<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Haber, gündem, köşe yazıları için bizi takip edin!</title>
                      <link>https://www.habergalerisi.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.habergalerisi.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Türkiye ve Dünyadan son dakika haberleri, medya sponsorluğu, marmara haberleri, trakya haberleri, köşe yazıları, güncel, teknoloji, siyaset, haber, gündem.
</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Fri, 10 Apr 2026 14:49:10 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Haber, gündem, köşe yazıları için bizi takip edin! - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Haber, gündem, köşe yazıları için bizi takip edin!</copyright><item><title><![CDATA[Milli Marşımız 104 yaşında... Mehmet Akif'in devlet arşivlerindeki biyografisi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-milli-marsimiz-104-yasinda-mehmet-akifin-devlet-arsivlerindeki-biyografisi-136536.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-milli-marsimiz-104-yasinda-mehmet-akifin-devlet-arsivlerindeki-biyografisi-136536.html</link>
                    <description><![CDATA[104 yıl önce kabul edilen Milli Marşımız İstiklal Marşı ve bu marşın yazarı Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un hayatı hakkındaki bilinmeyenler...

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ BURSA (İGFA) - Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin milli marşı olan İstiklal Marşı’nın kabulünün üzerinden 104 yıl geçti.

Milli birlik ve beraberliğin yanı sıra bağımsızlığımızı anlatan İstiklal Marşı, Anadolu’da Millî Mücadele’nin devam ettiği sırada Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınmış ve 12 Mart 1921’de Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından milli marş olarak kabul edilmiştir.&nbsp; Bestesi Osman Zeki Üngör’e aittir. Orkestrasyonu Edgar Manas tarafından yapılmıştır.

İSTİKLAL MARŞI’NI TÜRK MİLLETİ’NE ARMAĞAN ETTİ

“Vatan Şairi” ve “Millî Şair” unvanları ile anılan Mehmet Akif Ersoy, 20 Aralık 1873 tarihinde İstanbul’un Fatih ilçesinin Karagümrük semti Sarıgüzel Mahallesi’nde dünyaya gelmiştir.

Mehmet Âkif, edebiyata olan ilgisini şiir yazarak ve edebiyat öğretmenliği yaparak sürdürdü. Resimli Gazete’de, Servet-i Fünûn dergisinde şiirleri ve yazıları yayımlandı. İstanbul’da bulunduğu sırada bakanlıktaki görevinin yanı sıra önce Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebinde (1906) kompozisyon (kitabet-i resmiye), sonra Çiftçilik Makinist Mektebinde (1907) Türkçe dersleri vermek üzere öğretmen olarak atandı.

II. Meşrutiyet ilan edildiğinde Mehmet Âkif, Umur-ı Baytariye Dairesi Müdür Muavini idi. II. Meşrutiyet döneminden itibaren Sırat-ı Müstakim (daha sonraki adıyla Sebilü’r-Reşad) dergisinin başyazarlığını yapmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında milletvekili olarak 1. TBMM’de yer almıştır.

Mehmet Akif Ersoy’un en önemli eseri olan “Safahat”, 7 kitaptan oluşmaktadır. 1911 yılında yazdığı birinci bölümde Osmanlı toplumunun meşrutiyet dönemini; 1912 yılında yazdığı “Süleymaniye Kürsüsünde” adlı ikinci kitapta, Osmanlı aydınlarını işlemiştir. 1913’de Safahat’ın üçüncü bölümü olan “Halkın Sesleri”ni ve 1914 yılında dördüncü bölüm “Fatih Kürsüsünde”yi yazdı. Ardından 1917 tarihli “Hatıralar” ve I. Dünya Savaşı hakkında görüşlerinin yer aldığı 1924 tarihli “Asım”ı yazdı. Son ve 7. bölüm olan “Gölgeler”i 1933 yılında yazdı. Şiirlerinin toplu olarak yer aldığı 7 kitaplık eserine “İstiklal Marşı”nı koymayarak bu eserini Türk Milleti’ne armağan etmişti.

Başlangıcı 1911 olan “Safahat”, 1933 yılında tamamlandı. Özmer Ziya Doğrul, Mehmet Akif Ersoy’un kitaplarına almadığı şiirlerini de ekleyerek eseri, 1943 yılında tekrar yayımladı. Ardından 1987 yılında M. Ertuğrul Düzdağ, eseri önceki baskıları arasındaki farkı gösteren yeni bir basımını yaptı. “Kur’an’dan Ayet ve Hadisler” ve “Mehmet Akif Ersoy’un Makaleleri” adlı çalışmaları da ölümünden sonra yayımlanmıştır.

İSTİKLAL MARŞI’NIN KABULÜ SÜRECİ…

Türk Kurtuluş Savaşı’nın başlarında, İstiklâl Harbi’nin milli bir ruh içerisinde kazanılması imkânını sağlamak amacıyla Maarif Vekaleti, 1921’de bir güfte yarışması düzenlemiş, söz konusu yarışmaya toplam 724 şiir katılmıştır. Kazanan güfteye para ödülü konduğu için önce yarışmaya katılmak istemeyen Burdur milletvekili Mehmet Âkif Ersoy, Maarif Vekili Hamdullah Suphi’nin ısrarı üzerine, Ankara’daki Taceddin Dergahı’nda yazdığı ve İstiklal Harbi’ni verecek olan Türk Ordusu’na hitap ettiği şiirini yarışmaya koymuştur. Yapılan elemeler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, bazı mebusların itirazlarına rağmen Mehmet Âkif’in yazdığı şiir coşkulu alkışlarla kabul edilmiştir. Mecliste İstiklâl Marşı’nı okuyan ilk kişi dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver olmuştur. Mehmet Âkif Ersoy İstiklâl Marşı’nın güftesini, şiirlerini topladığı Safahat’a dahil etmemiş ve İstiklâl Marşı’nın Türk Milleti’nin eseri olduğunu beyan etmiştir.

İSTİKLAL MARŞI SÖZLERİ

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…
Hakkıdır, hakk’a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va’dettigi günler hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri ‘toprak!’ diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arsa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk’a tapan, milletimin istiklal.

Mehmet Akif ERSOY

&nbsp;

Mehmet Akif’in ölümüyle ilgili bir gazete haberi (Cumhuriyet, 28 Aralık 1936).
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Milli Marşımız 104 yaşında... Mehmet Akif'in devlet arşivlerindeki biyografisi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 12 Mar 2025 07:26:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/12032025161013_a6123105cceb7b4f8596e5f7407d2b51.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/12032025161013_a6123105cceb7b4f8596e5f7407d2b51.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/12032025161013_a6123105cceb7b4f8596e5f7407d2b51.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İki önemli isimden Atatürk anlatımı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-iki-onemli-isimden-ataturk-anlatimi-77217.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-iki-onemli-isimden-ataturk-anlatimi-77217.html</link>
                    <description><![CDATA[8. Barış ve Sevgi Buluşmaları; Çardak Altı Sohbetleri’nden mezatlara, konserlerden spor turnuvalarına kadar pek çok renkli etkinliğe ev sahipliği yapmaya devam ediyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Beylikdüzü Belediyesi tarafından düzenlenen 8. Barış ve Sevgi Buluşmaları; Çardak Altı Sohbetleri’nden mezatlara, konserlerden spor turnuvalarına kadar pek çok renkli etkinliğe ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Edebiyat, kültür sanat, müzik ve siyaset gibi pek çok alanda önde gelen ismi İstanbullular ile bir araya getiren festivalin altıncı günü de, Gündüz Mezatı ile başladı. Her gün “Gelecek” temasıyla farklı bir konunun ele alındığı Çardak Altı Sohbetleri ise iki önemli ismi ağırladı. Dopdolu geçen günün devamında saatler 21.30’u gösterdiğinde Türk halk müziğinin sevilen ismi Hüseyin Turan, Yaşam Vadisi 6 Mayıs Gençliğimiz Var Sahnesi’nde yerini aldı. Oldukça keyifli geçen konserde sanatçıya plaket takdimini; Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, CHP Beylikdüzü İlçe Başkanı Turan Taşkın Özer, CHP Bahçelievler İlçe Başkanı Özgür Çelik ve Beylikdüzü Sivaslılar Derneği Yönetimi yaptı. Turan’a aynı zamanda Beylikdüzü Belediyesi’nin kent tarımını desteklemek için hayata geçirdiği Yaşam Bahçesi’nin mahsullerinden ve atalık tohumlardan oluşan bir sepet hediye edildi. İki önemli isimden Atatürk anlatımı dinliyoruz.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anlattılar 

Moderatörlüğünü Pelin Batu’nun üstlendiği Çardak Altı Sohbetleri beşinci gününde, ressam ve hat sanatçısı Etem Çalışkan ile tarihçi Sinan Meydan’ı konuk etti. “Gelecek ve Tarih” konulu söyleşi, vatandaşlar tarafından oldukça büyük bir ilgi ve beğeni topladı. Meşhur Atatürk tasviri ve Anıtkabir’de yaptığı çalışmalarla tanınan Etem Çalışkan, “Anıtkabir bir mezarlıktan ziyade bir müze değerindedir. Anıtkabir yapılırken, duvarları örülürken, taş ustaları çalışırken yaşamaya değerdi ve ben yaşadım. Anıtkabir’e hizmet etmek onurdur.” dedi. Entelektüel Atatürk’ü anlatan Sinan Meydan ise “Atatürk bir savaş dâhisi olmasının ötesinde bir barış dâhisidir. Aynı zamanda olağanüstü de entelektüel bir liderdir. Anıtkabir’e gittiğinizde Atatürk Kütüphanesi’ni göreceksiniz. Orada 4 bine yakın kitap var ve onlar Atatürk’ümüzün altını çizerek okuduğu kitaplar. Atatürk iyi bir okur olmasının yanı sıra iyi de bir yazardı. Okuduğu kadar pek çok da kitap yazmış. Atatürk, sadece devlet kuran büyük önder olmasının ötesinde gerçek bir entelektüel lider.” ifadelerini kullandı.

4 Eylül unutulmadı 

Festival kapsamında aynı zamanda, Sivas Kongresi’nin 102’inci yıldönümü ile 10. Dünya Sivaslılar Günü etkinliği düzenlendi. Yaşam Vadisi Çanakkale Rölyefi Atatürk Anıtı’na çelenk sunma töreni ile başlayan etkinliğe; Beylikdüzü Kaymakamı Mustafa Altınpınar, CHP İstanbul Milletvekili Dr. Ali Şeker, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, siyasi parti temsilcileri, Beylikdüzü Sivaslılar Derneği yönetimi ve vatandaşlar katılım sağladı. Manda ve himayenin reddedildiği ve Cumhuriyetin temellerinin atıldığı özel gün, günün anlam ve önemini anlatan resim sergisiyle taçlandı.

İki önemli isimden Atatürk anlatımı

Etkinlikte konuşma yapan Belediye Başkanı Çalık, “4 Eylül, Türkiye Cumhuriyeti’nin kırılma anlarından biridir. Bu ülke inşallah kurucu değerlerine bağlı evlatlar yetiştirir. 4 Eylülleri, 23 Nisanları, 19 Mayısları Beylikdüzü’nde anmaya ve anlatmaya devam edeceğiz.” dedi. Kaymakam Altınpınar ise “102 yıl önce Türk milleti ‘Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir’ şiarıyla bir araya geldi. Bu sebeple Sivas Kongresi, büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde gerçekleştirdiğimiz Kurtuluş Savaşı’nda çok önemli bir mihenk taşı olmuştur. Sivas kongre binasının bir kopyası olan kültür merkezinin ilçemize kazandırılmasında sürece doğrudan katkı veren Belediye Başkanımıza da çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[İki önemli isimden Atatürk anlatımı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 05 Sep 2021 13:28:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/iki-onemli-isimden-ataturk-anlatimi-132241-20221203.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/iki-onemli-isimden-ataturk-anlatimi-132241-20221203.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/iki-onemli-isimden-ataturk-anlatimi-132241-20221203.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Devletin Resmi Dili Türkçeydi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-devletin-resmi-dili-turkceydi-11158.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-devletin-resmi-dili-turkceydi-11158.html</link>
                    <description><![CDATA[Devletin Resmi Dili Türkçeydi TÜRK DİL DEVRİMİ  ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp; &nbsp;Birkaç yazıdır paylaştığımız bilgilerden de anlaşılacağı gibi, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda Türkçe tam bir bataklığın içindeydi.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;  &nbsp;&nbsp;&nbsp; Çinli bilge Konfiçyüs’e,’Bir milletin bütün yönetimi sana bırakılsaydı ilk önce ne yapardın? diye sorduklarında, ‘İlk önce dilini düzeltirdim. Çünkü dil düzgün olmayınca söylenmesi gereken söylenemez, söylenmesi gereken söylenemeyince yapılmak istenen anlaşılamaz ve yapılamaz, yapılmak istenen yapılmayınca gelenekler ve sanat geriler, gelenekler ve sanat gerileyince adalet yoldan çıkar, adalet yoldan çıkınca da halk çaresizlik içine düşer.’ yanıtını vermiştir. Konfiçyüs’ün sözleri toplumsal ilişkilerin dille olan zincirleme bağlantılarıyla ilgili yerinde bir değerlendirmedir.  &nbsp;&nbsp;&nbsp; İşte Atatürk de, Türkçenin bu hazin durumunun bazı yöneticilerin ve aydınların yüz yıllardan beri Türkçeye karşı duyarsız kalmalarından daha doğrusu dil bilinci eksikliğinden kaynaklandığını bildiği için, bu sorunu köklü bir çözüme kavuşturmanın kaçınılmaz olduğunu görmüştür. Üstelik Atatürk’ün dilin önemiyle ilgili görüşleri Konfiçyüs’ün değerlendirmesinden çok daha derindir. Çünkü Atatürk, dilin toplumsal ilişkiler açısından önemini bilmekle birlikte, dilin bir millet ve devlet için olmak ya da olmamak anlamına geldiğinin de bilincindeydi ve bu görüşünü şu tarihi sözlerle dile getirmiştir; ‘Bizim Balkanları terk edişimizin resmi tarihi 1912 Balkan Savaşı yenilgisidir. Ancak biz Balkanları, 100 yıl önce bu bölgelerde dil enstitüleri kurulduğunda fiili olarak kaybetmiştik’  &nbsp;

&nbsp;&nbsp;&nbsp; Devletin Resmi Dili Türkçeydi Ancak…

&nbsp;&nbsp; Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda devletin resmi dili Türkçeydi, ancak halkın anlamadığı bir Türkçe. Örneğin 3 Mart 1924 tarihinde eğitim birliğini sağlamak&nbsp;amacıyla çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Yasası’nın sadece 5. maddesinin yazılımına bakıldığında, fazla söz söylemeye bile gerek kalmaz; Madde 5 – Bu kanunun neşri tarihinden itibaren terbiye ve tedrisât-ı umumiye ile müştegil olup şimdiye kadar Müdafaa-i Milliye’ye merbut olan askeri rüşdi ve idadilerle Sıhhiye Vekâleti’ne merbut olan darüleytamlar, bütçeleri ve Heyet-i Talimiyeleri ile beraber Maarif Vekâleti’ne raptolunmuştur. Mezkûr rüşdi ve idadilerde bulunan heyet-i talimiyelerin cihet-i irtibatları âtiyen ait olduğu vekâletler arasında tahvil ve tanzim edilecek ve o zamana kadar orduya mensup olan muallimler orduya nispetlerini muhafaza edecektir. &nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu yazılımı bugün herhangi bir yurttaşımızın anlayabilmesi mümkün değildir, ancak o günkü Türk toplumu da anlayamıyordu.

Fuat DUYMAZ - Dil Giderse Ne Devlet Kalır Ne Milet-Kamer Yayınları 2.Baskı - Sayfa 97
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Devletin Resmi Dili Türkçeydi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Aug 2020 14:16:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/devletin-resmi-dili-turkceydi-132740-20221203.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/devletin-resmi-dili-turkceydi-132740-20221203.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/devletin-resmi-dili-turkceydi-132740-20221203.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Mustafa Kemal Şeyh Sunusi ve Ali Erbaş]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-mustafa-kemal-seyh-sunusi-ve-ali-erbas-11122.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-mustafa-kemal-seyh-sunusi-ve-ali-erbas-11122.html</link>
                    <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Mustafa Kemal Atatürk’e lanet okumanın ne anlama geldiğini bilmiyor mu?]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Mustafa Kemal Şeyh Sunusi ve Ali Erbaş &nbsp;Bilmiyor olamaz.&nbsp;İşte biz bu nedenle, Atatürk’ün İslâm dini ve dünyası için ne anlama geldiğini gösteren ilginç bir bilgiyi paylaşmak istiyoruz.&nbsp;&nbsp; &nbsp;

Mustafa Kemal, İtalyanlara karşı savaşmak için 1911 yılında, Gazeteci Mustafa Şerif adıyla Mısır üzerinden Libya’ya (Trablusgarp) geçmiş ve 22 Aralık 1911’de Tobruk Savaşı’nı kazanmıştır. 

Derne’de İtalyanların 16-17 Ocak 1912’deki hava saldırısında gözünden yaralanmış, bir ay tedavi gördükten sonra, 6 Mart 1912’de Derne komutanı olarak başarılı savunma savaşları yapmıştır. Ve İtalyanlar sahilde bir şerit dışında iç bölgelere girememişlerdir. 

Bu savaşlarda, Osmanlı ordusuyla birlikte, gönüllü Türk ve Arap direnişçiler de Mustafa Kemal’in komutasında savaşmışlardır.

Mustafa Kemal Şeyh Sunusi ve Ali Erbaş

&nbsp;&nbsp;&nbsp; Trablusgarp Savaşı’nda, Osmanlı Devleti’nin, 8 bini Osmanlı askeri, 20 bini yerli gönüllü olmak üzere, 28 bin kişilik bir kuvveti vardı. Osmanlı Devleti’nin savaştaki kayıplarının sayısı şöyledir; 4.500 şehit asker; 14.800 sivil şehit; 5.370 yaralı. &nbsp;&nbsp;&nbsp; 

İtalyanların kayıplarının sayısal durumu ise; 4 bin ölü, 6 bin yaralı, 600 kayıp &nbsp;&nbsp;&nbsp; 

Bu savaşlar sırasında Mustafa Kemal ile Arap direnişçilerin lideri olan ve İslâm dünyasının büyük saygı duyduğu Şeyh Sunusi arasında derin bir dostluk oluşmuştur. 

Şeyh Sunusi, silâh arkadaşlığı yaptığı ve büyük saygı duyduğu Atatürk’e el yazması küçük bir Kur’an da hediye etmiştir. &nbsp;&nbsp;&nbsp; 

Savaştan sonra Şeyh Sunusi, bir gece rüyasında Hz. Muhammed’i görmüş, koşup elini öpmek istediğinde, Hz. Muhammet ona sol elini uzatmıştır. Şeyh Sunusi, ‘Ya Resulullah, neden sağ elinizi vermediniz?’ diye sorduğunda, Hz Muhammet. ‘Sağ elimi, Ankara’da Mustafa Kemal’e verdim’ yanıtını vermiştir. &nbsp;&nbsp;&nbsp;

Şeyh Sunusi, bu rüyasını bir mektupla Atatürk’e bildirmiş, mektubu alan  Atatürk’ün gözleri dolmuş ve O da bir mektupla Şeyh Sunusi’yi Türkiye’ye davet etmiştir. Şeyh Sunusi halkın Atatürk’e destek olması için vaazlar vermiştir. &nbsp;&nbsp;

&nbsp; Kurtuluş Savaşı sonunda Atatürk, Büyük Millet Meclisi’nde Şeyh Sunusi onuruna bir davet vermiş ve şunları söylemiştir; ‘Bütün Alem-i İslâm’ın hürmet ve muhabbetini kazanmış olan bu mümtaz liderini, Başkanı olduğum Büyük Millet Meclisi adına hürmetle selâmlar ve davamıza gösterdikleri derin ilgi ve bizi bu yolda mücadeleye devam etmemiz için teşviklerinden dolayı minnetle anarız. Eşsiz mücadeleleriyle bizlere rehber olmuş Sunusileri de, kalbimizden gelen en büyük takdir duygularıyla alkışlarız’  Fuat DUYMAZ - Kimliğini Kaybeden Türkiye-Kamer Yayınları - Sayfa 31
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Mustafa Kemal Şeyh Sunusi ve Ali Erbaş - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 08 Aug 2020 14:09:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/mustafa-kemal-seyh-sunusi-ve-ali-erbas.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/mustafa-kemal-seyh-sunusi-ve-ali-erbas.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/mustafa-kemal-seyh-sunusi-ve-ali-erbas.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Birinci Türkoloji Kongresi Kararı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-birinci-turkoloji-kongresi-karari-10991.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-birinci-turkoloji-kongresi-karari-10991.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye’nin yazı devrimi yapmasının, diğer Türk toplulukları ile birlik sağlamak gibi bir de siyasi nedeni vardır. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Birinci Türkoloji Kongresi Kararı 1926 yılında Bakü’de yapılan ve Türkiye’yi temsilen Prof. Dr. Fuat Köprülü, Hüseyinzade Ali Bey ve Türkiye’de çalışmakta olan Macar&nbsp;Bilgin Mesaroş Yula’nın katıldığı&nbsp;Birinci Türkoloji Kongresi’nde, bütün Türklerin Latin alfabesine geçmesi kararı alınmıştır.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;

Bu ve daha başka nedenlerden dolayı 3 Kasım 1928 tarihinde yeni yazı sistemi kabul edilmiş, devlet dairelerinde kullanılmasına ise 1 Ocak 1929’da başlanmıştır.  Bu tarihten itibaren yayınlanacak bütün kitapların yeni harflerle yazılması zorunlu kılınmış, Haziran ayından sonra da, tapu senetleri, evlenme ve nüfus cüzdanları, askerlik belgeleri yeni yazıyla verilmiştir. &nbsp;&nbsp;&nbsp; 

Atatürk’ün 1923 yılında gazetecilerle yaptığı bir görüşmede yazı devrimiyle ilgili söylediği şu sözler çok ilginçtir; ‘Yazı sorununu son yıllarda düşündüm dersem, inanmayınız. Ben çocukluğumdan beri bu davayı düşünmüş bir adamım’&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; 

Yazı devrimiyle ilgili bu kısacık bilgiler bile, Türkiye’de öteden beri, ‘Yazı devrimiyle bir gecede cahil kaldık’ şeklindeki iddiaların, bilgiye dayanmayan, saçma sapan ve kasıtlı bir anlayışın dışavurumu olduğu ortaya çıkmaktadır. Fuat DUYMAZ - Dil Giderse Ne Devlet Kalır Ne Millet-Kamer Yayınları 2.Baskı - Sayfa 103
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Birinci Türkoloji Kongresi Kararı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 27 Jul 2020 13:03:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/birinci-turkoloji-kongresi-karari.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/birinci-turkoloji-kongresi-karari.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/birinci-turkoloji-kongresi-karari.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Latin Alfabesi Göktürk Alfabesine Dayanır]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-latin-alfabesi-gokturk-alfabesine-dayanir-10917.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-latin-alfabesi-gokturk-alfabesine-dayanir-10917.html</link>
                    <description><![CDATA[Latin alfabesinin Türkçenin ses yapısına uygun olmasının nedeni Türkiye’de pek bilinmemektedir.  ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Latin Alfabesi Göktürk Alfabesine Dayanır Avrupalılar Etrüsklerin Yunanlılardan alfabe aldığını ileri sürmektedirler. Kâzım Mirşan’a göre ise bu mümkün değildir. Çünkü M.Ö 760 yılında İtalya yakınlarındaki bir adaya yerleşen Yunanlıların hiç alfabe çalışmasının bulunmadığını, Etrüsklerin ise 5 alfabe çalışmasının olduğunu, dünyada en eski alfabe çalışmasının Türkler tarafından yapıldığını dile getiren Kâzım Mirşan, bu durumda Etrüsklerin Yunanlılardan alfabe almasının mümkün olmadığını belirtmektedir. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; 

Öte yandan Avrupalılar, öteden beri Peruggia yazıtının komşu devletlerle yapılan bir anlaşma metni olduğunu söylüyorlardı. Kâzım Mirşan,12 Mayıs 1997 tarihinde İtalyan Etrüsk bilimci Comporeal’e Etrüsk yazıtlarını okumadan bu sonuca nasıl vardıklarını sormuş yanıt alamamıştır. Çünkü Kâzım Mirşan, dünyada 100 Etrüsk yazıtını okuyan ilk ve tek kişidir. Ayrıca Kâzım Mirşan, Peruggia’daki Cippus yazıtında, 7 kez Ön Türklere verilen ad olan oq sözcüğünün geçtiğini saptamıştır.

Latin Alfabesi Göktürk Alfabesine Dayanır

&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türkiye’nin ilk kadın Senatörü ve diplomatı, akademisyen Adile Ayda’nın ‘Etrüskler Türktü’ adlı kitabında da bu gerçeği ortaya koyan bilgiler vardır. Örneğin, &nbsp;&nbsp;

&nbsp; Etrüskçede de Türkçede olduğu gibi ünlü uyumu vardır. &nbsp;&nbsp;

&nbsp; Etrüsk alfabesi Türk Rünik alfabesinden çıkmıştır. &nbsp;&nbsp;&nbsp; 

Etrüskçe de Türkçe gibi eklemeli bir dildir.

&nbsp; Etrüskçe Grekçe gibi soldan sağa değil Orhun Türkçesi gibi sağdan sola yazılmaktadır. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;

&nbsp;&nbsp;&nbsp; Üstelik Avrupa’yı bir baştan bir başa saran Alp Dağları’nın adı da Türkçedir.&nbsp;&nbsp;&nbsp;  &nbsp;&nbsp;

&nbsp; Klâsik Latin alfabesi M.Ö 600 yılında 23 harfle oluşturulmuştur. Daha sonraları 3 harf daha eklenerek bugünkü 26 harfli hale getirilmiştir. 23 harften oluşan Klâsik Latin alfabesinin 21 harfi Etrüsk alfabesinden alınmadır. Etrüsklerin kullandığı alfabe ise Göktürk-Rünik yazı sistemidir. Tarihçi Sinan Meydan da bu konuyla ilgili olarak, El-Cevap adlı kitabının 30. sayfasında şunları yazmıştır; ‘Harf Devrimi’ni bilirdik de, Lâtin harfleri bildiğimiz o harflerin aslında, Göktürk-Etrüsk kökenli harfler olduğunu, dahası, bu Devrim Yasası’nın adının ‘Lâtin Harflerinin Kabulü’ değil, ‘Yeni Türk Harflerinin Kabulü’ olduğunu bile bilmezdik.  &nbsp;&nbsp;&nbsp;

İşte Latin alfabesinin Türkçenin ses yapısına uygunluğunun teknik nedeni bu tarihi gerçeğe dayanmaktadır. Zaten Türkiye, Latin alfabesini kullanmaya başlarken de Türkçenin ses yapısına uygun bazı düzenlemeler yapmıştır. Alfabeye ç, ğ, ö, ü, ı harfleri eklenirken, q, x, w gibi harfler de çıkarılmıştır. Acaba Atatürk o dönemde bu bilgilere sahip olduğu için mi, genellikle, TÜRK ALFABESİ ifadesini kullanıyordu?&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;

Fuat DUYMAZ - Dil Giderse Ne Devlet Kalır Ne Millet- Kamer Yayınları 2.Baskı - Sayfa 101 &nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Latin Alfabesi Göktürk Alfabesine Dayanır - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 21 Jul 2020 16:21:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/latin-alfabesi-gokturk-alfabesine-dayanir.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/latin-alfabesi-gokturk-alfabesine-dayanir.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/latin-alfabesi-gokturk-alfabesine-dayanir.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yazı Devrimi olmadan Dil devrimi olmazdı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-yazi-devrimi-olmadan-dil-devrimi-olmazdi-10865.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-yazi-devrimi-olmadan-dil-devrimi-olmazdi-10865.html</link>
                    <description><![CDATA[Atatürk’ün dil devrimi yapma kararı derin bir bilincinin ve zorunluluğun ürünüdür. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yazı Devrimi olmadan Dil devrimi olmazdı Çünkü Atatürk, daha Cumhuriyeti kurmadan, 1920’de TBMM’yi açtıktan hemen sonra dil çalışmalarını başlatmıştır. 

Milli Eğitim Bakanlığı dilde arılaştırma kararı almış ve Anadolu ağızlarından derlemeler yapmaya başlamıştır. Cumhuriyet kurulduktan sonra bu çalışmalara hız verilmiştir. Ancak Türkçeyi içine düştüğü bataklıktan kurtarmak kolay bir iş değildi. Dil devriminin altyapısının hazırlanması gerekiyordu. 

En başta Türk dilinin ses yapısına uygun olmayan Arap alfabesiyle Türk Dil Devrimi yapmak teknik olarak mümkün değildi. Bu bağlamda şunu belirtmek gerekir; hiçbir dil ve alfabe küçümsenemez. Arap alfabesi ve dili de köklü bir alfabe ve dildir, ancak Türkçenin ses yapısına uygun değildir. 

Örneğin Türkçede 8 ünlü harf varken Arap alfabesinde, 4 ünlü harf bulunmaktadır. Bunun yanında, Arap alfabesinde bulunan bazı harfler (ayın, gayın,hı…) Türkçenin ses yapısında yoktur. Türkçedeki bazı harfler de (ç, ğ, ı, o, ö, p…) Arapçanın ses yapısında yoktur. Türkçede bir tane S sesi varken,&nbsp; Arap alfabesinde 3 (sa, sin, sat) S sesi vardır.

Yazı Devrimi olmadan Dil devrimi olmazdı

&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aynı durum başka ülkelerin dilleri ve alfabeleri için de geçerlidir. Bugün bütün Avrupa ülkeleri Lâtin alfabesini kullandıkları halde, her ülke, bu alfabede kendi dilinin ses yapısına uygun düzenlemeler yapmıştır. Örneğin, Romanya ve Portekiz alfabesi 23 harften oluşurken, Polonya alfabesinde 35, Arnavutluk alfabesinde 36, Macar alfabesinde 37, Çek Cumhuriyeti alfabesinde 41, Slovakya alfabesinde 45 harf bulunmaktadır. &nbsp;&nbsp;

&nbsp; Atatürk’ün Yazı Devrimi yapmasının çok önemli bir de teknik nedeni vardı. O da Arap alfabesinin o günkü matbaa basım tekniği için büyük zorluklar taşımasıydı.&nbsp;&nbsp;

&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çünkü Arap alfabesiyle yazı basmak için 612 tane ayrı şekil gerekirken,  Türk alfabesiyle, harf, rakam dahil sadece 66 şekil yeterlidir.&nbsp;&nbsp;  &nbsp;

&nbsp;&nbsp; Bu bağlamda, matbaanın Türkiye’ye gelişi hakkında da kısa bir bilgiler verelim.&nbsp;&nbsp;  &nbsp;&nbsp;

&nbsp; Matbaanın Türkiye’ye gelişi sanıldığı gibi 1729 değildir. 2. Bayezid’in verdiği izinle Yahudi cemaati 1493’te İstanbul’da, 1495’te Selânik’te kurduğu matbaalarda kendi ihtiyacı olan kitapları basmıştır. Daha sonraları, 1567’de Ermeniler, 1627’de Rumlar&nbsp;  İstanbul’da birer matbaa kurmuşlardır. 

İbrahim Müteferrika’nın 1729’da kurduğu matbaa, Türkçe ve Arapça kitap basılan ilk matbaadır. Ancak 17 kitap basıldıktan sonra 1742’de kapanan matbaa, 1784’te yeniden çalışmaya başlamıştır.&nbsp;  &nbsp;&nbsp;&nbsp; Buna rağmen başka nedenleri de olmakla birlikte, teknik zorluklardan dolayı fazla kitap basılamamıştır. Örneğin, 1729’dan 1929’da uygulanmaya başlanan yazı devrimine kadar geçen 200 yıllık dönemde basılan kitap sayısı sadece 30 bindir. 1929’dan 1944’e kadarki 15 yılda ise Türk alfabesiyle 31 bin kitap basılmıştır. &nbsp;&nbsp;

Fuat DUYMAZ-Dil Giderse Ne Devlet Kalır Ne Millet-Kamer Yayınları 2.Baskı-Sayfa 99
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Yazı Devrimi olmadan Dil devrimi olmazdı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 14 Jul 2020 16:16:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/yazi-devrimi-olmadan-dil-devrimi-olmazdi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/yazi-devrimi-olmadan-dil-devrimi-olmazdi.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/yazi-devrimi-olmadan-dil-devrimi-olmazdi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türk Dil Devrimi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-turk-dil-devrimi-10727.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-turk-dil-devrimi-10727.html</link>
                    <description><![CDATA[Türk Dil Devrimi Birkaç yazıda anlatmaya çalıştığımız gibi, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda Türkçe korkunç bir bataklığın içindeydi.    ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Konfiçyüs’e,’Bir milletin bütün yönetimi sana bırakılsaydı ilk önce ne yapardın? diye sorduklarında, ‘İlk önce dilini düzeltirdim. Çünkü dil düzgün olmayınca söylenmesi gereken söylenemez, söylenmesi gereken söylenemeyince yapılmak istenen anlaşılamaz ve yapılamaz, yapılmak istenen yapılmayınca gelenekler ve sanat geriler, gelenekler ve sanat gerileyince adalet yoldan çıkar, adalet yoldan çıkınca da halk çaresizlik içine düşer.’ yanıtını vermiştir. Konfiçyüs’ün sözleri toplumsal ilişkilerin dille olan zincirleme bağlantılarıyla ilgili yerinde bir değerlendirmedir.

Türk Dil Devrimi

&nbsp;&nbsp;&nbsp; İşte Atatürk de, Türkçenin bu hazin durumunun bazı yöneticilerin ve aydınların yüz yıllardan beri Türkçeye karşı duyarsız kalmalarından daha doğrusu dil bilinci eksikliğinden kaynaklandığını bildiği için, bu sorunu köklü bir çözüme kavuşturmanın kaçınılmaz olduğunu görmüştür. 

