Başkaldıran İnsan

Yazarlar 15.04.2019 - 21:04, Güncelleme: 05.05.2024 - 00:33 31129+ kez okundu.
 

Başkaldıran İnsan

Albert Camus deneme türünde yazdığı “Başkaldıran İnsan” adlı kitabında diyor ki: “Başkaldıran insan, “hayır” diyen insandır…
Başkaldıran İnsan - Başkaldırının kendisidir, ama ılımlı ve insani boyutlarda. Başkaldıran insan, adalete ve doğruluğa vurgundur; mitoslardan, gurur, horlanma ve kanın romantik baş döndürmelerinden uzak durur…” ***   Tarihte ilk köle direnişini Spartacus başlattı… Bir savaşta Romalılara esir düştükten sonra gladyatör okuluna satılan bir Trakya’lıydı… Bir süre gladyatör eğitimi aldıktan sonra, liderlik özelliğinin de katkısıyla, 73 arkadaşıyla birlikte kaçmayı başardı… Kölelik düzenine “başkaldırmak” kafasındaki tek düşünceydi… Bunun için kölelerin örgütlenmesi gerektiğine inanıyordu… Kısa sürede sayıları 200 kişiye ulaşmıştı… Başkaldırıyı bastırmak için gelen Roma’lı askerleri bir gece baskınıyla yok etmişlerdi… Bu zafer sonrası Spartacus’ün adı ülkenin dört bir yanına yayıldı… Çevresinde toplananlar çığ gibi büyüdü, 40 bin kişiye ulaştı… Roma’lılara karşı iki zafer daha kazandı… Başkaldırının tüm İtalya’yı saracağının farkına varan Roma’lılar, M.Ö 71’de Spartacus güçlerini darmadağın ettiler… Savaş o denli kanlı oldu ki, Spartacus’ün cesedi tanınamaz haldeydi… (Kimi kaynaklara göre cesedi bulunamamıştı…) Köle olmaktansa ölmeyi seçmişti… Roma’lılar köle düzeninin yıkılması tehlikesi nedeniyle o denli kin dolmuştu ki, esir aldıkları 6 bin köleyi Appia yolu boyunca çarmıha germişti… Esirleri onar metre arayla çarmıha gerdilerse 60 km boyunca çarmıh… Hayal etmesi bile ürkütücü…! ***  Spartacus, sahip olduğu liderlik özelliklerine karşın, okuma-yazma bilmiyordu… Lider olmak için sadece zeki olmak, iyi bir dövüşçü ya da iyi bir stratejist olmak yetmezdi… Yaklaşık 20 asır sonra tüm dünyaya başkaldıran bir lider ortaya çıkacaktı… Sadece zeki değildi… Sadece askeri deha değildi… Dört dil biliyordu… 4 binin üzerinde kitap okumuştu… Albert Camus’un deyimiyle “adalete ve doğruluğa vurgun”du… Askeri zaferlerini; ilmek ilmek işleyerek kurduğu ekonomik ve sosyal devrimlerle süslemişti… Tüm etnik grupları “Türk Milleti” adı altında birleştirmiş ve ulusal bir ruh yaratmıştı… Halkın sevgilisi olmuştu…  Fabrikalar, okullar, sağlık hizmetleri, ulaşım, laiklik… Emperyalistlere ilk şamarı vuran ve ezilen ulusların örnek aldığı yenilmez bir dünya lideri doğmuştu… Adı Mustafa Kemal Atatürk’tü… Kurduğu ülkeye çağ atlatıyordu… O artık gerçek bir dünya lideriydi… ***   Aradan 100 yıla yakın bir süre geçti… Yozlaşmaların doruğa ulaştığı, yolsuzlukların ve adam kayırmanın ayyuka çıktığı, din bezirgânlarının amip gibi çoğaldığı, 100 yıl önce işletmeye açılan tesislerin birer birer satılmaya başlandığı, toplumda kutuplaşmanın dayanılmaz hale geldiği bir dönemde bir kişi çıktı ve bu düzene demokratik olarak “başkaldırdı”. Atatürk’ün çizdiği yolda milyonlarca kişiyi bağrına bastı, milyonlar da onunla birlikte “başkaldırdı”… *** Kültürüyle, bilgisiyle, zekâsıyla, güler yüzüyle, birleştirici diliyle, sakinliğiyle, sanatsever kişiliğiyle, insanı ferahlatan o sıcacık güler yüzüyle Türkiye yeni bir lidere kavuşmuştur… Ne dersiniz? Ertuğrul Filizay Twitter @ErtugrulFilizay 
Albert Camus deneme türünde yazdığı “Başkaldıran İnsan” adlı kitabında diyor ki: “Başkaldıran insan, “hayır” diyen insandır…

