İbrahim Uysal
Köşe Yazarı
İbrahim Uysal
 

Başka Bir Gürkut Acar

İnsan, öyle şeyler yaşıyor ki, bazen bundan mutluluk duyması mı gerekir yoksa biraz hüzünlenmesi mi, anlayamıyor vesselam. Korkuteli Lisesi bitmiş, her ne kadar köyünde hali vakti yerinde bir ailenin büyük oğlu olsan da çiftçilik yapacak olsan bile bir Üniversite okuyacaksın; o yüzden üniversite tercihleri yapıyorsun ama duydukların ile.   Ben de öyle bir tercih yapmışım ki, benden daha düşük puanı olanlar bile bir yerlere yerleşmiş, ben açıktayım. Eeee yaz, güz günü köylerde işler birbirini izler, harman, hasat, çeç, ambarlara buğday, samanlıklara saman doldurmak, say say iş bitmez.   Bir yandan çok umursamasam da bir yandan da TRT radyosunun gece saat 23'de yayınladığı üniversitelerin açık kontenjanlarını dinliyorum. Bir gece radyodan bir duyuru "Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi" öğrenci arıyor.   Hemen işi gücü bırakıp, anadan babadan bir tomar para alıp Antalya'ya gidiyorum ama Fırat Üniversitesi, nerede ki? Tabi o günler Cumhuriyet Meydanı'nın yakınlarındaki TÖB-DER'E gidiyor ve Fırat Üniversitesini soruyorum, bilen yok, "sen Adana'ya bir git" diyorlar. Yakınlarındaki askeri tesislerdekilere de soruyorum, onlar da bilmiyor.   Neyse, bu uzun hikaye, önceleri de anlatmıştım. Meğer Fırat Üniversitesi Elazığ'da imiş. Gittik ve önce ön kayıt, sonra da kesin kayıt yaptırdık, bir aya yakın da okuduk ama önce bıçak, sonra tabanca namluları sırtımıza dayanınca her ne kadar CHP'nin bir dönemler önemli isimlerinden Güler Tanyolaç'ın eşi Atilla Hocam gitme dese de dekan ile görüşüp, belgeleri alıp, fakülteden ayrılıp, Antalya'ya döndüm.   Derken bir süre sonra Topçularda, Antalya İnşaat açıldı. Bu kez de ona kayıt yaptırdım. Temel dersler Topçularda, teknik resim gibi dersleri de Konyaaltı Caddesinde Endüstri Meslek Lisesinde, çarşamba ve perşembe günleri idi. Ben de Perşembe günü gidiyordum. Okul baya zevkli gidiyordu, bir çarşamba günü ben Topçularda derste iken, Çarşamba giden solcular ile sağcılar kavga ediyorlar ve sağcı öğrenciler dövülüyor.   Perşembe teknik resim dersleri öğleden sonra, biz sabahtan diğer dersler için Topculardayız. İlk derse girdik, birden kapı açıldı içeriye polisler girdi ve ellerinde 11 kişilik bir isim listesi, içinde ben de varım; gerekçe bir gün önceki kavga, ben burada dersteyim desem de, derdini mahkemede anlatırsın dediler ve soluğu önce karakolda, sonra da mahkemede aldık.   Hakime ben dersteyim, imzam bile var desem de, hakim ya da savcı anımsamıyorum, "Antalyayı teröristlere yuva yaptırmayacağım" dedi ve beni salondan dışarı çıkardı. Yivli Minarenin karşısında, bugün yerinde yeller esen bir binada hizmet veriyordu adliye ve geniş bir balkonu vardı. Balkonda kapıda bir polis var ve diğer arkadaşlar ile üç beş ettikten sonra, polise ben gideyim, ifademi verdim dedim, polis haklı olarak alaycı bir tavır ile "nereye gidiyorsun, tutuklandın, anlamadın mı" deyip, bir saat sonra da yine bugün yerinde yeller esen Antalya Merkez Kapalı Cezaevine iki büklüm girince dünya kaç köşe bucak anlamıştım.   Neyse ki orada da Babamı tanıyanlar vardı, hatta koğuş Ağası Göçeri Amcamın kıyağını hiç unutmam ve bana hediye ettiği yün yastığı da hala saklarım. Gelelim Gürkut Ağabeyli günlere.   Biz tutuklanınca o günlerin TÖB-DER'İ, CHP Antalya il örgütü ayağa kalktı ve dört gün sonra yapılacak dava için Av Gürkut ACAR'A vekaletler verdik. Okuldan alınan derste olduğuma ilişkin imza yazısı mahkemeye sunuldu ve öğleden sonra da Cezaevine getirildik ve hepimiz serbest bırakıldık.   Bu süreç, Av Gürkut Acar diye başlasa da, o hep bir Ağabey idi. Sonraki yıllarda da denk geldiği yerde görüşür ve o günleri anardık. Sonra Ankara'ya Milletvekili olarak gelince de görüşür, dertleşirdik.   O Milletvekili, Antalya'dan gelen tayin, bazı resmi kurumlar ile işler onu o kadar yorardı ki, bazı işleri sana angarya gönderiyorum diye bana pas ederdi. Ankara'da bürokraside olmanın bir avantajı, bürokrasi ile siyasi olaylar dışında içli dışlı olunmasıdır. Her zaman bir arkadaşın, bir tanıdığın rica edeceğin bir yerlerde olur.   Tedavisi sürecinde Ankara'da olduğu zamanlarda biraz da doktorların hoşgörüsü ile uzaktan da selamlaşırdık. Yaşam umudunu hiç kaybetmemişti ama bu dünyada her şeyin bir başlangıcı olduğu gibi, bir de sonu vardı. Ne diyelim be Gürkut Ağabey, seni sonsuzluğa uğurlayalı bir yıl olmuş.   Güzel anıların, yaşamımıza dokunuşların bizlerde hep yaşayacak. Seni hep seveceğiz ve özleyeceğiz güzel insan.
Ekleme Tarihi: 14 Temmuz 2026 -Salı

Başka Bir Gürkut Acar

İnsan, öyle şeyler yaşıyor ki, bazen bundan mutluluk duyması mı gerekir yoksa biraz hüzünlenmesi mi, anlayamıyor vesselam.
Korkuteli Lisesi bitmiş, her ne kadar köyünde hali vakti yerinde bir ailenin büyük oğlu olsan da çiftçilik yapacak olsan bile bir Üniversite okuyacaksın; o yüzden üniversite tercihleri yapıyorsun ama duydukların ile.
 
Ben de öyle bir tercih yapmışım ki, benden daha düşük puanı olanlar bile bir yerlere yerleşmiş, ben açıktayım. Eeee yaz, güz günü köylerde işler birbirini izler, harman, hasat, çeç, ambarlara buğday, samanlıklara saman doldurmak, say say iş bitmez.
 
Bir yandan çok umursamasam da bir yandan da TRT radyosunun gece saat 23'de yayınladığı üniversitelerin açık kontenjanlarını dinliyorum. Bir gece radyodan bir duyuru "Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi" öğrenci arıyor.
 
Hemen işi gücü bırakıp, anadan babadan bir tomar para alıp Antalya'ya gidiyorum ama Fırat Üniversitesi, nerede ki? Tabi o günler Cumhuriyet Meydanı'nın yakınlarındaki TÖB-DER'E gidiyor ve Fırat Üniversitesini soruyorum, bilen yok, "sen Adana'ya bir git" diyorlar. Yakınlarındaki askeri tesislerdekilere de soruyorum, onlar da bilmiyor.
 
Neyse, bu uzun hikaye, önceleri de anlatmıştım. Meğer Fırat Üniversitesi Elazığ'da imiş. Gittik ve önce ön kayıt, sonra da kesin kayıt yaptırdık, bir aya yakın da okuduk ama önce bıçak, sonra tabanca namluları sırtımıza dayanınca her ne kadar CHP'nin bir dönemler önemli isimlerinden Güler Tanyolaç'ın eşi Atilla Hocam gitme dese de dekan ile görüşüp, belgeleri alıp, fakülteden ayrılıp, Antalya'ya döndüm.
 
Derken bir süre sonra Topçularda, Antalya İnşaat açıldı. Bu kez de ona kayıt yaptırdım.
Temel dersler Topçularda, teknik resim gibi dersleri de Konyaaltı Caddesinde Endüstri Meslek Lisesinde, çarşamba ve perşembe günleri idi. Ben de Perşembe günü gidiyordum.
Okul baya zevkli gidiyordu, bir çarşamba günü ben Topçularda derste iken, Çarşamba giden solcular ile sağcılar kavga ediyorlar ve sağcı öğrenciler dövülüyor.
 
Perşembe teknik resim dersleri öğleden sonra, biz sabahtan diğer dersler için Topculardayız. İlk derse girdik, birden kapı açıldı içeriye polisler girdi ve ellerinde 11 kişilik bir isim listesi, içinde ben de varım; gerekçe bir gün önceki kavga, ben burada dersteyim desem de, derdini mahkemede anlatırsın dediler ve soluğu önce karakolda, sonra da mahkemede aldık.
 
Hakime ben dersteyim, imzam bile var desem de, hakim ya da savcı anımsamıyorum, "Antalyayı teröristlere yuva yaptırmayacağım" dedi ve beni salondan dışarı çıkardı.
Yivli Minarenin karşısında, bugün yerinde yeller esen bir binada hizmet veriyordu adliye ve geniş bir balkonu vardı. Balkonda kapıda bir polis var ve diğer arkadaşlar ile üç beş ettikten sonra, polise ben gideyim, ifademi verdim dedim, polis haklı olarak alaycı bir tavır ile "nereye gidiyorsun, tutuklandın, anlamadın mı" deyip, bir saat sonra da yine bugün yerinde yeller esen Antalya Merkez Kapalı Cezaevine iki büklüm girince dünya kaç köşe bucak anlamıştım.
 
Neyse ki orada da Babamı tanıyanlar vardı, hatta koğuş Ağası Göçeri Amcamın kıyağını hiç unutmam ve bana hediye ettiği yün yastığı da hala saklarım.
Gelelim Gürkut Ağabeyli günlere.
 
Biz tutuklanınca o günlerin TÖB-DER'İ, CHP Antalya il örgütü ayağa kalktı ve dört gün sonra yapılacak dava için Av Gürkut ACAR'A vekaletler verdik. Okuldan alınan derste olduğuma ilişkin imza yazısı mahkemeye sunuldu ve öğleden sonra da Cezaevine getirildik ve hepimiz serbest bırakıldık.
 
Bu süreç, Av Gürkut Acar diye başlasa da, o hep bir Ağabey idi. Sonraki yıllarda da denk geldiği yerde görüşür ve o günleri anardık. Sonra Ankara'ya Milletvekili olarak gelince de görüşür, dertleşirdik.
 
O Milletvekili, Antalya'dan gelen tayin, bazı resmi kurumlar ile işler onu o kadar yorardı ki, bazı işleri sana angarya gönderiyorum diye bana pas ederdi.
Ankara'da bürokraside olmanın bir avantajı, bürokrasi ile siyasi olaylar dışında içli dışlı olunmasıdır. Her zaman bir arkadaşın, bir tanıdığın rica edeceğin bir yerlerde olur.
 
Tedavisi sürecinde Ankara'da olduğu zamanlarda biraz da doktorların hoşgörüsü ile uzaktan da selamlaşırdık. Yaşam umudunu hiç kaybetmemişti ama bu dünyada her şeyin bir başlangıcı olduğu gibi, bir de sonu vardı.
Ne diyelim be Gürkut Ağabey, seni sonsuzluğa uğurlayalı bir yıl olmuş.
 
Güzel anıların, yaşamımıza dokunuşların bizlerde hep yaşayacak.
Seni hep seveceğiz ve özleyeceğiz güzel insan.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergalerisi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
startup ekosistemi, kura çek