Üstelik Atatürk’ün dilin önemiyle ilgili görüşleri Konfiçyüs’ün değerlendirmesinden çok daha derindir. Çünkü Atatürk, dilin toplumsal ilişkiler açısından önemini bilmekle birlikte, dilin bir millet ve devlet için ne anlama geldiğini şu tarihi sözlerle dile getirmiştir; ‘Bizim Balkanları terk edişimizin resmi tarihi 1912 Balkan Savaşı yenilgisidir. Ancak biz Balkanları, 100 yıl önce bu bölgelerde dil enstitüleri kurulduğunda fiili olarak kaybetmiştik’ Devletin Resmi Dil Türkçeydi Ancak… &nbsp;&nbsp;

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda devletin resmi dili Türkçeydi, ancak halkın anlamadığı bir Türkçe. Örneğin 3 Mart 1924 tarihinde eğitim birliğini sağlamak  olmak ya da olmamak anlamına geldiğinin de bilincindeydi.  eğitim amacıyla çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Yasası’nın sadece 5. maddesinin yazılımına bakıldığında, fazla söz söylemeye bile gerek kalmaz;  &nbsp;&nbsp;&nbsp; 

Madde 5 – Bu kanunun neşri tarihinden itibaren terbiye ve tedrisât-ı  umumiye ile müştegil olup şimdiye kadar Müdafaa-i Milliye’ye merbut olan  askeri rüşdi ve idadilerle Sıhhiye Vekâleti’ne merbut olan darüleytamlar, bütçeleri ve Heyet-i Talimiyeleri ile beraber Maarif Vekâleti’ne raptolunmuştur. Mezkûr rüşdi ve idadilerde bulunan heyet-i talimiyelerin cihet-i irtibatları âtiyen ait olduğu vekâletler arasında tahvil ve tanzim edilecek ve o zamana kadar orduya mensup olan muallimler orduya nispetlerini muhafaza edecektir.&nbsp;&nbsp;  &nbsp;&nbsp;

&nbsp; Bu yazılımı bugün herhangi bir yurttaşımızın anlayabilmesi mümkün değildir, ancak o günkü Türk toplumu da anlayamıyordu. Fuat DUYMAZ - Dil Giderse Ne Devlet Kalır Ne Millet-Kamer Yayınları 2.Baskı-Sayfa 97
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Türk Dil Devrimi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 06 Jul 2020 20:55:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/turk-dil-devrimi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/turk-dil-devrimi.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/turk-dil-devrimi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ruhun Şad Olsun Paşam]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-ruhun-sad-olsun-pasam-2814.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-ruhun-sad-olsun-pasam-2814.html</link>
                    <description><![CDATA[ATATÜRK’ÜN KULLANDIĞI TAKMA ADLAR
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ruhun Şad Olsun Paşam https://youtu.be/hGLRroACUiw &nbsp;

Ruhun Şad Olsun Paşam

" Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık gerekir. " Haber Galerisi Selçuk Softa

Atatürke Verilen İsimler&nbsp;

Atatürk’ün Babası Ali&nbsp;Rıza Efendi küçükken kardeşi Mustafa’nın salıncağını sallarken, salıncaktan bebek Mustafa’yı düşürüp ölümüne sebep olmuş, kardeşinin hatırasını yaşatmak için oğluna Mustafa adını koymuştur.1 Mustafa Adı “Seçilmiş”, “Seçkin” anlamına gelir.2 Selanik Askeri Rüştiyesinde (Ortaokul) Üsküplü Mustafa Sabri Bey adında Matematik öğretmeni vardır. Sert, yüzü gülmez, kaşları çatık bir öğretmendi. Bu yüzden “hırçın hoca” diye anılırdı. Öğrenci adaşının çalışkanlığına, davranışlarına ve matematikteki üstün yeteneklerine değer veriyordu. Bu nedenle adaşının adına “olgunluk, mükemmellik” anlamına gelen Kemal adını da eklemeyi uygun buldu. Bir gün Mustafa’ya “Oğlum, senin de adın Mustafa benim de. Bu böyle olmayacak, arada bir fark bulunmalı, bundan sonra senin adın Mustafa Kemal olsun” der. Böylece seçkin anlamına gelen Mustafa ile olgun anlamına gelen Kemal birleşerek Mustafa Kemal oldu.3

ATATÜRK’ÜN KULLANDIĞI TAKMA ADLAR

ŞERİF Atatürk 1911 yılında Trablus, Bingazi Savaşı dolayısıyla Tobruk’a atanmıştı. Bu göreve gitmek üzere İstanbul’dan 15 Ekim 1911’de yola çıktı. 21 Ekim 1911’de Mısır’a vardı.6Mustafa Kemal bu göreve gizli gittiğinden, Tanin Gazetesi Yazarı Şerif Bey takma adı ve bu adla çıkarılmış pasaport ve bir Rus vapuru ile yolculuk yapar.7

Ruhun Şad Olsun Paşam

NUH

Mersinli Cemal Paşa’nın8 Harbiye Nazırı olduğu&nbsp;(2 Ekim 1919) tarihinden Harbiye nazırından ayrıldığı (21 Ocak 1920) tarihine kadar Mustafa Kemal Paşa ile muhabere etmiş ve elinden geldiği kadar milli hareketleri desteklemiştir. Çoğu zaman gizli olan bu yazışmalarında Mustafa Kemal (Nuh Bey) Cemal Paşa ise (İsa Bey) takma adını kullanmışlardır.9

Atatürke Verilen İsimler

Soyadı Kanunundan sonra aldığı yeni harflerle yazılmış nüfus, hüviyet cüzdanında adı yalnız Kemal olarak kayıtlıdır. Mustafa Kemal İmzalarında M. Kemal diye kısaltarak imza atmıştır. Halk arasında ve basında Atatürk’e çeşitli isimler ve lakaplar verilmişti.


	Mustafa Kemal Paşa
	Paşa
	Sarı Paşa
	Sarı Yüzbaşı
	Sarı Bey
	Gazi
	Gazi Paşa
	Atatürk
	Gazi Mustafa Kemal Atatürk
	Gazi M. Kemal Atatürk
	M. Kemal Atatürk
	Kemal Atatürk


Atatürk imzasını K. Atatürk olarak atmıştır. Kemal Atatürk, Kemal’in Arapça olduğunu ileri sürmüş Türkçe’de Kemal diye bir söz bulunduğu ileri sürülmüş, Atatürk bu görüşü uygun bularak Kemal yerine Kamal olarak yazmaya başlamıştı. Sonraları bırakılarak yine Kemal yazılmaya başlanmıştı. &nbsp;

Kaynak: Atatürk’ün Verdiği İsimler ve Soyadları Üzerine Bir Deneme, Yard. Doç. Dr. Eren AKÇİÇEK
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Ruhun Şad Olsun Paşam - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 09 Nov 2017 21:39:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ruhun-sad-olsun-pasam-131409-20260217.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ruhun-sad-olsun-pasam-131409-20260217.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ruhun-sad-olsun-pasam-131409-20260217.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Atatürk ve Türk Milletinin Sağduyusu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-ataturk-ve-turk-milletinin-sagduyusu-2827.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-ataturk-ve-turk-milletinin-sagduyusu-2827.html</link>
                    <description><![CDATA[Özet Türk milleti, Türk tarihinin en zor döneminde Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde büyük bir dönüşüm gerçekleştirmiştir. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Atatürk ve Türk Milletinin Sağduyusu



&nbsp;Bu dönüşüm esnasında Mustafa Kemal Atatürk’ün tek dayanağı kendisinin de bir mensubu olduğu Türk halkı olmuştur. Bu dönüşümün başlangıcında emperyalist güçler hem şaşırmışlar hem de çılgın bir hareket olarak düşünmüşlerdir. Ancak, Atatürk Türk Milleti’nden Türk Milleti de Atatürk’ten güç alarak zor ve çileli bir savaşa girişmişler, inandıkları zafere ulaşmışlardır. Bu makalede Mustafa Kemal Atatürk’ün Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı gerçekleştirirken halkına nasıl güvendiği, yine halkına dayanarak zafere nasıl ulaştığı anlatılmaktadır.

Giriş
Türk Milleti, Türk tarihinin en zor, karanlık ve ümitsiz bir döneminde, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, Türk Devrimi gibi bir mucizeyi gerçekleştirebilmiştir. Bu büyük tarihsel olayda, Mustafa Kemal Atatürk’ün tek dayanağı, Türk Milleti’nin sağduyusu olmuştur. Artık Türk Milleti’nin varlığının sona ermek üzere olduğunu, Avrupa’dan sürülüp Asya bozkırlarına göndermeyi düşünen emperyalist güçler, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Türk Milleti’nin direniş ve şahlanış mücadelesini gördüklerinde, hem şaşırmış hem de bunun bir çılgınlık olduğunu düşünmüşlerdi. Milli Mücadele’nin örgütlenme safhası hızla devam ederken ve Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde, milleti ilgilendiren tarihi kararlar alınırken bile, batılılar uzun süre, bu hareketin başarılı olacağına inanmamışlardı. İngiliz gazeteleri, Ankara’dan gelen direniş haberleri üzerine; “Ankara bataklığının ortasında kurbağa sesleri duyulmaya başlamıştır!” diye yorumlar yaparlarken, Erzurum Kongresi sırasında Mustafa Kemal Paşa ile görüşen General Harbourd; girişilen direniş hareketinin imkansız olduğunu anlatmak için; “Zaman zaman insanların intiharına şahit olduk; şimdi de bir milletin intiharına mı şahit olacağız?” Diye soruyordu. Bunlara karşın, Mustafa Kemal Atatürk, Türk Milleti’nin er ya da, geç de olsa, esaret zincirlerini kıracağını, kurtuluşu mutlaka sağlayıp, zafere ve özgürlüğe ulaşacağını biliyordu.

Atatürk ve Türk Milletinin Sağduyusu
Çünkü Türk Milleti’nin en aşağı yedi bin yıllık tarihi içerisinde bir gün dahi olsa özgürlüğünü yitirmemiş olduğunu görmüştü. Böyle bir milletin özgürlüğü olmadan bağımlı bir şekilde asla yaşamayacağını biliyordu.. Atatürk; “Halbuki Türk’ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir” diyerek1, millet adına karar verirken, Türk Milleti’nin tarihten gelen özgürlük ve bağımsızlık aşkının, her türlü baskıyı kırıp parçalayacağını çok iyi biliyordu. Türk Milleti’nin sağduyusu mutlaka harekete geçecek, kendisini itaate, mistik ve kaderci bir yaşama iten geleneksel ve dinsel dayatmaları parçalayacak, doğru yolu bulacaktı. Atatürk, Osmanlı Saltanatına ve Hilafete bağlılığı sürdürmenin artık mümkün olmadığını düşünüyordu. Ona göre, Osmanlı hanedan ve saltanatının devam ettirilmesine çalışmak, Türk Milleti’ne karşı büyük bir kötülük olurdu. Artık vatan ve milletle hiç bir vicdan ve fikir bağlantısı kalmamış bir sürü delinin, devlet ve milletin istiklal ve haysiyetinin koruyucusu mevkiinde bulundurulmasına göz yumulamazdı2. Atatürk, en ünlü eseri Nutuk’ta, bir milletin yaşamasının ve mutluluğunun ancak, gayelerinde ve gayelerinin gerçekleştirilmesinde tam bir birlik halinde bulunmasına bağlı olduğunu söylemektedir. Tarihin ancak devletlerin yıkılış ve çöküş gibi bunalımlı zamanlarında kaydettiği çok önemli ve tehlikeli anları yaşayan Türk Milleti’ne olan sonsuz güvenini vurgulamaktadır3.

Atatürk şöyle devam etmektedir:
&nbsp; “Böyle anlarda, talih ve kaderini doğrudan doğruya kendi eline almakta gaflet gösteren milletlerin, gelecekleri karanlık ve felaketlerle doludur”4. O, Türk Milleti’nin sağduyusunun çok güçlü olduğuna o kadar inanıyordu ki, Türk Milleti, tarihten gelen bu faziletli karakteri sayesinde, gerçeği görüp ona göre hareket edecekti. Sağduyu, akla uygun yargılar verme yeteneği, aklı selim, hissiselim; doğru ile yanlışı birbirinden ayırma ve doğru yargılama gücü olarak tanımlanmaktadır. Atatürk’ün, söz, eylem ve kararlarından hareket ettiğimiz zaman, Türk Milleti’nin tarihin bu karanlık döneminde akla uygun kararlar verdiğini, aklı selim davrandığını ve doğru ile yanlışı ayırabilip, olayları doğru yargılayabilme yeteneğini gösterdiğine inandığını görmekteyiz.

Atatürk’ün bu tespitinin son derece doğru olduğuna tarih tanıklık etmektedir.
Çünkü Türk Milleti’nin bu özellikleri tarihindeki her zor dönemde ortaya çıkmıştır. Türk Milleti fıtri zekası ve sağduyusu sayesinde, tarihin bu karışık döneminde doğru yolu bulup, başarıya ulaşmasını bilmişti. Bu kavrayış sonucuydu ki, kurtuluş ümidi vaadeden her samimi işarete koşmaktaydı. Oysa, Anadolu’da Mustafa Kemal Paşanın yanında yer alanlar bile Sultan ve Halife’nin, Allah’ın yeryüzündeki gölgesi ve peygamberin vekili olduğuna inanıyorlardı.

Pek çok aydın, padişaha ve halifeye karşı gelmeyi, sanki Tanrı’ya karşı gelmekmiş gibi görüyor ve yorumluyordu.
O kuşağın en aydın isimlerinden Rauf Bey bile, kendi damarlarında dolaşan kanda hala padişahın nimetinin zerreleri olduğunu ileri sürerek, karşı gelemeyeceğini söylemekteydi. Bu düşüncede olanların sayısı da oldukça çoktu. Oysa, bu yanlış düşünceyi Türk Milleti sağduyusu sayesinde bir anda yırtıp parçalamasını bildi. Çünkü Millet, tarihsel ve dinsel geleneklerinden hareket ederek, padişah ve halifeye sadakatin gerekli olduğunu düşünüyordu. O anlayışa göre, sultana ve halifeye karşı gelmek en büyük günah olarak algılanıyordu. Padişaha ve halifeye isyan etmek, geleneksel ve dinsel bakış açılarına göre imkansız gibi bir şeydi. Ancak buna karşın, yine de düşman istilasından Türk Milleti’ni ve vatanının kurtarmanın tek yolunun Mustafa Kemal’in yolundan yürümek olduğunu idrak ediyor, başka bir kurtuluş yolu olmadığını görüyordu. İşte bu tarihi anda, bu kritik dönemde Türk Milleti’ni padişahın ve halifenin gittiği yoldan ayırarak, aklıselim yoluna yönelten irade, onun çelik gibi güçlü sağduyusuydu. Türk Milleti, kendisine hizmet edenlere, bağımsızlığı uğruna çaba gösterenlere, tarihinden gelen asaletle kadirşinaslık gösteriyor, tarihi ve dinsel bağlılıklarını bir çırpıda bir köşeye atarak, ulusal bağımsızlık ve aklıselim yolunda yürüyordu. Millet kurtuluş için başka çare olmadığını görmüş, bu durum onun sağduyusunun en güzel örneklerinden birisini oluşturmuştur. Ancak, bir toplumun, yüzyılların uyuşturucu yönetim ve terbiyesinin etkisinden bir günde, bir yılda kurtulup, bir anda serbest kalabileceğini düşünmek ve kabul etmek doğru değildi5. Bunun için zamana ihtiyaç vardı. Türk Milleti yenilikleri kavrayabilecek iradeye ve bilince sahipti; ama yüzyıllardır ihmal edilen bu halkı eğitmek, ona gerçekleri anlatmak gerekiyordu. Atatürk’ün bu konuda ne kadar tutarlı bir düşünce içinde olduğunu Kurtuluş Savaşı sırasında Türk Milleti’nin ortaya koyduğu tutumda açık biçimde görmekteyiz. Osmanlı Devleti’nde Türklük bilinci geri planda kalmış olmasına karşın, Türk Milleti’nin kendi milli bünyesinde bu kimlik yine de muhafaza edilmişti.

Siyasî alanda Türklük duygusu, Osmanlı yöneticilerinin pek değer verdiği bir konu değildi.
Üstelik, o toplum yapısında kulluk ve tebalık söz konusuydu. Kendisini yeryüzünde Allah’ın gölgesi olarak gören padişah, kendisini herşeyin ve herkesin sahibi olarak görmekteydi. Bu durum, yüzyılların gevşetici zihniyeti nedeniyle, toplum kesimlerince de doğal bir durum olarak algılanıyordu. İmparatorluğun son yüzyılında, bir takım düşünce ve siyaset akımları önemli dalgalanmalar meydana getirmişti. Bu dalgalanmalar imparatorluğun bünyesini zorluyor; kendine özgü birlik havasını parçalıyordu. Türk olmayan unsurlar, birer birer kendi bağımsız devletlerini kurma yolunda gayret göstermekteydiler. Buna karşın Türkler, padişaha ve halifeye karşı, son ana dek bağlılıkta ve saygıda kusur etmemişlerdi.

Oysa Türk Kurtuluş Savaşı’nda yaşanan olaylar, bu durumu tersine çevirdi.
Çünkü bu dönemin siyasi yapısı içinde, geçmiş dönemlerde işlenmiş bir kavram olarak Türklük duygusu büyük bir değer ifade etmeye başlamıştı. En azından “Türk” ve “Türklük” kelimesi bir takım düşünce adamlarının literatürüne girmişti. Üstelik bu unsur, imparatorluğun dağılan bünyesi içinde bir merkez ya da çekirdek olma kimliğini elde etmişti. Bu gerçekler ortasında, Türkler’e ve Türklük kavramına dayanamadan yapılan siyasetlerin hiç bir bir anlamı olamazdı. Türklük unsuru, sonradan gelişen Milli Hareket’in temel taşı olduğuna göre, elbette bu milletin milli değerleri, kendine özgü milli psikolojisi ve sosyolojik özellikleri ön plana çıkacak ve siyasetin ve eylemin belirlenmesinde gerekli rolü oynayacaktı. Bu rolün karakterini ise, milletin sağduyusu ve sezgileri oluşturacaktı. Buna rağmen, bu durum tek yönlü olarak ele alınacak bir konu değildi. Türk Milleti’nin sağduyusu kadar, Türk Devrimi’nin düşüncede ve eylemde mimarı olan önderin, yani Mustafa Kemal Atatürk’ün de Türk Milleti’ni nasıl değerlendirdiği önem kazanmaktaydı.

Nitekim Atatürk, Türk Kurtuluş Savaşı boyunca dayanabileceği tek gücün millet iradesi olduğunu anlamıştı.
O’nun padişahtan ve halifeden bir şey beklediği yoktu. Padişah ve halife, ülkenin menfaatlerinden çok, kendi tacını ve tahtını korumanın hayali içindeydi. Bu nedenle Atatürk, Samsun’a çıkışının üçüncü gününde, “Millet Türklük duygusunu ve hakimiyet esasını hedef almıştır” demekteydi6. Bu ifade, O’nun millete olan güvenini dile getiriyordu. Bu nedenledir ki, “Ya İstiklal ya Ölüm!” diye dünya ve tarih önünde Haykırıyordu. Bir önder, milleti adına ölüm kararını, o milletin gözünü kırpmadan bu karara uyacağından emin olursa ancak böyle bir karar verebilir. Ama Mustafa Kemal Paşa, milletinden kendi vicdanı gibi emindi. Çünkü savaş cephelerinde tanıdığı Mehmetçik’in vatan uğruna gözünü kırpmadan ölüme gittiğine yakından tanık olmuştu. Örneğin Çanakkale’de Atatürk’ün; “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” emri, dünya savaş literatüründe hiç bir zaman görülmemiş, hiç bir kumandan kendi emrindekilere ölmeyi emredememişti.

Atatürk bu emri vermiş, Mehmetçik de bu emre uymuştu.
Atatürk bu emri hangi ruh hali içinde verdi? Dünya literatüründe böyle bir olay daha olmadığına göre, bunun de sağduyu’nun eseri olduğu açıktır, bağımsızlığı uğruna Türk ulusunun ölümü hiçe sayacağını, Türk Milleti’nde pek güçlü olan sağduyunun, millet için ölüm ve yok oluş demek olan teslimiyet politikasının parçalanacağını biliyordu. Türk Tarihi’ni okumuş, kendisine esaret zincirini yarmak için ölümü bile göze alan Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa’yı rehber edinmişti. Çünkü Plevne’de Türk ruhu yeniden canlanmıştı. Atatürk, Türk Milleti’nin sağduyusuna dayanarak, bu ruhu yeniden canlandırabileceğine inanıyordu. Tarihi çok iyi okuyan ve Türk Milleti’nin genel vasıflarını çok iyi incelemiş olan Atatürk, kendisini de milletin sade bir ferdi olarak görüyor ve büyük basanların hiç birisinin kendisine ait olmadığını, bütün bu bütün başarıların Türk Milleti’nin eseri olduğunu söylüyordu. Bunu sağlayan, elbette Türk ulusunun sağduyusu ve kendine olan özgüveniydi. Nitekim; 1920 yılında, Anadolu’da Yenigün gazetesinin sahibi ve başyazarı Yunus Nadi’nin aktardığına göre, bir konuşmasında şöyle demişti:

“Milletimiz çok büyüktür. Hiç korkmayalım; o esaret ve aşağılığı kabul etmez.
Fakat onu bir araya toplamak ve kendisine; “Ey Millet” Sen esaret ve aşağılığı kabul eder misin? “ Diye sormak lazımdır. Ben milletin vereceği cevabı biliyorum. Ben, milletin büyüklüğünü biliyor ve bu sual karşısında onun o suali soran çocuklarını canı gibi seveceğini ve alınlarından öpeceğini biliyorum. Ben biliyorum ki, bu millet kendisine bu suali soran çocuklarının, hep o esasa dayanan çare ve hazırlıklarını canla, başla kabul edecektir. Onun için işte ben şimdi bu yoldayım, onun çok sağlam bir yol olduğuna kani olarak”7. Öyleyse, böylesine güçlü bir sağduyuya sahip olan Türk Milleti’ni Atatürk nasıl tanımlıyor, nasıl değerlendiriyordu?

Fransız yazarı Emil Ludwig Atatürk’e “Türk Nedir?” sorusunu sormuştu.
Atatürk kendisine şöyle yanıt vermişti: “Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla umut etmediği müstesna bir mevcudiyetin yüksek tecellesine sahne olduğu en aşağı 7.000 senelik bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarları ile sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurları ile yıkandı; o çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela ürker gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı; onların oğlu oldu; Türk oldu… Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır; dünyayı o aydınlatan güneştir”8. Atatürk bu konuşmasında, yıldızlarla güneş arasında bir irtibat kurmaktaydı. Türkler, ihtiyar tarihlerin derinliklerinde ve sinesinde 16 büyük imparatorluk kurmuş ve her İmparatorlukda birer yıldızla sembolleşmişti. Bu yıldızların ortasında da Mustafa Kemal bir güneş gibi doğmuştu.

Yine bir konuşmasında Atatürk Türk Milleti’ni şöyle tanımlamıştı:
“Türk Milleti bir arştandır. O arslanın büyük hamleleri ise devrim hareketleridir. Bu arslanı tahrik etmek; işte bizim için iftihar edilebilecek rol budur!”9 Gerçekten de Atatürk, o büyük arslanı tahrik edip, harekete geçirmesini bilmişti. Bunu ancak, Türk Milleti’nin karakterini, medeni vasfını ve tarihini çok iyi bildiği için yapabilmişti. Oysa, büyük işin başında, maddi kuvvetler ve şartlar açısından her şey onun aleyhindeydi. “Ben milletin vicdanında ve geleceğinde hissettiğim büyük gelişme kabiliyetini, bir milli sır gibi vicdanımda taşıyarak, yavaş yavaş bütün millete uygulatmak mecburiyetinde idim” sözleri, onun Kurtuluş Savaşı’ndaki stratejisini ortaya koyar10. Sivas Kongresi’nin yapıldığı ve Amerikan Mandası fikrinin yoğun olarak tartışıldığı ortamda, Amerikalılar Harbord isminde bir generali Anadolu’ya incelemeler yapmak üzere göndermişlerdi.

Anadolu’daki direnişi engellemek ve manda fikrinin yaygınlaşmasını!
sağlamak için gelen Harbord, 22 Eylül 1919’da Mustafa Kemal Paşa ile de görüştü. Mustafa Kemal Paşaya Anadolu’nun ekonomik ve siyası yapısı itibariyle iyice tükenmiş olduğunu, ve bu şartlarda güçlü devletlere karşı konulmasının imkansız olduğunu uzun uzadıya anlatarak, bu nedenlerden ötürü mandater yönetim şeklinin kabul edilmesinin Türkler için en makul yol olduğunu anlattı. Harbord konuşmasının bir yerinde şunları söylemişti:

“Paşam! Bana bu vazife verildiği zaman Türk tarihini okudum.
Gördüm ki büyük kumandanlar yetiştirmiş, büyük ordular kurmuşsunuz. Bunu yapan bir milletin de mutlaka bir medeniyet sahibi olması gerekir. Bunu takdir ederim. Fakat bugünkü durumunuza bakalım. Siz birinci cihan savaşında, başta Almanya olmak üzere dört büyük müttefik iken, dört yıl savaştınız. Ve sonunda mağlup oldunuz. Dört müttefikin bir arada yapamadığını, bu vaziyetinizle tek başınıza yapmayı nasıl düşünebiliyorsunuz? Fertlerin zaman zaman intihar ettiğini gördük. Şimdi de bir milletin intiharına mı sahip olacağız? Şani, milletinizi ölümden ancak manda idaresini kabul etmenizle kurtarabilirsiniz.” General Harbord’un bu sözleri üzerine büyük bir heyecanla ayağa kalkan Mustafa Kemal Paşa şu cevabı vermişti: - “Biz emperyalistlerin eline düşen bir kuş gibi yavaş yavaş ve sefil bir ölüme mahkum olmaktansa, babalarımızın oğulları olmak sıfatıyla vuruşa vuruşa ölmeyi tercih ederiz. Ve yine şunu da iyi bilmenizi isterim ki, bir millet maddi ve manevi bütün gücünü ortaya koyar, savaşır, didinir, sonunda muvaffak olamazsa, o millet zaten ölmüştür. Fakat ben şuna inanıyorum ki, Türk Milleti mutlaka muvaffak ve muzaffer olacaktır.”

Mustafa Kemal Paşa bu sözleri söylerken, avucunun içinde pençeye düşen bir kuş işareti yapıyordu.
General Harbord ise şaşkınlık içindeydi. Hala Mustafa Kemal’e uyanlar yapıyordu ve şu soruları soruyordu; - “Pekela! Bu kadar büyük bir işe girişiyorsunuz. Paranız var mı? Bütçeniz nerede ve nedir? Bu parasızlıkla ve imkansızlıklarla işe girişmek memleketi feci bir akıbete sürüklemek değil midir? Bu sorumluluğu nasıl üzerinize alabiliyorsunuz?” General Harbord’un bu soruları karşısında Mustafa Kemal Paşa o derece sinirli bir hal almıştı ki; elinde oynamakta olduğu teşbihi kuvvetle çekmiş, ip kopmuş ve tespih taneleri dağılmıştı. Eğilip, o teşbih tanelerinden bir kaçını toplayarak ipe dizdi ve sözlerine şöyle devam etti: - “Görüyorsunuz general! İp kopmuş ve taneler dağılmıştır. İşte ben şimdi yaptığım gibi, o taneleri birer birer toplayacağım. Bunu toplarsam ben toplayacağım. İşte görüyorsunuz general; o zaten dağılmış. Öldürürsem ben öldürürüm. Yabancılar elinde öleceğine, Türk Milleti kendi öz evladının elinde can versin. Fakat ben onu öldürmem. Toplayacağım; o dağılanı yeniden bir araya getireceğim!” Atatürk’ün o derece heyecanlı, inançlı ve kararlı olduğunu gören Harbord Mustafa Kemal Paşanın yanından ayrılırken, şu sözleri mırıldanmıştı:

- “Biz de olsak, onun yaptığım yapardık.”
1937 yılında, Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bir söyleşisinde o; “Ben 1919 senesi Mayısı içinde Samsun’a çıktığım gün elinde, maddi hiç bir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk Milleti’nin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte bu ulusal kuvvetle, bu Türk Milleti’ne güvenerek işe başladım. Ben Türk ufuklarından bir gün mutlaka bir güneş doğacağına, bunun hararet ve kuvvetinin bizi ısıtacağına, bundan bize bir güç çıkacağına o kadar emindim ki; bunu adeta kendi gözlerimle görüyordum”11. Sonuç olarak; Atatürk Türk Milleti’nden, Türk Milleti de Atatürk’ten güç almıştır. 1 Kemal Atatürk Nutuk (1917-1927), (Yayına Haz. Zeynep Korkmaz), Atatürk Araştırma Merkezi Yay., Ankara 1991. s. 10. 2 A.g.e., s. 10. 3 A.g.e., s.246. 4 A.g.e., s.246.

5 A.g.e.,s.246.
6 Utkan Kocatürk, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Kronolojisi, TTK Yay., Ankara, 1983, s.44. 7 Yunus Nadi Abalıoğlu, Ankara’nın İlk Günleri, s.99; ayrıca bkz. Utkan Kocatürk, a.g.e., s.1. 8 Vehbi Tanfer, “Atatürk ve Devrimleri”, Atatürk Konferansları: 1973-1974, Ankara, 1977, s.277. 9 Asım Us., Hatıralar, s.322. 10 Kemal Atatürk, Nutuk, Atatürk Araştırma Merkezi yay., Ankara, 1991, s. 10-11. 11 A.g.m., s.277; Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, Atatürk Araştırma Merkezi Yay., Ankara, 1999., s.1. M. Vehbi Tanfer Kaynak:&nbsp;ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 50, Cilt: XVII, Temmuz 2001


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Atatürk ve Türk Milletinin Sağduyusu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 27 Jun 2017 16:28:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ataturk-ve-turk-milletinin-sagduyusu-010606-20240228.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ataturk-ve-turk-milletinin-sagduyusu-010606-20240228.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ataturk-ve-turk-milletinin-sagduyusu-010606-20240228.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Atatürkün Antoneskuya Verdiği Mülakat 17.03.1937]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-ataturkun-antoneskuya-verdigi-mulakat-17031937-2813.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-ataturkun-antoneskuya-verdigi-mulakat-17031937-2813.html</link>
                    <description><![CDATA[Atatürk 17 Mart 1937'de, Ankara Palas salonlarında, Romanya Dışişleri Bakanı Antonesku ile yaptığı bir sohbette, kendi hayat felsefesini ve ayrıca şeflerin nasıl olması gerektiği hakkındaki düşüncelerini aşağıdaki şekilde anlatmıştır:]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Atatürkün Antoneskuya Verdiği Mülakat 17.03.1937




Milletler gam ve keder bilmemelidir.
Şeflerin vazifesi, hayatı neşe ve şevkle karşılamak hususunda milletlerine yol göstermektir. Vaktiyle kitaplar karıştırdım. Hayat hakkında filozofların dediklerini anlamak istedim. Bir kısmı herşeyi kara görüyordu. “Mademki hiçiz ve sıfıra varacağız dünyadaki muvakkat (geçici) ömür esnasında neşe ve saadete yer bulunmaz” diyorlardı. Başka kitaplar okudum, bunları daha akıllı adamlar yazmışlardı. Diyorlardı ki: “Mademki sonu nasıl olsa sıfırdır, bari yaşadığımız müddetçe şen ve şâtr olalım.” Ben kendi karakterim itibarıyla ikinci hayat telâkkisini tercih ediyordum, fakat şu kayıtlar içinde: Bütün insanlığın varlığını kendi şahıslarında gören adamlar bedbahttırlar. Besbelli ki o adam fert sıfatıyla mahvolacaktır. Herhangi bir şahsın, yaşadıkça memnun ve mes'ut olması için lazım gelen şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmaktır. Makûl bir adam, ancak bu suretle hareket edebilir. Hayatta tam zevk ve saadet, ancak gelecek nesillerin şerefi, varlığı, saadeti için çalışmakta bulunabilir. Bir insan böyle hareket ederken, “benden sonra gelecekler acaba böyle bir ruhla çalıştığımı farkedecekler mi?” diye bile düşünmemelidir. Hattâ en mesut olanlar, hizmetlerinin bütün nesillerce meçhul kalmasını tercih edecek karakterde bulunanlardır.

Atatürkün Antoneskuya Verdiği Mülakat 17.03.1937
Herkesin kendine göre bir zevki var. Kimi bahçe ile meşgul olmak, güzel çiçekler yetiştirmek ister. Bazı insanlar da adam yetiştirmekten hoşlanır. Bahçesinde çiçek yetiştiren adam bir şey bekler mi? Adam yetiştiren adam da çiçek yetiştirendeki hislerle hareket edebilmelidir. Ancak bu tarzda düşünen ve çalışan adamlardır ki memleketlerine ve milletlerine ve bunların istikbaline faydalı olabilirler. Bir adam ki memleketin ve milletin saadetini düşünür, o adamın kıymeti birinci derecededir. Esas kıymeti kendine veren ve mensup olduğu millet ve memleketi ancak şahsiyeti ile kaim gören adamlar, milletlerinin saadetine hizmet etmiş sayılmaz. Ancak kendilerinden sonrakileri düşünebilenler, milletlerini yaşamak ve ilerlemek imkânlarına nail ederler (kavuştururlar).

Kendi gidince terakki (ilerleme) ve hareket durur zannetmek gibi bir gaflettir.
Şimdiye kadar bahsettiğim noktalar ayrı ayrı cemiyetlere aittir. Fakat bugün bütün dünya milletleri aşağı yukarı akraba olmuşlardır ve olmakla meşguldürler. Bu itibarla insan mensup olduğu milletin varlığını ve saadetini düşündüğü kadar bütün cihan milletlerinin huzur ve refahını düşünmeli ve kendi milletinin saadetine ne kadar kıymet veriyorsa bütün dünya milletlerinin saadetine hâdim olmağa elinden geldiği kadar çalışmalıdır. Bütün akıllı adamlar takdir ederler ki bu vadide çalışmakla hiçbir şey kaybedilmez. Çünkü dünya milletlerinin saadetine çalışmak, diğer bir yolda kendi huzur ve saadetini temine çalışmak demektir. Dünyada ve dünya milletleri arasında sükûn ve iyi geçim olmazsa, bir millet kendisi için ne yaparsa, yapsın huzurdan mahrumdur. Onun için ben sevdiklerime şunu tavsiye ederim: Milletleri sevk ve idare eden adamlar, tabii evvelâ kendi milletinin mevcudiyet ve saadetinin âmili olmak isterler. Fakat aynı zamanda bütün milletler için aynı şeyi istemek lâzımdır.

Bütün dünya hâdiseleri bize bunu açıktan açığa isabet eder.
En uzakta zannettiğimiz bir hâdisenin bize bir gün temas etmeyeceğini bilemeyiz. Bunun için beşeriyetin hepsini bir vücut ve bir milleti bunun bir uzvu addetmek icabeder. Bir vücudun parmağının ucundaki acıdan bütün âza müteessir olur. İşte bu sükûnet içinde bütün dünyayı mütalaâ etmek fırsatı bizdedir. Dünyanın filân yerinde bir rahatsızlık varsa bana ne dememeliyiz. Böyle bir rahatsızlık varsa tıpkı kendi aramızda olmuş gibi onunla alâkadar olmalıyız. Hâdise ne kadar uzak olursa olsun bu esasdan şaşmamak lâzımdır. İşte bu düşünüş, insanları, milletleri ve hükûmetleri hodbinlikten kurtarır. Hodbinlik şahsî olsun, millî olsun daima fena telâkki edilmelidir. O halde konuştuklarımızdan şu neticeyi çıkaracağım: Tabiî olarak kendimiz için bütün lâzım gelen şeyleri düşüneceğiz ve icabını yapacağız. Fakat bundan sonra bütün dünya ile alâkadar olacağız.

Kısa bir misal: Ben askerim. Umumî harpte bir ordunun başında idim.

Türkiye'de diğer ordular ve onların kumandanları vardı. Ben yalnız kendi ordumla değil, öteki ordularla da meşgul oluyordum. Bir gün Erzurum cephesindeki hareketlere ait bir mesele üzerinde durduğum sırada yaverim dedi ki: -“Niçin size ait olmayan meselelerle de uğraşıyorsunuz?” Cevap verdim; -“Ben bütün orduların vaziyetini iyice bilmezsem kendi ordumu nasıl sevk ve idare edeceğimi tayin edemem. Bir devlet ve milleti idare vaziyetinde bulunanların daima gözönünde tutmaları lâzım gelen mesele budur. Bu münasebetle muhterem misafirimize şunu diyeceğim: ben düşündüklerimi sevdiklerime olduğu gibi söylerim. Aynı zamanda lüzumlu olmayan bir sırrı kalbimde taşımak iktidarında olmayan bir adamım. Çünkü ben bir halk adamıyım. Yanlışım varsa halk tekzip eder. Fakat şimdiye kadar bu açık konuşmada halkın beni tekzip ettiğini görmedim.”

Kaynak:&nbsp;Yücel Dergisi, Kasım 1939



 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Atatürkün Antoneskuya Verdiği Mülakat 17.03.1937 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 27 Jun 2017 15:36:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ataturkun-antoneskuya-verdigi-mulakat-17031937-010634-20240228.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ataturkun-antoneskuya-verdigi-mulakat-17031937-010634-20240228.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ataturkun-antoneskuya-verdigi-mulakat-17031937-010634-20240228.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ali Rıza Efendinin Hayatı 1839-1893]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-ali-riza-efendinin-hayati-1839-1893-2805.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-ali-riza-efendinin-hayati-1839-1893-2805.html</link>
                    <description><![CDATA[ Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi, Selanik’te 1839 yılında doğdu. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ali Rıza Efendinin Hayatı 1839-1893

Selanik’te Abdi Hafız Mektebi’nde okuduğunu ve Vakıflar İdaresi’nde “ikinci katip” olarak memuriyet yaptığını bildiğimiz Ali Rıza Efendi, sonradan Rüsumat İdaresi’ne girmiş ve “Gümrük Memurluğu” görevlerinde bulunmuştur. Ali Rıza Efendi’nin gümrük muhafaza memurluğu görevi, Selanik yakınlarında, Olimpos Dağı eteklerinde bulunan Katerin Kazası’na bağlı Papazköprüsü (Çayağzı)’nde idi. Selanik ile bütün civarının ve hatta İstanbul’un odun ve odunkömürü ihtiyacını temin eden bu bölgede bir kaç yıl görev yaptıktan sonra Rüsumat’tan da ayrılır. Ayrılmasında, bu bölgede asayişin gittikçe bozulması ve Rum çetelerinin devamlı baskınlarla huzuru bozmaları rol oynamıştır.
O yıllarda yeni evli olan Ali Rıza Efendi, eşini bu karışık ortamdan kurtarmak istemiştir.
Onun buradaki görevinin 1870’lerden itibaren 1880-1881 yıllarına kadar devam ettiği biliniyor. Bu tarihlere göre Ali Rıza Efendi, evlendiği tarihlerde ve Mustafa Kemal doğduğu sıralarda Çayağzı’ndaki bu görevde idi. Nitekim, Zübeyde Hanım, Mustafa Kemal’in doğduğu günlerden bahsederken, “O zamanlar Ali Rıza Efendi’nin memuriyeti Selanik civarında Çayağzı’nda idi, bazı geceler eve gelmiyordu” der. 1935 yılında ele geçirilen ve Ali Rıza Efendi’ye ait olduğu tespit edilen bir fotoğrafla ilgili olarak yapılan araştırmalar sonucu, onun 1876-1877 yıllarında Selanik’teki “Asakir-i Milliye Taburu”nda “Birinci Mülazım”, Üsteğmen rütbesiyle görev yaptığını öğreniyoruz. Mensubu olduğu “Selanik Asakir-i Milliye Taburu” 1876 Osmanlı-Sırp Savaşı’nın başladığı günlerde Şura-yı Devlet Başkanı olan Midhat Paşa’nın teşebbüsleri ile kurulmuş “gönüllü taburlar”dan biridir. Halktan gönüllülerin iştiraki ile orduya yardımcı olacak böyle bir kuvvetin teşkili fikrini ön safta destekleyenler arasında Namık Kemal ile Ziya Paşa da vardır. İlk hareket İstanbul’da başladıktan sonra, Selanik’te memurlardan ve halktan yazılan gönüllüler “Millet Askeri” adı altında bir tabur kurmak ve savaşa hazırlanabilmek için hükümetten silah istemişlerdir. Başarılı bir eğitim yapan bu taburun İstanbul’a getirilmesinin halkı teşvik edeceği düşünülmüş ve Ali Rıza Efendi’nin de bulunduğu tabur, Orhaniye Zırhlısı ile 24 Aralık 1876’da payitahta varmıştır. Büyük törenle karşılanan tabur, Midhat Paşa önünde resmi geçit yapmış ve Süleymaniye Kışlası’nda misafir edilmiştir.

Ali Rıza Efendi bu taburun ikinci bölüğünde Üsteğmendir.
Ali Rıza Efendi, Selanik Islahhane Mahallesi’nde, Emir Bostan’da ve Numan Paşa Camii avlusunda “Asakir-i Milliye”ye askeri talimler yaptırmıştır. Bu tabur sonradan II. Abdülhamit tarafından, daha 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi’nin sonucu alınmadan lağvedilmiştir.” Ali Rıza Efendi, 1881’den sonra Rüsumat İdaresi’ndeki görevinden ayrılır. Kereste ticaretine atılır. Atatürk’ün çocukluk arkadaşı ve babasını tanıyan Kütahya Milletvekili Hacı Mehmet Somer’in anlattığına göre, Ali Rıza Efendi’nin kereste ticaretine atılmasında, Çayağzı’nda iken tanıştığı ve iyi paralar kazandıklarını gördüğü tüccarlar etkili olmuştu. Elindeki bir miktar parayı koyarak ve Cafer Efendi ile ortaklık kurarak ticaret hayatına atılan Ali Rıza Efendi, önceleri iyi para kazanıyordu. Fakat sonradan işleri bozuldu.

Buna sebep olan da yine haraç isteyen “Rum eşkiyalar” idi.
Hacı Mehmet Somer bu durumu şu şekilde anlatıyor: “Ali Rıza Efendi kereste ticaretine varını yoğunu vermişti. İlk zamanlarda büyük başarılar gösteren bu teşebbüs, Katerin’in ezeli belası olan eşkiyaların hırslarını tahrik etti. Ali Rıza Efendi’yi para göndermesi için tehdit ettiler. Şayet para göndermezse. kerestelerini yakacaklarını bildirdiler. Bu sebeple orman mıntıkasına gitmek, işlerini kontrol etmek mümkün olmuyordu. İşlenmiş keresteleri sahile nakletmeğe korkuyordu. Çünkü bu keresteler eşkiyalar için rehine mahiyetinde idi. Nihayet Ali Rıza Efendi’den ümit ettikleri para gelmeyince, bütün keresteleri yaktılar. İşçileri de tehdit ettiler. İşçiler de dağılıp gittiler. Bunun üzerine Ali Rıza Efendi, yangından mal kaçırır gibi, mümkün olabileni kurtarmaya çalıştı.“ “Buradaki eşkiyaların hepsi siyasi çetelerdi. 1298 (1883) tarihinde Teselya’nın Yunanistan’a terkedilmesiyle, Yunan hududu Katerin Kazası’na ve Olimpos dağlarına dayanmakta idi.

Bütün mesele bundan ileri geliyordu.
1877 Rus harbinden sonra Makedonya çetelerle dolmuş, artık buralardaki Türklere rahat kalmamıştı. Bu siyasi çeteler yüzünden Ali Rıza Efendi’nin ticareti de bozuldu.” Makbule Hanım da, babasının işlerinin Rum eşkiyalann faaliyetleri sonucunda bozulduğundan bahsettikten sonra, onun “tuz ticaretine başladığını ve mağazasında bulunan tuzların toptan eridiğini, bu işten de ziyan gördüğünü, tekrar memuriyete geçmek istediğini, bunda da muvaffak olamadığını” anlatır. Memuriyetten ayrıldıktan sonra giriştiği her ticari faaliyet bu şekilde başarısızlıkla sonuçlanan Ali Rıza Efendi, bu olaylardan çok etkilenmiş ve büyük bir moral çöküntüsü içinde hayata küsmüş ve ağır bir hastalığa yakalanmıştır. Zübeyde Hanım anılarında bu gelişmeleri şöyle anlatmaktadır: “Merhumun, son günlerinde işinin fena gitmesinden çok müteessir oldu. Kendisini salıverdi. Daha sonra da derviş meşrep bir hal alarak eridi gitti. Kocamın hastalığı büyüdü, artı&nbsp;37 Makbule Hanım’ın ifadelerine göre Ali Rıza Efendi, “işlerinin kötü gitmesinden çok müteessir oldu…

Nihayet bark yaşamazdı.”sak veremine tutuldu. Üç sene hastalık çektikten sonra vefat etti…”
Ali Rıza Efendi’nin ölüm tarihi ile ilgili olarak değişik tarihler verilmektedir. Mustafa Kemal hatıralarında, tarih vermeden, “…Şemsi Efendi Mektebi’ne kaydedildim. Az zaman sonra babam vefat etti” demektedir. Kız kardeşi Makbule Hanım ise anılarında, kendisinin doğduğu günlerde (1885), babasının hastalığının başladığını, işine gidemediğini ve ilk yaşını doldurduğunda da hastalığın çok ağırlaştığını ve en küçük kız kardeşi Naciye (doğumu: 1889) kırk günlük iken babasının vefat ettiğini anlatır. Bu durumda Ali Rıza Efendi’nin ölümünün 1899 veya 1990’ın ilk aylarına rastlaması gerekir. Mustafa Kemal de o sırada dokuzuncu yaşının içindedir.

Ve Şemsi Efendi Okulu’nun üçüncü sınıfındadır.

Afet İnan, “Mustafa, daha ilkokul çağında babadan yetim kalmıştır” derken; Ali Fuat Cebesoy da, “babası öldüğünde Mustafa Kemal’in 9-10 yaşlarında olduğunu” yazmaktadır. Bütün bu anılardan elde edilen bilgilere rağmen, Faik Reşit Unat, Ali Rıza Efendi’nin 28 Kasım 1893 tarihinde öldüğünü belirtmektedir. F.R. Unat, belgeyi yayınlamadan, bu tarih ile ilgili olarak, Makbule Hanım’a ilk kocasından ayrıldıktan sonra babasından aylık bağlanmasına ait dosyadaki belgeleri kaynak göstermektedir. Mustafa Kemal’in Manastır Askeri Lisesi’ne girişi olan 13 Mart 1896 tarihinden geriye doğru gelindiği zaman, Askeri Rüştiye, Mülkiye Rüştiyesi ve çiftlikte geçirdiği yaklaşık dört buçuk aylık süre dikkate alınınca; Faik Reşit Unat’ın belirlediği tarihin doğru olması ihtimali yüksektir. Bu nedenle, Ali Rıza Efendi’nin ölümünü 1893 yılı kabul edersek, kendisi 54, babasının vefatında Mustafa Kemal 12 yaşında olmaktadır. Dr. Ali Güler

Kaynak:&nbsp;ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 45, Cilt: XV, Kasım 1999

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Ali Rıza Efendinin Hayatı 1839-1893 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 27 Jun 2017 14:58:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ali-riza-efendinin-hayati-1839-1893-215550-20240227.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ali-riza-efendinin-hayati-1839-1893-215550-20240227.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ali-riza-efendinin-hayati-1839-1893-215550-20240227.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Zübeyde Hanımın Hayatı 1857-1923]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-zubeyde-hanimin-hayati-1857-1923-2801.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-zubeyde-hanimin-hayati-1857-1923-2801.html</link>
                    <description><![CDATA[Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım, 1857 ‘de Lankaza’da doğmuş, çocukluğu ve ilk gençlik yılları burada ailesi ile birlikte geçmiştir.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Zübeyde Hanımın Hayatı 1857-1923

&nbsp;Zübeyde Hanım, güçlü bir beden yapısına sahip olduğu gibi, güçlü bir iradeye de sahipti. Yeterince eğitim görmemiş, ama okuma yazmayı öğrenmişti. Annesine “Molla Hanım” denildiği gibi, kendisine de “Zübeyde Molla” deniliyordu. Bu, “bilge” kişiliğini ifade eden bir lakaptı. Muhafazakar, geleneklerine bağlı bir kadındı. Ali Rıza Efendi ile evlendikleri 1870 yılında 13-14 yaşlarında olan Zübeyde Hanım, aşağıda anlatılacağı gibi. Kocası ölünce, çocuklarıyla birlikte bir süre Lankaza’daki aile çitliğine kardeşlerinin yanına dönmüş. Daha sonra kendisine talip olan Ragıp Bey’le ikinci evliliğini yapmıştır.
Bu yıllarda 36 yaşında idi.
Zübeyde Hanım’ın bir ara 19O5’te Harp Akademisi’ni bitirerek Kurmay Yüzbaşı olan ve kısa bir süre hapse. Atılan Mustafa Kemal’i görmek için üç beş günlüğüne İstanbul’a gittiğini ve buradan Şam’a gidecek oğlunu Sirkeci’den uğurladığını biliyoruz. Bu olayı sonradan, annesinin mezarı başında 27 Ocak 1923’te duygulu bir konuşma yapan Mustafa Kemal Paşa anlatacaktır. Balkan Savaşları’nın sonuna kadar Selanik’te ikamet eden Zübeyde Hanım, Mustafa Kemal’in burada 1906’da arkadaşları ile. Birlikte Şam’da kurduğu “Vatan ve Hürriyet Cemiyeti”nin bir şubesini açma girişimlerini. Yaptığı sıralarda oğluna inanmış ve değerli telkinleri ile ona yardımcı olmuştur. Balkan Savaşları sonunda Selanik’in sınırlarımız dışında kalması üzerine birçok Türk gibi Zübeyde Hanım ve kızı Makbule Hanım da İstanbul’a gelmişlerdir. Elimizdeki bilgilere göre, “Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Selanik’te öldüğü” söylenen.

Ragıp Bey’in, bu göç olayından az önce vefat etmiş olması gerekir.
Çünkü, yaşıyorsa onun da aileyle birlikte İstanbul’a gelmesi gerekirdi. Zübeyde Hanım İstanbul’da Beşiktaş semtinde Akaretler’de 76 numaralı eve yerleştiler. Kızı ile birlikte İstanbul’da yeni fakat sıkıntılı bir hayata başladılar. Mustafa Kemal Paşa, Yedinci Ordu Komutanı olarak Filistin’in güneyinde, Sina Cephesi’nde İngilizlere karşı çarpışırken. Müttefik Alman Orduları Komutanı Falkenhein’la arasında çıkan bir anlaşmazlık sonucu, görevinden istifa etmiş ve Halep’e gitmişti. Burada ciddi bir “sarılık” hastalığı geçiren oğlunu merak eden Zübeyde Hanım, Mustafa Kemal’in üç yaşında iken evlatlık olarak alıp. Yetiştirmesi için annesinin yanına bıraktığı Abdürrahim (Tunçok)‘i de alarak Halep’e gitmiş ve kör. Olduğundan korktuğu oğlu Mustafa Kemal’i ziyaret etmiş, tekrar İstanbul’a dönmüştür. Mustafa Kemal Paşa, 13 Kasım 1918’de Suriye cephesinden ayrılarak İstanbul’a gelmiştir.

Doğruca annesinin evine giden Mustafa Kemal Paşa, onun boynuna sarılarak elini öpmüş ve kız kardeşi ile kucaklaşarak hasret gidermiştir.
Hayatları boyunca çok az bir araya gelebilen aile için mutlu buluşmaydı bu. İstanbul’a gelişinde birkaç gün Pera Palas Oteli’nde kalan Mustafa Kemal, bir süre de yakın arkadaşı Salih Fansa’nın Beyoğlu’ndaki evinde konuk olmuştur. Daha sonra Şişli’de Madam Kasabya’nın üç katlı evini kiralayan Mustafa Kemal. Beşiktaş Akaretler’de oturan annesi ve kız kardeşini de yanına almış, üç katlı evin üçüncü katını onlara ayırmıştır. Kendisi orta katta oturuyor, bu katın arka bahçeye bakan odasını da yatak odası olarak kullanıyordu. Büyük salonu toplantı odası olarak ayırmıştı.

Alt katta ise yaveri kalıyordu.
Mustafa Kemal, Başkent İstanbul’un en bunalımlı günlerinde bu evde arkadaşlarıyla sık sık toplantılar yapmış. 16 Mayıs 1919 tarihinde Samsun yolculuğuna çıkıncaya kadar bu evde oturmuştur. Şişlideki bu ev şimdi müze olarak kullanılmaktadır. Samsun’a çıkışla birlikte başlayan günler Mustafa Kemal için olduğu gibi, annesi ve kardeşi için de sıkıntılı, sancılı günler olacaktır. Bu arada oğlu Mustafa Kemal’in “öldüğü” asılsız haberini duyan ve zaten hasta olan Zübeyde Hanım, iyice hastalanır, kısmen felç olur.

Zübeyde Hanım için bu sıkıntılı günlerde sevindirici bir olay gerçekleşir.
Kızı Makbule, askerlikten ayrılarak ticarete atılan Mustafa Mecdi Bey’le evlenir. Zübeyde Hanım, tekrar Akaretler’deki eve döner, kızı ve damadı ile burada yaşamaya devam ederler. Bu acılı, sıkıntılı ama umut dolu günler Milli Mücadele boyunca sürecektir. Zübeyde Hanım’ın hastalığı gün geçtikçe artıyordu. Annesinin kuşatma altındaki İstanbul’da kalması Mustafa Kemal’i üzüyor, annesine ateş hattındayken bile mektuplar yazıyordu. Arkadaşları Zübeyde Hanım’a yardım ediyor, bütün isteklerini yerine getiriyorlardı. Zübeyde Hanım’ın, ölmeden oğlunu görme isteği ile oğlunun da bir an önce annesine kavuşma özlemi çektiği, karşılıklı gönderilen telgraflarda görülmektedir. Üç yıldır annesinden ayrı kalan Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı’nın sonlarına yaklaşıldığı bir sırada annesini Ankara’ya getirmeye karar verdi. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Başkomutan idi.

Yıl 1922, aylardan Haziran’dı.
Kendisinden görüşme talebinde bulunan Fransız yazarı Claude Farrére ile İzmit’te buluşacak, annesi de İstanbul’dan gelecekti. Atatürk 14 Haziran 1922’de Adapazarı’na geldi. Kendisinden bir gün önce gelen ve Askerlik Şubesi Reisi Binbaşı Baha Bey’in evinde kalan Zübeyde Hanım. İle burada buluştular ve o geceyi bu evde geçirdiler. Anne ve oğul birlikte bir otomobil ile 24 Haziran I922’de saat 20 de Ankara’ya dönmüşler, doğruca Çankaya Köşkü’ne gitmişlerdir. Köşkte Abdürrahim ve Ragıp Bey’in yeğeni olan Fikriye ile birlikte kalan Zübeyde Hanım’ın, hastalığı da giderek artıyordu. Kısmi felç ve romatizmadan dolayı ağrıları artan Zübeyde Hanım’a İzmir’in havasının iyi geleceği düşünülerek.

İzmir’e gidip bir süre kalması için ikna edildi.
Bu seyahatin bir diğer amacı da Mustafa Kemal’in evliliği düşündüğü Latife Hanım’ı Zübeyde Hanım ile tanıştırmaktı. Uygun bir kalacak yer bulmak için İzmir’e giden Başyaver Salih (Bozok) Bey, Zübeyde Hanım için. Latife Hanımların Karşıyaka’daki yazlık evlerini hazırladı. Buradayken hastalığı giderek artan Zübeyde Hanım, 15 Ocak 1923 günü vefat etti. 66 yaşındaydı. Batı Anadolu’da uzun süreli bir geziye çıkmak üzere 14 Ocak 1923 günü akşamı özel treni ile Ankara’dan. Ayrılmış bulunan Gazi Mustafa Kemal Paşa, 15 Ocak günü Eskişehir’e gelmişti. Gün ağarmadan az önce Emir Eri Çavuş Ali’yi çağırmış, “Bir haber var mı?” diye sormuş, “şifre geldi ama çözülmedi”. Diye cevap veren Ali Çavuş’a hüzünle bakan Mustafa Kemal Paşa, “Annemin öldüğünü biliyorum.” Dedi.

“Bir rüya gördüm, yeşil tarlalarda annemle dolaşıyordum. 
Birden bir fırtına çıktı, anamı alıp götürdü.” Deşifre edilmiş telgraf eline verildiği zaman okudu, gözlerini kapadı, bir an düşündü ve “İzmir’e gitmiyoruz. Treni İzmit’e çevirsinler” dedi. Aynı gün İzmir’deki Başyaver Salih Bozok’a şu telgrafı çekti:&nbsp;“…verdiğiniz elim haber, beni çok müteessir etti.  Merhumenin münasip bir tarzda merasim-i tedfiniyesini (uygun bir şekilde cenaze törenini) ifa ettiriniz.  Cenab-ı Hak, milletimize hayat ve selamet versin.” Atatürk’ün Harp Akademisi’nden sınıf arkadaşı olan ve Kurtuluş Savaşı’nda Batı Cephesi Kurmay Başkanı. Bulunan Asım Gündüz, Zübeyde Hanım’ın ölümü sırasında İzmir’deydi. Asım Gündüz Zübeyde Hanım’ın cenaze törenini şu şekilde anlatmaktadır: “Zübeyde Hanım son saatlerinde yanında bulunan Latife Hanım’a ayrıca bir vasiyet yazdırmıştır. Latife Hanını, Zübeyde Hanım’ın ölüm haberini ilk önce İzmir Valisi Mustafa Abdülhalik (Renda)’ya bildirmiş. Vali de büyük bir cenaze töreni hazırlatmıştı. Latife Hanım ilk gece İzmir’in tanınmış hafızlarından tam otuz üç kişi çağırarak sabaha kadar hatim yaptırmış ve hatim duası üç gün sürmüştür.

Cenaze alayına adeta bütün İzmir katılmıştı.
Vali, memurlar, komutanlar ve hocalar olduğu halde cenaze alayının uzunluğu bir kilometreyi buluyordu. Okulların getirdiği çelenkler kabrin üstünde bir örtü teşkil etmişti. Batı Cephesi Kurmay Başkanı Asım, Kazım (Özalp), Fahrettin (Altay), Mürsel (Baki), İzzettin (Çalışlar). Abdurrahman Nafiz (Gürman) Paşalar cenaze alayının önünde yürümekte idiler.

Latife Hanım siyah bir manto giymiş, siyah peçe örtmüş, cenaze alayına katılmak istemişti.
Fakat ailesinin ve din adamlarının, İslam’da kadın cenazeye katılamaz diye engel olmaları üzerine bir faytona binerek cenazeyi arkadan takip etmişti. Latife Hanım, kabirde yüzlerce gümüş mecidiye sadaka dağıtmış, kırkında mevlüt okutmuş, 52 inci gecesinde de aşure yaparak. Fakir fukaraya dağıttığı gibi, hatimler indirerek bu mübarek kadına karşı duyduğu sevgi ve şükran borcunu ödemişti. Yaklaşık 12-13 gün çeşitli yerleri dolaşan ve programına uygun olarak devlet işlerini takip eden Mustafa Kemal Paşa. 27 Ocak 1923 günü Manisa üzerinden İzmir-Karşıyaka istasyonuna geldi. Beraberinde ordu komutanları, bakanlar, milletvekilleri ve yaveri vardı. İzmir Valisi Abdülhalik Renda, Kolordu Komutanı Fahrettin Altay ve Başyaver Salih Bozok, onu karşılayanlar arasında idi. Yine istasyonda kalabalık bir halk topluluğu ve çevresi çiçeklerle süslenmiş bir otomobil onu bekliyordu. Çevresinde toplananları selamladı. Tıpkı sağlığında önce annesini ziyaret ettiği gibi, yine önce annesini ziyaret edecekti. O gün annesinin mezarı başında duygulu ve özlü bir konuşma yaptı.

Konuşmasında, yetişmesinde olduğu gibi.
Milli Mücadele yıllarında da hep kendisinin yolunda olan annesinin çektiği acıları, onun fedakarlığını dile getirdi. Kendisi yüzünden çektiği sıkıntıları, acıları dile getirirken annesine olan kadirbilirliğini de dile getiriyordu. Atatürk, o gün derin bir heyecana kapılmıştı. En içten, en duygulu konuşmasını da, annesinin mezarı başında o gün yapmıştır. Zübeyde Hanım, fedakar bir anneydi. Oğlunun yetişmesinde emsalsiz emekleri geçmişti. Yıllarca oğlunun hasretine katlanmış, nihayet, onun zaferini gördükten kısa bir süre sonra ölmüştür.” Mustafa Kemal Paşa, milletini kurtarmak için hayatını ve bütün varlığını ortaya koyarken annesiyle yeterince ilgilenememişti. İşte annesinin mezarını kalabalık bir grupla ilk kez ziyaret ederken, ona göz yaşı döktüren ve en derinden. Gelen duygularını söyleten, içindeki bu hisler olmuştur. Buradaki konuşmasında kısaca annesinin çektiği sıkıntılardan bahseden Mustafa Kemal Paşa, şunları söylemiştir:

“…Valdemin ziyamdan şüphesiz pek müteessirim. 
Fakat bu teessürümü izale ve beni müteselli eden bir husus var ki, o da anamız vatanı mahv ve harabiye götüren idarenin. Artık bir daha avdet etmemek üzere mezar-ı ademe götürülmüş olduğunu görmektir.  Valdem bu toprağın altında, fakat Hakimiyet-i Milliye ilelebet payidar olsun.  Beni müteselli eden en büyük kuvvet budur.  Evet, Hakimiyet-i Milliye ilelebet devam edecektir. 

Valdemin ruhuna ve bütün ecdat ruhuna müteahhit olduğum vicdan yeminini tekrar edeyim.
Valdemin medfeni önünde ve Allah’ın huzurunda aht ve peyman ediyorum, bu kadar kan dökerek milletin istihsal ve. Tespit ettiği hakimiyetin muhafaza ve müdafaası için icab ederse valdemin yanına gitmekte asla tereddüt etmeyeceğim.  Hakimiyet-i Milliye uğrunda canımı vermek, benim için vicdan ve namus borcu olsun.” Mustafa Kemal’in bu nutku, Karşıyakalıların çok candan tezahüratına vesile teşkil etti ve halk kendisini çılgın gibi alkışlayarak. “çok yaşa paşam…Sen çok yaşa..” diye haykırıyordu. “Faziletine ve yüksek kadınlığına inandığım anam ve kız kardeşim inkılap işlerinde bana inanmışlar ve hizmet etmişlerdir”&nbsp;diyerek. Zübeyde Hanım’a olan bağlılığını ifade eden Mustafa Kemal Paşa, Annesini çok severdi.

Annesinin sevdiği bir şarkıyı duyduğu zaman gözleri yaşarırdı.
Her sabah uyandığında temizliğini yapar, giyindikten sonra ziyaret için annesine haber gönderir, izin isterdi. Zübeyde Hanım da aynı şekilde hazırlığını yaptıktan sonra oğlunu kabul ederdi. Bu görüşmelerde Mustafa kemal Paşa, annesinin elini öper, onun hayır duasını alırdı. Bir süre annesi ile kalıp sohbet ederlerdi. Zübeyde Hanım oğluna&nbsp;“Mustafam”,&nbsp;“Sarı Mustafam”diye hitap eder; çoğu zaman bunu az bulur,&nbsp;“Paşam”&nbsp;veya “Sarı Paşam” diye hitap eder veya anardı. Atatürk’ün yaşamının büyük bir bölümünde yanında olan Yaverlerinden Cevat Abbas Gürer’in.

“Atatürk’ün çok sevdiği ve saydığı anası ile terbiye ve.
Zeka bakımından vaziyetlerini anlattığı şu sözlerinde, bir milli kahramanı doğuran ve yetiştiren. “Türk Anası’nın “devlet terbiyesini ve fazileti” ni ne güzel ortaya koymaktadır: Bayan Zübeyde, daha küçük yaşta yetim kalan oğlunun her durumuyla yakından ilgilenirdi. Çünkü onun yetişmesinde ve yetiştikten sonra memlekete yararlı olmasında büyük etken olmuştur. Atatürk’e tam anlamıyla hem analık, hem babalık etmişti. Sevgili oğlu Mustafa’nın idamla mahkumiyetini haber aldığı zaman, son derce dinç olmasına rağmen. Üzüntüsünden kahırlanan Bayan Zübeyde hastalanmış, yatağa düşmüştü. Uzun bir müddet oğlundan doğru bilgi alamaması da hastalığın ilerlemesine sebebiyet vermişti. Çankaya artık Bayan Zübeyde’ye çok kıymetli ve sevgili oğlunu, bol bol görmek ve onu koklamak fırsatını verdiğinden. Pek memnun ve bahtiyar bir ömür sürüyor ise de yine ekseriye vaktini hastalık içinde geçiriyordu. Bayan Zübeyde’nin yaratılışını, zekasını ve çevresine karşı davranışını anlatmak için çok uzun yazmak gerek. Yalnız ana olmak itibarıyla değil, fakat bu vakur, ciddi, taşkın zekalı büyük Türk kadınını her gün ziyaret etmek Atatürk için bir vazife idi.

Ziyaretler haberleşmeden yapılmazdı.
Çünkü, ana oğul hazırlanmadan birbirlerini görmezlerdi. Her ikisi arasındaki münasebetin esas kuralı daima ziyaretçinin Atatürk’ün olması idi. Ebedi Şef sabahleyin uyanır uyanmaz eğer o gün annesini görecekse, annesinden birisi vasıtasıyla izin alırdı. Sonra büyük bir merasimde bulunacak imişcesine Atatürk hazırlanırdı. Bayan Zübeyde de, hasta yatağında dahi olsa büyük bir özenle Atatürk’ü kabule hazırlanırdı. Saçlarını taratır, işlemeli başörtüsünü örter, Makedonyalı gelinlik kızın zengin cihazından oyalı bürümcük gömleğinin üzerine ipekli entarisini giyerdi. Ve İstanbul kara renkli maşlahı ile resmi kıyafetini tamamladıktan sonra oğlunu beklediği haberini gönderirdi.

Bayan Zübeyde, Atatürk’e ‘Mustafa’ diye hitap ederdi.
Ben bu büyük ailenin arasında emniyet, itimat ve muhabbet kazanmak mazhariyetine yıllardan beri karışmıştım. Ekseriya her iki büyüğün görüşmelerinde beraber bulunurdum. Büyük, kıymetli evlat yetiştirmek bahtiyarlığı ile kıymetli büyük bir anaya sahip olmak gururunu bir arada toplayan gözlerim. Evet Türk toplumu bünyesindeki terbiyenin ve o terbiyenin temellerinin ne kadar derin ve köklü, ne kadar nezih ve ciddi. Ve ne kadar samimi olduğunun canlı örneklerini gördükçe duygulanıyor, mutlu oluyordum. Diyebilirim ki, Bayan Zübeyde ile Atatürk bu ana-oğul birbirine aşıktılar. Bu ana, oğluna daha beşik çocuğu iken vatan ve millet sevgisini telkin eden ninnilerden başlamış. Onu her çağında duygularla büyütmüş, öğrenime yönlendirmiş, ilim ve irfan aşılamıştır.

Yetişen, makamını bulan kurtarıcı oğlunu o, Mustafa Kemal yapmıştı.
Bu ziyaretlerin her birinde Atatürk, anasının mübarek elini büyük bir saygı ile öperdi. Sonra anasının karşısında o büyük adam küçülür, Mustafa, hatta Mustafacık olurdu. Konuşmaları, şakaları pek içten kaynayan sevginin belirtileriydi. Çankaya’da bu ana-oğul görüşmelerinin birinde şahit olduğum bir durumu değeri sınırsız olan. Bayan Zübeyde’nin işlek, kıvrak zekasının bir örneği olarak sunacağım: “Atatürk annesinin elini öptü. Bayan Zübeyde oğluna elini uzatırken coşkun sevgisinin gözlerinde toplanan bütün ifadesiyle. Atatürk’ü bağrına basmak istiyordu. Onu kucakladıktan sonra aziz Türk milletine eşsiz bir kurtarıcı armağan veren ana olmak itibariyle gururlanmalı idi. Fakat öyle olmadı, mutluluğunu gülen ve şirin yüzünden okunan o büyük Türk anası kolları arasında uzaklaşan ciğerparesinin eline uzandı:

Atatürk:&nbsp;"Ne yapıyorsun anne”…&nbsp;dedi.
Bayan Zübeyde sessiz ve kesin bir ciddiyetle:&nbsp; “Ben senin ananım, sen benim elimi öpmekle bana karşı olan vazifeni yapıyorsun. Fakat sen vatanı ve milleti kurtaran bir devlet başkanısın.  Ben de bu aziz milletin bir ferdiyim ve onun tebasıyım, elini öpebilirim.”&nbsp;Cevabını verdi.“ ”Oğlunun elini öpmekten çok Bayan Zübeyde, hareketiyle oğlunun makamının en büyük saygıya değer olduğunu etrafındakilere işaret ediyordu.“ Dr. Ali Güler Kaynak:&nbsp;1- ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı: 45, Cilt: XV, Kasım 1999 2- Atatürk’ten Anılar, Kemal Arıburnu, İnkılap Kitapevi 1998. ISBN: 975-10-1392-5. Sayfa: 53. (Cevat Abbas Gürer, Atatürk’ün Zengin Tarihinden Birkaç Yaprak, 1939. Sayfa:161-162)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Zübeyde Hanımın Hayatı 1857-1923 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 27 Jun 2017 14:46:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/zubeyde-hanimin-hayati-1857-1923-230552-20240227.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/zubeyde-hanimin-hayati-1857-1923-230552-20240227.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/zubeyde-hanimin-hayati-1857-1923-230552-20240227.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Atatürkün Manevi Evlatları]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-ataturkun-manevi-evlatlari-2797.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-ataturkun-manevi-evlatlari-2797.html</link>
                    <description><![CDATA[Yakınlarının deyişlerine göre, Atatürk, küçük yaşlardaki çocuklardan hiç hoşlanmaz, hele viyaklamalarına, yaramazlıklarına kesinlikle katlanamazmış.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Atatürkün Manevi Evlatları&nbsp;

Yalnız; ömrünün sonlarına doğru, kundakta görür görmez, hayret edilecek bir yakınlıkla sevip, bağlandığı küçük Ülkü bunların dışında… Fakat yine hayret edilecek bir şey ki, genellikle küçük çocuklardan hoşlanmayan Atatürk, ömrü boyunca rastladığı kimsesiz çocukları evlat edinip bağrına basmaktan da kendini almamıştır. Eski eniştesi Mustafa Mecdi Bey’den aldığımız bilgilere göre, Atatürk, gençliğinden beri, kız, erkek dokuz çocuğu evlatlık edinmiştir. Bunlardan ilki, Birinci Dünya Savaşı esnasında Van’da bulunurken kimsesiz ve muhtaç olduğunu görerek beraberinde alıp İstanbul’a getirdiği sekiz yaşındaki Abdürrahim adındaki çocuktur ki, Akaretler’deki evlerinde annesi Zübeyde Hanım’ın yanında bırakmış, zaferden sonra da Ankara’ya göndererek sanayi mektebinde okutup bir meslek sahibi etmiştir.
Diyarbakır’lı Abdurrahim (Tunçak)la Halep'te birlikte. (1917)
İkincisi, yine genel savaşta, Bitlis geri çekilmesi sırasında kendisine sığınan, altı yedi yaşlarında Afife adlı bir yetim kızdır ki, o karışıklıkta karargâhına katarak, gerilere kadar getirip, İstanbul’da, evlerine göndermiş, okutmuş, büyütmüş, terbiye etmiş, sonra evlendirerek İzmir’e yollamıştır. Bundan sonra; Latife Hanım’la evliliklerinden sonra, İstanbul’a gelişlerinde, Kâğıthane’deki Yetimler Yurdu’ndan aldıkları Zehra adındaki evlatlığı bir süre Çankaya Köşkü’nde alıkoyduktan sonra, Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’ne vermiş, oradan Almanya’ya tahsile göndermiş ise de, pek sinirli olan bu kız, yaz tatilini geçirmek üzere İstanbul’a dönerken aklını kaybederek, kendini trenden atıp intihar etmiştir. Bu haberi alan Atatürk, büyük bir acı duymuş ve özel surette gönderdiği memurlara, Zehra’nın cesedini getirterek, Ankara’da gömdürmüştür. &nbsp;

Atatürk'ün Manevi Kızları birarada. Sırasıyla Rukiye, Sabiha Gökçen, Afet ve Zehra görülmektedir.
Bu sırada Konya taraflarında geziye çıkan Atatürk, orada acıklı hali kendisine anlatılan Rukiye adındaki kızcağızı, Ankara’ya getirterek Çankaya Köşkü’ne misafir etmiş, uzun bir zaman öğrenim ve terbiyesine de titizlikle durduktan sonra, uygun gördüğü değerli bir jandarma yüzbaşısıyla evlendirmiş, düğünlerini de görkemli bir şekilde Ankara Palas’ta yaptırmıştır. &nbsp; Manevi Kızı Rukiye'nin Dolmabahçe Sarayı’ndaki düğün töreninde. (22 Mayıs 1930) Fakat asıl görkemli denebilecek derece muhteşem düğün, Atatürk’ün yine Arnavutköy Amerikan Koleji’nde okuttuktan sonra, tanınmış hariciyecilerden biriyle evlendirdiği manevi evladı Nebile’nin, yine Ankara Palas’ın salonlarında yapılan düğünüdür. &nbsp; Manevi Kızı Nebile'nin evlenmesi nedeniyle Ankara Palas’ta yapılan baloyu şereflendirmiştir. (17 Ocak 1929) Nebile, Beylerbeyliydi. Kimsesiz, zeki bir kız olduğu Cevat Abbas Bey tarafından haber alınarak, Atatürk’ün himayesi rica edilmiş ve bu suretle evlatlık olmuştu. Uzunca boylu, sarışın ve zarif bir kız olan Nebile, bir aralık, Serbest Fırka zamanında politikaya da heveslenmiş, hatta o esnada aynı fırkaya katılan Atatürk’ün hemşiresi Makbule Hanım’la aralarında Atatürk’ün müdahalesini gerektirecek derecede anlaşmazlıklar, çekişmeler de olmuştu. Fakat kocasıyla Viyana’ya gittikten bir süre sonra, gözlerine arız olan hastalık, bütün ihtimamlara, tedavilere rağmen, artarak iyileşmez bir hale gelmiş ve bu sırada da kocasından ayrılmıştır. Atatürk’ün vefatından sonra, İsmet İnönü’nün himayesine mazhar olan Nebile, çok geçmeden hayata veda etmişti.

Bayan Sabiha Gökçen’e gelince: Atatürk, kendisini bir Bursa seyahati esnasında tanımıştı.
Çanakkale’de şehit olan bir subayın karısı olan ablasının yeni kocasıyla birlikte oturdukları Bursa’daki Hünkâr Köşkü’nü ziyaretleri sırasında, kendisine takdim edilen küçük Sabiha, her hal ve tavrı ve özellikle zekâsıyla, Atatürk’ün dikkatini çekmiş ve böylece, büyük Önder’in iltifat ve himayesine mazhar olmuş, nihayet yine bizzat Atatürk’ün teşvikiyle havacılığa katılmış, ilk Türk kadın pilotu olmak şerefini kazanmıştır.

Atatürk, manevi evlatları arasında bilhassa Sabiha Gökçen’le iftihar ederdi.
Bir Yalova gezisi sırasında, tesadüf ettiği Küçük Çoban Mustafa, Atatürk’ün yine, zekâsına hayran olarak, bizzat evlatlık edindiği çocuklardan biridir. Onu okutmuş, Kuleli’ye vermiş, fakat subaylığını göremeden ölmüştür. Yalova'da tanıyıp himayesine aldığı sığırtmaç Mustafa ile öğretmeni İle birlikte Dolmabahçe Sarayının önünde. (19 Eylül 1930) Çoban Mustafa, Atatürk’ün Dolmabahçe’de mübarek na’şını yaşarmış gözlerle selamlarken, Kuleli üniformasını taşıyordu. Atatürk, Bayan Afet’i Avrupa’ya tahsile gönderdiği sıralarda, yine evlat bilerek himayesine aldığı Sabriye adındaki genç kızın da Hukuk’a devam etmesini istemişti. Bu şekilde bu bayan, tahsilini başarıyla bitirerek, yargıç olmuştur. &nbsp;

Florya'da Afet İnan'la birlikte. (28 Haziran 1935)
Bize bu bilgileri veren, Atatürk’ün eski eniştesi Sayın Mustafa Mecdi’nin anlattığına göre, Atatürk’ün bu koruyuculuk özlemi, daha çok ömrü boyunca evlatsız kalıp, annesinin ölümünden sonra kız kardeşinden başka bir yakını bulunmayışından ileri gelmektedir. Koruyuculuk ettiklerinin hepsiyle ilgilenerek, özellikle iyi yetişmeleri için her fedakârlığa katlanan bir baba şefkatiyle severdi. O kadar ki; sofrasında daima beraber bulundurur, her arzularını yerine getirirdi. Hesabını kitabını iyi bilmekle tanındığı halde, evlat saydıklarından hiçbir şey esirgemezdi ve etrafındakilerin de, onları sevip saymalarını isterdi. Çankaya Köşkü’nde, hepsinin bir arada bulunduğu zamanlarda, aralarına kıskançlık girmesin diye, iş taksimi yapardı. Masraflarını, Genel Sekreteri Hasan Soyak’a gördürürdü. Harçlıklarını da onun vasıtasıyla verdirirdi. Sinemaya, alışverişe veya tensip ettiği herhangi bir ziyarete gidecekleri zaman, yanlarına Arap Nesip Efendi’yi katardı. Kızların da baba dedikleri bu Nesip Efendi, uzun yıllar Babıâli’de vükelaya hizmet ile dürüstlüğü, iyi ahlakı, fazileti, namusuyla bilinmiş ve Şükrü Kaya’nın tavsiyesiyle, Atatürk’ün kapıcılığına getirilmiş, hakikaten babacan, melek gibi bir ihtiyardı. Atatürk’ün son derece itimat ve emniyetini kazanan bu ihtiyarın, yine kendi gibi siyahî olan yardımcısı bir de oğlu vardı. Bunlardan başka, Atatürk, özel hizmetlerinde kullanarak bir nevi kâhya durumunda bulundurduğu bir de Bekir Çavuş vardı ki, Atatürk bunu, Yozgat isyanının bastırılmasındaki yararlıklarından dolayı takdir ederek yanına almıştı.1 Atatürk Kızı Göklerin de Kızı Olacaktır,

Sabiha Gökçen
Hiç aklımda yokken günün birinde kendimi mavi göklerin bir aşığı olarak buluvermiştim. Sabahın olmasını iple çekiyor, çoğu kez geceleri uyuyamıyordum bu heyecanla. Öğretmenlerim çalışmalarımdan havacılığa olan aşkımdan son derece memnun olduklarını söyleyerek beni yüreklendiriyorlar, bu görüşlerini üst makamlara bildirerek Atatürk’e aksettiriyorlardı. &nbsp; İstanbul, Metris Manevralarında Sabiha Gökçen ile birlikte. (29 Mayıs 1936) Ankara’daki çalışmalar başarıyla sona erdiği zaman Gazi Paşa beni huzuruna çağırtarak şöyle konuştu: -“Gökçen, uçuculukla ilgili çalışmalarını yakından takip ettim. Başarın beni kendi başarım kadar sevindirdi. Türk kızlarına güvenmekte ne kadar haklı olduğumu da kanıtladı. Yalnız ben seni bu kadarla bırakmak istemiyorum.” -“Nasıl emrederseniz efendim” dedim. -“Planörcülüğün yüksek eğitimini yaparak bu alanda öğretmen olmak istemez misin? Böylece hem kendin yetişmiş olacaksın, hem de gençlerimizi benim isteğim doğrultusunda havacı olarak yetiştireceksin.” -“Benim için bundan daha kutsal bir görev olamaz efendim.” -“Güzel… Esasen senden başka türlü bir cevap alamayacağımı biliyordun. Şimdiye kadar ne söyledimse hepsini harfiyen ve hiç itiraz etmeden yerine getirdin. Bunu yaparken de başarılı oldun. Eğitim için yurtdışına gideceksin. Türk Hava Kurumu hesabına Rusya’da eğitim görecek ve yurda öğretmen olarak döneceksin.”2

Küçük Ülkü
Sabiha Gökçen’den bir anı: Sisler arasında kalan bir günü anımsıyorum bu arada… Kucağında kırk günlük bir bebekle Çankaya’daki eski köşke gelen Vasfiye Hanım’ı… Vasfiye Hanım kim mi? Anlatayım: Mustafa Kemal Paşa’nın annesi Zübeyde Hanım çok iyiliksever bir insanmış. Elinden geldiğince herkesi yardımına koşar, dertli başları dertten kurtarmaya çalışır, kendi beceremezse oğlunu, biricik Mustafa’sını yardıma çağırırmış. Günü birinde cici bir kız getirmişler kendisine. Tatlı mı tatlı, yaşına rağmen olgun da. Pek beğenmiş bu kızı Zübeyde Hanım, adı Vasfiye imiş. Yanına almış, büyütmüş. Vefatına kadar da hiç yanından ayırmamış. Gün gelmiş kısmeti çıkmış Vasfiye Hanım’ın, hemen evlendirmiş. Ama nedense mutlu olamamış kızcağız. Bir kaç kez evlilik geçtiği halde başından, hep dönüp dolaşıp yine Zübeyde Hanım’ın yanına gelmiş. Ve ölümüne kadar da yanından ayrılmamış. Ancak bu acıdan sonra ortada kalmış Vasfiye Hanım. Derken bu boşlukta yaşayamayacağını anlayarak çıkıp Paşa’nın yanına varmış. Ona halini anlatmış. Annesine çok düşkün olan Gazi, Vasfiye Hanımı da onun yadigârı olarak bağrına basıp, yanına almış. Böylece sıkıntılardan kurtulmuş kadıncağız. Yazgısı buymuş ki yine bir kısmeti çıkmış. Ankara Orman Çiftliği İstasyon Şefi Tahsin Bey diye, namuslu bir kişi. (Sonradan soyadı yasası çıkınca Tahsin Çukurluoğlu olmuştu) Paşa’nın onayını alan Vasfiye Hanım, Tahsin Bey’le evlendikten sonra hamile kalmış. Günü gelince de nurtopu gibi bir kız çocuğu dünyaya getirmiş. Şöyle kırk günlük olunca yavruyu Paşa’ya göstermek istemişler. Paşa pek beğenmiş ve adını da kendisi koymuş: Ülkü. &nbsp;

Fener yolunda beraberindekilerle yürüyüş yaparken, İstanbul. (17 Mayıs 1936)
Ülkü 1932 yılında Ankara’da doğmuştu. Ana yavrusu olarak bir yıl kadar kendi yuvasında kaldıktan sonra Gazi Mustafa Kemal Paşa onu da yanına aldırtmış ve ölümüne kadar da köşkten ayırmamıştı. Evet, bu sisler arasında kalan bir hikâyedir. Ülkü’nün doğuşu, köşke gelişi, yazgısının değişmesi böyle başlamıştır.3 1 Niyazi Ahmet Banoğlu, Nükte ve Fıkralarla Atatürk, İstanbul 1978, s. 490-493. 2 Oktay Verel, Sabiha Gökçen - Atatürk’le Bir Ömür, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul 1994, s. 96–97. 3 Oktay Verel, Sabiha Gökçen - Atatürk’le Bir Ömür, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul 1994, s. 67–68. Kaynak:&nbsp;Atatürk’ten Gençliğe Unutulmaz Anılar, Ahmet Gürel, Mayıs 2009
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Atatürkün Manevi Evlatları - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 27 Jun 2017 11:49:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ataturkun-manevi-evlatlari-230204-20240227.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ataturkun-manevi-evlatlari-230204-20240227.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ataturkun-manevi-evlatlari-230204-20240227.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sofyada Kıyafet Balosunda Yeniçeri Kıyafetiyle 11-12.05.1914]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-sofyada-kiyafet-balosunda-yeniceri-kiyafetiyle-11-12051914-2793.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-sofyada-kiyafet-balosunda-yeniceri-kiyafetiyle-11-12051914-2793.html</link>
                    <description><![CDATA[Sofya'da kıyafet balosunda yeniçeri kıyafetiyle. “İşte gecenin en güzel kostümü. ” (11-12 Mayıs 1914) (işte o an)]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sofyada Kıyafet Balosunda Yeniçeri Kıyafetiyle 11-12.05.1914




Sofya Askeri Ataşesi Kurmay Yarbay Mustafa Kemal 11-12 Mayıs gecesi Sofya'da kıyafet balosunda giydiği yeniçeri kıyafetiyle. (11-12 Mayıs 1914)



Sofya'da Kıyafet Balosunda 1
Mustafa Kemal Sofya'dayken 1 Mart 1914'te Yarbaylığa yükselmişti. Yaz başlangıcında (mali durumu düzeldiğinden) istediği gibi bir ev bulmuş ve oturmuştu. 1914'ün Mayıs ayı başında, Bulgarların 11 Mayıs 1914'deki ulusal gününde verilen bir baloya davet edilmişti. Mustafa Kemal bu baloda manevi bir üstünlük sağlamak istiyordu. Geniş ve bol ışıklı salonda devam eden muhteşem gecede, gösterişli bir yeniçeri kıyafetiyle içeri girdi… Mustafa Kemal'e çevrilen bütün gözler O'na hayranlıkla bakıyordu. Orada bulunan Bulgar Kralı Ferdinand, Mustafa Kemal'i yanına davet ederek iltifatlarda bulunmuş, kıyafetinden ve başarısından dolayı da tebrik etmişti. Bir gümüş tabakayı da lütfen kabul etmesi dileğiyle hediye etmişti… Geceye katılanlardan;“&nbsp;İşte gecenin en güzel kostümü” diyenler olmuştu. Mustafa Kemal o gece baloda giydiği yeniçeri kıyafetini, İstanbul Merkez Kumandan Muavini Kazım Bey'e mektup yazarak, müzeden alınıp&nbsp;yollanmasını istemişti. Sofya'dan trenle İstanbul'a giden bir arkadaşı&nbsp; dönüşünde kıyafeti aksesuarlarıyla birlikte kendisine getirmişti. Sabaha kadar devam eden balonun bitiminde, İspanya Maslahatgüzarı, Mustafa Kemal'i evine davet etmiş ve evinin şark köşesinde O'nun yeniçeri kıyafetiyle bu fotoğrafını çekmişti. Kaynak:&nbsp;Sevdiğimiz Atatürk, Rasim Pehlivanoğlu, Atatürk Araştırma Merkezi, 2004. ISBN:975-16-1709-X.&nbsp;Sayfa: 87

Sofya'da Kıyafet Balosunda 2
İsmail Hakkı Kavalalı, Atatürk’ün Selanik Askeri Rüştiyesi’nden arkadaşıdır. Atatürk’ün Sofya’da Askeri Ataşe olarak bulunduğu sırada börk serpuşlu (yeniçerilerin kullandığı başlık) yeniçeri kıyafeti ile çektirdiği fotoğrafın hikayesini şöyle anlatır: “Harp Okulu’ndan sonra onu Sofya’da yarbay rütbesi ile ataşemiliter olarak gördüm. Ben o zamanlar Bulgar Sorbanyası’nda (Meclisinde) milletvekili idim. Dört arkadaşımla Bulgaristan’daki Türkleri temsil&nbsp; ediyorduk. Kendisiyle hemen her zaman konuşur dertleşirdik. Bir gün yine Mustafa Kemal’le birlikteydik. Bulgarların düzenlendiği bir kostümlü balo’ya yabancı devlet temsilcilerini de milli giysiyle davet eder bir mektup geldi. Hiç unutmam, birden bire gözleri parladı, bana döndü ve: -“İsmail sen Bulgar treni'nde parasız gezebiliyorsun. İstanbul’a git. Bana bir yeniçeri ağası kostümü getir”&nbsp;dedi. Bir de Enver Paşa’ya hitap eder bir mektup yazdı. İstanbul’a geldim, dediği kostümü aldım ve döndüm. Baloya beraber gittik. O, bu giysiyle bütün bakışları kendine çekiyordu. İri vücuduna ayrı bir heybet veren bu giysi ve yüzündeki maske, O'nun gözlerindeki sonsuz parıltılarla efsaneleşen bir kudret de katmıştı. Bütün konuklar, bunun kim olduğunu birbirine soruyorlardı. Bir süre sonra, büyük ödüllü bir dans yarışmasına girdi. Bulgar Başbakanı'nın kızına kavelyelik ediyordu. Zaten bu kız daha önce O'nun flörtü idi. Mustafa Kemal çok güzel dans ederdi. Nitekim, bütün valsleri olağanüstü bir başarı ile bitirerek yarışma birinciliğini kazandı. Bu ara Bulgar Meclisi Başkanı bana, bu gencin kim olduğunu sormuştu. Önce tanımadığımı söyledim, sonra ataşemiliter Mustafa Kemal olduğunu öğrenince hayranlığını şöyle belirtmişti:

-“Müthiş, müthiş bir adam!”
Yarbay Mustafa Kemal İstanbul Topkapı Sarayı'ndan özel izinle getirttiği bu yeniçeri kostümünü, 11 Mayıs 1914 gecesi Sofya'da katıldığı kıyafet balosunda giydi ve birinci seçildi. Kaynak:&nbsp;İsmail Hakkı Kavalalı, Vakit Gazetesi, 08.09.1947 Fotoğraf kaynağı:&nbsp;ATATÜRK. T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, Mehmet Özel (Güzel Sanatlar Genel Müdürü), Sayfa: 29
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Sofyada Kıyafet Balosunda Yeniçeri Kıyafetiyle 11-12.05.1914 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 27 Jun 2017 11:38:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/sofyada-kiyafet-balosunda-yeniceri-kiyafetiyle-11-12051914-232352-20240227.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/sofyada-kiyafet-balosunda-yeniceri-kiyafetiyle-11-12051914-232352-20240227.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/sofyada-kiyafet-balosunda-yeniceri-kiyafetiyle-11-12051914-232352-20240227.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[3.Dönem 1.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1927]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-3donem-1yasama-yilini-acis-konusmalari-1111927-2676.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-3donem-1yasama-yilini-acis-konusmalari-1111927-2676.html</link>
                    <description><![CDATA[1. Yasama Yılını Açış Konuşmaları

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 3.Dönem 1.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1927&nbsp;


ATATÜRK’ÜN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NİN III. DÖNEM

Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. III, C. 1, Sa. 4 1 Kasım 1927 Büyük Millet Meclisinin Sayın Üyeleri, Türkiye Cumhurbaşkanlığına ikinci kez seçilmekle övünüyorum. Büyük bir ulusun erdemini, yönünü ve uygun niteliklerini belirleyen Cumrhurbaşkanlığının, benden ne kadar ağır ve ciddi görevler beklediğini bütün yüreğim ve vicdanımla kavrıyor ve anlıyorum. Büyük milletimizin, geçen yıllardaki gösterişsiz fakat ulus yararına olan çalışmalarımızı yiğit ve onurlu bir biçimde övgüye değer bulan ve cesaret verici bir anlam taşıyan bu yeni güvenini devlet ve ulusuma pek çok yararlı görevler yaparak ödemeye çalışacağım. (Alkışlar) Her şeyden önce, büyük Türk Milletine borçlu olduğum sonsuz şükranlarımı, onun büyük meclisine hitap ederken söylediğim minnet ve şükran sözleri ile belirtmeyi ve özetlemeyi kutsal bir görev sayarım.

3.Dönem 1.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1927

Sayın üyeler,
İkinci kez Cumhurbaşkanlığı dönemine erişmekten duyduğum onur, özellikle Cumhuriyetin mutluluğa ve yükselmeye aday yeni bir döneme erişmesinden kaynaklanmaktadır. Bağımsızlık, milliyetçilik ve başarı temellerinden doğan ve gelişen Cumhuriyet, dört yıl içinde kararlı reformları ve gelişmesi ile ne kadar sağlam kurallara dayandığını ve aziz Türk Milletinin nasıl candan aradığı bir devlet biçimi olduğunu ğösterdi ve kanıtladı. (Alkışlar) Her kuralı değiştirmede kararsız zihinlende oluşabilecek kuşkular geçen yılların ürünleriyle büsbütün ortadan kalkmış ve Türk Milleti böylece içte ve dışta güçlü ve yerleşmiş bir devlete sahip olmuştur. Cumhuriyetin yeni dönemine bu şartlar altında kavuşmuş olmamız duygularımızı ve vicdanımızı kıvanç ve güvenle doldurmaktadır.

Sevgili arkadaşlarım,
Cumhuriyetin iç ve dış politikası, gelecekte de saygınlık, kuvvet ve doğruluk ile ve Türk Milletinin bütün güçlerini onun zenginliği, mutluluğu ve gelişmesine yöneltmesi ve bu konulara yoğun ilgi göstermesi ile belirlenecektir. (Alkışlar, bravo sesleri) Cumhuriyetin varlığına ve yönetimine ve ulusun yararına karşı olabilecek içte ve dışta herhangi bir kötü niyete karşı, her an korumaya hazır bulunmak, dışta dostluklara ve barışçı çalışmalara yardımcı ve vefakar olmak ve içte vatandaşların güvenlik içinde çalışması ve gelişmesini sağlamak yeni çalışma döneminde de gerçekleştirmeye çalışacağımız temel amaç olacaktır. (Alkışlar) Bu amaç için, Büyük Millet Meclisinin kendisini bekleyen yeni görevleri gerçekleştirmek için ne derece geniş yetkilere sahip olduğunu da belirtmek isterim.

Sayın üyeler,
Büyük Millet Meclisi, Türk Milletinin yüzyıllar süren arayışının bir özeti ve onun kendi kendisini yönetme bilincinin canlı bir örneğidir. (Alkışlar) Türk ulusu, yazgısını Büyük Millet Meclisinin olgun ve vatansever eline sunduğu günden başlayarak. Karanlıkları sıyırıp kaldırmış ve ümitleri boğan acılardan, ulusların gözlerini kamaştıran güneşler ve zaferler çıkarmıştır. (Alkışlar) Üçüncü Dönem Büyük Millet Meclisinin birinci yasama yılının, yardım ve çabalarınızla. Türk Mlilletine yaraşan ve uygun olan çalışmaların yüksek bir aşamasını daha gerçekleştireceğine sarsılmaz güvenimiz vardır. Geleceğe yönelik bakışlarınız güven dolu olarak, Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyelerini selamlar ve naciz bir ferdi olmakla gurur duyduğum. Büyük Türk Milletine mutluluklar ve ona hepimiz için seçkin ve beğeni taşıyan hizmetler dilerim. (Şiddetli alkışlar)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[3.Dönem 1.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1927 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 13 Jun 2017 17:44:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/3donem-1yasama-yilini-acis-konusmalari-1111927-231256-20240227.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/3donem-1yasama-yilini-acis-konusmalari-1111927-231256-20240227.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/3donem-1yasama-yilini-acis-konusmalari-1111927-231256-20240227.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[3.Dönem 2.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1928]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-3donem-2yasama-yilini-acis-konusmalari-1111928-2717.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-3donem-2yasama-yilini-acis-konusmalari-1111928-2717.html</link>
                    <description><![CDATA[2. Yasama Yılını Açış Konuşmaları

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 3.Dönem 2.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1928


ATATÜRK’ÜN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NİN III. DÖNEM

Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. III, C. 5, Sa. 2 1 Kasım 1928 Büyük Millet Meclisinin Saygıdeğer Üyeleri, Büyük Millet Meclisinin üçüncü dönem ikinci yasama yılını açıyorum. Şu anda yeni bir çalışma isteği ile dolu olan ulusumuzun, çaba ve gücüne dayanarak ona güveniyoruz. Aziz arkadaşlarımı bu canlı duygularla selamlamaktan onur ve huzur duyuyorum. (Şiddetli alkışlar)

Geçen yıl, ülkenin iç işlerinde güven ve huzur yönünden yeni bir gelişme dönemi yaşanmıştır.
Genelde, vatandaşların normal yaşamlarını inciterek herhangi bir politik veya idari aksama olmamıştır. Tam tersine doğal aksamaların bazı bölgelerimizdeki zararlı etkileri, vatandaşlarımızın tutumunun binbirini anlayan, birbirine destek olan sosyal dayanışması ile önemli biçimde hafifletilebilmiştir. İzmir bölgesindeki ve son günlerde Kalecik'teki depremlerde bu soylu gösteriye tanık olduk. İlk günlerin verdiği korku kadar önemli olmadığını sevinerek anladığımız Torbalı depreminin yol açtığı hasarı, vatandaşlar cesaretle ve ivedi olarak giderebilecek bir güç göstermişlerdir. Kalecik hasarının da etkileri ivedi olarak ortadan kaldırılmıştır.

3.Dönem 2.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1928
Bazı illerimizde bu yıl uzun süredir devam eden kuraklıktan çok acı çektik ve üzüldük. Bir yandan ülkenin genel üretimindeki dengeleme, diğer yandan kurak bölgelerde yoğunlaştırılan önlemler ve yardımlar, darlığın etkilerini gereği gibi hafifletmiştir. Kızılay'ın gerek deprem gerek kurak bölgelere yardıma koşma konusunda gösterdiği çabalar ve gerçekleştirdiği hizmetleri, huzurunuzda, ulusumuzun önünde teşekkürle anmak isterim. (Sürekli alkışlar) Geçen yıl içinde sayıları bir kat artmış olan Kızılay üyesi vatandaşların, afet ve ihtiyaç duyulacak günler için nasıl iyi bir yardım hazinesi hazırladıkları bir kez daha kanıtlandı. Bunun gibi Çocuk Esirgeme Kurumunun gelişmesi için de genel ilgiyi çekmek isterim. Doğu illerimizin bir kısmında kurulan genel müfettişlik, yerinde ve yararlı olmuştur. Cumhuriyet kanunlarının güvenle sığınılacak tek yer olduğunun anlaşılması bölgede huzur, gelişme için önemli bir başlangıç olmuştur. Yeni çalışma dönemimizde gerek bu bölgede gerek ülkenin diğer bölgelerinde toprağı olmayan çiftçilere toprak sağlamak sorunu üzerinde önemle duracağınıza inanıyorum. (Alkışlar) Hükümetin şimdiye kadar bu yolda süren çalışmalarına yeni önlemlerinizle daha çok açıklık getirerek başarılı olmanızı dilerim. Geçen yıl yeni esaslara göre kurduğunuz yeni bucak kuruluşları genel yönetimde yararlarını hemen göstermiştir. Bütün ülkemizi yeni, tam kuruluşlu bucaklarla kaplamak amacına bu yıl içinde mümnkün olduğu kadar yaklaşmak gereklidir. Anavatana kavuşarak değiştirilen ailelerin yerine yerleştirilen vatandaşların, yerleştirilmeleri ve mülk edinmeleri ile ilgili işlemlerinin artık sonuçlandırılmasında, çalışmaların artırılması ve çabuklaştırılması için hükümetçe önlemler alınması gereklidir. Belediye işlerimizin yönetimini düzene koyacak kanun tasarısı bu yıl sunulmuş olacaktır. Devletimizin başşehri olan Ankara'nın imarı için kabul buyurduğunuz kanunun gerektirdiği hazırlıklarla uğraşılacaktır.

Sayın efendiler,
Adliyemizin işleyişi sürekli olarak bir gelişim göstermektedir. Modern ve medeni kanunlar, vatandaşların gereksinimine yeterli mahkemeler ile birlikte, özellikle bilgili hakimler temeline dayanan adalet düşüncemiz ve kuruluşlarımızın geçen yılı övünçle anılabilir. (Alkışlar) Bu dönemde de aynı hedeflere doğru yeniden gelişmeler sağlanacağını kuvvetle ummaktayım. Ceza Muhakemeleri Usulü, Deniz Ticareti, İcra İflas kanun tasarıları bu dönemde size sunulacaktır. Öksüzlerin haklarını korumak için koyduğunuz önlemlerin bu günkü verimi cidden sevindirecek bir sonuçtur. Eski adliye, eski düşünce ve eski usullerden üç yıl önce ancak üç yüz sekiz bin lira devralmış olan Cumhuriyet, bu gün Emlak ve Eytam (Öksüzler.) Bankasına altı milyon iki yüz yirmi bin küsur lira teslim etmiş bulunuyor. (Alkışlar)

Efendiler,
Dış politikamızda dürüstlük, ülkemizin güvenliği ve gelişmesinin korunmasına önem verilmesi prensibi, davranışlarımıza rehber olmaktadır. (Alkışlar) Önemli reform ve gelişmeler içinde bulunan bir ülkenin, hem kendisinde hem çevresinde barış ve huzuru gerçek olarak arzu etmesinden daha kolay açıklanabilecek bir konu olamaz. Bu samimi arzudan esinlenmiş olan dış politikamızda, ülkenin korunması, güveninin sağlanması, vatandaşların haklarının herhangi bir saldırıya karşı bizim tarafımızdan savunulması konuları, özellikle göz önünde tuttuğumuz noktalardır. (Bravo sesleri, şiddetli alkışlar) Kara, deniz ve hava kuvvetlerimizi bu ülkede barış ve güvenliği koruyabilecek bir durumda bulundurmaya bu nedenle çok önem veriyoruz. (Alkışlar) Cumhuriyet hükümeti, uluslararasında güvenlik anlaşmalarının imzalanması için özel bir çaba göstermektedir. Bize önerilen Kelloğ Anlaşmasına katılmak için de aynı içtenlikle uygun görüşümüzü bildirdik.

Efendiler,
Geçen yıl içinde dostumuz Afganistan'ın kıymetli hükümdarları kral ve kraliçe hazretleri ziyaretleriyle bizi sevindirdiler. Sayın Kral ve Kraliçe, ülkemizin her yönünde gerçek sevgi gösterileriyle karşılanmış ve misafir edilmişlerdir. Türk topluluğu içinde bıraktıkları değerli anıları her zaman hatırlayacağız. Kral hazretlerinin cesaretli reformları, dostlarının ilgisini çekmekte ve tam başarı sağlayacağı inancını vermektedir. (Alkışlar)

Bu yasama döneminizde hükümetin yazın imza ettiği anlaşmalar size sunulacaktır.
Bunlar arasında, Afganistan ile eskiden var olan antlaşma hükümlerine daha fazla işlerlik sağlayacak esaslara göre hazırlanan yeni antlaşma ve ekleri de bulunmaktadır. İran ile ilgili dostça ilişkilerimizi geliştireceğine inandığımız protokolleri sevinçle kabul edeceğinize eminim. İtalya ile imzalanan antlaşmanın ise iki ülke arasındaki güven havasım desteklemesi ve iki komşunun, karşılıklı samimiyetlerini göstermeleri yönünden övgüyle karşılanacağına ve kabul edileceğine inanmaktayım.

Dostumuz Sovyet hükümeti ile imzalanan yeni anlaşmalar sınır halkımızın ilişkilerini düzenlemektedir.
Efendiler, geçmiş dönemden devraldığımız borçlarla ilgili anlaşmayı da hükümet sizlere sunacaktır. Bu anlaşmanın iyi şartlarla gerçekleştirildiğini ve ülke gücünün bu yükü sarsılmadan kaldırabileceğini düşünmek ve savunmak kolay değildir. (Bravo sesleri) Borcu ve kredi kurumlarını tanımak konusundaki milli ve manevi zorunluluk bu anlaşmayı size sunmamıza neden olmuştur. (Bravo sesleri) Askıdaki sorunlarımızın birisi Suriye sınırında bir türlü kurulamayan güvenliğin yerleştirilmesi, diğeri ise yerleri değiştirilmiş ve değiştirilememiş vatandaşların hukukunu sağlayacak düzenlemelerin yapılabilmesidir. Yıllardan beri birçok anlaşmazlıklara neden olmuş ve onaylara sunulmuş olan bu sorunların pratik, gerçek ve kesin çözüme kavuşturulması bizleri içten sevindirecektir. Saydığımız açıklamalar dışında ilişkilerimiz genellikle normaldir. Antlaşmaların, sözleşmelerin ve uluslararası iyi ilişki isteklerinin düzenlediği çerçeve içinde dostluk ve ekonomik ilişkiler gelişmektedir.

Efendiler,
Maliyemiz için son yıllarda özenerek gereğine inandığımız gerçek bütçe denkliğinin sonuçları ortadadır. Hazinenin bağlantıları ve ödemeleri düzenli bir şekle girmiştir. Kullanma yönünden bütçenin dışında kalan eski yüklerin de bütçe içinde düşünülmüş olması yönündeki eğilimin gelişmesi, dalgalı borçların ödenme şeklinin düzenlenmesi, saptanması bu alanda yeni bir gelişme olacaktır. Dalgalı borçlar tam olarak size sunulduğu zaman Cumhuriyet maliyesinin durumunun ve geleceğinin ne kadar sağlam olduğu iyice anlaşılacaktır. (Bravo sesleri, alkışlar) Cumhuriyet dönemi kağıt parasının değiştirilmesi tamamlanmıştır. Cumhuriyet Merkez Bankasının bu yıl içinde açılmasını uygun görmeniz yüksek ve önemli başarılarınıza gerçekten övünülecek bir katkı olacaktır. (Alkışlar)

Efendiler,
Ekonomik önlemlerin başında saydığımız ulaşım çalışmaları önümüzdeki yıllarda gözle görülür sonuçlar vermeye adaydır. Demiryollarımızın yeni istasyonları ülkenin çeşitli köşelerinde adaletli dağılım içinde görülmeye başlandı. (Alkışlar) Önümüzdeki yıl içinde Diyarbakır yönünde ve başka yönlerde beş yüz kilometreye yakın yeni demiryolunun açılabileceğini umuyoruz. Sivas'tan Erzurum'a gidecek demiryolu için de uğraşı vermek zamanı gelmiştir. (Bravo sesleri, alkışlar) Bu yıl da yol yapımının iyi sonuçlar verecek bir şekilde düzenlenmesi ve önemli uygulamaya konulması gereklidir. Bu ülkenin yollar için bu gün ayırdığı araçlarla daha çok iş yapılabileceğini ümit ediyoruz. Geniş bir su politikasının uygulanmasına başlanabilmesi gerçekten gereklidir. (Şiddetli alkışlar) Ülkeyi tam anlamı ile yeni bir yaratıcılığa kavuşturacak olan sulama işlerinin büyük ilginizle sağlanacağı kesindir. Tarım ve ormanda yeni önlemlerle gelişmeye yarar sağlamanız yerinde olacaktır. Sağlık uğraşısına gösterdiğiniz ilgi ve ülkede bu yolda elde edilen sonuçlar bu çalışmaların genişletilmesini gerekli kılmaktadır.

Bu yıl Genel Hıfzısıhha Kanunu tasarısının Büyük Meclise sunulması kararlaştırılmıştır.
Genel olarak tarımda ve ülkenin hayvan varlığında olumsuz etkilere karşı korunma ve karşı gelme, verimli önlemlerin başındadır. Bir yandan korunma, diğer yandan hayvan ve bitki cinslerini iyileştirmek için sonuna kadar uygulayacak önemli önlemler almak üretimin çoğalmasına ve cinslerinin iyileşmesine yardımcı olacaktır. (Alkışlar ) Ülkede sanayie istek ve eğilim artmaktadır. Sanayi ve Maden Bankasının sermayesini artırdığınız zaman sanayiciler daha çok korunmuş olacaktır. Bu sorun üzerinde önemle durulacağına eminim. Sayın üyeler, milli eğitim açısından durumumuz ve bu güne kadar yapılan çalışmaların şonuçları bizi köklü önlemler alabilecek bir duruma getirmiştir. Her yönde doğru hedefleri bulmuş olan milli eğitimimiz özel çabalarınız, ilginiz ve hepimizin titiz çalışmaları ile kısa sürede büyük sonuçlar vermeye adaydır. Milli eğitimde hızla yüksek bir düzeye çıkacak bir ulusun yaşam savaşımında maddi, manevi bütün güçlerinin artacağı kesindir. (AIkışlar) Eğitim çalışmalarımız, ilk öğretimin genel ve zorunlu olmasını, ülkede eğitim birliğinin sağlanmasını, orta öğretimin iyi araçlarla yoğunlaştırılması ve kolaylaştırılmasını, ülkede mesleki öğretimin ilk ve orta derecesinden en yüksek derecesine kadar sağlanmasını, yüksek öğrenim göreceklerin artırılmasını ve bunların bu çağın gereksinmelerine göre yetiştirilmesini hedef almıştır. (Alkışlar) Her yıl bu yönlerde önemli gelişmelerin sağlandığını söyleyebiliriz.

Efendiler,
Büyük Türk Milletinin, evlatlarının yüksek bir eğitim ve yeterlilik sahibi olması için harcadığı çaba ve emekler az değildir. Özel ve genel yönetimlerden milli eğitime ayrılan ödenekler, çeşitli bakanlıkların orta ve yüksek öğretim için yaptıkları çalışmalar, gücü olan ailelerin, genel ve özel yönetimlerin Avrupa'da eğitim için yaptıkları yardımlar eğer ülkede resmen sorumlu olan yetenekli ilgililerin izlemi ve gözetimi altında toplanırsa, alacağımız sonucun çok daha büyük ve geçireceğimiz gelişme sürecinin çok daha kısa olacağı kesindir. (Alkışlar) Bu çalışmaların hükümetçe ve Büyük Millet Meclisince kendilerine uyan bir önemle incelenerek acele yapılması kaçınılmaz olmuştur.

Değerli arkadaşlarım, her şeyden önce her gelişmenin ilk yapı taşı olan soruna değinmek isterim.
Her şeyden önce büyük Türk Milletine, onun bütün emeklerini verimsiz duruma sokan zor yolun dışında kolay bir okuma yazma anahtarı vermek gereklidir. (Sürekli alkışlar) Büyük Türk Milleti, bilgisizlikten az emekle kısa yoldan ancak kendi güzel ve asil diline kolay uyan bir araçla kurtulabilir. (Alkışlar) Bu okuma yazma anahtarı ancak Latin aslından alınan Türk alfabesidir. (Alkışlar) Basit bir deney Latin aslına göre hazırlanmış Türk harflerinin, Türk diline ne kadar uygun olduğunu, şehirde ve köyde yaşı ilerlemiş Türk vatandaşlarının ne kadar kolay okuyup yazdıklarını güneş gibi ortaya çıkarmıştır. (Alkışlar) Büyük Millet Meclisinin kararıyla Türk harflerinin kesinlik kazanması ve kanunlaşması, ülkemizin yükselme çabalarında başlı başına bir geçit olacaktır. (Bravo sesleri, alkışlar) Milletler topluluğuna aydın ve yetişmiş büyük bir ulusun dili olarak girecek olan Türkçeye bu yeni canlılığı kazandıracak olan Üçüncü Büyük Millet Meclisinin yalnız ölmez Türk tarihinde değil, bütün insanlık tarihinde seçkin bir yeri olacaktır. (Sürekli alkışlar)

Efendiler,
Türk harflerinin onaylanması ile hepimize, bu ülkenin vatanını seven bütün yetişkin evlatlarına önemli bir görev düşüyor; bu görev milletimizin hep birden okuyup yazmasını sağlamak için gösterdiği güçlü istek ve aşka katkılarınızla yardımcı olmaktır. Hepimiz, özel ve resmi hayatımızda karşılaştığımız okuyup yazma bilmeyen erkek kadın her vatandaşımıza öğretmek için istek göstermeliyiz. Ulusumuzun yüzyıllar boyunca gerçekleştirilemeyen bu ihtiyacını birkaç yıl içinde tam anlamı ile sağlamak, yakın gelecekte gözlerimizi kamaştıran bir başarı güneşi olacaktır. (Alkışlar) Hiçbir zaferin çizgileri ile karşılaştıramayacağımız bu başarının heyecanı içindeyiz. Vatandaşlarımızı bilgisizlikten kurtaracak yalın öğretmenliğin vicdanımıza verdiği sevk, varlığımızı doyurmaktadır. (Bravo sesleri, sürekli alkışlar) Aziz arkadaşlarım, yüksek ve ölümsüz eserinizle büyük Türk Milleti yeni bir aydınlığa kavuşacaktır. (Bravo sesleri, şiddetli ve sürekli alkışlar)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[3.Dönem 2.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1928 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 13 Jun 2017 17:30:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/3donem-2yasama-yilini-acis-konusmalari-1111928-231211-20240227.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/3donem-2yasama-yilini-acis-konusmalari-1111928-231211-20240227.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/3donem-2yasama-yilini-acis-konusmalari-1111928-231211-20240227.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[3.Dönem 3.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1929]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-3donem-3yasama-yilini-acis-konusmalari-1111929-2713.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-3donem-3yasama-yilini-acis-konusmalari-1111929-2713.html</link>
                    <description><![CDATA[3. Yasama Yılını Açış Konuşmaları

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 3.Dönem 3.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1929


ATATÜRK’ÜN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NİN III. DÖNEM

Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. III, C. 13, Sa. 2 1 Kasım 1929 Büyük Millet Meclisinin sayın üyeleri, Büyük Millet Meclisinin III. dönem 3. yasama yılını açıyorum. Büyük Millet Meclisinin, her toplantı yılı bizim için yeni bir hayat ve çalışma kaynağıdır. Bu, verimli kaynağın karşısında bulunmaktan duygulanmış olarak sayın arkadaşlarımı sevgi ve saygılarımla selamlarım. (Alkışlar, teşekkür ederiz, sesleri) Geçen yılı ülkemiz huzur ve güvenlik içinde geçirmiştir. Cumhuriyetin iç politikası, vatandaşın yaşamını, hiçbir baskı ve saldırganlığın etkisinde bırakmaksızın sağlayabilmektir. Bu politika dikkatle izlenmektedir. Bu konuda Cumhuriyet jandarma ve polisinin görev ve özverisi yüksek övgümüze değer. Bunu sevinerek belirtirim. Ülkenin fikri ve ekonomik gelişmesi yönünden bir ilerleme alanı olmasına çalışmak idealimizdir. (Alkışlar) Fakat bu gelişme, uygar ve milli olmalıdır, sınırlarımız dışından etki almasını prensiplerimize uygun bulamayız. En yeni yasalarla donatılmış olan adliyemizin doğru karar verme yeteneği ve adaleti uygulama konusunda gösterdiği dikkat, milletin huzur ve düzenini korumaya yeterli güce sahiptir.

3.Dönem 3.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1929
Geçen yıl ülkenin sağlık işlerinde önemli bir aksaklık görülmemiştir. Sağlıkla ilgili gelişmelerin her türünü elden geldiğince, hızlı ve geniş bir biçimde izlemek, başlıca amaçlardan biri olmalıdır. İçişlerinde, tam kuruluşlu bucak teşkilatı artırılmalıdır. Bunu özellikle önermek isterim. Yeni bucakların açıldığı yerlerdeki vatandaşlar, elde ettikleri kolaylıktan dolayı sevinmektedirler. Diğer yandan bazı illerin özel idare bütçelerindeki ödemelerde düzensizlikler görülmektedir. Bu düzenin tek çaresi özel idare bütçelerinin hayalden uzak, gerçeğe uygun gerçek hesaplara dayandırılmasıdır. (Alkışlar) Hükümetin bu konuyu denetimde bulundurması zorunludur. Meclisinizin en büyük eseri olan Türk harfleri, ülkenin genel yaşamına tam anlamı ile uygulanmıştır. İlk zorluk, ulusun amaca ulaşma isteği ve uygarlığa olan sevgisi nedeniyle kolaylıkla yenilmiştir. Millet okulları normal öğretim dışında kadın ve erkek, yüz binlerce vatandaşın aydınlanmasına hizmet etti. (Alkışlar) Bu okulların daha fazla çaba ve istekle sürdürülmesi gereklidir. Cumhuriyetin kara, deniz ve hava kuvvetleri her konuda değerli takdirinize ve güveninize layıktır. (Şiddetli alkışlar) Bunu tam ve kesin bir inançla söyleyebilirim. (Alkışlar)

Milletin sayın vekilleri,
Dışişlerinde dürüst ve açık olan politikamız özellikle barış düşüncesine dayanmaktadır. (Alkışlar) Uluslararası herhangi bir sorunumuzu barış yolu ile çözümlemeye çalışmak, bizim yararımıza ve düşüncelerinize uygun bir yoldur. Bu yol dışında bir öneri ile karşılaşmamak için güvenlik prensibine ve onun dayanaklarına çok önem veriyoruz. (Alkışlar) Uluslararası barış havasının korunması için Türkiye Cumhuriyeti, gücü içerisinde herhangi bir görevden geri kalmayacaktır.

Sayın arkadaşlarım,
Ülke ekonomisi bütün dikkat ve çalışmalarımızı özellikle üzerine çekmektedir. Tarımda, geçen üretim yılında, bazı bölgeler doğal etkenlerden çok miktarda zarar gördü, bununla birlikte durum, önceki yılın darlığına oranla genellikle normale yaklaşmıştır, denilebilir. Zirai enstitülerin bir an önce kurulmasına önem veriyoruz. Bu yıl zirai kooperatif kuruluşlarına başlanmış olması, özellikle sevindirici oluyor. Bu kooperatifleri ülkenin her yönünde genişletmeyi gerekli buluyoruz. Bunun yanı sıra çiftçiye toprak verme işi de, hükümetin sürekli izlemesi gereken bir durumdur. Çalışan Türk köylüsüne işleyebileceği kadar toprak sağlamak, ülkenin üretimini zenginleştirecek başlıca çareler arasındadır. (Alkışlar) Ticaret alanında normal şartların sağlanması ve kuvvetlendirilmesi sürdürülecektir. Bir yıl içinde kurulan Türk şirketlerinin temsil ettikleri sermaye, on beş milyon lirayı geçmekte idi. Bu ve ticaret öğretimi için görülen fazla istek, ticarette uyanışın güçlü bir kanıtıdır. Deniz ticaretini ve özellikle deniz yolları yönetimindeki gelişmeleri sizlere aktarmak benim için büyük bir zevktir. Deniz yollarını gerek deniz araçları gerek fabrikaları ile kapsamlı bir biçimde kuvvetlendirmek gereklidir. Bu konuyu dikkat ve ilgilerinize arz etmek isterim. Yeni ticaret antlaşmalarının görüşülmesi ve sonuçlandırılması genellikle iyi bir durum göstermektedir. Büyük ticaret ilişkilerimizi düzenleyen antlaşmalardan birçoğu sonuçlandırılmıştır. Bunlar, bu dönemde uğraşılarınıza başlıca konu olacaklardır. Yine bu dönemde ilgileneceğiniz ekonomik kanunların önemi pek çoktur. İş Kanunu, yeni Maden Kanunu, Orman Kanunu bunların başlıcalarıdır.

Sayın efendiler,
Büyük Millet Meclisinde son konuşmamızdan bu güne kadar geçen bir yıl içinde ülkemize yeniden 445 kilometre demiryolu döşenmiştir. (Alkışlar) Bu yıl içinde de yeniden 500 kilometre döşenilmesi kararlaştırılmıştır. (Alkışlar) Erzurum hattı ile ilgili teknik hazırlık işlemleri hızla sürdürülmektedir. Mersin - Adana demiryolu, Devlet Demir Yolları işletmesine katılmıştır. İnanç ve güven veren bu yolun rakamlar ve olaylarla birlikte anlatmak gerekse, yeni açılan demiryollarının ilk yılları için gerekli işletme masraflarını da içeren biçimde genel işletme, kendi kendini yönetmektedir.

Yol vergisi gelirinin tam olarak toplanması, bunun önemle izlenmesi gereklidir.
Su işlerinin kuruluş etütleri yeni başlamıştır. Ekonomimizin ana önlemlerinden olan, su işleri genel idaresinin teknik yetenek ve gücünün çok sağlam biçimde tespit edilmesi gereklidir. Mühendis ve fen memurlarını hızla daha çok sayıda ve daha yetenekli yetiştirmek için yeni önlemler almak gereklidir. Maliyemiz zor bir yılı başarı ile geçirmektedir. Dış borçların ve Anadolu demiryolu taksitlerinin ödenmesi ve tedavül kanununun uygulanması, mali bünyenin sağlamlığı ve bütçemizin gerçek ve düzenli olması nedeniyle başarılmaktadır. (Alkışlar) Yıllar boyu mali alanda süregelen reform, bu yılki çalışmalarımızda da yeni konular bulacaktır. Ücretli memurların ücretlerinin düzenlenmesi, yeni artırma ve eksiltme yasası bunlar arasındadır. Büyük Meclise sunulması kararlaştırılmış olan askeri ve sivil emekli kanununun önemi üzerinde de özellikle dikkatinizi çekmek isterim. Devlet Bankasının kurulması ile ilgili kanun da Büyük Meclise sunulacaktır. Sayın arkadaşlarım, verimli işlerle geçen çalışma yıllarınızdan biri daha, önemli konularla sizi bekliyor, sizin için büyük başarılar dilerim, sizin başarınız milletin mutluluğudur, esenliğidir. (Şiddetli sürekli alkışlar)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[3.Dönem 3.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1929 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 13 Jun 2017 17:13:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/3donem-3yasama-yilini-acis-konusmalari-1111929-231003-20240227.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/3donem-3yasama-yilini-acis-konusmalari-1111929-231003-20240227.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/3donem-3yasama-yilini-acis-konusmalari-1111929-231003-20240227.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[3.Dönem 4.Yasama Yılını Açış Konuşmları 1.11.1930]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-3donem-4yasama-yilini-acis-konusmlari-1111930-2709.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-3donem-4yasama-yilini-acis-konusmlari-1111930-2709.html</link>
                    <description><![CDATA[4. Yasama Yılını Açış Konuşmaları

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 3.Dönem 4.Yasama Yılını Açış Konuşmları 1.11.1930


ATATÜRK’ÜN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NİN III. DÖNEM

Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. III, C. 22, Sa. 2 1 Kasım 1930 Büyük Millet Meclisinin sayın üyeleri, Yüksek kurulunuzu saygıyla selamlayarak yeni yasama yılınızı açıyorum. Ülkede büyük reformlar ve yararlı çalışmalar ile seçkin bir yeri olan III. Büyük Millet Meclisinin, önümüzdeki son yasama yılını da ulusumuzun birçok ihtiyaçlarını sağlama çalışmaları ile geçireceğine eminim. Sayın efendiler, Geçen yılımız önemli olaylarla doludur. Yıllardan beri dış ülkeler de beslenen karıştırıcı unsurların saldırı amaçları, bu yıl doğu illerimizde vatandaşlarımızın huzurunu bozan olaylara neden oldu. Ayrıntılarını bildiğiniz bu olaylar, vatan düşmanlarının umutlarını sonuçsuz bıraktı. Bu sonuçları, vatandaşların Cumhuriyeti korumada gösterdikleri ilgi ve duyarlılığa ve Cumhuriyet ordusu ile jandarmasının övüneceğimiz yetenek ve cesaretine borçluyuz. (Alkışlar) Bu yüzden şehit olan vatandaş ve askerlerimizi saygı ve minnetle anarım. (Alkışlar) Ordu ve jandarmamızı yönetenlerin en az yükle vatanı dertten kurtaran önlemlerini, özverilerini ve görev başında bulunan mülki memurlarımızın çalışmalarını teşekkürle anıyorum. (Alkışlar) Geçen olaylar, Cumhuriyetin gücünün sağlamlığını bir kez daha göstermiştir. Bu olaylar, vatandaşların her türlü mutluluk ve huzurunun Cumhuriyet kanunlarında belirlenen milli birlikte saklı bulunduğunu, vatandaşından hiçbir kandırma ve kışkırtmanın etkili olmayacağını da anlatmıştır, ümidindeyim. (Bravo sesleri, alkışlar) Arkadaşlar, bu günlerde İzmir'de yer alan sel afeti bizi çok üzdü. Bu afetin ölüme neden olması üzüntümüzü artırdı. Cumhuriyet hükümeti gereken önlemleri büyük bir özenle almaktadır. Arkadaşlar, geçen yıl içinde karşı durmak zorunda kaldığımız büyük olay da milli para krizidir. Bu krizi karşılamak için alınan önlemlerin olumlu olduğu görülmüştür. En önemli konu da ekonomik görüşe göre ulusun uyanıklığı ve kendi yasama hakkına olan güvenidir. Meclis ve hükümet tarafından alınan önlemler, özellikle bu konuda birleşir. Bu gün, içinde bulunduğumuz durum mali ve ekonomik önlemlerin ve ölçülü davranmanın özenle sürdürülmesini gerektirmektedir.

3.Dönem 4.Yasama Yılını Açış Konuşmları 1.11.1930

Efendiler,
Özellikle tarımla ilgili ülkelerde duyulan dünya çapında bir ekonomik kriz vardır. Bu kriz doğal olarak bizim ülkemizi de etkilemiş ve ağırlığını hissettirmiştir. Bu sıkıntı karşısında eşi görülmemiş çöküntü ve kurak yıllardan sonra, vatanımızın gösterdiği yaşam ve dayanma gücü ancak Türk Milletinin yapısındaki güç ve Büyük Millet Meclisinin önlemlerindeki uygunlukla açıklanabilir. (Bravo sesleri) Yıllardan beri alınan önlemlere önümüzdeki yıl daha geniş oranda ihtiyaç olacaktır. Çok tutumlu bir yönetim şeklinin resmi ve özel bütün işlemlerimize etkinliği olması gerekmektedir. (Alkışlar) Bu nedenle, hükümet bütçeyi önemli tasarruflarla Büyük Meclise sunmuştur. Vergilerde ayrıntılarını bildiğiniz değişiklik ve reform hem ödeyen için kolaylıklar getirmiş olacak, hem de özellikle ekonomik kolaylıklar sağlamış bulunacaktır. İşlemlerle ilgili vergiler üzerindeki düşüncelerimiz bu konuyu sağlayacaktır. Cumhuriyet Merkez Bankasının kurulması ve hisse senetlerinin vatandaşlara sunulması pek yakındır. Ülkemize hem mali, hem ekonomik yönden büyük bir destek olacak bu milli kuruluşa vatandaşların önemli ilgi göstereceklerinden şüphemiz yoktur. Osmanlı borçlarının ülkenin yaşam ve gelişmesini korkutmayan, adil ve pratik bir biçimde ödemeye bağlanması için Cumhuriyet hükümetinin iyi niyetle çalışma göstermesi doğaldır. Ticaret antlaşmalarının görüşmeleri çoğunlukla sonuçlanmıştır. Ticari ilişkilerinin genişlemesi için harcanan çabalar ülkenin ekonomik gelişmesine şüphesiz dayanak olacaktır.

Efendiler,
Geçen yılın önemli olaylarından biri de Sivas'a trenin ulaşmasıdır. Bu kadar zorluklar içinde vatanımızı daha fazla geliştirmeye ve kuvvetlendirmeye dayanak olacak olan bu eserin gelecek Türk nesilleri tarafından şükranla anılacağına eminim. (Şiddetli alkışlar) Sayın efendiler, Dış politikamızda barış ve iyi ilişkiler amacı, içtenlikle izlenecektir. Uluslararası ilişkiler de dostluklara bağlı ve hiçbir ülkeyi karşısına almayan açık ve dürüst düşünce biçimimizin gittikçe daha iyi anlaşılmakta olduğunu ümit ederim. Dışişleri Bakanımızın büyük komşumuz ve dostumuz Sovyet Rusya'ya olan ziyaretlerinde gördüğü içten kabul bizi duygulandırdı. (Alkışlar) İki ülke ilişkilerinin sağlamlığı bu nedenle de ortaya çıkmış oldu. Bu, gerçekten sevindirici bir olaydır. Komşumuz ve dostumuz Yunanistan Başbakanının ve Dışişleri Bakanının Ankara'yı resmen ziyaretlerini özel, bir önemle anıyorum. (Bravo sesleri, alkışlar) Türkiye ile Yunanistan'ın yüksek yararları, birbirlerine zıt olmaktan kaçınmaları gereğini .ortaya çıkarmıştır. Bu iki ülkenin yakın bir dostlukla kendileri için güven ve güç görmelerinde uygunluk vardır. (Bravo sesleri, alkışlar) İki cumhuriyet arasında açılan yeni dönemin yeni temellerini antlaşmaya bağlayan belgeler yüksek kabullerinize sunulmuştur. Macaristan ile aramızdaki eski ve denenmiş dostluk, sayın başbakanlarının resmi ziyaretleri ile açık bir önem ve değer kazandı. (Bravo sesleri, alkışlar) Ülkelerimiz arasındaki iyi ve yakın ilişkilerin artarak gelişeceğini ummaktayız.

Milletin sayın vekilleri,

Adliyemiz, siyasi çalışmalar içinde, vatandaşın güvenliği ve onurunu, Cumhuriyetin asalet ve varlığını, hükümetin güvenilirliği ve etkisini koruma yolunda yeni bir sınav geçirdi. Bunu önemle belirtmek isterim. Adliyemizin güven duyduğumuz yüksek gücü sayesinde Cumhuriyet, yazgısı olan gelişimi izleyecek ve çeşitli şekil ve kılıktaki saldırılara karşı vatandaşın hukukunu ve ülkenin düzenini koruyacaktır. Sayın arkadaşlarım, Politik hayatımızda yeniden partilerin ortaya çıkması, ülkede belediye seçimlerini izleyen yakın günlerde oldu.

Bununla ilgili olarak dikkat edilmesi gerekli gelişmelerin de tanığı olduk. Bu gözlemlerin verdiği deneyden Türk Milleti, Cumhuriyetin geleceği ve gelişmesi için yararlanacaktır. Politik alanda karşılıklı çalışmaların verimli gelişmesi ancak vatandaşlar arasında düşmanlık yaratılmasına imkan verilmemesi ile sağlanabilir. (Bravo sesleri, alkışlar) Bunun önlemleri, partilerin içine girebilecek samimi olmayan ve gizli amaçları bulunan unsurların, kanun dışı çıkarlar arayan amaçlı kişilerin, bütün ulusça lanetlenmeleri ve Cumhuriyet prensiplerine göre kurulun partilerin, bu gibi kişilerin girişimlerinden her zaman uzak kalmaya çalışmaları olarak gösterilebilir. (Bravo sesleri, alkışlar)

Ülkede basın özgürlüğünün de demokratik bir yönetime yaraşır ağır başlılıkla kullanılması konusunda daha önemli davranılacağını ümit ederim. Özgürlüğün kötüye kullanılmasının neden olduğu çok büyük sıkıntılar çekmiş olan bu ülkede, bu özene özellikle gerek olduğu düşüncesindeyim. (Bravo sesleri, alkışlar)

Sayın efendiler, Üçüncü Büyük Millet Meclisinin verimli ve yurtsever çalışmaları, bu yasama yılı ile tamamlandıktan sonra yeni seçimlere gireceğiz. Edindiğimiz deneyler, gelecek seçimlerde, vatandaşın oyunu güven içinde ve rahatça kullanabilmesini sağlamak için yasal ve idari önlemlerin geliştirilmesini ve partilerin doğru kararlar almasını ve uygun davranışlarda bulunmasını gerektirmektedir. (Bravo sesleri, alkışlar)

Arkadaşlarım, ülkenin yazgısında tek yetki ve güç sahibi olan Büyük Millet Meclisi, bu ülkenin düzeni için, iç ve dış güvenliğini sağlamak ve korumak için en büyük güvencedir. Büyük milli sorunlar şimdiye kadar ancak Büyük Millet Meclisinde çözümlendi. Gelecekte de yalnız oradan kesin önlemler sağlanabilecektir. (Bravo sesleri, alkışlar)

Türk Milletinin sevgi ve bağlılığı her zaman Büyük Millet Meclisine yönelmiştir ve hep oraya yönelecektir. (Şiddetli ve sürekli alkışlar)

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[3.Dönem 4.Yasama Yılını Açış Konuşmları 1.11.1930 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 13 Jun 2017 17:07:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/3donem-4yasama-yilini-acis-konusmlari-1111930-231234-20240227.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/3donem-4yasama-yilini-acis-konusmlari-1111930-231234-20240227.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/3donem-4yasama-yilini-acis-konusmlari-1111930-231234-20240227.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[4.Dönem 1.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1931]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-4donem-1yasama-yilini-acis-konusmalari-1111931-7308.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-4donem-1yasama-yilini-acis-konusmalari-1111931-7308.html</link>
                    <description><![CDATA[4.Dönem 1.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1931
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ATATÜRK’ÜN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NİN IV. DÖNEM


1. Yasama Yılını Açış Konuşmaları
Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. IV, C. 4, Sa. 3 1 Kasım 1931 Türkiye Büyük Millet Meclisinin sayın üyeleri, Dördüncü Dönem Büyük Millet Meclisinin ilk yasama yılını açmakla övünüyorum. Sayın üyeleri saygı ve sevgi ile selamlarım. Yeni seçimlerden sonra yüksek Meclisin olağanüstü toplantılarında oluşturduğunuz eserlerin, ülkenin genel yaşamına yararlı etkileri ortadadır. Dünyayı kaplayan ekenomik krizin etkilerine karşı her yerde yeni vergilerle önlem aranırken, Türkiye Büyük Millet Meclisi tersine bazı vergileri indirmek gibi olağanüstü cesur bir davranışta bulundu. Vatandaşın yaşamında önlemlerinizin iyi etkileri olmuştur. Kamuoyunda huzuru ve yönetimde dengeyi sağlayan önlemleriniz de anılmaya değer. İç politikada oluşturduğunuz güven ve huzur ortamı, vatandaşların verimli çalışmalarında rahatlık güvensağlamıştır. Cumhuriyet kanunlarına ve Cumhuriyet güçlerineolan saygınlığın ülke için temel dayanak ve yerine getirme gücü olduğu bir kez daha belirlenmiştir. Sayın arkadaşlarım, İçinde bulunduğumuz yılda, mali ve ekonomik genel bir krize karşı ulusların çetin bir sınav geçirmekte olmaları özel olarak dikkati çekmektedir. Bu sınavda Türk milleti, yaşamı, çalışmaları, az şeyle yetinmesi ve özverisi ile övgüye değer bir güç göstermektedir. (Alkışlar)

Gelecek yıl da, uluslararası krizin sürmesi durumuna karşı hazırlıklı bulunmak görevimizdir.
Mali ve ekonomik durumu yakından izleyerek önlemleri zamanında almak en önemli göreviniz olacaktır. (Bravo sesleri, alkışlar) Çetin sınavlara başarı ile dayanan milli paranın gücünü ve milletimizin uluslararası krize karşı yüksek değerlerinin özünü koruması, başlıca amacımızdır. Bu uğurda ulusumuza vergi kararlılık ve özveriyi gerekirse en yüksek düzeyde sağlamak kesin kararımızdır. (Bravo sesleri, alkışlar) Özvarlığınıza ve millet gücüne olan güven, hükümette ve politikada dengeli gidiş, tutumda ve özveride sarsılmaz bir kararlılık, devletin iç ve dışta güvenlik ve huzura erişmesi, bu günün başlıca önlemleridir. Aslında bizde var olan bu şartların yeri geldiğinde gereğine uygun bir biçimde ve olgunlukla belirmesi zorluğa karşı koymak için güven verici ve etkili olacaktır. Yüksek çalışmalarınızla Türk ulusu, iç yaşamında ve uluslararası durumda dünyayı saran büyük zorluklara yeni bir güçle üstün duruma gelecektir. (Şiddetli alkışlar)

Sayın milletvekilleri,
Dış politikamızın barışçı ve doğruluklu niteliği, geçen yıl içinde bir kez daha görülmüştür. Yakın komşularımızla ilişkilerimizde samimiyet artmıştır. Uluslararası alanda, her devletle iyi ilişkide bulunmakla olumlu sonuçlar elde etmekteyiz. Türkiye'nin güvenliğini amaçlayan hiçbir ülkeyi karşısına almayan bir barış yolu izlemek, bizim değişmez prensibimiz olacaktır. (Bravo sesleri, şiddetli alkışlar) Başbakan ve Dışişleri Bakanının Yunanistan'ı ziyaretlerinin iki ülke arasında değerli dostluk gösterilerine neden olması, özellikle dikkatimizi çekti ve bizi sevindirdi. (Alkışlar) Birbirleri ile davaları kalmadığını ve birbirleri ile iyi geçinmek kararında bulunduklarını ilan eden iki ülkenin ilişkilerinde iyi sonuçlar verecek gelişmeleri sevinerek desteklemek ve yardımcı olmak amacındayız.

Macaristan'la yapılan buna benzer ziyaretlerin iyi izlenimlerini özellikle belirtmek isterim.
Kardeş Macar milleti ile dostluk belirtileri her zaman istediğimiz, gerekli bulduğumuz mutlu olaylar arasındadır. (Alkışlar) Irak kralı hazretlerinin ve kıymetli bakanlarının ziyaretleri, ülkemizde pek güzel hatıralar bıraktı. Irak'la olan ilişkilerimiz onurlu ve iyi komşuluk yolundaki belirtilerin sürekli gelişmesi bizim samimi arzumuzdur. Büyük dostumuz Sovyet Rusya sayın Dışişleri Bakanını Ankara'da kabul etmekle memnun olduk. İki ülkenin deneyden geçmiş dostça ilişkilerini, aynı güç ve samimiyetle sürdürmekte tarafların büyük yararları bulunduğu ve içten arzularının gereğinden doğduğu bu nedenle de açıklanmış ve belirtilmiştir.

Sayın efendiler,
Balkan ulusları arasında barış ve anlaşmayı amaçlayan her ulusun özel kuruluşlarının çalışmalarını övgü ile anmak benim için özel bir zevktir. (Bravo sesleri, alkışlar) Türkiye, coğrafi durumu yönünden Balkanlarda barışın korunması ve desteklenmesi konusuyla özellikle ilgilidir. Komşularıyla hemen hiçbir davası ve anlaşmazlığı bulunmaması durumu Türkiye'nin dileklerindeki samimiyeti ortaya koymaktadır.

Aziz arkadaşlarım,
Büyük Millet Meclisini yeni ve önemli vatan görevleri bekliyor. Yeni çalışmalarınızın ve önlemlerinizin de büyük milletimizin yararına tam anlamı ile uygun düşeceği konusunda şüphe yoktur. Vatandaşı olmakla gurur duyduğumuz büyük Türk milletinin emanet ve yetkileri ile birlikte sevgi ve yardımları da sizlerin yanınızdadır. (Sürekli alkışlar)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[4.Dönem 1.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1931 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 13 Jun 2017 16:38:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/4donem-1yasama-yilini-acis-konusmalari-1111931-003417-20240228.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/4donem-1yasama-yilini-acis-konusmalari-1111931-003417-20240228.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/4donem-1yasama-yilini-acis-konusmalari-1111931-003417-20240228.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[4.Dönem 2.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1932]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-4donem-2yasama-yilini-acis-konusmalari-1111932-7307.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-4donem-2yasama-yilini-acis-konusmalari-1111932-7307.html</link>
                    <description><![CDATA[4.Dönem 2.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1932
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ATATÜRK’ÜN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NİN IV. DÖNEM


2. Yasama Yılını Açış Konuşmaları
Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. IV, C. 10, Sa. 3 1 Kasım 1932 Büyük Millet Meclisinin sayın üyeleri, Büyük Millet Meclisinin 4'üncü döneminin 2'nci yasama yılını açıyorum. Yüce milletimizin değerli vekillerini, saygı ve sevgi ile selamlarım. (Alkışlar) Aziz arkadaşlarım… Uluslararası politik, ekonomik bunalımlar nedeniyle uygarlığın çekmekte olduğu sıkıntı ve acılar sürmektedir. Politik bunalımın içyüzü, silahları bırakma konferansının zorluklarında özel olarak gözlenebilir. Ekonomik bunalım ise, uluslar arasında değişimin azalması ve daralması ile alanını genişletmiş ve etkisini artırmıştır. Bizim inancımızca uluslararası politik güvenliğin gelişmesi için, ilk ve en önemli şart, ulusların hiç değilse barışı koruma fikrinde içtenlikle birleşmleridir. (Alkışlar) Biz, ekonomik güçlenmenin temelinin de, ancak her ulusun refah içinde yaşamaya ve ilerlemeye hakkı olduğunu kabul eden bir düşünce ile ve bütün ulusların birlikte çalışmalarıyla sağlanabileceği görüşündeyiz. (Alkışlar) Sayın milletvekilleri… Bütün ulusların güçlükle göğüs germeye uğraştığı zorluklar içinde ulusumuz büyük canlılık, hükümetimiz yerinde davranış göstermektedir. (Alkışlar) Komşularımızla ve bütün uluslarla ilişkilerimiz ciddi, içten, barış ve güven fikrine dayalı olarak gelişmektedir. (Alkışlar) Dostlar arasında dürüst bir durumun korunması bizim her zaman çok önem verdiğimiz bir esastır. (Alkışlar) Uluslararası ekonomik güçlüklere karşı, bu günkü duruma göre, koruma, dengeleme ve gelişim için önlemler almaktayız. Karşısında bulunduğumuz her imkandan yararlanmaya çalışıyoruz. Milli ekonominin ve paranın gösterdiği güç ve sabit durum, alınan önlemlerin uygun oluşuna inandıracak niteliktedir. Bütçenin durumu, tahminlerin bu yıl gerçekleşebileceği konusunda güçlü umutlar vermektedir. Muhakkak ki, dengeli bir bütçenin sağlanması, gelecek yıla yönelik endişelerimizin yine özü olacaktır.

Aziz arkadaşlar…
Her zaman göz önünde bulundurduğumuz ana işleri, ara vermeden sürdürmek zorundayız. Demiryolu programının uygulanmasına devam edeceğiz. (Alkışlar) Tarım alanında yenileme kuruluşlarını tamamlayacağız. İhracat mallarımıza dış ülkelerde alıcı bulmak ve satışlarımızı çoğaltmak için, her önlemi arayıp tespit etmek önem verdiğimiz konular arasındadır. (Alkışlar) Ulusal ihtiyaç ve yararımız için gerekli olan sanayi kuruluşlarının bir an önce kurulması konusunda da önemle çalışıyoruz. Sosyal hastalıklar ile uğraşım çalışmalarımızı artıracağız. Milli kültürün her alanda açılarak yükselmesini Türk Cuınhuriyetinin temel dileği olarak sağlayacağız. (Alkışlar) Türk dilinin, kendi benliğine, aslındaki güzellik ve zenginliğine kavuşması için, bütün Devlet kuruluşlarımızın dikkatli ve ilgili olmasını isteriz. (Alkışlar)

Sayın arkadaşlar…
Ulusumuz her güçlük ve zorluk karşısında, durmadan ilerlemekte ve yükselmektedir. (Alkışlar) Büyük Türk milletinin, bu yoldaki hızını, her imkan ile artırmaya çalışmak, bizim hepimizin en kutlu görevidir. (Sürekli alkışlar)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[4.Dönem 2.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1932 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 13 Jun 2017 16:27:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/4donem-2yasama-yilini-acis-konusmalari-1111932-003502-20240228.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/4donem-2yasama-yilini-acis-konusmalari-1111932-003502-20240228.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/4donem-2yasama-yilini-acis-konusmalari-1111932-003502-20240228.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[4.Dönem 3.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1933]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-4donem-3yasama-yilini-acis-konusmalari-1111933-2694.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-4donem-3yasama-yilini-acis-konusmalari-1111933-2694.html</link>
                    <description><![CDATA[3. Yasama Yılını Açış Konuşmaları

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 4.Dönem 3.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1933


ATATÜRK’ÜN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NİN IV. DÖNEM

Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. IV, C. 18, Sa. 2 1 Kasım 1933 Büyük Millet Meclisinin sayın üyeleri, Büyük Millet Meclisinin dördüncü dönem üçüncü yasama yılını açıyorum. Milletin sayın vekillerini derin saygı ve sevgilerle selamlarım. (Alkışlar) Bu yıl Cumhuriyetin onuncu yılını kutlamakla mutluluk duyduk. (Alkışlar) Ulusumuzun gösterdiği taşkın sevinçler, gönüllerimizi övünçle doldurdu. Cumhuriyetin nimetleri ülkenin her bucağında canlandırıldı. Millet, geçen on yıllık Cumhuriyet eserlerini, topluca gözden geçirdi ve gerçekten sevinmeye ve övünmeye hakkı olduğunu gördü. (Alkışlar)

Arkadaşlar,
Geçen on yıl, gelecek dönemler için bir başlangıçtan başka bir şey değildir. Bununla birlikte, eski dönemlerin tarihi karşısında Cumhuriyetin, bu on yılı eşi görülmeyen bir diriliş ve göz kamaştırıcı bir ileri atılış anıtıdır. (Alkışlar) Sayın milletvekilleri, Bu yasama yılında, ulusun engin gösterilerinin bize verdiği, geniş esinlemelerle çalışmaya başlıyoruz. Karşılaşacağımız güçlükleri yenmek için çalışmalarımızın ve özverimizin büyük olmasına azim ve irademizin sağlam bulunmasına ihtiyacımız gittikçe daha çok olacaktır. Ekonomik düzenimizin kurulması gerekliliği her gün daha kaçınılmaz ve ivedi bir nitelik alıyor. Gerçi, tarımsal ürünlerimizin cins ve miktarı üzerindeki gelişmemiz, ulusumuzu oldukça rahat ve herhalde emin bir duruma sokmuştur. Bütün fakülteler ile birlikte açılmış olan Yüksek Ziraat Enstitüsünün yetiştireceği yüksek mühendislerin, ileride memlekete yararlı olacaklarına şüphe yoktur. Sanayideki girişimler de özendirecek ve cesaret verecek niteliktedir. Fakat ülkeye çok gerekli olan sanayiin kurulması tamamlanmadıkça her yönden gönül rahatlığı duymamıza imkan yoktur. Bu nedenle ülkemizin sınai kuruluşlarını tamamlamak için bütün güç ve dikkatinizi çekmeyi yerinde buluyorum.

Efendiler,
Dünyanın ekonomik durumu henüz düzelme yönünde fazla ümit vermemektedir. Mali durum, bu nedenle de büyük ilginizi çekecektir. Geçen yılki bütçe tahminlerinin gelir durumunun tamamen gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır. Fakat, içinde bulunduğumuz yıl gelirlerinin nasıl gerçekleşeceği konusunda, henüz karar verilecek kadar yeterli zaman geçmedi. Her halde bütçe dengesinin korunma ve sağlanması için yüksek heyetinizin her önlemi almaya özellikle önem vereceğine eminim. Açık bir bütçenin pek çok sakıncalarını iyi bilen Büyük Millet Meclisinin dengeli bütçe için kesin kararlı bulunması, Devletin mali ve hatta genel politikası için büyük güvencedir. Arkadaşlar, üniversite kurulmasına verdiğimiz önemi açıklamak isterim. Yarım önlemlerin verimsiz olduğuna şüphe yoktur. Bütün işlerimizde olduğu gibi, milli eğitimde ve kurulan üniversitelerde de köklü önlemler almak kesin kararımızdır. Efendiler, uluslararası ilişkilerin geçen yıl içinde barış ve huzur yönünden gelişmesi, dünyanın birçok kısımlarında rahatlatıcı bir görünüm taşımamaktadır. Uluslararası ekonomi ve silahları bırakma konferansından da şimdiye kadar olumlu bir sonuç alınmamıştır. Ulusumuzun koruma araçlarına ve güçlerine özel önem vermesi gereğini söylemek görevimizdir. (Alkışlar) Avunabiliriz ki, barış ülküsü, bizim içinde bulunduğumuz yakın çevrede de sevindirici gelişmeler göstermiştir. Türkiye Cumhuriyeti uluslararası barış ve güvenliğin sağlanması için, kendi etkisi ve gücü olan alanda ve aynı istekte olan devletlerle birlikte yararlı etkinliklerde bulunmuştur. (Alkışlar) Londra'da imzalanan saldırganın tarifi antlaşması, ulaslararası saldırmazlık düşüncesini belgeleyen diğer sözleşmelere bu konuda gerçek bir canlılık getirmektedir. Büyük Millet Meclisinin bu önemli eseri övgüyle karşılayacağı şüphesizdir. (Alkışlar)

Efendiler,
Bu yıl seçkin bir Sovyet heyetinin karşı ziyaretini kabul ettik. (Alkışlar) Bu ziyaretin onuncu yıl bayramına rastlaması, iki ülke arasındaki ilişkilerinin derin samimiyetini gösteren mutlu bir neden olmuştur. (Alkışlar) İki ülkenin zor zamanlarında kurulmuş olan, beş yıldır türlü sınavlardan daha güçlenerek çıkmış bir dostluğun her zaman yüksek değer taşıdığı ve uluslararası barış için değerli ve önemli bir etken olduğu da kabul edilmelidir. (Alkışlar) Balkanlarda ilişkilerimiz gelişme göstermiştir. Yunanistan'ın seçkin başbakanını ve bakanlarını kabul ettiğimiz sırada dostluk anlaşması paktı imzalandı. Başlıca hükmü, iki ülkenin ortak sınırlarını karşılıklı güvence altına alan bu antlaşma, Yunanistan'la aramızda sürekli artan dostluk ve güven bağlarının bir sonucudur. (Alkışlar) Bu antlaşma, denizde ve karada yüksek yararları ve coğrafi bağları bu kadar birbirine girmiş olan iki ülke için doğal ihtiyacın sonucudur. Bu antlaşma Balkanlarda da barışın ve genel düzenin kuvvetli bir aracı olacaktır. (Alkışlar) Bulgaristan'la dostluk ve güvenli ilişkilerimizin artırılması için, biz bütün imkanları kullanmaktayız. İki ülke arasındaki tarafsızlık ve hakem antlaşmasının uzatılmasını sağlayan bir protokol bakanlarımızın komşu hükümeti ziyaretleri sırasında imzalanmıştır. Ekonomik ve politik ilişkileri geliştirmek, Cumhuriyet Hükümetinin ciddi isteğidir. Kendini tanıtmadan seyahat eden haşmetli Yugoslavya hükümdarı ile buluşmamızı mutlu bir olay olarak kabul ederiz. (Alkışlar) Balkanlarda barış ve huzur dileklerimizi iki ülke arasında iyi ilişkilerin gelişmesini ve bir saldırmazlık antlaşması yapılması kararını belirten konuşmalardan, uluslararası barış ve güvenlik ülküsü yararlanmıştır. Romanya'nın değerli dışişleri bakanı resmi ziyaretini ve bu sırada iki ülke arasında saldırmazlık ve hakemlik antlaşmasının imzalanmış olduğunu sevinerek söyleyebiliriz. (Alkışlar) Saldırganın tarifi antlaşması ile saldırmazlık ve saldırıya katılmama ve saldırganı kınama fikirlerini belirten antlaşmaların ülkeler arasında gerçek bir güven havası yaratmakta olduğuna şüphe yoktur. Macaristan'ın seçkin başbakanı ve dışişleri bakanının ziyaretlerini büyük bir içtenlik ve memnuniyetle karşıladık. (Alkışlar) İki ülke arasındaki tarafsızlık ve hakem antlaşması da uzatılmıştır. Uluslarımız arasındaki kardeşçe duygular bu mutlu nedenlerle coşkulu bir biçimde ortaya konmuştur. (Alkışlar)

Sayın efendiler,
Balkanlarda ve Orta Avrupa'daki devletler arasında Türkiye Camhuriyeti, ancak politikasının dürüst ve açık niteliği nedeniyle gerçek yerini korumaktadır. (Alkışlar) Özen gösterilmesi gereken bu politikanın gereğini dikkatle göz önünde bulundurmaktayız. Türkiye Cumhuriyetinin diğer devletlerle ilişkilerinin, aradaki antlaşmaların hükümlerine ve uluslararası dostluk gereklerine uygun olarak genellikle iyi olduğunu söyleyebilirim. Aziz arkadaşlarım, Büyük Millet Meclisinin bu yılki çalışma dönemi, önemli konularla doludur. Birkaç yıldan beri milli ve uluslararası durumlar her yıl, bir öncekine göre daha çok önem kazanmaktadır. Yüksek uzak görüşünüzden ve karar verme yeteneğinizden ülke ve ulusumuz, inanç ve güven içinde, yeni ve büyük yönlendirmeler beklemektedir. Açmakta olduğunuz ikinci on yıllık dönemin ilk yılı, yeni bir azim ve güç döneminin parlak bir örneği olacaktır. (Ayakta sürekli alkışlar, şiddetli alkışlar, bravo, yaşa Gazi sesleri)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[4.Dönem 3.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1933 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 13 Jun 2017 16:02:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/4donem-3yasama-yilini-acis-konusmalari-1111933-010813-20240228.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/4donem-3yasama-yilini-acis-konusmalari-1111933-010813-20240228.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/4donem-3yasama-yilini-acis-konusmalari-1111933-010813-20240228.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[5.Dönem 1.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1935]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-5donem-1yasama-yilini-acis-konusmalari-1111935-2683.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-5donem-1yasama-yilini-acis-konusmalari-1111935-2683.html</link>
                    <description><![CDATA[1. Yasama Yılını Açış Konuşmaları]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 5.Dönem 1.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1935


ATATÜRK’ÜN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NİN V. DÖNEM
1 Kasım 1935 Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. V, C. 6, Sa. 2 Büyük Milletin yüce milletvekilleri, Kamutayın beşinci dönemini açarken sizlere derin saygılarımı sunarım. (Alkışlar) Kamutay, uluslararası durumun çok önemli bir döneminde çalışmaya başlıyor. Olaylar, Türk ulusuna iki önemli kuralı yeniden hatırlatıyor. Yurdumuzu ve haklarımızı koruyabilecek güçte olmak… barışı koruyacak uluslararası çalışma birliğine önem vermek… (Alkışlar) Barışın bozulması nedeniyle üzüntü duymamak imkansızdır. Bu durumda bu günkü ağır anlaşmazlıkların ortadan kalkması, uygar insanlığın başlıca dileği olmalıdır. (Bravo sesleri, alkışlar) Bizim barış ülküsüne ne kadar bağlı olduğumuzu, bu ülkünün güvenlik altına alınmasındaki dileğimizin ne kadar köklü olduğunu açıklama gereği görmüyorum. Bu konuda çalışan Milletler Cemiyetinin deneylerden yararlanarak prensiplerini geliştirmesi ve barışı korumak için gücünü artırması en üstün arzumuzdur. (Bravo sesleri)

Sayın arkadaşlar,
İç yönetim kuruluşlarımızı, yurdun doğu bölgelerinden başlayarak genişletmek gereğini duymaktayız. Yeni iki genel müfettişlik ve yeni bazı illerin kurulması gerekli görülmektedir. Bu arada Dersim bölgesinde önemli bir reform programının uygulanması da düşünülmüştür. İllerimizin sürekli denetimi ve ortak işlerinin bir elden yönetilmesini sağlayan genel müfettişlerden birçok yararlar bekliyoruz. Doğu illerimizin başlıca ihtiyacı, orta ve batı illerimize demiryolları ile bağlanmaktır. Doğuya ilerleyen iki ana demiryolunun hızla bitirilmesini ve bunları birbirine bağlayacak yollar dizisine şimdiden başlanmasını gerekli görüyoruz. İran - Türkiye transit yolunun yapılması özenle bitirilmelidir. Liman ve sulama işlerinde zaman kaybetmeden yapılacak işler vardır. Sağlık savaşının da yeni durumlara göre genişletilmesi zorunludur. Saydığım bütün bu işleri, hükümetin kesin bir program içinde yürütmesini bekleyebiliriz. Üzerinde önemle durmak istediğim başka bir konuyu da açıklamak istiyorum. Türk ülkesi içinde köylere varıncaya kadar küçük büyük bütün illerimizde gelişme ve bayındırlık çalışmalarının sürdürülmesi önde gelen amaçlarımızdandır. (Alkışlar) Türke ev ve barınak olan her yer, sağlığın, temizliğin, güzelliğin, modern kültürün örneği olacaktır. (Alkışlar) Devlet kurumları yanında, doğrudan doğruya bu işlerle ilgili olan belediyelerin bu görüş ve düşünüşle çalışmalarını istiyorum. Belediyelerin Devlet merkezinde toplanışı bu işin sonucu değil, başlangıcıdır.

Bayanlar, baylar,
Endüstri programımız normal yoldadır. Bununla birlikte yurdun endüstrileşmesine daha çok hız verilmesi ve yakın bir çağda, yeni bir ikinci programa başlanması gerekliliğine dikkatinizi çekmek isterim. Maden işleri yeni bir gelişme dönemindedir. Maden mühendislerimizi, ihtiyaca yeter sayı ve değerde yetiştirme konusuna önem vermek gereklidir. Kömür bölgelerinin rasyonel işlemesi için önlemler aramak da gereklidir. (Alkışlar) Bir de arkadaşlar, köylümüzün gelir düzeyinin yükselmesi önlemlerine daha geniş ölçüde özenle devam edeceğiz. (Alkışlar) Aydın saylavlar, kültür yapımızın, yeni ve modern temellere göre kurulmasını durmadan sürdürüyoruz. Türk tarih ve dil çalışmaları, büyük inançla beklenilen ışıklı verimlerini şimdiden göstermektedir. Ulusal müziğimizi modern teknik içinde yükseltme çalışmalarına bu yıl daha çok emek verilecektir. Ulusal kültür için gerekli olduğu gibi, uluslararası ilişkiler yönünden yüksek önemi olan radyo işine önem vermeniz çok yerinde olur.

Sayın arkadaşlar,
Maliyede, geçen yıl, cesaretle aldığınız önlemlerin ne kadar yerinde olduğu belli olmuştur. Tuz ve şeker fiyatlarının düşürülmesi, halkı sevindirmiş ve tüketimi artırmıştır. Bu yıl, başka konularda da bu yönde önlemler alacaksınız. Hayvan vergisinde ve bina değerlerinde indirim faydalı olacaktır. Arazi ve yapı vergilerinin özel idarelere devri önemli reformlardan sayılacaktır. Vergi indirimlerini Hazinenin karşılayabilmesi, ülke ekonomik gücünün yüksekliği konusunda değerli bir belgedir. (Alkışlar) Ekonomik kuruluş, teknik temeller üzerine yerleşerek yükseldikçe, yurdun verimi çok daha fazla olacaktır. Ancak, bütün özenimizi vererek vatanın kurumlaşma hızını artırmak gerekir. Uluslararası politikanın gidişi ulusal koruma araçlarını artırmaya dagerek göstermektedir. Bunun mali önlemlerini dikkatli vedoğru bir biçimde araştımnanızı dilerim. Uçak filolarımızı oluşturmak için büyük ulusumuzun yüce duygularını heyecanla anmak borcumdur. Son uluslararası olaylar Türk ulusu için kuvvetli bir hava ordusunun ne denli önemli olduğu konusunda bir kanıt olmalıdır.(AIkışlar) Çok emekle kurduğumuz, canımızla korumaya ant içtiğimiz kutsal yurdun, havadan saldırılara karşı güvenlik altında bulunması demek, bize saldıracakların, kendi yurtlarında bizim de aynı zararları yapabileceğimize güvenimiz demektir. (Şiddetli alkışlar, bravo sesleri) Bu güveni göksel bir duyguyu kalbinde taşıyan her kişinin vatan için tutuşan gözlerinde okumaktayız. (Alkışlar) Havacılarımız, bütün ordu ve donanmamız gibi vatanı korumaya hazır kahramanlardır. (Alkışlar) Büyük ulus, bu soylu evlatlar ile kendini mutlu sayabilir. (Alkışlar)

Sevgili arkadaşlarım,
İşlerimiz çoktur, geniştir, önemlidir. Fakat başarılacağına sarsılmaz güvenim vardır. Çünkü Kamutay, vatanseverliğin, çalışkanlığın, önlemde yanılmazlığın ideal örneğidir. (Alkışlar) Kamutay, yurdun korunması, onun bayındırlığı için en yüksek ulusal esenlenme ve güç kaynağıdır. (Şiddetli ve sürekli alkışlar)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[5.Dönem 1.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1935 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 13 Jun 2017 14:46:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/5donem-1yasama-yilini-acis-konusmalari-1111935-232108-20240227.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/5donem-1yasama-yilini-acis-konusmalari-1111935-232108-20240227.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/5donem-1yasama-yilini-acis-konusmalari-1111935-232108-20240227.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[5.Dönem 2.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1936]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-5donem-2yasama-yilini-acis-konusmalari-1111936-2679.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-5donem-2yasama-yilini-acis-konusmalari-1111936-2679.html</link>
                    <description><![CDATA[2. Yasama Yılını Açış Konuşmaları

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 5.Dönem 2.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1936


ATATÜRK'ÜN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN V. DÖNEM

1 Kasım 1936 Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. V, C. 13, Sa. 4 Sayın milletvekilleri, Sizi sevgi ve saygılarımla selamlayarak, beşinci dönem ikinci yasama yılını açıyorum. Hemen söylemeliyim ki, bu yılki çalışmalarımızın da ülke ve ulus işlerinde, yeni iyilikler ve ilerlemeler yapacağına inanmaktayım. Geçen yıl Türk ulusu, huzur ve sükün içinde, milli ve insani ülküye, coşku ile koşan güçlü ve çalışkan bir varlık gösteriyordu. Yönetimde ve adliyede yeni kanunların ve yeni kuruluşun vatandaşı sevindiren sonuçları görülüyordu. Ekonominin her alanında ve ülkenin her yanında Türkler,kendilerine ve devletlerine tam bir güven içinde çalışıyorlardı. (Alkışlar) Cumhuriyet, yeni ve sağlam temelleri ile Türk ulusunu güvenli ve sağlam bir geleceğe yönelttiği gibi, düşüncede ve ruhlarda yarattığı güvenlik yönü ile de tam anlamı ile yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur. (Alkışlar) Yıllar geçtikçe, bunların milli ülküsel verimleri, güvenle çalışma, ilerleme isteği, milli birlik ve beraberlik şeklinde daha iyi göze çarpmaktadır. Bu, bizim için çok önemlidir; çünkü biz gerçekte milli varlığımızın temelini, milli bilinçte ve milli birlikte görmekteyiz. (Bravo sesleri, alkışlar) Halk ile hükümet arasındaki yakınlık ve birlikte çalışma çabası, ayrıca, sevindirici durum göstermektedir.

Bu konuda partimizin verici önderliğini önemle belirtmek isterim.
İdari ve ekonomik önlemlerin iyi uygulanması ve uygulama sonuçlarının iyi anlaşılması için, halkın hükümete yardım etme isteği, övünülecek bir durumdur. Bu duygusal durum, Türk ulusunu ilerletmek ve Türk vatanını imar etmek için çok verimli ve çok önemli bir faktördür. Devleti ve hükümeti kendi mali ve koruyucusu olarak görmek bir ulus için büyük nimet ve gurur kaynağıdır.(Alkışlar) Türk ulusu, bu sonuca cumhuriyet ile varmış ve her yıl bunun artan sonuçlarıru görmüş ve göstermiştir.(Alkışlar) Ulusumuzun, maddi ve manevi huzuruna, bu denli çok önem verişimizin, ne kadar yerinde olduğu anlaşılıyor.

Arkadaşlar,
İlköğretimin yayılması için, sade ve pratik önlemler almak yolundayız. İlköğretimde amacımız, bunun zorunlu olmasını bir an önce gerçekleştirmektir. Bu sonuca varmak, ancak aralıksız önlemler almakla ve bunun metodik olarak uygulanması ile gerçekleşebilir. Ulusun önemli bir işi olarak, bu konuda ısrarlı olmayı gerekli görüyorum. Sanat ve teknik okullarına istek artmıştır. Bunu sevinçle söylerken, her türlü özendirmeyi artırmanın gerekli olduğunu da eklemek isterim. Yükseköğretim için, Ankara Üniversitesini kurmak yolunda, Tıp Fakültesinin yapımından başlayarak, yeni ve en zor çabaların harcanmasını dilerim. Güzel sanatlara da ilginizi yeniden canlandırmak isterim.

5.Dönem 2.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1936
Ankara'da bir konservatuvar, bir tiyatro akademisi kurulmakta olmasını hatırlatmak benim için büyük bir zevktir. Güzel sanatların her kurumu için Kamutay'ın göstereceği ilgi ve emek, milletin insani ve uygar yaşamı ve çalışkanlık veriminin artması yönünden etkili olacaktır. Başlarında değerli Eğitim Bakanımız bulunan, Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumunun her gün yeni gerçek ufuklar açan, ciddi ve aralıksız çalışmalarını övgü ile anmak isterim. Bu iki ulusal kurumun, tarihimizin ve dilimizin, karanlıklar içinde unutulmuş derinliklerini, dünya kültüründe başlangıcı temsil ettiklerini, kabul edilebilir bilimsel belgelerle ortaya koydukça, yalnız Türk ulusunun değil, bütün bilim dünyasının ilgisini ve uyanmasını sağlayan, kutsal bir görev yapmakta olduklarını güvenle söyleyebilirim. (Alkışlar) Tarih Kurumunun Alacahöyük'te yaptığı kazılar sonucunda, ortaya çıkardığı beş bin beş yüz yıllık maddi Türk tarih belgeleri, dünya kültür tarihinin yeni baştan incelenmesini ve derinleştirilmesini gerektirecektir. Bir çok Avrupalı bilim adamının katılması ile toplanan son Dil Kurultayının aydınlık sonuçlarını görmekle çok mutluyum. Bu ulusal kurumların az zaman içinde ulusal akademilere dönüşmesini dilerim. Bunun için, çalışkan tarih, dil ve bilim adamlarımızın, bilim dünyasınca tanınacak orijinal eserlerini görmekle mutlu olmanızı dilerim.

Sayın arkadaşlar,
Anavatana yeni kavuşan göçmen vatandaşlarımızın yerleştirilmeleri başlıca görevlerimizdendir. Göçmenleri iyi yerleştirmek ve hızla üretici duruma sokmak için, onları yeterli derecede donatmaya çalışıyoruz. Aldığımız sonuçlar ümit vericidir. Bu milli soruna, sağlayabildiğimiz imkanlar oranında, fakat ara vermeksizin devam edeceğiz. Demiryolu yapımı programını sürdürüyoruz. Buna paralel olarak, yol ve köprü inşaatına, daha fazla imkan sağlanması isteğe uygun olacaktır. Sanırım, bu işler için verilen ödeneği artırmak gerekli olacaktır. Şimdiye kadar çeşitli yerlerde yapılmış ve yapılmakta, olan küçük büyük su işleri çok özendirici sonuçlar vermektedir.(Alkışlar) Kamutayın su işleri için yeni imkanlar aramasını gerekli görmekteyim. Telefon bağlantıları, ülke içinde bir programa uygun biçimde genişletilmektedir. Bu çalışmaları övmek ve özendirmek isterim. Ticari hava taşımacılığı işlerinin güvenli ve düzenli olarak sürdürülmesini ve geliştirilmesini de çok önemli bir konu olarak görmekteyim.

Sayın milletvekilleri,
Ekonomik alanda milli çalışmalarımızın artmasından ve genişlemesinden sevinç duymaktayız. Cumhuriyetin ekonomik önlemleri, her alanda verimli sonuçlar vermektedir. Tarımda kalkınmayı kolay ve çabuk yapmak için şartlar, çok ilerlemiş ve hazırlanmıştır. Yeni bir biçimde ve yeni makineler kullanarak iyi bir kuruluşla yapılacak yardımların ivedi sonuçlar vereceğini görüyoruz. Kooperatif kuruluşları her yerde sevilmiştir. Kredi ve satış için olduğu kadar, üretim araçlarını öğretip kullandırmak için de kooperatiften yararlanmayı mümkün görüyoruz.

Tarımda, hastalıkları önleme çalışmalarına önem vermek gereklidir.
Toprak Kanununun bir sonuca, varmasını, Kamutayın yüksek çalışmalarından beklerim. Her Türk çiftçi ailesinin geçineceği ve çalışacağı toprağa sahip olması, kesinlikle gereklidir.(Alkışlar) Vatanın sağlam temeli ve imarı buna dayanır. Bundan başka, büyük araziyi modern araçlarla işletip vatana fazla üretim sağlanmasını da özendirmek isteriz. (Alkışlar, bravo sesleri) Ticaret ilişkilerimiz bu yıl daha genişlemiştir. Karşılıklı genişlemek ve kolaylık özlediğimiz ilkedir. İhracatımızın kolaylaştırıldığı ülkede ithalatın artmasından çekinmiyoruz. Bu çeşit ithalatı artırmaya ve kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Bu dürüst politika üç yıldan beri ticaretimizi sürekli olarak artırmıştır. Endüstri programının uygulanması ciddi olarak sürdürülüyor. Her yeni endüstri eseri, bulunduğu yere zenginlik ve uygarlık ve bütün ülkeye zevk ve güç vermektedir. İkinci programın hazırlıkları hevesle ilerlemektedir.

Madenlerin işletilmesi gelişme durumundadır.
Madenlerimiz bizim başlıca döviz kaynağımız olduğu için de yüksek ilginizi çekmek isterim. Artvin civarında bakır madenlerirden birinin işlemeye başlamasından memnun olduk. Ergani bakır madeninin işlemeye başlamasının ülkeye önemli bir yarar getireceği inancındayız. Yine ülke için pek önemli bulduğumuz diğer bir sorun, kömür bölgelerinin rasyonel olarak işletilmesidir. Üzerinde durduğumuz önlemlerin ivedi sonuç vermesini dilerim.

Deniz ve deniz ürünleri ticaret ve endüstrisi önemli birkonumuzdur.
Ticaret filomuzu yenilemek ve artırmak girişimini sevinerek kaydediyoruz. Limanlarımızda yeterli kurumların kurulması, genel mağazalar ve antrepolar bulundurulması kararlaştırılmıştır. İş Kanununun uygulanması için gereken kuruluşun işlerliğe geçirilmesi gereklidir. Ayrıca, deniz ve tarım işçileri için de yeni yasalar hazırlanmalıdır. Küçük kredi konusunun önemle ele alınmasını Büyük Meclisin dikkatine sunarım.

Bu yıl Ziraat Bankasının yeni kanun tasarısı, çalışma konularımız sırasında olacaktır.
Bankaları ve kredi dağıtımında düzeni sağlayan kooperatifleri, kuran ve genişleten yasalarımızdan sonra, bu yeni eserleriniz ülkenin kredi hayatında verimli olacaktır. Maliyemiz, sizleri sevindirecek biçimde olumlu ve verimlibir durum göstermektedir. Dengeli gidişe özel önem veren Büyük Meclis, her yıl gelirini fazlası ile sağlamayı başarmaktadır. Buyıl da gelirin umulduğu gibi gerçekleşeceğine güveniyorum.

Hayatı ucuzlatmak gerektikçe, vergileri indirmek politikasını sürdüreceğiz.
Tuz, şeker, çimento, hayvan vergilerinde iki yıl içinde yaptığımız cesur indirimler, her bakımdan yararlı olmuştur. Bu yıl hem ilk ihtiyaçlardan, hem önemli güç araçlarından olan petrol ve türevleri üzerindeki vergilerden büyük oranda indirim yapmayı başarmanızı dilerim. (Alkışlar) Bundan başka, vergi usullerinin düzeltilmesi için çözüm ve gelir yolu aranması da önemle sürdürülmelidir. İyi ilkeler ve iyi uygulamanın sevindirici sonuçlarını vatandaş, hiçbir işte vergi konusundaki kadar önemle izlemez. Diğer yandan vatandaşın Hazineye karşı yükümlülüğünün en önemli görevi olduğunu anlatmak için yorulmamak gereklidir. Şüphe yoktur ki, özellikle devletçi ve halkçı olan bir yönetim ve ekonomi hayatında, Hazinenin gücü ve düzeni başlıca dayanaktır. Cumhuriyetin gücü de, her alanda ve milli savunma. alanında ihtiyaçlarını karşılayan hazinesinin düzenine bağlıdır. Gelecek yıllar için de Hazinenin gücünü korumak sizin en önemli göreviniz olacaktır. Milli paramızın fiilen sabit olan değeri korunacaktır. (Alkışlar)

Aziz arkadaşlar,
Milli savunma araçlarına yıllar boyu vermiş olduğumuz önemin yerinde olduğunu olaylar her gün göstermektedir. (Bravo sesleri, alkışlar) Ordumuzu sürekli en yeni araçlarla donatmaya çalışıyoruz. Yüksek değerini artırmaya verdiğimiz önem ise daha büyüktür. Ordunun çalışmalarından ve bütün ulusun vatan korunması için severek ve isteyerek çalışma hevesinden memnunuz. (Alkışlar) Deniz silahlarına önem veriyoruz. Denizcilerimizin iyi silahlarla ve iyi bir eğitimden geçerek hazırlanmaları büyük amacımızdır. (Alkışlar) Hava ordusu için ayırdığınız yardımı artırmanızı dilerim. Yeni bir programın uygulama döneminde bulunduğumuz için, hava kuvvetlerimiz arzuladığımız düzeyden henüz uzaktır. Güçlü bir hava ordusu kurma yolunda iyi sonuçlara doğru güvenle yürümekte olduğumuzu belirtirken hava saldırılarına karşı ulusun hazırlanması konusunda ayrıca ilginizi çekmek isterim.

Bu yıl içinde uluslararası bakımdan bizim için mutlu olaylar oldu.
İngiltere kralı sayın Majeste VIII. Edward'ın ziyaretini ve Boğazlarda yeni rejimin Montrö antlaşması hükümlerine göre uygulanmasının başladığını, bunların başında sayabilirim.(Sürekli alkışlar) Tanışmakla mutluluk duyduğum, İngilizlerin büyük kralıyla aramızda oluşan dostluğun, uluslarımızın görüşlerine uygun olarak iki hükümet arasında fiilen gelişmekte olan yakın ilişkiler üzerinde iyi etkileri olacağına şüphe yoktur. (Alkışlar) Türkiye'nin hakkını kabul etmekle iyi dostluk ve anlayış göstenen Montrö antlaşmasını imzalayanların aynı zamanda kritik bir görünüm taşıyan uluslararası bu önemli dönemde, dengenin sağlanması için herkesin çabasını gerektiren genel barış konusuna da önemli katkıları oldu. (Alkışlar) Tarihte birçok kez tartışma ve tutku nedeni olan Boğazlar, artık tam anlamı ile Türk egemenliği altında, yalnız ticaret ve dostluk ilişkilerinin ulaşım yolu haline girmiştir. (Alkışlar) Bundan böyle savaşan herhangi bir devletin savaş gemilerinin Boğazlardan geçmesi yasaktır. (Bravo sesleri, alkışlar) Bu nedenle, karada ve denizde büyük komşumuz Sovyet Rusya ile aramızdaki, on beş yıldan bu yana her türlü deneyden geçmiş olan dostluğun, ilk gündeki güç ve içtenliğini bütünüyle koruyacağına ve doğal gelişimini sürdüreceğini söylemekle de ayrıca mutluluk duyarım. (Sürekli alkışlar)

Bu yıl içinde, Afganistan'ın değerli dışişleri ve savunma bakanları ile görüşmekten de memnun oldum.
Dost ve müttefik Yugoslavya'nın sayın başbakanı ve dışişleri bakanının milli bayramımızda aramızda bulunması bize ayrı bir sevinç verdi. (Alkışlar) Bakanlıklar arasındaki kardeşliğin sağlamlaştırılması, bizim öteden beri başlıca amacımızdır.

Türk - Yugoslav bağlılığı bunun önemli belirtisidir. (Alkışlar)
Diğer müttefiklerimiz ve dostlarımız ile de ilişkilerimiz iyi ve içtendir. Balkanlarda, Batı Asya'da ve Doğu Akdeniz'de sağlanan barışın devamı, eski dünyanın diğer birçok yerlerine oranla, daha sağlam görünmektedir. (Alkışlar) Türkiye'nin bütün devletlerle ilişkilerinin iyi olduğunu, sevinerek belirtmek isterim. (Alkışlar) Bu arada, ulusumuzu gece gündüz uğraştıran başlıca büyük bir sorun da, gerçek sahibi öz Türk olan İskenderun - Antakya ve bölgesinin geleceğidir. (Bravo sesleri, sürekli alkışlar) Bunun üzerinde, ciddiyet ve önemle durmak zorundayız. (Ayakta sürekli alkışlar, yaşa, varol sesleri) Her zaman dostluğuna çok önem verdiğimiz Fransa ile aramızda tek ve büyük sorun budur. (Sonuçlanmalı sesleri) Bu konunun gerçek ayrıntılarını bilenler ve hakka inananlar, ilgimızin gücünü ve içtenliğini iyi anlar ve doğal bulurlar. (Alkışlar) Önümüzdeki yıl, görüşmeler ve silahlanma yarışları için, büyük bir hazırlık yılı olacağa benziyor. Devletler arasındaki uyuşmazlıkların anlaşmalara varmasını içtenlikle dileriz.

Sayın milletvekilleri,
Ağır ve önemli işleriniz, size, millet yolunda önemli hizmetler hazırlamaktadır. Ulusumuzun sevgileri, hayırlı ve faydalı çalışmalarınız da sizin yanınızdadır. (Sürekli alkışlar, bravo Atatürk sesleri)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[5.Dönem 2.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1936 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 13 Jun 2017 14:36:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/5donem-2yasama-yilini-acis-konusmalari-1111936-225926-20240227.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/5donem-2yasama-yilini-acis-konusmalari-1111936-225926-20240227.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/5donem-2yasama-yilini-acis-konusmalari-1111936-225926-20240227.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[5.Dönem 3.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 01.11.1937]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-5donem-3yasama-yilini-acis-konusmalari-01111937-2673.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-5donem-3yasama-yilini-acis-konusmalari-01111937-2673.html</link>
                    <description><![CDATA[3. Yasama Yılını Açış Konuşmaları

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 5.Dönem 3.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 01.11.1937

ATATÜRK'ÜN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN V. DÖNEM


1 Kasım 1937 Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. V, C. 20, Sa. 3 Beşinci dönemin üçüncü yasama yılını açıyorum. Her şeyden önce, sevgili Kamutay arkadaşlarımla, yeni çalışma yılı başlangıcında karşı karşıya bulunmaktan duyduğum derin sevinç ve mutluluğu belirtmeliyim. (Alkışlar) Sizi yüksek saygı ile selamlar, bu çalışma yılınızın da ulus ve ülke için parlak başarılarla bezenmesini dilerim.

Sayın milletvekilleri,
Kıvançla görmekteyiz ki, Cumhuriyet rejimi, yurdumuzda huzur ve sükünün en iyi biçimde yerleşmesini sağlamış bulunuyor. Vatandaşlar ve bu yurtta oturanlar, Cumhuriyet kanunlarının eşit şartları altında kendileri için hazırlanan özgür refah ve mutluluk imkanlarından en iyi bir biçimde yararlanmaktadırlar. Ulusumuzun layık olduğu yüksek uygarlık ve refah düzeyine ulaşmasının engellenmesinin düşünülmesine yer bırakılmadığım ve bırakılmayacağını huzurunuzda söylemekle mutluyum. (Bravo sesleri, alkışlar) Tunceli'nde yapılan uygulamaların sonuçları bu gerçeğin belirtileridir. Modern hükümetçiliğin en belirgin özelliği, halkı gücüne olduğu kadar şefkatine de içtenlikle inandırabilmesidir. Büyük küçük bütün Cumhuriyet memurlarında bu düşünce biçiminin en geniş ölçüde gelişmesine önem vermek, çok yerinde olur. Özel idarelerin geçen yılki çalışmaları verimli olmuştur. Ancak özel idareler ve belediyeler, büyük kalkınma savaşımızda hayat ucuzluğunu sağlayacak uygun önlemler almalı ve yetkilerini tam kullanmalıdırlar. Şehircilik işlerinde de teknik ve planlı kurallar içinde çalışmak gereklidir. Bunun için belediyelerimizin hukuka uygun biçimde aydınlatılmasını ve yol gösterecek bir merkezi teknik büro kurulmasını öneririm. Kendine inkılabın ve inkılapçılığın çeşitli ve hayati görevler yüklediği Türk vatandaşının sağlığı ve sağlamlığı, her zaman üzerinde dikkatle durulacak milli sorunumuzdur. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının bu sorun üzerindeki sistemli çalışmaları, yüksek Kamutayı sevindirecek durumda gelişmektedir. Aynı bakanlık, kendine verdiğimiz göçmen işlerini de sosyal ve ekonomik politikamıza uygun olarak başarı ile yürütmektedir. Bakanlığın «Sağlam ve güçlü bir nesil, Türkiye'nin özüdür» prensibini, pek iyi kavrayarak çalışmakta olduğunu belirtmek isterim.

Yüce saylavlar,
Bilindiği gibi, biz yurt güvenliğinin içinde kişilerin güvenliğinin de, ona yaraşacak biçimde olmasını göz önünde tutarız. Bu güvenlik, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının ve Türk yargıçlarının güvencesi altında, en ileri biçimde varlığını sürdürmektedir.

5.Dönem 3.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 01.11.1937
Kanunlarımızda yaptığımız bazı değişiklikler ve kabul buyurduğunuz Suçüstü Kanunu, bu amaca yardım etmiştir. Adli yapımızın ve kanun dizimizin üzerinde yapılan incelemelerle, Türkiye'nin dinamik, yaşamına, doğru yoldan hiç şaşmadan uygunlukları her zaman sağlanmalıdır. Bu gerek karşısında, kara ve deniz ticaret kanunlarımızın ekonomik bünyemizdeki gelişmelere daha uygun duruma getirilmesinde zaman geçirilmemesi yerinde olur. Bir de şu nokta üzerinde durmama izin vermenizi rica edeceğim. Güvenlik ve hak işleriyle ilgili yöntem ve kanunlardan kolaylık, ivedilik, açıklık ve kesinlik temel olmalıdır. Bu nedenle, vatandaşların icra daireleri ile olan ilişkilerini kolaylaştırmak amacı ile yapılan çalışmalarının bir an önce kanun haline getirilmesini önermeyi uygun bulurum. Bu belirttiğim ve önerdiğim konuların iyi karşılanacağından eminim. Çünkü her alanda olduğu gibi, adli yöntem ve kanunlar alanında da, Türk Cumhuriyetinin ve onun yüksek, değerli Kamutayının anlayışı, ileri anlayıştır. Şimdi arkadaşlar, ekonomik yaşamımızı gözden geçireceğim. Hemen bildirmek isterim, ben ekonomik yaşam denince, tarım, ticaret, sanayi faaliyetlerini ve bütün bayındırlık işlerini, birbirinden ayrı düşünülmesi doğru olmayan bir bütün sayarım. Bu nedenle şunu da hatırlatmalıyım ki, bir ulusa bağımsız görünüş ve değerini veren siyasi yaşam çarkında, devlet, fikir ve ekonomik yaşam işleyişleri birbirlerine bağlı ve birbirleri ile ilişkilidir, o kadar ki, bu işleyişler birbirine uyacak aynı düzen içinde çalıştırılmazsa, hükümetin çekici gücü harcanmış olur, ondan beklenen tam verim sağlanamaz. Onun içindir ki, bir ulusun kültür düzeyi üç alanda, devlet, fikir ve ekonomi alanlarındaki çalışma ve başarılı sonuçlarının toplamı ile ölçülür. Sayın milletvekilleri,

Milli ekonominin temeli tarımdır. İşte bunedenle tarımda kalkınmaya önem vermekteyiz.
Köylere kadar yayılacak programlı ve pratik çalışmalar bu amaca erişmeyi kolaylaştıracaktır. Fakat bu önemli isteği uygun bir biçimde amacına ulaştırabilmek için ilk önce ciddi çalışmalara dayalı bir tarım politikası belirlemek ve onun için de, her köylünün ve bütün vatandaşların kolayca kavrayabileceği ve severek uygulayabileceği bir tarım rejimi kurmak gereklidir. Bu politika ve rejimde, önemle yer alabilecek noktaların başlıcaları şunlar olabilir. Bir kez, ülkede topraksız çiftçi bırakılmamalıdır.(Bravo sesleri, alkışlar) Bundan daha önemli olan ise, bir çiftçi ailesini geçindirebilen toprağın, hiçbir nedenle ve hiçbir şekilde bölünemez bir nitelik almasıdır.(Alkışlar) Büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliğinin, arazinin bulunduğu bölgelerin nüfus yoğunluğuna ve toprak verim derecesine göre sınırlanması gereklidir. Küçük büyük bütün çiftçilerin iş araçları artırılmalı, yenileştirilmeli ve bakım önlemleri zaman geçirilmeden alınmalıdır. Herhalde, en küçük bir çiftçi ailesi, bir çift hayvan sahibi olmalıdır, bunda ideal olan öküz değil, at olmalıdır. Öküz, ancak bazı şartların henüz sağlanamadığı bölgelerde hoş görülebilir. Köylüler için, genellikle pulluğu pratik ve faydalı bulurum. Traktörü büyük çiftçilere öneririm. Köyde ve yakın köylerde, ortaklaşa harman makineleri kullanmak köylülerin vazgeçemeyeceği bir gelenek haline getirilmelidir. Ülkeyi iklim, su ve toprak verimi bakımından tarım bölgelerine ayırmak gerekir. Bu bölgelerin her birinde, köylülerin gözleriyle görebilecekleri, çalışmaları için örnek tutacakları verimli, modern, pratik tarım merkezleri kurulması gereklidir. Bu gün devlet yönetiminde bulunan çiftliklerdeki ve bunların yönetimi içindeki diğer tarımsal sanayi kuruluşlarındaki bazı kişiler, tarımsal çalışmaların bütün alanlarında her türlü teknik ve modern deneylerini tamamlamış olarak bulunduğu bölgelerde en faydalı tarım usul ve sanatlarını yaymaya hazır bulunmaktadırlar.

Bu, bakanlık için büyük kolaylıklar sağlayacaktır.
Ancak, gerek var olan gerek bütün ulusal tarım bölgeleri için yeniden kurulacak olan tarım merkezlerinin kesintiye uğramadan tam verimli çalışmalarını; şimdiye kadar olduğu gibi, devlet bütçesine ağırlık vermeksizin, kendi gelirleriyle kendi varlıklarını yönetmek ve gelişmelerini sağlayabilmek için bütün bu kurumlar birleştirilerek geniş bir işletme kurmalarını öneririm. Bir de, başta buğday olmak üzere, bütün gıda ihtiyaçlarımızla endüstrimizin dayandığı çeşitli ham maddeleri sağlamak ve dış ticaretimizin temelini oluşturan çeşitli ürünlerimizin ayrı ayrı her birinin üretimini artırmak, kalitesini yükseltmek, üretim masraflarını azaltmak, hastalık ve zararlı böcekler ile uğraşmak için gereken teknik ve kanuni bütün önlemler zaman geçirilmeden alınmalıdır. Orman varlığımızın korunması gereğine ayrıca değinmek isterim. Ancak, bunda önemli olan, koruma kuralları ile, ülkemizin çeşitli ağaç ihtiyaçlarını sürekli olarak karşılaması gereken ormanlarımızı dengeli ve teknik bir biçimde işleterek yararlanma konusunu akıllıca uzlaştırmak zorunluluğu vardır. Buna, Büyük Kamutayın gereken önemi vereceğine şüphe yoktur.

Sayın milletvekilleri,
Dış ticarette izleyeceğimiz ana prensip, ticaret dengemizin aktif karakterini korumaktır. Çünkü Türkiye'de ödeme dengesinin en önemli temelini bu oluşturmaktadır. Son yılların rakamları ve geçen yılın bu güne kadar gösterdiği durum ve yön, izlediğimiz prensibin elde edilmiş olumlu sonuçlarını göstermektedir. Kota uygulaması, belirgin anlaşma şartlarımızı kabul etmiş ülkeler için tam olarak kaldırılmıştır. Bu ülkelerden piyasanın kayıtsız şartsız ithalat yapabilmesi sağlanmıştır.

Dış ticaret politikamızın özelliği şudur:
&nbsp; İç ve dış durumun gereklerini karşılayarak her zaman bu işlemin dönüşüne uymak. İç ticarete gelince, bunda, en önde gördüğümüz kural, kurumlaştırma ve belirgin ticaret kuruluşları kurma ve akılcı çalışmadır. Kesin zorunluluk olmadıkça piyasalara karışılmaz; bununla birlikte hiçbir piyasada da başı boş değildir. Sırası gelmişken Cumhuriyetin tüccar düşüncesini de kısaca belirteyim. Tüccar, ulusun emeği ve üretiminin değerlendirilmesi için, eline ve bilgisine güvenilen ve bu güvene yaraşır olması gereken adamdır.(Bravo sesleri, alkışlar) Bu yönden ihracatla ilgili kanun, denetim konusundaki kanun, teşkilatlandırma ile ilgili hükümler, olumlu sonuçlarını vermektedir. İhracat mallarımız için hükümetin yakın denetimi altında, satış kuruluşlarının kurulması önemlidir. Bunu göz önünde tutan Ekonomi Bakanlığı geçen yıl içinde, Iğdır'da, Ege ve Trakya bölgelerinde çeşitli konularla ilgili satış kooperatifleri kurmuş ve onları faaliyete geçirmiştir. Önümüzdeki yıl içinde, başta fındık olmak üzere, diğer belli başlı ürünlerimizi de ilgilendiren birlikler kurulmalıdır.

Sayın arkadaşlar,
Endüstrileşmek, en büyük milli davalarınız arasında yer almaktadır. Çalışması ve yaşaması için ham maddeleri ülkemizde bulunan büyük küçük her çeşit sanayii kuracağız ve işleteceğiz.(Alkışlar) En başta vatan savunması olmak üzere, ürünlerimizi değerlendirmek ve en kısa yoldan, en ileri ve zengin Türkiye idealine ulaşabilmek için bu bir zorunluluktur. Bu düşünce ile, beş yıllık ilk sanayi planından geri kalan ve bütün hazırlıkları bitirilmiş olan birkaç fabrikayı da ivedi olarak gerçekleştirmek ve yeni plan için hazırlanmak gerekir. Endüstrileşme karar ve hareketimize paralel olarak, bu günkü kanunlarımız da, üzerinde düşünülecek ve bazı değişiklikler eklenecek yeni hükümler gerektirmektedir. Bunların başlıcalarını şöyle özetleyebiliriz: Sermayesinin tamamı veya büyük kısmı devletin olan ticari sınai kurumların mali kontrol şeklinin, bu kurumların yapılarına ve kendilerinden istediğimiz ve isteyeceğimiz ticari usul ve düşünce biçimine, çalışma düzenine ivedi olarak uydurulması yararlı olur. Bu gibi kurumların bu günkü usullerle çalışabilmelerine ve gelişmelerine imkan yoktur.

Elimizdeki gümrük tarifeleri kanununda da bu günkü politika ve eğilime uygun önlemler almak gereklidir.
Diğer önemli nokta, daha önce de değindiğim gibi, ülkede, özellikle bazı bölgelerde, göze çarpacak derecede önem kazanan hayat pahalılığı konusu ile uğraşmak… Bunun için bilimsel bir inceleme yaptırılmalı ve belirlenecek nedenleri ile köklü ve planlı şekilde uğraş verilmelidir. Küçük esnafa ve küçük sanayi sahiplerine, ihtiyaç duydukları kredileri kolayca ve ucuzca verecek bir kurum kurulmalı ve kredinin, normal şartlar altında, faiz oranı azaltılmaya çalışılmalıdır. Türkiye'de devlet madenciliği, milli kalkınma çalışmaları ile yakından ilgili önemli konulardan biridir. Genel endüstrileşme düşüncemizden başka, maden araştırma ve işletme işini, her şeyden önce, dış kredi imkanlarımızı ve döviz gelirimizi artırabilmek için sürdürmek ve buna özel bir önem vermek zorundayız. Maden Tetkik ve Arama Dairesinin çalışmalarında gelişme göstermesini ve bulunacak madenlerin, rantabilite hesapları yapıldıktan sonra, planlı biçimde hemen işletmeye konulmasını sağlamanız gerekmektedir. Elde bulunan madenlerin en önemlileri için üç yıllık bir plan yapılmalıdır.

Ereğli Şirketini satın aldığımızı ve Ereğli kömür havzasında rasyonel bir üretim planının, günün sorunu olduğunu biliyorsunuz.
Bunun tamamlanması çabuklaştırılarak, kömür üretimimiz kısa bir sürede en az bir misli artırılmalıdır. Diğer yandan Maden Tetkik ve Arama Dairesinin Divriği sahasında bulduğu ve cevher oranı yüksek olan demir madeninin hemen işletilmesine geçilmeli ve Karabük demir - çelik sanayiimiz ihtiyaç planı dışındaki bölümünün ihracatına başlanılmalıdır. (Alkışlar) Liman işlerinde modern ve planlı çalışma ve tarifelerde ucuzluk yapılmasının verimli sonuçları, ticarette dikkati çekmiştir. Bu yolda devam edilmesinde yarar olacaktır. Ekonomik yapımızdaki gelişme, deniz ulaşım araçları ihtiyacını her gün artırmaktadır. Yeni sipariş edilen gemilerden bir kısmı, önümüzdeki ilkbaharda gelmiş bulunacaktır. Fakat bunlar, bu günden görülmekte olan ihtiyaca cevap verecek sayı ve büyüklükte değildir. Yeni gemiler inşa ettirmek ve özellikle eski tersaneyi ticaret filomuz için hem tamir, hem yeni inşaat merkezi olarak faliyete getirmek için gerekli araçları sağlamak zorundayız. (Alkışlar) Şu günlerde, yüksek Meclise, su ürünleri ve Deniz Bank hakkında bir tasarı gelecektir. Konunun yüksek ilginizi çekeceğinden şüphe etmiyorum.

Arkadaşlar,
En güzel coğrafi konumda ve üç tarafı denizle çevrili olan Türkiye, endüstrisi, ticareti ve sporu ile, en ileri denizci ulus yetiştirmek yeteneğindedir. Bu yetenekten yararlanmalıyız. Denizciliği Türk'ün büyük milli ülküsü olarak düşünmeli ve bunu en kısa zamanda başarmalıyız. (Alkışlar, yaşa sesleri) Ekonomik kalkınma, Türkiye'nin, hür, bağımsız, her zaman daha güçlü ve her zaman daha müreffeh bir Türkiye idealinin bel kemiğidir. Türkiye bu kalkınmada; iki büyük güç kaynağına dayanmaktadır. Toprağımızın iklimi, zenginlikleri ve başlı başına bir varlık olan coğrafi durumu ve bir de, Türk Milletinin, silah kadar, makine de tutmaya yaraşan güçlü eli ve milli olduğuna inandığı işlerde ve zamanlarda, tarihin akışını değiştiren kahramanlıklar ortaya çıkaran yüksek sosyal benlik duygusu… (Sürekli alkışlar)

Sayın milletvekilleri,
Demiryolları bir ülkeyi uygarlık ve refah ışıkları ile aydınlatan kutsal bir meşaledir. Cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak önemle üzerinde durduğum demiryolları inşaat politikamız, amaçlarına ulaşmak için durmadan başarı ile uygulanmaktadır. Doğu ve güneydoğu Sivas, Diyarbakır gibi büyük yerleşim yerlerine varan hatlar, geçen yıl içinde Sivas - Malatya bağlantısı ile birbirine bağlanmıştır. Zonguldak'a varmış olan hat da bu zengin kömür bölgesini İç Anadolu'ya bağlamış bulunuyor. Sivas'tan sonra, doğuya doğru uzayıp gitmekten olan hatta ilk varış yeri olan Divrik'e ulaşmıştır. Bu kol, önümüzdeki yıl Erzincan'a ulaşmış olacaktır. Diyarbakır'dan doğuya uzanacak hattın da yapımına başlanmıştır. Doğu demiryollarının satın alınmış olduğunu bilirsiniz. Güneyde Nusaybin'e giden hattan başka, yurt içinde bütün demiryollarının yönetim ve işletmeleri, Cumhuriyet hükümetinin elindedir. (Alkışlar) Demiryolları yapımlarımızın gelişmesi, İran transit yolunun gelişmesine ve motorize edilmesine de hizmet etmiştir.

İstanbul'dan başlayan Avrupa turist yolunun asfalt olarak yapımı sürdürülmektedir.
Böylece sürdürülen inşaatın, bir plan içinde, ülkenin diğer bölgelerini de içine alması, beklediğimiz milli başarı olacaktır. Şose ve köprü yapımları gelişmektedir. Demiryolları inşa politikamızın uygulandığı yıllar içinde 78 köprü, geçişe açılmış bulunuyor. 23 köprü de inşa halindedir. Bu köprüler, her biri başlı başına birer bilim ve sanat eseri olarak yeni nesillere Cumhuriyetin armağan anıtları olacaktır. Demiryolu hatlarımızı iç bölgelere bağlayacak ve bu hatların bir an önce milli ekonomik kalkınmaya en yüksek hizmeti sağlayacak olan karayolu inşaatını önümüzdeki dönemde yoğunlaştırmak ve bir plan içerisinde genişletmek gerekir. Her bölgenin ihtiyaçlarına göre, istasyonlarda tamamlayıcı yapıların yapılması ve çeşitli malların gereği gibi gönderilmesini sağlayacak teknik nitelikler içeren vagon sayısını artırmak zorunludur. Bunda da büyük yardımlarınızın esirgenmemesini dilerim.

Su ve imar işlerine özenle devam edilmektedir.
Posta - telgraf - telefon işlerimizde önemli gelişmeler vardır. Bununla birlikte, şehirlerarası telefon görüşmeleri işinin bir an önce tamamlanmasına çalışılmalıdır. Ankara'da yeni bir radyo istasyonunun yapımına başlanmış olduğunu memnuniyetle bildiririm. Sivil Hava Yolları İdaresi, devlet kuruluşları arasında, modern bir idare olarak yer almıştır. Bütün teknik şartlar ve güvenlik önlemleri içinde çalışmakta olan bu yönetimin büyük şehirlerimiz arasında en modern ulaşım yolu rolünü bir an önce yerine getirmeye başlaması ve uluslararası hatlarla ve kendi araçları ile bağlantı kurması, kısa sürede sağlanmasını beklediğimiz önemli işlerdendir.

Arkadaşlar,
Bütün devlet kuruluşlarının canlılığı, sağlamlığı, işletilmesi yönünden büyük dikkatle üzerinde durulması gereken mali hayatımıza değinmek istiyorum. Cumhuriyet bütçelerinin beliren ve daima güçlenmesi gereken ortak özellikleri yalnız denk oluşları değil, aynı zamanda, koruyucu, kurucu ve verici işlere her seferinde daha fazla pay ayırmakta olmalarıdır. Bu politikamızın, milli faaliyet üzerinde derhal yaratmaya başladığı etki ile bütçe tahmin rakamlarımız, yalnız gerçekleşmekle kalmamış, her zaman fazlası ile kapanmaya başlamıştır.

1936 yılı bütçesi, gelir tahminine ve 1935 yılı gelir tahakkuklarına göre, 22 milyon fazla ile kapanmıştı.
1937 bütçesinin de bu güne kadar gösterdiği durum, aynı ümidi fazlası ile gerçekleştirecek niteliktedir. Bu sonuç, ülke ekonomisinin gelişmesinin, halkın zenginliğe ulaşmakta olduğunu belirttiği gibi, aynı zamanda, halk için çalışan bir hükümetin, halkın yararına olarak aldığı önlemlerin uygun olduğunu da göstermektedir. Samimi bir bütçeye ve gerçek bir ödeme dengesine dayanan paramızın fiili, değişmez durumunu kesin biçimde koruyacağız. Her türlü mali yükümlülüklerimizi günü gününe yerine getirerek, Devlet saygınlığını korumak ve mali sermaye ve hisseleri koruma ve destekleme işlemleri konusunda da bütün önlemleri alarak bu hususta dikkatli bulunmak, ilkemiz olacaktır. (Alkışlar) Devlet gelirlerinin artırılması için yeni vergilerin yürürlüğe konması yerine, düzenli bir programla var olan vergilerin uygulanması ve toplanma usullerinin yeniden düzenlenmesi gereklidir.( Alkışlar) Son iki yıl içinde hayvan, tuz, şeker, çimento, petrol, benzin, elektrik ve ham madde resim ve vergilerinde yapılan ve her biri % 30 - 50 oranlarında olan bir vergi indirimini gerektiren vergi yükü azaltılması, üretimin özendirilmesi yönünden vatandaş ve ülke için olumlu ve hayırlı sonuçlar vermektedir.

Hayvan vergisi, buhran ve denge vergileri üzerinde de araştırmalar yapılarak bütçe dengesi temelini bozmayacak biçimde bunları giderek azaltma önlemleri düşünülmelidir. (Alkışlar)
Bundan başka, ülkemizde bulunmayan ham maddeler ve üretim maliyeti üzerinde etki yaparak, dış ülkelerin malları ile rekabeti güçleştiren her çeşit vergi ve resimlerin kaldırılması gereklidir.( Alkışlar) Gerek bu konular üzerinde çalışırken gerek herhangi bir mali karar alırken, i1k göz önünde bulundurmamız gerekli olan konu, milli faaliyet ve milli üretim, yani verginin bizzat ana kaynağı üzerinde yapacağı etkiler olmalıdır.

Maliye memurları da içişleri memurları gibi, halkla sürekli ilişkisi olan kuruluşlardır.
Bunların da halk ile ilişkilerinde halk için çalışan bir halk hükümetinin tabii niteliği olan, çok fazla dikkat ve ilgi göstermek ve en fazla güven ve inan vermek ilkelerinin gelişmesine özellikle özen göstermek gereklidir. (Sürekli alkışlar) Cumhuriyet rejiminde, devlet hazinesinin çıkarının, kanunun hazine yararına koyduğu hakla, kanunun mükelleflere verdiği görevi çok dengeli bir biçimde karşılaştırmak demek olduğunu bir an hatırdan uzak tutmamak önemli bir prensibimizdir. (Bravo sesleri, sürekli alkışlar) Tekel konusunda özen gösterilmesi gereken ana konu, bu kurumların mali tekel, ticari kuruluş ve milli değerlendirme kurumu karakterlerinin dikkatle uzlaştırılmasıdır.

Dış ülkelere tütün satışları ve ihracat konusu, daha yakından izlenmeye değer durumdadır.
Gümrüklere gelince, bunda kuruluş çalışma yöntemlerine ve kanuni konular yönünden gerekli düzeltme önlemlerine hız verilmesi gerekmektedir. Tekel mallarının fiyatları üzerinde yapılan indirim, satışları artırmıştır. Bu yöntemin her zaman göz önünde bulundurulması yararlı olacaktır.

Arkadaşlar,
Büyük davamız, en uygar ve en refaha kavuşmuş ülke olarak varlığımızı yükseltmektir.(Alkışlar) Bu, yalnız kurumlarında değil, düşüncelerinde köklü bir inkılap yapmış olan büyük Türk Milletinin dinamik ülküsüdür. Bu ülküyü en kısa bir zamanda başarmak için, düşünce ve eylemi birlikte yürütmek zorundayız. Bu girişimden başarı, ancak hukuki bir planla ve en verimli bir biçimde çalışmakla gerçekleşebilir. Bu nedenle, okuyup yazma bilmeyen tek vatandaş bırakmamak, ülkenin büyük kalkınma savaşının ve yeni yapısının istediği teknik elemanları yetiştirmek, ülke davalarının ideolojosini anlayacak, anlatacak, nesilden nesile yaşatacak, kişi ve kurumları yaratmak, işte bu önemli ilkeleri en kısa sürede sağlamak, Kültür Bakanlığının üzerine aldığı büyük ve ağır görevler arasındadır. (Alkışlar)

Belirttiğim ilkeler, Türk gençliğinin beyninde ve ulusun bilincinde her zaman canlı tutmak, üniversitelerimize ve yüksek okullarımıza düşen başlıca görevdir.
Bunun için ülkeyi şimdilik üç büyük kültür bölgesine ayırarak, batı bölgesi için İstanbul Üniversitesinde başlanmış olan reform programının daha köklü bir biçimde uygulanmasıyla Cumhuriyete gerçekten modern bir üniversite kazandırmak, merkez bölgesi için, Ankara Üniversitesini az zamanda kurmak gerekir. Doğu bölgesi için Van gölü sahillerinin en güzel bir yerinde, her aşamadaki okulları ve bunlara ek olarak üniversitesiyle modern bir kültür şehri yaratmak yolunda şimdiden harekete geçilmelidir. (Alkışlar) Bu yararlı girişimin, doğu illerimiz gençliğine vereceği verimlilik Cumhuriyet hükümeti için en mutlu bir eser olarak kalacaktır. (Alkışlar)

Önerdiğim bu yeni girişimlerin, eğitmen ve öğretmen ihtiyacını artıracağı şüphesizdir.
Fakat bu yön hiçbir zaman işe başlama cesaretini kırmamalıdır. Bakanlığın geçen yıl içinde bu yönde yaptığı deneyler, çok ümit verici niteliktedir. Türk Tarih ve Dil Kurumlarının, Türk milli varlığını aydınlatan çok değerli ve önemli birer bilim kurumu niteliğini aldığını görmek, hepimizi sevindirici bir olaydır.(Alkışlar) Tarih Kurumu, yaptığı kongre, açtığı sergi, yurt içinde yaptığı kazılar ve ortaya çıkardığı eserlerle, şimdiden, bütün bilim dünyasına kültürel görevini yerine getirmeye başlamış bulunuyor.(Alkışlar)

İlk resim galerimizi de bu yıl açmış bulunuyoruz.
Geçen yıl Ankara'da kurulan devlet konservatuvarının, müzikte, sahneden kendisinden beklediğimiz teknik elemanları hızla verebilecek duruma getirilmesi için, daha fazla çaba ve özveri yerinde olur. Her çeşit spor çalışmalarını Türk gençliğinin milli terbiyesinin ana unsurlarından saymak gerekir. Bu işte, hükümetin şimdiye kadar olduğundan daha ciddi ve dikkatli davranması, Türk gençliğini spor bakımından da milli heyecan için özen ile yetiştirmesi, önemli sayılmalıdır.

Sevgili arkadaşlarım,
Ordu, Türk Ordusu… İşte bütün ulusun göğsünü güven ve gurur duyguları ile kabartan şanlı ad.(Sürekli alkışlar) Onu bu yıl için kısa aralıklarla iki kez, büyük kütleler halinde yakından gördüm. Trakya ve Ege büyük manevralarında… Disiplinini, enerjisini, subaylarının bilgili çabalarını, büyük komutan ve generallerimizin yüksek yönetme ve yönlendirme yeteneklerini gördüm; (Alkışlar) derin övünç duydum, takdir ettim.(Alkışlar) Ordumuz, Türk birliğinin, Türk gücü ve yeteneğinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir simgesidir. Ordumuz Türk topraklarının ve Türkiye idealini gerçekleştirmek için yapmakta olduğumuz sistemli çalışmaların yenilmesi imkansız güvencesidir. (Alkışlar)

Uygun bir donatım pragramımızın hazırlanması, başarı ile ilerliyor.
Bunları ülkemizde yapma aımacımız gerçekleşme yolundadır. Harp endüstrisi kuruluşlarını, daha fazla geliştirmek ve genişletmek için alınan önlemler sürdürülmeli ve endüstrileşme çalışmalarımızda ordu ihtiyaçları ayrıca göz önünde tutulmalıdır.(Alkışlar) Bu yıl içinde denizaltı gemilerini ülkemizde yapmaya başladık. Hava kuvvetlerimiz için yapılmış olan üç yıllık program, büyük ulusumuzun içten ve bilinçli ilgisi ile şimdiden başarılmış sayılabilir. Bundan sonrası için bütün uçaklarımızın ve motorlarının ülkemizde yapılması ve harp hava endüstrimizin de bu temele göre geliştirilmesi gerekir. Hava kuvvetlerinin aldığı önemi göz önünde tutarak, bu çalışmaları planlamak ve bu konuyu layık olduğu önemle ulusun gözleri önünde canlı tutmak gerekir.(Alkışlar) Büyük milli disiplin okulu olan ordunun, ekonomik, kültürel, sosyal savaşlarımızda bize aynı zamanda en gerekli elemanları da yetiştiren büyük bir okul haline getirilmesine, ayrıca özen gösterilip, yardım edileceğinden şüphem yoktur.

Büyük Kamutay,
Dış politikamız, geçen yıl içinde de, barış ve uluslararası işbirliği yolunda gelişmiş ve yürüdüğümüz yolun değişmez olduğunu bir kez daha belirtmiştir. Milletler cemiyetinin geçirmekte olduğu çetin dönemlerde, cumhuriyet hükümeti, bu uluslararası kuruluşa olan bağlılığını, her alanda göstererek barış idealine en uygun yoldan ayrılmamıştır.

Büyük bir milli davamız olan Hatay olayının geçirdiği dönemler tarafınızdan bilinmektedir.
Milletler Cemiyeti yüksek yönetimi altında yapılmakta olan görüşmeler, Hatay halkına yaraşan mutlu ve bağımsız yönetime kavuşması yolunda amaçladığımız gayeyi sağlayacak belgelerin kabul ve imzası ile sonuçlanmıştır.(Alkışlar) Yeni Hatay rejiminin yürürlüğe girmesine kısa bir süre kaldı. Bu rejimi, kendileri ile dostça bir düşünce doğrultusunda işbirliği yapmış olduğumuz Fransızların, iyi niyetle ve istenen amaca ulaşmayı sağlayacak biçimde uygulamaya başlayacaklarından şüphe edilmemelidir. Yarınki Türk - Fransız ilişkilerinin dilediğimiz yolda gelişmesinde Hatay konusunun iyi bir yönde gelişmesi, önemli bir ölçü ve etken olacaktır, düşüncesindeyiz. (Alkışlar)

Balkan politikamız, çok mutlu bir işbirliği yaratmayı sürdürerek kendisine çizilmiş olan barış yolunda her gün daha verimli sonuçlarla ilerlemektedir. (Alkışlar)
Cumhuriyet hükümetinin doğuda uygulamakta bulunduğu dostluk ve yakınlık politikası yeni ve güçlü bir adım attı. Sadabat'ta dostlarımız Afganistan, Irak ve İran ile imza etmiş olduğumuz dörtlü antlaşma, büyük bir sevinçle kayda değer barış eserlerinden biridir. (Alkışlar) Bu antlaşmanın çevresinde toplanan devletleri, aynı amacı sürdüren ve barış içinde gelişmeyi içtenlikle isteyen hükümetler arasındaki işbirliğinin gelecekte de iyi sonuçlar vereceğinden emin bulunmaktayız.(Alkışlar) Cumhuriyet hükümetinin, komşularıyla ve diğer büyük küçük devletlerle olan ilişkilerinde uyumlu bir düzen ve gelişme göze çarpmaktadır.

Barış yolunda nereden bir çağrı geldiyse, Türkiye onu ilgi ile karşıladı ve yardımlarını esirgemedi. (Alkışlar)
İspanya olayları nedeniyle Akdeniz ve Karadeniz'de alınması gereken önlemlere, Cumhuriyet hükümeti en geniş bir düşünce ile katıldı. Dünyanın her yanında olduğu gibi, bizi ilgilendiren alanlarda ve bu arada Akdeniz'de barış ve dengenin korunması, bizim yakından ve ilgi ile izlediğimiz bir konudur. Şunu da memnuniyetle söylemek isterim ki, Doğu Akdeniz ve Karadeniz suları ile Balkanlarda ve Yakın Doğuda, geçen yıl belirttiğim ilişkiler aynen sürdürülmüştür. Geçen yıldan beri dost ve müttefik devletlerin önemli devlet büyükleriyle bizim devlet adamlarımız arasında karşılıklı ziyaretler olmuş ve bu temaslar dostluklarımızın gelişmesine neden olmuştur.(Alkışlar) Hükümet bu son yıl içinde, devletlerle olan ticari ilişkilerini, ülkenin ekonomik bünyesine uyacak antlaşma ve sözleşmeler yaparak düzenlemiştir.

Bunlar arasında Fransa, İngiltere, Almanya ve Sovyet Rusya ile imzalanan önemli ticari anlaşmalarını özellikle belirtmek isterim.
Hükümetin dış kuruluşlarının, ekonomik kalkınma savaşımızda ilgili daireleri için bilgi ve haber alma ufuklarını genişleten yardımcı birer daire olarak çalışmalarını düzenlemek gereklidir. Dış politikamızın belirgin özelliğini kısaca antlamış olmak için diyebilirim ki, tuttuğumuz politik yol ve hedeften ayrılmıyoruz. Son yıllarda uluslararası ilişkilerde sürekli değişiklikler olmasına karşın biz bu karışıklığın ortasında, barışseverlik dolu duygularla karşılıklı dostluklarımıza uygun hareket ediyoruz. Onların nitelik ve alanlarını genişletmeye uygun düşüncesi ile, uluslararası durum ve görevimizi göz önünde tutarak çalışıyoruz. Bu yolda, özen ile çalışmayı sürdürmenin hükümete önereceğim en doğru karar olduğu düşüncesindeyim.(Alkışlar)

Aziz milletvekilleri,
Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz. (Alkışlar) Bizim yolumuzu çizen, içinde yaşadığımız yurt; bağrından çıktığımız Türk ulusu ve bir de, uluslar tarihinin bin bir acıklı olay ve sıkıntı ile dolu yapraklarından çıkardığımız sonuçlardır. Elimizdeki programın ruhu, bizi sadece bir kısım vatandaşlarla ilgilenmekten engeller, biz bütün Türk ulusuna hizmet ederiz. Geçen yıl içinde, parti ile hükümet kuruluşunu birleştirmekle vatandaşlar arasında ayrılık tanımadığımızı fiilen göstermiş olduk. (Var ol sesleri) Bu olayın bizim, devlet yönetiminde kabul ettiğimiz, «Kuvvet birdir ve o ulusundur» gerçeğine uygun olduğu ortadadır. (Alkışlar) Gücün tek kaynağı olan Türk Milletinin seçkin vekillerini, büyük mutlulukla, eğilerek selamlarım. (Bravo, yaşa sesleri, şiddetli ve sürekli alkışlar)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[5.Dönem 3.Yasama Yılını Açış Konuşmaları 01.11.1937 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 13 Jun 2017 14:19:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/5donem-3yasama-yilini-acis-konusmalari-01111937-232153-20240227.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/5donem-3yasama-yilini-acis-konusmalari-01111937-232153-20240227.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/5donem-3yasama-yilini-acis-konusmalari-01111937-232153-20240227.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Atatürk 5. Dönem 4. Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1938]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-ataturk-5-donem-4-yasama-yilini-acis-konusmalari-1111938-2670.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-ataturk-5-donem-4-yasama-yilini-acis-konusmalari-1111938-2670.html</link>
                    <description><![CDATA[4. Yasama Yılını Açış Konuşmaları

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Atatürk 5. Dönem 4. Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1938


ATATÜRK'ÜN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN V. DÖNEM

1 Kasım 1938 Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. V, C. 27, Sa. 3 Not : Bu konuşma ATATÜRK'ün rahatsızlığı dolayısıyla Başbakan Celal Bayar tarafından okunmuştur.&nbsp;Anayasamızın 36 ncı maddesi hükümlerine uyarak Cumhurbaşkanımız Atatürk'ten aldığım emir üzerine bu yıla ait nutuklarını okuyorum. (Alkışlar) Sayın milletvekilleri, Hepinizi sevgi ve saygı ile selamlarım… Geçen yıl aziz Kamutay arkadaşlarıma ulus ve ülke için ne gibi verimli işler başarmak istediğimizi açıklamıştım. Bu gün de bunlardan hangilerinin bu yıl içinde yapıldığını bildirmek isterim.

Sayın arkadaşlarım,
Her şeyden önce size kıvançla arz edeyim ki ulus ve ülke geçen yılı tam bir huzur ve sükun içinde yükselme ve kalkınma çalışmaları ile geçirmiştir. Uzun yıllardan beri süregelen ve zaman zaman gergin bir şekil alan Tunceli'ndeki toplu haydutluk olayları belli bir program içindeki çalışmalar sonucu kısa bir sürede ortadan kaldırılmış, bölgede bu gibi olaylar bir daha tekrarlanmamak üzere tarihe aktarılmıştır. (Bravo sesleri) Cumhuriyetin getirdiği bütün iyiliklerden yurdun diğer evlatları gibi oradakiler de tam anlamı ile yararlanacaklardır. Özel idare ve belediyelerin bu yılki çalışmaları; geçen yıllardakinden çok daha verimli olmuştur. İmar işlerinde belediyeleri hukuki açıdan aydınlatmak, onlara önderlik etmek, çalışmalarını izlemek ve denetlemek üzere merkezde bir teknik büro kurulması, yol ve yapı konusunda işlerin ve istimlak işlemlerinin ivedilikle yürümesini sağlayacak değişikliklerin yapılması, Belediyeler Bankasının imar işlerinde yardımını genişletmesi, çiftçi mallarının güvenliğini korumak ve tarımsal suçları hızla ortaya çıkarıp suçluların cezalandırılması konularında yüksek Kamutaya sunulmak üzere birer kanun tasarısı hazırlanmıştır. Büyük Meclisin onayına sunulmuş olan yeni nüfus kanununun kabulü ve uygulanması nüfus işlerinin daha modern ve düzenli bir biçimde yürütülmesini sağlayacaktır.

Sayın arkadaşlar,
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, kendisine verilen sağlık ve sosyal yardım görevleri ile iskan ve göçmen işlerini yüksek Meclisin kabul buyurduğu ödenek içinde başarı ile sürdürmüştür. Bu yılın ilkbaharında, Orta Anadolu'da, özellikle Kırşehir ve Yozgat bölgesinde bir kısım köylerimizi yıkan ve aziz vatandaşlarımızdan bazılarının ölümüne neden olmakla bizi çok üzen bir deprem olmuştu. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ve aynı zamanda bu işle görevlendirilen Kızılay Derneği felakete uğrayan vatandaşlarımızı korumak için zaman geçirmeden gereken önlemleri almışlardır. Bu alanda yapılmasına karar verilen 2.114 evden bir kısmı bitmiştir. Bir kısmının da yapımı ilerlemektedir. Bu hizmet ve çalışmaları memnuniyetle bildirmek isterim.

Yüce saylavlar,
Ülkede var olan huzur ve güvenliğe paralel olarak adalet organları da düzenle işlemektedir. Suçüstü olaylarla ilgili kanunun uygulanmasından elde edilen iyi sonuçlardan örnek alınarak, bu kanun, ağır cezalı suçları da kapsamına almıştır. İnkılabımızın devamlılığını sağlamak için yeni kanuni önlemler alınmıştır. Bu amaçla Türk Ceza Kanunu’ndaki Devletin manevi kişiliğine ve devlet güçlerine karşı olan suçlar daha ağır cezalara bağlanmıştır. Ceza evlerinin terbiye, iyileştirme ve iş temellerine göre düzenlenmesi yolundaki güzel çalışmaların genişletilmesi, doğru yoldan saparak hürriyetini kaybetmiş olan binlerce vatandaşı topluma yararlı birer vatandaş olarak yeniden kazandırmaktadır.

Sayın milletvekilleri,
Devletin ekonomik alandaki yapıcı ve yaptırıcı gücü ve prensibinin tarımsal işlerimize de uygulanması yolunda bir örnek olmak üzere tüzelkişiliğe sahip Ziraat İşletmeleri Kurumu kurulmuştur. Geçen yılki nutkumuzda : «Milli ekonomimizin temeli tarımdır. Bunun içindir ki, tarımda kalkınmamıza büyük önem vermekteyiz. Köylere kadar yapılacak programlı ve pratik çalışmalar bu amaca ermeyi kolaylaştıracaktır. Fakat bu önemli işi isteğe uygun bir biçimde amacına ulaştırmak için, ilk önce, ciddi etütlere dayalı, bir tarım politikası belirlemek ve bunun için de her köylünün ve bütün vatandaşların, kolayca kavrayabileceği ve severek uygulayabileceği bir tarım rejimi kurmak gereklidir.» öğüdünde bulunmuştuk. Bununla ilgili incelemeler bitirilmiştir. Cumhuriyetin on beşinci yılı planlı, sistemli tarım ve köy kalkınmasının başlangıcı olmalıdır.

Sayın arkadaşlar,
Ekonomik işlerimiz normal gelişme yolunu izlemektedir. Bu yıl da üretimin, takasın ve kredinin düzenlenmesi ile sanayileşme ve kurumlaşma alanlarında olumlu sonuçlar alınmıştır. Maden Tetkik ve Arama işleri ile maden işletmeleri, programlarına göre geliştirilmektedir. Dış ticaret politikamızın durumu, milli ve uluslararası konjonktüre uyarak, karşılıklı yarar ve izin alınması temeline bağlı kalmakta süreklilik göstermiştir. İhracatın denetlenmesi ve ihraç mallarımızın standart olması yolundaki çalışmalar yürümekte ve iyi sonuçlar elde edilmektedir. Bu yıl yeniden birtakım ihraç mallarımız daha denetlenecek mallar arasına girmiştir. Böylece ihracatımızın ve ihracattaki saygınlığımızın yükselttiğini gördüğümüz bu usulün alanı genişletilmektedir. Halkımızın güzellik yeteneğini belirten ve her günkü ihtiyaçlarımızın büyük bir kısmını karşılayan el ve ev küçük sanatkarlarının Cumhuriyet rejiminde kendilerine yaraşan yere yükseltilmesi gerekir. Bunun için özendirmelerin yapılmasını ve bu konudaki tasarının bir an önce görüşülmesini önermeyi uygun bulurum. Geçen toplantı döneminde yüksek Meclisin kabul buyurduğu «Sermayesinin tamamı Devlet tarafından verilerek kurulan İktisadi Teşekküllerin kuruluşları ile yönetim ve denetimleri» ile ilgili kanunun uygulanması için organizasyona başlanmıştır. Ülkenin çeşitli yerlerinde kredi ve satış kooperatiflerinin ve birliklerinin kurulması sürdürülmüştür. Bu arada Karadeniz Bölgesinde fındık ürünü için beş kooperatif ve bunlar için merkezi Giresun'da olmak üzere bir birlik kurulmuştur. Küçük esnafa ve küçük sanayi sahiplerine ihtiyaç duydukları kredileri sağlamak üzere Halk Bankası ve Halk Sandıkları kurulmuştur. Kredinin normal şartlar altında ucuzlatılmasının ekonomik alandaki önemli etkisi bilinmektedir. Büyük Millet Meclisinin kabul buyurduğu kanun ile faiz hadlerinin indirilmesini memnuniyetle karşılarım. Büyük Millet Meclisi Denizbank'ı kurmakla çok yerinde bir girişimde bulunmuştur.

Birinci beş yıllık sanayi planımız başarı ile bitmek üzeredir.
Buna ek olarak, üç yıllık bir maden işletme programı hazırlanmış ve uygulanmasına başlanmıştır. Bu üç yıllık maden programının büyük bir kısmını içine alarak ve şeker endüstrisini de genişleterek makine, kimya, gıda maddeleri, toprak ve su ürünleri, ev yakıtları sanayii ile liman inşası, taşıma araçlarının çoğaltılmasını ve deniz işleri için duyduğumuz ihtiyaçları da içeren ve belirten dört yıllık üç numaralı yeni bir program yapılmış ve açıklanmıştır. Bu plan için harcanacak para 85 ila 90 milyon lira arasında sanılmaktadır. Bununla ilgili kredinin sağlandığı bilinmektedir. Ülke için faydalı olan her girişimi yüksek bir vatanseverlik duygusu ile destekleyen ve koruyan değerli Kamutayın bu plan için de yardımlarını esirgemeyeceğine şüphem yoktur.

Sayın milletvekilleri,
Ülkenin imarı ve kalkınması yolunda çok önemli görevler alan Cumhuriyetin Bayındırlık Bakanlığının içindeki çalışmaların en üst düzeyde verim vermiş olduğunu görmekteyim. Kullanıma açılan büyük köprülerin bu yıl 115'e vardığını hatırlatır ve sayıların ihtiyaca uygun olarak hızla çoğaltılmasını dilerim. İstanbul'dan başlayan Avrupa turistik asfalt yolunun birinci kısmı bitirilmiştir ve son kısımlarının yapımı sürdürülmektedir. Ülkenin genel su politikasının büyük önemi üzerinde durmaktayız. Geçen dönemde kabul buyurduğumuz bir kanun ile Adana ovasının sulama işlerine hız verilmiş olmasını sevinçle bildiririm. Diğer su işlerimiz de program içinde yürütülmektedir. Geçen yıl yapılmasına başlandığını bildirdiğim radyo merkezi stüdyosu tamamlanmıştır. Şirketlerden elimize geçen demiryollarının yenileştirilmesi, sabit ve değişken aletlerin her türlü ihtiyacı karşılayacak biçimde tamamlanmasına çalışılmaktadır. Ülkede taşımacılık kapasitesi artmaktadır. Çeşitli mallarıa gönderilmesini kolaylıkla sağlamak için yeni taşıt araçları sipariş edilmiş ve 3 numaralı programda da bu konuya ayrıca yer verilmiştir. Geçen yıl Divriğ'e ulaştığını gördüğümüz demiryolunun, bu yıl Erzincan'a vardığını ve önümüzdeki yıl içinde de Erzurum şehrine ulaşacağını kıvançla müjdelerim.

Arkadaşlar,
Maliyemizde denk bütçe, sağlam ödeme, vergi sistemlerini mükellef yararına iyileştirme, hafifleştirme ve milli paranın istikrarını koruma prensipleri tam bir bağlılık ve başarı ile izlenmekte ve uygulanmaktadır. Halkın ve çiftçinin vergi yükünü hafifletme yolunda öteden beri güdülen prensibin, imkanların elverdiği oranda uygulanması bu yıl da sürdürülmüştür. Gelir ve dengeleme vergilerinde, yünlü ve pamuklu kumaşların tüketim vergisinde ve hayvan vergilerinde indirim yapılmış, hayvan vergisinin at ve katıra ait kısmı ile tıbbi ve ilaç maddelerinden tüketim vergisi tamamen kaldırılmıştır. Bir kısım vergilerde yapılan önemli indirimlere karşın tahsilat, gelir tahminlerine göre geçen yıl da 29 milyon lira bir fazlalık göstermiştir. Bu yılki tahsilatın da tahminlerden fazla olacağı umulmaktadır. Ekonomik alandaki gelişmeye uygun olarak her zaman bütçe tahminlerini aşan Devlet gelirinin sürekli artışı, bir yandan vergi indirimlerini belirgin bir program içinde gerçekleştirmeye, diğer yandan çeşitli alanlardaki verimli işlere ve milli savunma hizmetlerine daha çok pay ayırmaya imkan vermektedir. Sanayi Teşvik Kanunundan yararlanan kuruluşlara dış ülkelerden getirdikleri ham maddelerle, makine, alet ve avadanlıklar için verilmiş olan gümrük bağışıklığı kaldırılarak, adı geçen kanundan yararlanan ve yararlanmayan bütün sanayi mensubuna geçerli olmak üzere, bu çeşitli ham maddelerle, makine, alet ve avadanlıkların gümrük resimlerinin çok düşük bir sınıra indirilmesi ve makine, alet ve avadanlıklar için muamele vergisi bağışıklığının kabul edilmesi, ülke sanayii için iyi sonuçlar verecek bir önlem olmuştur. Bir kısım vergilerimizin tarh ve toplama yöntemlerinin düzeltilmesi ve uygulamada sadelik ve birlik sağlanması amacı ile hazırlanarak yüksek Kamutaya sunulan tasarının bir an önce çıkarılmasını dilerim.

Sayın arkadaşlarım;
Tekel kurumunun mali tekel, ticari kuruluş ve mali değerlendirme kurumu karakterini kazanması için gerekli önlemler alınmakta ve istenilen sonuç elde edilmektedir. Çok değerli ve güzel ürünlerimizden biri olan tütünün, tarımsal uygulamalarını düzeltmek, çiftçinin ürünlerini değerlendirmek ve değer fiyatıyla satmak açısından aydınlatmak ve korumak, tütünlerimizi dünya piyasalarına daha çok tanıtarak ihracatını en son sınırına çıkarmak yolundaki çabalar iyi sonuçlar vermektedir. Diğer tekel maddelerinin üretim ve tüketiminde gelişmeler görülmektedir.

Sevgili arkadaşlarım,
Yüksek öğretim gençlerini, istediğimiz ve ihtiyaç duyduğumuz gibi milli bilinç sahibi, modern kültürlü olarak yetiştirmek için İstanbul Üniversitesinin gelişmesi, Ankara Üniversitesinin tamamlanması ve Doğu Üniversitesinin yapılan çalışmalarla belirlenmişolan kurallar içinde, Van Gölü civarında kurulması çalışmaları, hızla ve önemle sürdürülmektedir. Geçen yıl deneylerinin ümit verici nitelikte olduğunu gördüğüm eğitmen okulları çok iyi sonuçlar vermiş ve eğitim kadrosuna bu yıl 1 500 kişi daha eklenmiştir. Önümüzdeki yıllar içinde bu sayının artırılacağı şüphesizdir. Türk Tarih ve Dil kurumlarının çalışmaları övünülecek değer ve nitelik göstermektedir. Tarih tezimizi, reddedilmez kanıt ve belgelerle bilim dünyasına tanıtan Tarih Kurumu, ülkenin çeşitli yerlerinde yeniden kazılar yaptırmış ve uluslararası toplantılara başarı ile katılarak verdiği bildirilerle yabancı uzmanların ilgi ve övgülerini kazanmıştır. Dil Kurumu en güzel ve verimli bir iş olarak türlü bilimlerle ilgili Türkçe terimleri tespit etmiş ve böylece dilimiz, yabancı dillerin etkisinden kurtulma yolunda önemli adımını atmıştır. Bu yıl, okullarımızda eğitimin Türkçe terimlerle yazılmış kitaplarla başlamış olmasını kültür yaşamımız yönünden önemli bir olay olarak nitelemek isterim. Türk gençliğinin kültürde olduğu gibi, spor alanında da amacına ulaşması için yüksek Kamutayın onaylandığı Beden Terbiyesi Kanununun uygulanmasına geçildiğini görmekle kıvançlıyım.

Sayın arkadaşlarım,
Vatanın ve rejimin koruyucusu olmakla kalmayıp, en geniş ve gerçek anlamı ile bir barış etkeni ve bir eğitim ve öğretim ocağı olan yenilmez ordumuzun geçen yıl da belirttiğim ve açıkladığım gibi, son sistem silah ve motorlu araçlarla donatılması yolundaki çalışmalara hız verilmiştir. (Bravo sesleri, şiddetli alkışlar) Geçen yıl büyük Kamutayın kabul buyurduğu ödenek ile bir genel silahlanma programı yapılmıştır. Uygulaması ilerlemektedir. Deniz kuvvetlerimizin güçlenmesi için gerekli olan savaş gemilerinin küçük bir kısmı sipariş edilmiştir. Büyük bir kısmı da sipariş edilmek üzeredir. (Alkışlar) Bu arada var olan gemilerimizin daha kusursuz bir duruma getirilmesi için önlem alınmaktadır. Bu yıl Gölcük savaş tersanemizin yapımına başlanacaktır. Hava programımızda önlemler uygulanmaktadır. Şanlı adını andıkça gönlümüzde sevinç ve sonsuz gurur duyduğumuz değerli ordumuz bu yaz doğu bölgesinde doğanın en çetin ve sert şartları içinde yaptığı manevralarda her gün artan gücünü ve yeteneğini bir kez daha göstermiştir.(Şiddetli alkışlar) Çok değerli komutan ve subaylarımızla kahraman erlerimizi, huzurunuzda övünerek ve övgü ile selamlarım.(Bravo sesleri, sürekli alkışlar)

Sayın milletvekilleri,
Dış politikamızın son yıl içindeki gelişmeleri geçen yıl ana niteliklerini belirttiğim kurallar içinde gelişmiştir. Son aylar içinde barış, çetin bir sınav geçirdi. Şimdi süresini ancak bir zaman sonra anlayabileceğimiz yeni bir sessizlik dönemi içindeyiz.

Barış, ulusları refah ve mutluluğa eriştiren en iyi yoldur.
Fakat bu kavram bir kez ele geçirilince sürekli özen, ilgi bekler ve her ulusun ayrı ayrı hazırlığını gerektirir. Ülkemizin her gün daha çok güçlenmesini sağlamak için her alanda her türlü ihtimale karşı koyabilecek bir durumda bulunmak ve dünya, olaylarının bütün gelişimini büyük bir dikkatle izlemek, barışsever politikamızın dayandığı kuralların başlıcalarıdır. (Bravo sesleri, alkışlar) Ulusların güvenliği, ya iki taraflı ya da çok taraflı genel ve ortak anlaşmalarla, uzlaşmalarla sağlanabilir diye kesin nitelikte ortaya atılan ve her biri diğerlerine ters düşen prensipler, barışın korunması için bizim yönümüzden kesin ve doğru sayılamaz ve doğru olamaz.(Bravo sesleri) Bunların her birini coğrafi ve politik gereğe ve duruma göre kullanarak barış yolundaki dikkatli davranışlara uydurmak her ulus için ayrı ayrı bir görevdir. Cumhuriyet hükümeti bu gerçeği görmüş, uygulamış, en yakın komşuları ile olduğu kadar en uzak devletlerle olan ilişkilerini, dostluklarını, anlaşmalarını ona göre düzenlemeyi bilmiş ve böylece dış politikamızı sağlam kurallara dayandırmıştır. (Alkışlar)

Balkan politikamız, Balkan devletlerinin ayrı ayrı ve ortak yararlarının en açık bir belirtisidir.
Balkan uluslarından her birinin ayrı ayrı güçlenmesi de barış yolundaki dinamik düşünce biçiminin fiili bir örneğidir. Burada sevinçle belirtmek istediğim bir olay, Balkan uluslarının birbirleriyle tam anlamı ile yakınlaşmalarına güçlü bir neden olmuştur. Ve yarın için de ümitlerle dolu bir eserdir. Selanik'te Balkan Antlaşması devletleri adına Konsey Başkanı ve Sayın Yunan Başbakanı General Metaksas ile Sayın Bulgar Başbakanı Mösyö Köseivanov arasında imza edilmiş olan anlaşmadan söz etmek istediğim anlaşılmıştır. Bu anlaşma, barış yolundaki sürekli çabalarımızın ve Balkan devletlerinin izlemeyi sürdürdükleri sağlam politikanın iyi bir biçimde ortaya çıkmasıdır.(Bravo sesleri) Yine aynı gerçekler, aynı dinamizm ve aynı yüksek amaçlar, Sadabat Antlaşması hükümleri ile, ilgililerin geçmişten miras kalmış boş inanışları bir anda yıkarak ilişkilerini yeni ve verimli temellere dayandırmayı bildiklerini göstermiştir. Türkiye'nin diğer devletlerle olan ilişkileri geçen yıl açıklıkla belirttiğim yolda dostça gelişimler izleyerek ilerlemeyi sürdürüyor.

Hatay sorununun son yıl içinde geçirmiş olduğu evreleri bilmektesiniz.
Bu milli davayı bir Türk - Fransız dostluk anlaşması ile sonuçlandırmak yolundaki çalışma başarı ile sona erdi. Türk ve Fransız askerlerinin geçici ve ortak işgali, bu anlaşmanın açık belirtisi oldu. Bu nedenle sükun yerleşti ve seçimler tamamlandı. Sonunda Hatay, Millet Meclisine ve bağımsızlığına kavuştu.(Bravo sesleri, şiddetli ve sürekli alkışlar) Bağımsız Hatay devleti bu gün güvenlik güçlerini düzenlemek ve ülkenin iç güvenliğini de kendi kendine sağlamakla uğraşmaktadır. Bunun da yakında başarılacağını ümit ediyoruz. Geçen yıl «Yarınki Türk - Fransız ilişkilerinin dilediğimiz yolda gelişmesine Hatay işinin iyi bir yönde gelişmesi temel bir ölçü ve unsur olacaktır» demiştim.

Doğrusu, Hatay işindeki Türk - Fransız anlaşması iki devlet arasındaki ilişkileri çok dostça bir duruma getirmiştir.
Hatay işinde sağlanan sonuçların devamlılığı, Türk - Fransız dostluğunun da gelişme ve berraklaşmasında temel oluşturacağı düşüncesindeyim. Cumhuriyet hükümeti geçen yıllardaki çeşitli devletlerle ekonomik ilişkilerini düzenleyen sözleşme ve anlaşmalar imza etmiş bulunuyor. Bu arada İngiltere hükümeti ile yapılan ticaret anlaşması ve aynı zamanda 16 milyon İngiliz liralık bir ticari silah kredisi sözleşmesini belirtmek isterim. Ki aslında bununla ilgili kanun yüksek onayına sunulmuştur. Bir kaç gün önce ülkemizi ziyaret eden Almanya'nın seçkin Ekonomi Bakanı Bay Funk ile 150 milyon marklık bir kredinin esaslarında anlaşmaya varılmıştır. Ayrıntılar yakında iki hükümet arasında belirlenecektir. Bu kredi anlaşmalarını, ülkemizin mali saygınlığına karşı gösterilen ciddi güvenin ve dış politikamızdaki dürüst gelişmelerin sonucu olarak düşünmek gerekir.(Bravo sesleri) Hükümetin imzaladığı sözleşmeler içinde hukuki alanda çeşitli anlaşmalar bulunduğu gibi, egemenliğe kavuşan dost Mısır devleti ile imzalanan bir de dostluk ve konsolosluk sözleşmesi bulunmaktadır. Büyük komşu ve dostumuz Sovyet Birleşik Cumhuriyeti ile geçen yıl içinde yeni bir sınır anlaşması imza edilerek iki ülkenin sınır ilişkileri bu şekilde iki tarafın deneylerinin gösterdiği sağlam temellere bağlanmıştır. Bu anlaşmanın yakında yürürlüğe konulması beklenmektedir. Yine geçen yıl içinde, İtalya hükümeti, Montrö'de imza edilen ve devletlerin katılımına açık bırakılan Boğazlar Antlaşmasına katılmış ve bu büyük komşu ülkenin bize karşı olan dostça tutumuna ülkemiz de aynı dostça duygularla karşılık vermiştir. Büyük Kamutay, şimdiye kadar olduğu gibi bütün işlerinizde başarılar dilerim. (Şiddetli ve sürekli alkışlar) &nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Atatürk 5. Dönem 4. Yasama Yılını Açış Konuşmaları 1.11.1938 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 13 Jun 2017 14:04:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ataturk-5-donem-4-yasama-yilini-acis-konusmalari-1111938-010855-20240228.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ataturk-5-donem-4-yasama-yilini-acis-konusmalari-1111938-010855-20240228.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ataturk-5-donem-4-yasama-yilini-acis-konusmalari-1111938-010855-20240228.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Atatürk Devrimcilik İlkeleri]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-ataturk-devrimcilik-ilkeleri-2638.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-ataturk-devrimcilik-ilkeleri-2638.html</link>
                    <description><![CDATA[Devrimcilik, Mustafa Kemal'in mücadele sisteminin, hedeflerinin özünü kapsar.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Atatürk Devrimcilik ilkeleri&nbsp; Bu ilkelerin gelecekte de sürdürülmesini ve geliştirilmesini sağlar. Burada ilim, ilmi aramak kilit rol oynar. İlim gerçeği bulma yolunda sistematik bir eleştirelliği, kuşkuculuğu beraberinde getirir. Toplum ve devletin örgütleri çağın gerisine düşmemeli, kendisini sürekli yineleyebilmelidir. Statik bir cemiyetin kurulmasına karşı çıkan Devrimcilik ilkesi, durmaksızın bilimin, yeniliğin peşinde koşmanın, çağa ulaşmanın motor gücünü içinde taşır. Gericiliğe set çeker, yönetim örgütlerinin durağanlaşmasını önleyip, Türk ulusunun ufuklarını açar. Atatürk ilkelerine ve Devrimcilik ilkesine karşı çıkanları şöyle uyarır:

Atatürk Devrimcilik ilkeleri

&nbsp; “Eğer onlara karşı benim şahsımda bir şey anlatmak isterseniz, derim ki, ben şahsen onların düşmanıyım. Onların olumsuz yönde atacakları bir adım, yalnız benim şahsi gayeme değil, o adım benim milletimin hayatıyla alakadar, o adım benim milletimin hayatına bir kasıl, o adım benim milletimin kalbine havale edilmiş zehirli bir hançerdir. Benim ve benimle aynı düşüncede olan arkadaşlarımın yapacağı şey mutlaka ve mutlaka o adımı atanı tepelemektir. Sizlere bunun da fevkinde bir söz söyleyeyim. Farzı muhal eğer bunu sağlayacak kanunlar olmazsa, bunu temin edecek meclis bulunmazsa, öyle menfi adım atanlar karşısında herkes çekilse ve ben yalnız kalsam, yine tepeler ve yine öldürürüm.” Atatürk'e göre Devrimcilik, ihtilalden öteye geçen bir mana içeriyordu. Dünya gereklerinden doğan ihtiyaçların karşılanması yolunda yönetim biçimi, yasalar ve hemen her alanda alınacak kararlar Devrimcilik ilkesi sayesinde hayata geçirilecek, topluma benimsetilecekti. Türk halkı uygar bir halktı ama bazı devletler, özellikle Batı, bu uygarlığı tanımakta güçlük çekiyor, ayak diretiyordu. Devrimcilik ilkesi, Türk ulusunun uygarlık sınavını nasıl verdiğini ortaya koyacak ve haklılığını tüm dünyada tanıtlayacak metodun adıydı. Kapsayıcı bir bütünlülüktü. Çağdaş uygarlığın Türkler'in çok dışında, çok yabancısı olmadıkları, uygulanan devrimler sayesinde dostça ve düşmanca anlaşılacaktı. Atatürk'ün Devrimcilik ilkesi; maceraları, sadece teoride kalan nazariyeleri, süslü lafları kapsamazdı. Devrimcilik yaşanan, içinde geçilen hayli güç süreçte toplumun önüne dikilen engelleri nasıl kaldırdığının örneği, mücadele metodunun adıydı.

Kaynak: Baran Dural, Atatürk'ün Liderlik Sırları
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Atatürk Devrimcilik İlkeleri - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 11 Jun 2017 16:27:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ataturk-devrimcilik-ilkeleri-122634-20240301.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ataturk-devrimcilik-ilkeleri-122634-20240301.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ataturk-devrimcilik-ilkeleri-122634-20240301.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Atatürk Halkçılık İlkeleri]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.habergalerisi.com/haber-ataturk-halkcilik-ilkeleri-2546.html</guid>
                    <link>https://www.habergalerisi.com/haber-ataturk-halkcilik-ilkeleri-2546.html</link>
                    <description><![CDATA[Cumhuriyet dönemine gelinceye dek halk kavramı, Türk tarihinde üzerine çok basılarak kullanılan bir kavram olmamış, olsa da gerçek içeriğiyle pek tartışılmamıştır.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Atatürk Halkçılık İlkeleri Cumhuriyet dönemindeyse Halkçılık, demokrasinin temel dayanaklarından olmuştur.Kişi, aile ve sınıf imtiyazlarına karşı çıkan Atatürk, kanunların halktan kimilerinin çıkarma hazırlanmasını tarihe gömerek, halkın koşulsuz yararına çıkarılıp yürütülmesini sağlamıştır. Devlet, Halkçılık sayesinde bir halk devleti halini alır. Atatürk, Halkçılığın devrimler açısından ne denli yaşamlar olduğunu, çeşitli vesilelerle gündeme getirmiştir:

Atatürk Halkçılık İlkeleri

“İç yönetimimiz konusunda güçlükleri yok edebilmek, iyi görevli atamak ya da görevlinin görevine son vermek kuralını ortadan kaldırmak gereğindeyiz. Biz bu kuralı iki ilkeye dayanarak sonuçlandırabiliriz. Bundan dolayı hangi ilkeyi koyabileceğimizi düşünmeye koyulalım. Sandığıma göre bugünkü varlığımızın gerçek özü ulusun genel eğilimlerini ortaya koymuştur, o da halkçılıktır, halk hükümetidir.

Hükümetlerin halkın eline geçmesidir.

Efendiler, ‘Biz memur sınıfı yaratmak için çalışmayalım’ ve kesinlikle bir 'memur kadrosu’ içinde bulunanları bir yere koymakla kafa yormayalım. Yönetimi halka vermek için çalışalım. O zaman bütün güçlüklerin ortadan kalkacağına inanıyorum… Ben bununla uğraşmaktayım. İç politikada yolumuz olan halkçılık, yani ulusu kendi başına buyruk kılma ilkesi Anayasamızla saptanmıştır.

Bunu bir tek sözcükle belirtmek gerekirse diyebiliriz ki yeni Türkiye devleti, bir halk devletidir. Halkın devletidir.”  1930'lu yılların çalışma ilişkileri ve iktisadi boyutuna damgasını vuran ilk kavram yine “Halkçılık” olmuştur.

Aslında Kurtuluş Savaşı yıllarında “halk=ulus” biçiminde kavramlaştırılan, daha sonra liberal politikalarla sanayinin yerli girişimcilerini oluşturması beklenen millî burjuvazinin yaratılıp sınıf ayrımının reddedildiği halkçılık; 1930'dan sonra içerik değiştirmiştir. 1930'daki Serbest Fırka deneyiminin ardından yönetime ağırlığını koyan tek parti anlayışı, sınıf ayrımlarını şiddetle yok sayarken halkçılığı bu tercihine ideolojik bir gerekçe olarak sunmaya başlamıştır.

Aslına bakılırsa, halkçılık, ulus-devletin inşasının temelinde yalan “Halkı bir ulus olduğuna inandırma” ya da daha önceden varolmayan bir kavramı toplumun genel kabulüne açan bir kavram olarak Atatürk'ün milliyetçilik ve devletçilik politikalarının en başat öğelerinden biri olagelmiştir.

Yine Hobsbawm'ın ulusal oydaşma ve devletçiliğin temel prensibi haline gelen “Özel çıkarlara karşı ortak çıkar”, “Ayrıcalığa karşı ortak yarar” tezi de halkçılık-devletçilik ve milliyetçilik üçgeninin ne denli içice olduklarını göstermektedir. Türkiye'de de kurucu elitler, sınıf çıkarları yerine devletin ana işveren konumunda bulunup ortak çıkan bölüştüreceği, halkçılık paydasında birleşmiş bir ulus-devlet işleyişini temel hedef göstermişlerdir. Feroz Ahmad, süreci, “Kemalist ekonomi siyasetinin hedefi, öncelikle, modern bir topluma özgü sınıf yapısına sahip bir millet yaratmaktı.

Bu hedefe ulaşıldığı ve ardından sınıf çatışması geldiği zaman ise devlet müdahale edip hakem rolü oynayacaktı” şeklinde tanımlar.

Nitekim ileride görüleceği gibi bu hakemlik rolü uzun yıllar yürürlükte kalacak 1936 İş Kanunu'nda açık bir biçimde dile getirilecektir.

Halkçılığın yeni süreçte benimsenmesinin kimi pragmatik yönleri de vardır. Devletçilikten sadece bir kez 1931'de İzmir'de bahseden Atatürk, halkın yapısına dikkat çekerken toplumun her şeyi devletten beklediğini. Dolayısıyla devletin ekonomiye ağırlığını koymasının mecburiyet halini aldığını kaydetmiştir. Yine İsmet İnönü, devletçiliğin nasıl algılandığına ilişkin konuşmasında halkçılığa dayalı “ılımlı devletçilik” modelinin benimsendiğini belirtirken, milliyetçilik-devletçilik-halkçılık üçgenine işaret etmekten geri kalmıştır.

Kaynak: Baran Dural, Atatürk'ün Liderlik Sırları

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.habergalerisi.com/tarih-haberleri">Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Atatürk Halkçılık İlkeleri - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 16 May 2017 03:18:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ataturk-halkcilik-ilkeleri-232522-20240227.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ataturk-halkcilik-ilkeleri-232522-20240227.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.habergalerisi.com/images/haber/ataturk-halkcilik-ilkeleri-232522-20240227.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>