Haber Galerisi

izmir ve Halkçılık ilkesi

13 Ocak 2019 - 4:31 'de eklendi ve 692 kez görüntülendi.
izmir ve Halkçılık ilkesi

izmir ve Halkçılık ilkesi

Yerel seçimlerin başlamasına üç ay var.

Fakat benim uykularımı kaçıran bir durum var!

Ya bu seçimde AKP İzmir’i de kendi klasik yöntemleri ( Hepimiz biliyoruz bu yöntemleri) ile ele geçirirse?

Batı’dan başlayan İşgal tescillenirse (Ege adalarının işgali kimsenin umurunda değil çünkü ) Yüzyıllık plan yeniden devreye girerse?

Biz halk olarak yolun sonuna gelmeden ne yapabiliriz?


Halkçılık konusunda değerli Prof.Dr. Cihan Dura hocamdan öğrendiklerimizi sizlere aktarmaya devam edeceğim diye geçen yazıda bahsetmiştim.


Halkçılık konusuna geçmeden önce başka bir değerli hocam Metin Aydoğan’ın ‘’Antik Çağlardan Küreselleşmeye Yönetim Gelenekleri Ve Türkler (ikinci cilt)’’ kitabından bir alıntı yapmak istiyorum…


II. Meşrutiyetin bilinen aydını Prens Sabahattin bakalım yerel yönetimler konusunda neler söylüyor ve bakalım pek tanıdık gelecek mi sizlerede?

‘’Sabahattin, yönetim yetkisinin merkezden alınarak yerel yönetimlere devredilmesini, bunun için etnik kökenine bakılmaksızın tüm yurttaşları kapsayan belediye ve il genel meclislerinin oluşturulmasını ve bu meclislerde, azınlıkların nüfus oranında yer almasını istiyordu.

Ona göre merkezi yönetim yalnızca vali, kaymakam, defterdar ve mahkeme
başkanını atayabilmeli, bunlar dışındaki EĞİTİM, sağlık, kültür alanındaki kişiler yerel unsurlardan oluşmalı, merkezi hükümet bunların çalışma ve
ATAMALARINA KARIŞMAMALI!’’ Diye devam ediyor…

Ben aynı şeyleri AKP ve HDPKK dan duydum.

Yani ademi merkeziyetçilik ve kamu yönetim reformu.


Atatürk ulusal bağımsızlık savaşımızı kazanırken bu fikirleride boğarak tarihin çöplüğüne atmıştı.

Birileri etnik ve dinsel unsurları kaşırken asıl amaçlarının ne olduğunu lütfen unutmayalım.


Adil olamayacak bir seçime mecbur bırakılıyoruz.


Tüm Türkiye çok dikkatli olmalı HÖH ve SADAT gibi eli silahlı ve kontrolsüz milisler bir anda ortaya çıkabilir.


İzmir Belediye başkanları henüz belli olmayan YCHP ise gözle görülür bir şekilde AKP adaylarının ekmeğine yağ sürüyor.


İzmir’de iyi ücret alan İZBAN çalışanları grevde.


İzmir’de trafik felç, öğrenciler, işçiler, kamu görevlileri saatlerce soğukta otobüs münibüs bekliyor.

Tıklım tıklım taşıtlar ve halk bezgin!

Eshot ve metro çalışanlarından daha fazla ücret alan İzban çalışanları neden grev yapıyor, kim istiyor, ve kime yarayacak bu kargaşa ortamı ?


Güzel İzmir’im için garip bir hüzün var içimde.


Umarım yanılırım.


Prof. Dr. Cihan Dura hocamın hazırladığı ‘’Birinci Görev Okulu Atatürkçü Ögreti’’ kitabıma başvuruyorum.

Önce Halk sözcüğünü tanımlayalım; ‘’ Aynı ülkede yaşayan, aynı uyruktan olan, mutluluğunu ve yazgısını o ülkeye bağlamış olan insanların tümü…’’


Halk başka millet başkadır!


Millet dediğimiz zaman; geçmişi, bugünü ve geleceği içine alır, daha soyut bir kavramdır.


Halk ise millete göre daha somut bir kavramı içerir.


Canlı, şu anda yaşayan, duyumlayan, gözle görülebilen bir topluluktur.

Bazen bir milletin parçasına da halk deriz. Erzurum halkı, İzmir halkı gibi.


