İbrahim Uysal
Köşe Yazarı
İbrahim Uysal
 

Yanlış Nerede Başladı -3

Bu arada değinmeden geçmeyelim, 12 Mart 1971 Muhtırasının ardından, partiler üstü teknokrat hükûmetler kuruluyor ve CHP'li bazı isimler de bu hükûmetlerde (Nihat Erim başbakanlığındaki 33. Hükûmet gibi) görev almışlardır.        KARANLIK TÜNELİN UCU ARALANIYOR 12 EYLÜL SÜRECİ (1980-1990)         12 Eylül Askeri Darbe süreci, Demokrasinin üstünden buldozer gibi geçer ve CHP dahil tüm siyasi parti ve organizasyonlar 16 Ekim 1981’de kapatılır ve mallarına hazine tarafından el konulur.         Avrupa ve Dünya Ülkelerinden gelen baskılar sonucunda, İlk başta Erdal İnönü Başkanlığında Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) ve Necdet Calp Başkanlığında Halkçı Parti (HP) gibi partiler kurulur, daha sonra da, bunlar birleşerek Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) oluşturulur, Erdal İnönü ve Murat Karayalçın da partide Genel Başkanlık yapmışlardır.       Rahşan Ecevit başkanlığında 1985'de Demokratik Sol Parti (DSP) kurulmuş, Bülent Ecevit  de 1987'de ve 1989'dan 2004'e kadar Genel Başkanlığı sürdürmüştür.       Kapatılan CHP, 1992'de Deniz Baykal liderliğinde yeniden açılmış; Baykal Liderliğindeki CHP ile Ecevit Liderliğindeki DSP arasın yaşanan rekabet sonucunda, solun bölünmesine yol açılmıştır.         Deniz Baykal'ın Genel Başkan olduğu CHP içinde, "30'lar Hareketi" gibi muhalif bir klik ortaya çıkmıştır.  Parti içinde çok siyasi ve ideolojik olmasa da kişiler ve bölgeler bağlamında ayrışmalar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bir kumpas sonunda Deniz Baykal'ın CHP Genel başkanlığından ayrılmasından sonra, CHP yeni bir siyasi sürecin içine girmiştir.         Baykal'dan sonra 2010'larda parti, geleneksel devletçi çizgiden ziyade merkez sağdan da oy almayı hedefleyen ve çeşitli toplumsal grupları ("Helalleşme" politikaları vb.) kapsayan bir siyasi sürece evrilmiştir.        "Helalleşme", Kemal Kılıçdaroğlu'nun başlattığı siyasi bir adımdır. Amacı, Türkiye'de geçmişte devlet veya parti uygulamaları nedeniyle mağduriyet yaşadığı düşünülen (28 Şubat, Varlık Vergisi mağdurları, Roboski olayları vb) kesimlerle barışmayı, önyargıları kırmayı ve geçmişin acılarıyla yüzleşmeyi amaçlayan bir toplumsal uzlaşı politikası olarak tanımlanmaktadır.       EKREM İMAMOĞLU FAKTÖRÜ       Ekrem İmamoğlu'nun siyasi geçmişi, 1992'de Babası gibi Turgut Özal hayranlığı ile Anavatan Partisi (ANAP) üyesi olarak başlar. Trabzon'un Cevizli köyünde doğan İmamoğlu, merkez sağ kökenli bir aileden gelmektedir.         İmamoğlu, ANAP'tan ayrıldıktan sonra, 16 Eylül 2009'da CHP Merkez Yürütme Kurulu tarafından CHP Beylikdüzü İlçe Başkanlığı'na atanır, 15 Temmuz 2013'te de CHP Beylikdüzü İlçe Başkanlığı görevinden istifa eder ve 2014 Türkiye yerel seçimlerine CHP'nin Beylikdüzü Belediye Başkanı seçilir.           Türkiye genelinde 31 Mart 2019'da gerçekleştirilen yerel seçimlerde, CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan  adayı olur ama YSK ve AKP örgütü arasında yaşanan kargaşa, sorun ve itirazlar sebebiyle sorunlar yaşansa da, yeniden oy sayım işlemlerinin 17 Nisan 2019 tarihinde tamamlanmasıyla Ekrem İmamoğlu İBB Başkanı seçilir.         İmamoğlu'nun İBB Başkanı sıfatı ile elde ettiği başarı, mevcut iktidardakileri rahatsız etmiştir, 2023 yılı Cumhurbaşkanlığı seçimlerini Kemal Kılıçdaroğlu'nun kaybetmesinden sonra, CHP'nin iki güçlü CB adayı ortaya çıkmıştır; Ankara B.B Mansur Yavaş ve İBB başkanı Ekrem İmamoğlu. Ne yazık ki, CHP gibi kökleri anti emperyalist bir mücadeleden gelen sosyal demokrat bir parti, kendi ilke ve ideolojisine uygun bir adayı sahaya sürememiştir.         