Mitomani
Yaşam
(İHA) - İhlas Haber Ajansı |
02.01.2021 - 19:05, Güncelleme:
02.01.2021 - 19:05 6054+ kez okundu.
Mitomani
Mitomani
Günlük yaşantıda, hemen hemen herkes ufak da olsa yalana başvuruyor. Koşullar gereği, durumu kurtarmak için iyi niyetle de olsa yalanlar söylenebiliyor. Bazı durumlarda, doğruyu söylemekten kaçınabiliyoruz. Kimseye zararı olmayan yalanlar söyleyebiliyoruz. Özellikle sosyal medyadaki paylaşımlar, gerçeğimizi ne kadar yansıtıyor? Başka bir örnekle; ilk tanışmada ne kadar kendimiz olabiliyoruz? Olduğumuz gibi görünebiliyor muyuz? Bu unsurlar, kendimize olan saygının ve samimiyetimizin yitirilmemesi açısından çok önemlidir.
Bu gibi durumlar zararsız gibi görünen yalanlar olsa da, işin rengi şöyle değişiyor;
Karşılığı olsun ya da olmasın sürekli yalan konuşarak işlerini yapan ya da yaptırmaya çalışan, yalanlar üzerine sosyal ilişkiler kuran bir insanın kurduğu sahte bir hayat ne kadar devam edebilir? Kişi bir süre sonra, kime ne yalan söylediğini unutur. Etrafındaki insanlar durumu anladığında, değeri gün geçtikçe azalır. Hatta herkes tarafından düzenbaz ya da üçkağıtçı olarak adlandırılır. Bu, bir insanın başına gelebilecek en kötü durumdur. Çünkü insanlık gereği, bu hayatta herkes sevilmek, sayılmak ister. Hatta kendi karakterini ve farkını ortaya koymak için çabalar, kendini geliştirir. Bunların yerine, sahtekar olarak nitelendirilmek, yaşarken ölmek gibi bir şeydir. Öz saygı, yerini güvensizliğe bırakır. İnsan git gide yalnızlaşır.
Daha önce dinlediğim bir programda anlatılan Jean Claude Romand'ın yaşantısı beni dehşete düşürmüştü. Günlerdir etkisinden çıkamamıştım.
Jean Claude Romand bir mitomandı.
Yalan söyleme hastalığı olan Romand, ailesine ve arkadaşlarına sürekli yalanlar söylüyordu. Herkes onun doktor olduğunu zannediyordu. Başarı ile bitirdiğini söylediği Tıp Fakültesi'nde sadece kaydı bulunuyordu. İkinci sınıftan sonra hiçbir sınava katılmamıştı. Herkese Dünya Sağlık Örgütü'nde çalıştığını söylüyordu. Ancak örgütte ismi bile yoktu. Evli olan Romand' ın ayrıca bir sevgilisi de vardı. Sevgilisinin biriktirdiği tüm paraları fon hesabında değerlendireceğini söyleyerek harcıyordu. Bir nevi geçimini bu şekilde sağlıyordu. Sevgilisi paraları isteyince onu öldürmeye kalktı. Söylediği yalanlardan dolayı psikolojisi fazlasıyla bozulan Romand, önce anne ve babasını sonra karısı ve çocuklarını öldürdü. Evini yaktı. En sonunda müebbet hapis cezası aldı.
Mitomani
Gözlemlediğim kadarıyla, her konuda olduğu gibi yalan konuşma alışkanlığı da çocuk yaşta yetiştirilme tarzı ya da travmalara dayanabiliyor. Anne babasından ya da yetiştirilen büyükleri tarafından gördüğü baskılar, yapılan suçlamalar, çocuğu yalan söylemeye itebiliyor. Korku duygusuyla birlikte çocuk sürekli yalan konuşmaya ihtiyaç duyuyor. Küçük yaştan itibaren söylenen yalanlar, masum gibi görünse de, yetişkinlik döneminde alışkanlık haline geldiğinde hayatımızı mahvedebilir.
Bu nedenle çocuğa ilk olarak öğretilmesi gereken; sonucu ne olursa olsun dürüst davranması gerektiğidir. İsteyerek ya da istemeden yapılan hataların tüm sorumluluğunun üstlenilmesi gerektiğidir. Böylece, insanların gözündeki değeri bitmeyecek, en önemlisi de kendisine olan saygısı sarsılmayacaktır.
Hepinize yalansız mutlu bir yaşam dilerim.