Sıra geldi halkçılığın tanımına:

‘’Halkçılık yurttaşlar arasında eşitliği ve sosyal adaleti öngören, dayanışmayı ve halk yönetimini esas alan, halkla kaynaşmayı amaçlayan ilkedir.’’


Halkçılığın temel ögesi EŞİTLİK’tir.

Günümüzde her ne kadar bu eşitliğin varlığını hissetmesekte
Atatürk’ün üstünde durduğu en önemli konulardan birisidir.

O yüzden Türkiye Cumhuriyeti’nde herkes dil, din, mezhep, soy, cinsiyet, ve siyasi görüş farkı gözetilmeksizin yasalar önünde eşittir.


Bireylerin eşit olabilmesi için toplumun bireyleri almış oldukları sorumluluklar doğrultusunda çok çalışmalıdır.

Halkçılıkta sınıf ayırımı yoktur.


Atatürk diyor ki; Ne olduğumuzu bilelim.

Kurtulmak, yaşamak, için çalışan ve çalışmaya mecbur olan bir halkız!

Bundan dolayıdır ki, her birimizin hakkı vardır, yetkisi vardır.

Bir hakkı ancak çalışma sayesinde kazanırız.

Yoksa sırt üstü yatıp hayatını çalışmadan, geçirmek isteyen insanların bizim toplumumuzda yeri yoktur, hakkı yoktur!

O halde Halkçılık, toplum düzenini çalışmaya ve hakka dayandıran bir toplum sistemidir.


Halkçılık ayrıca ‘’SOSYAL ADALETÇİ’dir.’’ Sömürüyü kabul etmez, sadakayı da kabul etmez!

Sosyal bir varlık olan insan birlikte yaşar ve çalışır.


Bazı görüşe göre halklar sınıflardan oluşur ve bu sınıflar arasında mücadele vardır.


Atatürk’e göre ise Türk toplumunda sınıf yoktur, çalışma grupları vardır ve bu gruplar arasında çatışma değil DAYANIŞMA vardır.

Meslekler arasında iş bölümü vardır.

Böylece hedef ‘’ İç Barıştır ‘’ Çalışan ve üreten, gücü ve egemenliği elinde
bulunduran halkın en önemli dayanaklarından biri de DEMOKRASİ’dir.

Sözde değil tabiki.


Tüm kamu hizmetleri halk içindir.

Halkı yönetecek kişiler ise kendi çıkarlarını değil halkın çıkarlarını
koruyup hizmet etmelidir ve eşit davranmalıdır.

Ve demokrasinin gerekleri konusunda halk bilinçlendirilmelidir.


Halkçılığın önemli unsurlarından bir diğeri ise HALKLA KAYNAŞMAK’tır.

Burada ön önemli görev aydınlara düşmektedir.

Aydınlar halka ulaşmak ve halkı bilinçlendirmek için halka eğilmeli, halk da gelen aydına kulak vermeli ve anlamaya çalışmalıdır.


Böylece doğal uyum başlamış olur.


Bilinçli ve örgütlü halk siyasilerin, şunun bunun oyuncağı olmaz.

Kendi hakları için çalışır ve mücadele eder.


Mücade etmenin tam zamanıdır, aydınlar ve halk el ele verip bizi cahiliye dönemine götüren bu korkunç karanlıktan çıkarak aydınlanma yolunda
ilerlemeliyiz.


Bilim ve teknolojiye AR-GE çalışmalarına önem vermeliyiz.

Korkunç bir beyin göcü yaşanıyor ve zenginler artık malları ile ülkeyi terk ediyor.

Onlar kaçarken arkalarına bile bakmasınlar hatta bizim vatanımızda bir daha söz hakkına dahi sahip olmasınlar…


1919 ruhu ile mücadeleye kaldığı yerden devam etmeliyiz.

Tüm Türk milleti Atatürkçe düşünüp Atatürkçe çözümler üretmeliyiz.

Yerel seçimlerde İzmir’e göz dikenlere dikkat!


İstanbul ve Ankara’yı nasıl küresel bir köy haline getirdiklerini hepimiz biliyoruz.

Yaşadığımız ve özgürce soluduğumuz havayı solumaya devam etmek istiyorsak İzmir halkı olarak buna engel olmalıyız.


Tüm yurt genelinde herkes kendi köy ve mahallesinin geleceği için çalışmalı, bir kurtarıcı aramamalı … Yan gelip yatmak bizlere yakışmaz.


Meltem Karakoyun
13.01.2019

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER