında söylenen sözdür.
 
    Nisanın son haftası, Beytepe sırtlarında ağaçların yeni yeni filizlendiği, parkalarda çiçekler açmaya başladığı, servislerden fakültelere, öğleyin yemekhaneye salına salına gidildiği günlerde, küçük el ilanlarının elden ele dolaştığı, gruplar arası fısıldaşmalar ile bir hareketliliğin başladığı günlerdi.
 
     Yıl 1976, İstanbul Taksim Meydanına 1 MAYIS kutlamalarına gidilecek, gidecekler otobüsler için listelere isimlerini yazdırsınlar deniliyordu. Harçlıklardan hemen tasarruf edip, otobüs paraları ve yol masraflarını hazırlamak gerekiyordu.
 
    O yıllar, Ankara İstanbul arası otobüs ile 8- 10 saat.  İstanbul'a sabah erkenden varıp, Anadolu yakasında otobüsten inip, oradan da Taksim'e vapur ile gitmek için, sabahın köründe orada olmak gerekdi.
 
     Akşam üstü otobüslere bindik, yolda şarkılar, marşlar derken gece yarısı yol kenarındaki Bolu dinlenme tesislerinde bir mola, orada yeme içme ve zorunlu ihtiyaç gidermeler ve sabahın kötünde HAREM Otobüs terminali. 
 
     Dosdoğru Harem Arabalı Vapur iskelesine, oradan da İstiklal Caddesi ve Sıraselviler caddesi, derken Taksim meydanı.
     Hava güzel, her şey güzel, kalabalık coşkulu. Her yönden şarkılar, türküler ve marşlar söyleyerek gelen binler, apartman pencerelerinden alkışlar, kapı önlerinde ellerinde sürahiler ile su dağıtan insanlar.
 
     Taksim meydanı tıklım tıklım dolmuştu, kürsüden konuşmalar, ellerde flamalar, şarkılar, türküler, marşlar derken gün öğleden sonra olmuş, olayın heyecanı yavaş yavaş kaybolmuş, Ankara'ya gidene kadar, Harem Otogarında buluşulmak üzere herkes özgürdü.
 
     Eeee öğrenci olsak da İstanbul'a, hele boğaza gelip de, balık ekmek yememek olur mu!..
      Heyecan, yorgunluk derken yine akşam bindik otobüslere ve sabah Ankara'dayız. Oradan da bir şey yokmuş gibi Tunus Caddesindeki Beytepe otobüslerine binip, derslere.
     Gazetelerde Taksim Meydanı ve 1 Mayıs gösteri ile ilgili övgüden geçilmiyor, gidenler ballandıra ballandıra yaşananları anlatıyordu. 
 
     Bu güzel anılar gidenlerde ayrı bir tat, gitmeyenlerde ayrı bir tat ve özlemle beklenip durdu bir yıl.
     Eeeee bu kadar güzel yaşananlardan sonra işçiler, emekçiler, solcular, devrimciler çok mutlu olurken, iktidarlar bundan rahatsız olmaz mı!..
      Başladı öğrenciler arası çatışmalar. Beytepe'de Ülkücüler ve Akıncılar sayıca az idi ama arkalarında koskoca Sadettin Yüzbaşıları vardı.
      Bahar geçti, okullar tatil oldu, memleketler gittik. 
 
(1977 1 Mayısında buluşmak üzere)
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergalerisi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
startup ekosistemi