Ceren Büyükyarın
Mitomani
Günlük yaşantıda, hemen hemen herkes ufak da olsa yalana başvuruyor. Koşullar gereği, durumu kurtarmak için iyi niyetle de olsa yalanlar söylenebiliyor. Bazı durumlarda, doğruyu söylemekten kaçınabiliyoruz. Kimseye zararı olmayan yalanlar söyleyebiliyoruz. Özellikle sosyal medyadaki paylaşımlar, gerçeğimizi ne kadar yansıtıyor? Başka bir örnekle; ilk tanışmada ne kadar kendimiz olabiliyoruz? Olduğumuz gibi görünebiliyor muyuz? Bu unsurlar, kendimize olan saygının ve samimiyetimizin yitirilmemesi açısından çok önemlidir.
Bu gibi durumlar zararsız gibi görünen yalanlar olsa da, işin rengi şöyle değişiyor;
Karşılığı olsun ya da olmasın sürekli yalan konuşarak işlerini yapan ya da yaptırmaya çalışan, yalanlar üzerine sosyal ilişkiler kuran bir insanın kurduğu sahte bir hayat ne kadar devam edebilir? Kişi bir süre sonra, kime ne yalan söylediğini unutur. Etrafındaki insanlar durumu anladığında, değeri gün geçtikçe azalır. Hatta herkes tarafından düzenbaz ya da üçkağıtçı olarak adlandırılır. Bu, bir insanın başına gelebilecek en kötü durumdur. Çünkü insanlık gereği, bu hayatta herkes sevilmek, sayılmak ister. Hatta kendi karakterini ve farkını ortaya koymak için çabalar, kendini geliştirir. Bunların yerine, sahtekar olarak nitelendirilmek, yaşarken ölmek gibi bir şeydir. Öz saygı, yerini güvensizliğe bırakır. İnsan git gide yalnızlaşır.
Daha önce dinlediğim bir programda anlatılan Jean Claude Romand'ın yaşantısı beni dehşete düşürmüştü. Günlerdir etkisinden çıkamamıştım.
Jean Claude Romand bir mitomandı.
Yalan söyleme hastalığı olan Romand, ailesine ve arkadaşlarına sürekli yalanlar söylüyordu. Herkes onun doktor olduğunu zannediyordu. Başarı ile bitirdiğini söylediği Tıp Fakültesi'nde sadece kaydı bulunuyordu. İkinci sınıftan sonra hiçbir sınava katılmamıştı. Herkese Dünya Sağlık Örgütü'nde çalıştığını söylüyordu. Ancak örgütte ismi bile yoktu. Evli olan Romand' ın ayrıca bir sevgilisi de vardı. Sevgilisinin biriktirdiği tüm paraları fon hesabında değerlendireceğini söyleyerek harcıyordu. Bir nevi geçimini bu şekilde sağlıyordu. Sevgilisi paraları isteyince onu öldürmeye kalktı. Söylediği yalanlardan dolayı psikolojisi fazlasıyla bozulan Romand, önce anne ve babasını sonra karısı ve çocuklarını öldürdü. Evini yaktı. En sonunda müebbet hapis cezası aldı.
Mitomani
Gözlemlediğim kadarıyla, her konuda olduğu gibi yalan konuşma alışkanlığı da çocuk yaşta yetiştirilme tarzı ya da travmalara dayanabiliyor. Anne babasından ya da yetiştirilen büyükleri tarafından gördüğü baskılar, yapılan suçlamalar, çocuğu yalan söylemeye itebiliyor. Korku duygusuyla birlikte çocuk sürekli yalan konuşmaya ihtiyaç duyuyor. Küçük yaştan itibaren söylenen yalanlar, masum gibi görünse de, yetişkinlik döneminde alışkanlık haline geldiğinde hayatımızı mahvedebilir. Bu nedenle çocuğa ilk olarak öğretilmesi gereken; sonucu ne olursa olsun dürüst davranması gerektiğidir. İsteyerek ya da istemeden yapılan hataların tüm sorumluluğunun üstlenilmesi gerektiğidir. Böylece, insanların gözündeki değeri bitmeyecek, en önemlisi de kendisine olan saygısı sarsılmayacaktır. Hepinize yalansız mutlu bir yaşam dilerim. Ceren Büyükyarın
Hibya Haber Ajansı (HHA), Beyaz Haber Ajansı (BHA), Igfa Haber Ajansı (IGF) ve diğer ajanslar tarafından eklenen tüm haberler, sitemizin editörlerinin müdahalesi olmadan ajans kanallarından çekilmektedir. Bu haberlerde yer alan hukuki muhataplar haberi geçen ajanslar olup sitemizin hiç bir editörü sorumlu tutulamaz...
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.