Haber Galerisi

Refik Saydam

03 Aralık 2018 - 19:11 'de eklendi ve 1422 kez görüntülendi.
Refik Saydam

Refik Saydam

Tanımıyoruz… Ya da iyi tanımıyoruz… Evet, adını biliyoruz… Ama bizi bugünlere getiren, Atatürk’ün yaşamı boyunca biriktirdiği insanları yeterince tanımıyoruz…

Onlar ki, Atatürk’ün kurduğu “Kurtuluş Takımı” na aldığı kahramanlardır…

Onlar ki, eğitimden yargıya, sanayiden sağlığa kadar inşa ettikleri büyük devrimlerle dünyada yankı uyandırmış devrimcilerdir…

Onlar ki, uygar bir devletin kurulması için her riski göze alanlardır… Gözlerini kırpmadan tonlarca ağırlıktaki taşın altına ellerini sokanlardır…

***

İşte bu neferlerden biridir Refik Saydam …

1881 yılında İstanbul’da doğdu… 1892 yılında Fatih Askeri Rüştiyesini bitirdi… 1896 yılında Kuleli Askeri Lisesine girdi… 1905 yılında Askeri Tıbbiyeyi yüzbaşı olarak bitirdikten sonra, 1910 yılında kariyerini geliştirmek üzere Almanya’ya gitti… Balkan savaşı çıkınca ülkeye geri döndü… Bu savaş sırasında kolerayla mücadele etti…

1914 yılında Bakteriyoloji Enstitüsünü kurarak dizanteri, tifo, veba, tetanos gibi serumların üretimine öncülük etti… Böylece 1.Dünya Savaşında tüm aşı ihtiyaçlarının karşılanmasını sağladı… Bu arada tifüs hastalığı için yarattığı aşı tıp dünyasında ilk kez kullanılmaya başladı… Bu aşı 1. Dünya Savaşı sırasında Almanlar ve Kurtuluş Savaşımızda ordumuzda  yaygınca kullanıldı…

***

1.Dünya Savaşında Sıhhiye Müfettişi Yardımcılığına tayin edildi… Mondros Ateşkes Antlaşması’nın ardından 9. Ordu Müfettişliği Sıhhiye Yardımcılığına atandı…

Mustafa Kemal ile birlikte Samsun’a giden heyet içinde Refik Saydam da vardı…

9.Ordu Müfettişliğinin kapatılmasının ardında tayin edildiği Erzurum hastanesine gitmedi, Mustafa Kemal ile birlikte Sivas’a, oradan da Ankara’ya gitti…

Refik Saydam emperyalizme karşı verilmekte olan bağımsızlık savaşının bir neferi olmayı seçmişti…

***

1.TBMM’ye milletvekili seçildi ve ölünceye dek parlamenter kaldı… Hemen hemen tüm hükümetlerde görev aldı… Sağlık Bakanlığı yaptı…

Bakanlığı sırasında bugünkü Hıfzısıhha Enstitüsünü kurdu…

Bu kurumun kurulması için verilen kanun teklifi görüşmelerinde bakın neler söyledi…

”Hey’et-i Celilenizden aldığımız müsâade üzerine, Ankara’da büyük bir hıfzıssıhha müessesesi yapılacaktır.

Bütün bu teşkilâtı vücuda getirdikten sonra, bütün memlekette mevcut doktorları ihtisas alanlarında hıfzıssıhha müessesesinde toplu eğitime tâbi tutarak halk, hayat ve sıhhatı hakkında bilhassa insanların hastalanmaması için lâzım gelen eğitimi kendilerine vermeğe başlayacağız. Bu sene zarfında inşaatına başlayacağız”…

 

Türkiye’de birçok sağlık kuruluşunun temeli, onun Sağlık Bakanlığı dönemlerinde atıldı… Kurduğu sağlık kuruluşlarında “hasta garantisi” yoktu… O dönemde her şey para için değildi, halk içindi…

1939 yılının başlarında Başbakanlık görevine atandı ve 1942 yılının ortalarına kadar bu görevini sürdürdü…

  1. Dünya savaşının yarattığı iç ve dış sorunlar kendisini çok yıprattı… Bu sıkıntılardan biri de iaşe (yiyecek, içecek) sorunuydu… Kalbi bu sorunlara dayanamadı… Bu sorunu çözmek için gittiği İstanbul’da kalp krizi geçirerek hayata veda etti…

***

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Atatürk’ün biriktirdiği insanların çoğu tıpkı Refik Saydam gibi birer bilim insanıdır… Bu bir tesadüf değildir…

Bu devrimcilerin cumhuriyetimizin kuruluşunda harcadığı emekler kavranmadıkça, cumhuriyetimize neden sıkı sıkıya sahip çıkmamız gerektiğinin daha iyi anlaşılması da mümkün değildir…

***

Son söz:

Atatürk demek, hiç görmediğiniz birine, hiç karşılık beklemeden sırılsıklam âşık olmak demektir…

 

Sağlıcakla kalın…

Ertuğrul Filizay

Twitter @ yaziIif_

Körleşme isimli yazım için TIKLAYIN

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER