Biraz da kırsal kesimin, taşranın çocuğu olmaktanmıdır nedir, Anadolu'nun gün görmüşlerinin özlü sözlerini, atasözlerini pek sever ve bir başka değer veririm.
Anadolu'da derler ki, "Bir elin nesi var, iki elin sesi var", "Birlikten kuvvet doğar" gibi sözlerin yanında bir de "Kardeş, kardeşin ne onduğunu, ne de güldüğünü ister" gibi, azıcık yürek sızlatan sözleri de vardır.
İşte toplumsal yaşam böyle bir şeydir, acısıyla tatlısıyla yaşanır gider.
Nereden mi geldim böyle bir konuya, anlatayım; genellikle Mayıs ve Haziran ayları vukuatlıdır bizim yurdumuzda, acısıyla tatlısıyla, son yıllara gelindiğinde de buna bir de Temmuz eklendi, iyisiyle kötüsüyle.
Bilindiği üzere bu yıl 7-8 Temmuz 2026 günleri arasında Başkent Ankara'da NATO'nun devlet ve hükûmet başkanlarının, güvenlik konularında resmî kararlar aldığı 36. NATO zirve toplantısı yapıldı.
Gerekliliği, gereksizliği, bu kadar masraf niye ki tartışmaları bir yana, olan ve yapılan şey, en azından ülke tanıtımına, eski bir Turizm Bakanlığı bürokratı olarak baya katkısı olduğu kesindir.
Elbette ki yapılan masraflar, bazı uygulamalar daha iyisi, daha ekonomik olanı şöyle yapılabilirdi diye tartışılabilir ama uygulama / yönetimin başında olanlar böyle uygun bulmuşlar, yaptılar ve geldi geçti; bunlar elbette ki fikri, önerisi olanlarca tartışılabilir ama bazılarının kurumsal bağlılık açısından yerli yerinde olmayan sanal ortamdaki bir kısım paylaşımları beni rahatsiz etti.
Yok efendim, bu toplantı"Külliyede değil de, Çankaya Köşkü'nde yapılsaymış, bu kadar başarılı olmazmış"!...
Neden!...
Bürokratik yaşamı yurtiçi, yurtdışı tanıtım toplantılarında (Kültür ve Turizm Bakanlığı) geçmiş, bir de yine bu sürecin önemli bir kısmını Cumhurbaşkanlığı Çankaya yerleşkesinde geçirmiş birisi olarak elbetteki iki kelam etmek de bana düşer.
Cumhurbaşkanlığı Çankaya Köşkü, Çankaya Yerleşkesi içinde yer alır ve Mustafa Kemal Atatürk'ün ve 1923-2014 yılların arasında Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmiş Cumhurbaşkanlarının yaşadığı, çalıştığı bir yerdir.
Halen,Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yılları anılarının belge ve binalarıyla yaşadığı bu yerleşke, sıradan bir yer değildir; Afgan Kralından, Bill Clinton'a kadar onlarca yabancı devlet adamı (1998 75.yıl kutlamalarında aynı anda 15'e yakın devlet başkanı) buralarda ağırlanmıştır.
Atatürk Müze Köşkü olarak adlandırılan yapı, Cumhurbaşkanlığı kompleksi içindeki ilk yapıdır. Pembe Köşk, yabancı devlet adamlarının ağırlandığı Camlı Köşk, Başyaverlik Binası ve Cumhurbaşkanlarının çalışma ofislerinin de bulunduğu Yönetim binası, lojman, ek üniteler ve hatıra fidanları ile dolu bir yerleşkedir.
Cumhurbaşkanları Mustafa Kemal Atatürk (1923-1938), İsmet İnönü (1938-1950), Celal Bayar (1950-1960), Cemal Gürsel (1960-1966, Cevdet Sunay (1966-1973, Fahri Korutürk (1973-1980) Kenan Evren (1982-1989), Turgut Özal (1989-1993), Süleyman Demirel (1993-2000), Ahmet Necdet Sezer (2000-2007), Abdullah Gül (2007-2014), Recep Tayyip Erdoğan (29 Ekim 2014'e kadar) bu sürelerde Cumhurbaşkanlığı Çankaya Köşkü'nde yaşamışlar ve görevlerini sürdürmüşlerdir.
Resmi olarak Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ya da Cumhurbaşkanlığı Sarayı, olarak anılan yeni yerleşke, 2012 yılında yapımına başlanmış ve 29 Ekim 2014'te Türkiye'nin 91. kuruluş yıldönümünde açılmıştır.
Çalıştığım kurum olarak her ikisini de az çok bilen, içine girmiş birisi olarak, her iki yapı da dönemlerinin gereksinimlerini karşılayacak şekillerde yapılmış ve hizmet de vermektedirler.
Eski bir kurum çalışanı olarak, Külliye'ye gittiğim zaman giriş kapısından alınan bir araç ile ilgili birimlere yeraltı tünellerinden geçip, lüks ve refah oda ve koridorlar elbette ki beni de mutlu etmektedir.
Tabi insanın aklına memleketinizin resmi bir birim ya da kurumundan gelen talepler için, resmi bir araç ile yine resmi bir kuruma gittiğiniz aracın yakıt masraflarını da cebinizden ödediğiniz, belge/ makbuzlarını da klasörlerde depoda sakladığınız aklınıza gelince de azıcık acılı tebessüm etmediğimi de söylemeden geçmeyeyim.
Tabi sayın Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer'in, ve üst yönetimdeki Sayın K. Nehrozoğlu, Sayın B. Serim gibi bizlerin de davetli, davetsiz misafirlerimize ikram ettiğimiz çay-kahve-yemeklerin bedellerini de maaşımızdan ödediğimiz de, bugün kimlerin umurunda, bilmem ki!..
Olayları ve yaşananları ülkenin o günkü koşullarına, yöneticilerin yönetim anlayışlarına, yurttaşların seçimlerine göre, bu işin doğruluğu ya da yanlışlığından öte bir şekilde değerlendirmek gerek sanırım.
O yüzden Cumhurbaşkanlığı Çankaya Köşkü de bizim, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi/Sarayı da bizim. İyi ki bu ülkede bunlar var, iyi ki de her ikisini de görmüş, yaşamışım.
Bugün konuştuğumuz şey, ataların "At ölür, meydan kalır, Yiğit ölür namı kalır" sözünün özetidir, kişiler gider, kurumlar kalıcıdır.
Yaşasın Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ve dönemin önderlerinin kurduğu TÜRKİYE CUMHURİYETİ!..