Başkaldıran İnsan - Başkaldırının kendisidir, ama ılımlı ve insani boyutlarda. Başkaldıran insan, adalete ve doğruluğa vurgundur; mitoslardan, gurur, horlanma ve kanın romantik baş döndürmelerinden uzak durur…”

***

 

Tarihte ilk köle direnişini Spartacus başlattı…

Bir savaşta Romalılara esir düştükten sonra gladyatör okuluna satılan bir Trakya’lıydı… Bir süre gladyatör eğitimi aldıktan sonra, liderlik özelliğinin de katkısıyla, 73 arkadaşıyla birlikte kaçmayı başardı… Kölelik düzenine “başkaldırmak” kafasındaki tek düşünceydi… Bunun için kölelerin örgütlenmesi gerektiğine inanıyordu… Kısa sürede sayıları 200 kişiye ulaşmıştı… Başkaldırıyı bastırmak için gelen Roma’lı askerleri bir gece baskınıyla yok etmişlerdi… Bu zafer sonrası Spartacus’ün adı ülkenin dört bir yanına yayıldı… Çevresinde toplananlar çığ gibi büyüdü, 40 bin kişiye ulaştı… Roma’lılara karşı iki zafer daha kazandı… Başkaldırının tüm İtalya’yı saracağının farkına varan Roma’lılar, M.Ö 71’de Spartacus güçlerini darmadağın ettiler… Savaş o denli kanlı oldu ki, Spartacus’ün cesedi tanınamaz haldeydi… (Kimi kaynaklara göre cesedi bulunamamıştı…) Köle olmaktansa ölmeyi seçmişti… Roma’lılar köle düzeninin yıkılması tehlikesi nedeniyle o denli kin dolmuştu ki, esir aldıkları 6 bin köleyi Appia yolu boyunca çarmıha germişti… Esirleri onar metre arayla çarmıha gerdilerse 60 km boyunca çarmıh… Hayal etmesi bile ürkütücü…!

***

 Spartacus, sahip olduğu liderlik özelliklerine karşın, okuma-yazma bilmiyordu… Lider olmak için sadece zeki olmak, iyi bir dövüşçü ya da iyi bir stratejist olmak yetmezdi…

Yaklaşık 20 asır sonra tüm dünyaya başkaldıran bir lider ortaya çıkacaktı…

Sadece zeki değildi… Sadece askeri deha değildi… Dört dil biliyordu… 4 binin üzerinde kitap okumuştu… Albert Camus’un deyimiyle “adalete ve doğruluğa vurgun”du… Askeri zaferlerini; ilmek ilmek işleyerek kurduğu ekonomik ve sosyal devrimlerle süslemişti… Tüm etnik grupları “Türk Milleti” adı altında birleştirmiş ve ulusal bir ruh yaratmıştı… Halkın sevgilisi olmuştu…  Fabrikalar, okullar, sağlık hizmetleri, ulaşım, laiklik… Emperyalistlere ilk şamarı vuran ve ezilen ulusların örnek aldığı yenilmez bir dünya lideri doğmuştu… Adı Mustafa Kemal Atatürk’tü… Kurduğu ülkeye çağ atlatıyordu… O artık gerçek bir dünya lideriydi…

***

  Aradan 100 yıla yakın bir süre geçti… Yozlaşmaların doruğa ulaştığı, yolsuzlukların ve adam kayırmanın ayyuka çıktığı, din bezirgânlarının amip gibi çoğaldığı, 100 yıl önce işletmeye açılan tesislerin birer birer satılmaya başlandığı, toplumda kutuplaşmanın dayanılmaz hale geldiği bir dönemde bir kişi çıktı ve bu düzene demokratik olarak “başkaldırdı”. Atatürk’ün çizdiği yolda milyonlarca kişiyi bağrına bastı, milyonlar da onunla birlikte “başkaldırdı”…

***

Kültürüyle, bilgisiyle, zekâsıyla, güler yüzüyle, birleştirici diliyle, sakinliğiyle, sanatsever kişiliğiyle, insanı ferahlatan o sıcacık güler yüzüyle Türkiye yeni bir lidere kavuşmuştur… Ne dersiniz?

Ertuğrul Filizay Twitter @ErtugrulFilizay 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergalerisi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
startup ekosistemi, evden eve nakliyat