Bastırılmış Duygular
Bastırılmış Duygular
Benim gibi herkes merak ediyor. Erdoğan bu kadar kitleyi nasıl peşinden sürüklüyor?
Dün ak dediğine bu gün kara demesine rağmen nasıl kendisini alkışlatabiliyor? Bu kadar "Yolsuzluk", hukuksuzluk, ahlaksızlık ayyuka çıkmasına rağmen bu nasıl bir siyasi dokudur ki bu kadar kitle neden hala Erdoğan’ın peşinden gidiyor? Bu başarıyı ülkenin siyasi yapısının büyük çoğunluğunu oluşturan merkez sağ, islamcı, milliyetçi kitleye ya da muhafazakar seçmene bağlamanın yeterli olmadığını düşünüyorum. Bu seçmen kitlesinin ikna edilmesini sadece yol ve köprüye bağlamak da doğru olmaz. Bunu sadece lider ya da ekip başarısı, sevgi, güven, inanma, menfaat, makarna kömür ya da cehaletle açıklamanın yeterli olmadığı kanaatindeyim. Üç yerel seçim, beş genel seçim, iki halk oylaması ve bir Cumhurbaşkanlığı seçimini öyle ya da böyle kazanmış bir liderden bahsediyoruz. Beğenin ya da beğenmeyin bu bir siyasi başarıdır.
Bu başarıyı sanırım Erdoğan'ın hitap ettiği kesime kullandığı dilde aramak lazım.
Erdoğan’ı takip eden kitlenin (oy anlamında) yelpazesine bakıldığında, okumamışından, profesörüne kadar, açlıktan nefesi kokandan yandaş zenginlerine kadar geniş bir kitle var. Yelpaze bu kadar geniş olunca bu kitlenin temel ortak özelliği olmalıdır.
Sanırım bu kitlenin ortak özelliği Bastırılmış Duygular.
Çünkü Erdoğan, hitap ettiği kitlenin bastırılmış duygular 'ına tercüman oluyor. Nedir derseniz o bastırılmış duygular… Ezilmişlik. İnsanlar dikkate alınmak istiyor. Kendisi gibi sokak ağzı ile konuşmasını istiyor. Karşısındakinde kendisini görmek istiyor. Muhattap alınmak istiyor. Çünkü aşağıda Erdoğan için sıralanan inanılması güç sözler, bu kadar saçmalık, aymazlık, ahlaksızlık başka türlü açıklanamaz. Bazılarında tapınma seviyesine varmışsa Erdoğan aşkı toplumca şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gerekir. İşte o inanılması güç sözler. "Ak Partli olmak, Başbakanımıza nikah ile bağlı olmaktır." "Sayın Erdoğan emretsin oniki yıllık yuvamı yıkar, üç çocuğumun gözünün yaşına bakmam." ‘’.ötünün kılıyık.’’ "Başbakana dokunmak ibadettir." ‘’Erdoğan anamın üstünde yakalansa .rospuluk anamdadır." ‘’İstesin cariyesi olurum." "Onun çıktığı televizyon yere konmaz." "Başbakan ikinci peygamber gibidir." ‘’Son peygamber." ‘’Allah’ın tüm vasıflarını üzerinde toplamış lider.’’ "Erdoğanı halife olarak tanıyor ve biat ediyorum." "Şanlıurfa'ya bahar gelmiş. Başbakanımızı karşılamak üzere tarih de coğrafya da kıyama kalkıyor." "Başbakanımızı Allah bizim başımıza nasip ettiği için her gün iki rekat şükür namazı kılmalıyız." "Tayyibi üzmek Allah'ı üzmektir." "Recep Tayyip Erdoğan Allah'ın yeryüzündeki gölgesidir." "Tayyip Erdoğan Türkiye'nin ilebet ezeli ve ebedi başkanıdır." "Bunaldın mı önce Allah'a sonra O'na sığın." "Başbakanımızın boku bile mis kokar." "Erdoğan benim atam." "Erdoğan'ı gördükçe aşık oldum, böyle bir ilahi aşk iki erkek arasında olabiliyor." Seviyesine varmışsa hitaplar... Bunlar sadece cehalet ve ya yalakalıkla açıklanacak sözler yada davranışlar değildir. Kendinden geçmiş, akıl ve ahlak boyutunu aşmışsa davranışlar sözler, toplum bilimci ve psikologlarca analiz edilmelidir bu durum. Turnusol kağıdı kimyada kullanılan bir ayıraçtır. Turnusol, asit ile temas ettiğinde kırmızı, baz ile temas ettiğinde mavi renk verir. İşte bu kesim de Erdoğan ile bastırılmış duygularını ele veriyor, ortaya çıkarıyor. Aslında Erdoğan kendi kesiminin turnusol kağıdı gibi maskesini düşürüyor. Ezilmişliklerinin, bastırılmış duygularının tercümanı oluyor.
Talha Kumcu
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.