Kemal Kılıçdaroğlu,4 Kasım 2023'te Partide değişim, Türkiye'de değişim, Devlette değişim sloganı ile yürüttüğü Genel Başkanlık kampanyasını, özellikle İstanbul delegelerinin oyları ile kaybetmiş, yapılan kurultayda Özgür Özel, CHP'nin 8. Genel Başkanı seçilmiştir.       Özgür Özel Dönemi denilen 2023 sonrası süreçte, parti içi ideolojik ve nesilsel bir "değişim" süreci yaşanarak; CHP, Avrupa tipi sosyal demokrat ve demokratik entegrasyonu savunan bir ideolojik bir parti olacak denilse de, özellikle de hem parti içi siyasi olmayan kliklerin çekişmesi, hem de AKP iktidarının yönettiği süreçler sebebiyle, CHP'de taşlar yerinden oynamıştır.        Özellikle yerel yönetimlerde bir çok büyük şehir ve ilçenin CHP'li başkanlarca ele geçirilmesinden sonra, genel iktidarı elinde bulunduran AKP ve CB Erdoğan, yönetimin zaaflarından yararlanarak bir sonraki seçim sürecini belirlemeye çalışmaktadır.         Hem genel hem de yerel iktidarı elinde bulunduranlar çok iyi bilmektedirler ki, SİYASETİN FİNANSMANI KAMUDUR, siyasetin finansmanının kamu olmaktan çıkartılıp, kazanılan makam ve mevkilerin de bir zenginleşme aracı olması engellenmedikçe, ne bugün yaşananların arkası gelir ne de ülkede yolsuzluk ve soygun düzeni sona erer.     Neyi neresinden tutarsan elinde kalıyor, ne günlere geldik, ne günlere kaldı isek.        Hani ormanda yolunu kaybeden Alis, bir yol ayrımında rastladığı tavşana sorar, hangi yoldan gideyim. Alis yanıt verir, bilmiyorum.         Tavşan da Alis'e döner der ki, nereye gideceğini bilmiyor isen, hangi yoldan gideceğinin ne önemi olur!..      Evet, ülke olarak, ülkenin aydınlık yüzlü insanları olarak hepimizi öyle bir kavşağa getirip, yolumuzu kilitlediler ki, hangi yoldan gidersen git, çıkış yok.        Çünkü, ne yolun tarifi var ne de yolunda gideceğinin bir rotası.         Yazıyı baştan sona bir kez düşünür iseniz, koskoca CHP'nin geçtiği yolları bir düşünün, gelinen noktada "ÇIKIŞ" denilenlerin gösterdiği yollara bir bakın. Yazık!..        Tomalar, sıkılan sular ile ıslananlar, cop yiyerek canları acıyanlar, evlerde televizyonları başında için için içleri yanan analar, babalar.         68 kuşağı, 78 kuşağı, 1976, 1977 1 mayısları, onca acı ve emek bütün bu günler için mi çekilmiştir. Ne öncünün bir ilkesi, ne de önderin bir ideolojisi var.           Ve kulaklarımda hep o Cem Karaca'nın şarkısı, NEREYE PAYİDAR, NEREYE, "... yokuş bayır demesen de/ Dere tepe düz gitsen de .. ... Şefle iyi geçinsen de/ Bugun için sevilsen de ..... Seninkiler direnişte/ Bir sen yoksun içlerinde ... ... Gönlün yoksa ezilmeye/ Sen de katıl direnişe/ İşçilerle, işçilerle ,işçilerle elele/ Nereye payidar nereye."      Çözümü neredeyse imkansız, içinden çıkılması çok güç ya da saçma bir durumla karşılaşıldığında söylenen bir deyimdir, her ne kadar benim de saçlarım dökülse, kel olsam da, "Tut kelin perçeminden" diye.        Bütün olanlardan sonra yaşadıklarımıza son söz, TUT KELİN PERÇEMİNDEN!.. ,
Ekleme Tarihi: 29 Mayıs 2026 -Cuma

Yanlış Nerede Başladı -3

Bu arada değinmeden geçmeyelim, 12 Mart 1971 Muhtırasının ardından, partiler üstü teknokrat hükûmetler kuruluyor ve CHP'li bazı isimler de bu hükûmetlerde (Nihat Erim başbakanlığındaki 33. Hükûmet gibi) görev almışlardır.
 
     KARANLIK TÜNELİN UCU ARALANIYOR 12 EYLÜL SÜRECİ (1980-1990)
 
      12 Eylül Askeri Darbe süreci, Demokrasinin üstünden buldozer gibi geçer ve CHP dahil tüm siyasi parti ve organizasyonlar 16 Ekim 1981’de kapatılır ve mallarına hazine tarafından el konulur. 
 
     Avrupa ve Dünya Ülkelerinden gelen baskılar sonucunda, İlk başta Erdal İnönü Başkanlığında Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) ve Necdet Calp Başkanlığında Halkçı Parti (HP) gibi partiler kurulur, daha sonra da, bunlar birleşerek Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) oluşturulur, Erdal İnönü ve Murat Karayalçın da partide Genel Başkanlık yapmışlardır.
 
    Rahşan Ecevit başkanlığında 1985'de Demokratik Sol Parti (DSP) kurulmuş, Bülent Ecevit  de 1987'de ve 1989'dan 2004'e kadar Genel Başkanlığı sürdürmüştür.
 
    Kapatılan CHP, 1992'de Deniz Baykal liderliğinde yeniden açılmış; Baykal Liderliğindeki CHP ile Ecevit Liderliğindeki DSP arasın yaşanan rekabet sonucunda, solun bölünmesine yol açılmıştır. 
 
     Deniz Baykal'ın Genel Başkan olduğu CHP içinde, "30'lar Hareketi" gibi muhalif bir klik ortaya çıkmıştır.  Parti içinde çok siyasi ve ideolojik olmasa da kişiler ve bölgeler bağlamında ayrışmalar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bir kumpas sonunda Deniz Baykal'ın CHP Genel başkanlığından ayrılmasından sonra, CHP yeni bir siyasi sürecin içine girmiştir.
 
      Baykal'dan sonra 2010'larda parti, geleneksel devletçi çizgiden ziyade merkez sağdan da oy almayı hedefleyen ve çeşitli toplumsal grupları ("Helalleşme" politikaları vb.) kapsayan bir siyasi sürece evrilmiştir.
 
     "Helalleşme", Kemal Kılıçdaroğlu'nun başlattığı siyasi bir adımdır. Amacı, Türkiye'de geçmişte devlet veya parti uygulamaları nedeniyle mağduriyet yaşadığı düşünülen (28 Şubat, Varlık Vergisi mağdurları, Roboski olayları vb) kesimlerle barışmayı, önyargıları kırmayı ve geçmişin acılarıyla yüzleşmeyi amaçlayan bir toplumsal uzlaşı politikası olarak tanımlanmaktadır.
 
    EKREM İMAMOĞLU FAKTÖRÜ
 
    Ekrem İmamoğlu'nun siyasi geçmişi, 1992'de Babası gibi Turgut Özal hayranlığı ile Anavatan Partisi (ANAP) üyesi olarak başlar. Trabzon'un Cevizli köyünde doğan İmamoğlu, merkez sağ kökenli bir aileden gelmektedir. 
 
     İmamoğlu, ANAP'tan ayrıldıktan sonra, 16 Eylül 2009'da CHP Merkez Yürütme Kurulu tarafından CHP Beylikdüzü İlçe Başkanlığı'na atanır, 15 Temmuz 2013'te de CHP Beylikdüzü İlçe Başkanlığı görevinden istifa eder ve 2014 Türkiye yerel seçimlerine CHP'nin Beylikdüzü Belediye Başkanı seçilir.  
 
      Türkiye genelinde 31 Mart 2019'da gerçekleştirilen yerel seçimlerde, CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan  adayı olur ama YSK ve AKP örgütü arasında yaşanan kargaşa, sorun ve itirazlar sebebiyle sorunlar yaşansa da, yeniden oy sayım işlemlerinin 17 Nisan 2019 tarihinde tamamlanmasıyla Ekrem İmamoğlu İBB Başkanı seçilir. 
 
     İmamoğlu'nun İBB Başkanı sıfatı ile elde ettiği başarı, mevcut iktidardakileri rahatsız etmiştir, 2023 yılı Cumhurbaşkanlığı seçimlerini Kemal Kılıçdaroğlu'nun kaybetmesinden sonra, CHP'nin iki güçlü CB adayı ortaya çıkmıştır; Ankara B.B Mansur Yavaş ve İBB başkanı Ekrem İmamoğlu. Ne yazık ki, CHP gibi kökleri anti emperyalist bir mücadeleden gelen sosyal demokrat bir parti, kendi ilke ve ideolojisine uygun bir adayı sahaya sürememiştir. 
 
     Kemal Kılıçdaroğlu,4 Kasım 2023'te Partide değişim, Türkiye'de değişim, Devlette değişim sloganı ile yürüttüğü Genel Başkanlık kampanyasını, özellikle İstanbul delegelerinin oyları ile kaybetmiş, yapılan kurultayda Özgür Özel, CHP'nin 8. Genel Başkanı seçilmiştir.
 
    Özgür Özel Dönemi denilen 2023 sonrası süreçte, parti içi ideolojik ve nesilsel bir "değişim" süreci yaşanarak; CHP, Avrupa tipi sosyal demokrat ve demokratik entegrasyonu savunan bir ideolojik bir parti olacak denilse de, özellikle de hem parti içi siyasi olmayan kliklerin çekişmesi, hem de AKP iktidarının yönettiği süreçler sebebiyle, CHP'de taşlar yerinden oynamıştır.
 
     Özellikle yerel yönetimlerde bir çok büyük şehir ve ilçenin CHP'li başkanlarca ele geçirilmesinden sonra, genel iktidarı elinde bulunduran AKP ve CB Erdoğan, yönetimin zaaflarından yararlanarak bir sonraki seçim sürecini belirlemeye çalışmaktadır. 
 
     Hem genel hem de yerel iktidarı elinde bulunduranlar çok iyi bilmektedirler ki, SİYASETİN FİNANSMANI KAMUDUR, siyasetin finansmanının kamu olmaktan çıkartılıp, kazanılan makam ve mevkilerin de bir zenginleşme aracı olması engellenmedikçe, ne bugün yaşananların arkası gelir ne de ülkede yolsuzluk ve soygun düzeni sona erer.
    Neyi neresinden tutarsan elinde kalıyor, ne günlere geldik, ne günlere kaldı isek.
 
     Hani ormanda yolunu kaybeden Alis, bir yol ayrımında rastladığı tavşana sorar, hangi yoldan gideyim. Alis yanıt verir, bilmiyorum. 
 
     Tavşan da Alis'e döner der ki, nereye gideceğini bilmiyor isen, hangi yoldan gideceğinin ne önemi olur!..
     Evet, ülke olarak, ülkenin aydınlık yüzlü insanları olarak hepimizi öyle bir kavşağa getirip, yolumuzu kilitlediler ki, hangi yoldan gidersen git, çıkış yok. 
      Çünkü, ne yolun tarifi var ne de yolunda gideceğinin bir rotası.
 
      Yazıyı baştan sona bir kez düşünür iseniz, koskoca CHP'nin geçtiği yolları bir düşünün, gelinen noktada "ÇIKIŞ" denilenlerin gösterdiği yollara bir bakın. Yazık!.. 
      Tomalar, sıkılan sular ile ıslananlar, cop yiyerek canları acıyanlar, evlerde televizyonları başında için için içleri yanan analar, babalar. 
 
     68 kuşağı, 78 kuşağı, 1976, 1977 1 mayısları, onca acı ve emek bütün bu günler için mi çekilmiştir. Ne öncünün bir ilkesi, ne de önderin bir ideolojisi var.  
 
      Ve kulaklarımda hep o Cem Karaca'nın şarkısı, NEREYE PAYİDAR, NEREYE, "... yokuş bayır demesen de/ Dere tepe düz gitsen de .. ... Şefle iyi geçinsen de/ Bugun için sevilsen de ..... Seninkiler direnişte/ Bir sen yoksun içlerinde ... ... Gönlün yoksa ezilmeye/ Sen de katıl direnişe/ İşçilerle, işçilerle ,işçilerle elele/ Nereye payidar nereye."
     Çözümü neredeyse imkansız, içinden çıkılması çok güç ya da saçma bir durumla karşılaşıldığında söylenen bir deyimdir, her ne kadar benim de saçlarım dökülse, kel olsam da, "Tut kelin perçeminden" diye. 
 
    Bütün olanlardan sonra yaşadıklarımıza son söz, TUT KELİN PERÇEMİNDEN!.. ,
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergalerisi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
startup ekosistemi, kura çek