Haber Galerisi

Mevsim Kış Gönül Bahar

25 Kasım 2018 - 18:53 'de eklendi ve 671 kez görüntülendi.
Mevsim Kış Gönül Bahar

Mevsim Kış Gönül Bahar

Bazen hiç beklemediğim bir anda yazma isteği gelir.
Şu an;
Kuytu bir köşede kaldığından sakin olacağını düşündüğüm ne var ki aynı anda beş kişi’nin gelip, üç kişi’nin ellerinde sipariş verdikleri kahve yada çay bardakları ile çıktığı, küçük ama sevimli bir kafe de oturduğum masa’nın cam kenarında, yarım takılmış ince tül perde’nin ardından gelen’i geçen’i izliyorum.
Bana eşlik eden hoş kahve kokuları,  fırından yeni çıkmış kekler,  kurabiyeler ve bir köşede insanın içini ısıtan şömine’nin etrafındaki tipik Noel süslerinin başında gelen, Sedir ağacı’nın kabuklarına sarılmış, Çam dallarının, kırmızı kurdele ile bütünleşmiş hali, ruhen bir başka yılın yolunu hazırlarken; Hafif müziğin peşpeşe değişen tonlarıyla  yol alan, Edith  Piaf yazdıyordur belki bu cumartesi gününün, öğleden sonrası’nın en hareketli saatinde.

Sanki daha dün;

İçimde birikenlere tekme tokat girişip, ruhumu mecalsiz bırakan ben değilmişim gibi..
Sanki daha dün;
Alacakaranlıkta işe gitmek için hazırlanırken, gözattığım termometre’nin
-16’lık göstergesi, diz boyu karla buluşmamış gibi..
Gönlüm’ün bulutlu haline benziyor vakit.
Hafif atıştıran kar, neşeyle gülümseyen güneş.
Taze yağan karlar üzerinde telaşsız yürüyenler, gençler,  yaşlılar..
Ve az önce oturduğum kafe’nin tam köşesine gelip, çaldığı Keman ile, gelip geçen yüzlerde, gülümseme ile karışık
“hayret ve hayranlık” uyandıran,  enerjik tavırları ve sevecen bakışları arasında,  harçlık çıkartabilme telaşıyla, göz ucuyla kutusuna atılan paralara bakıp,  başıyla teşekkür eden genç adam’ın derinlerinde taşıdığı hüzün,  çaldığı parçalara yansıyor gibiydi.

Yoksa;

“O Keman bu kadar ağlar mıydı? “
Ve ben her ne olduysa bu melodilerle içinde bulunduğum sevimli ortamın sevimli kış köşesindeki manzaraya tezat,
İçimi basan sis ve boşlukla..
Nazım Hikmet’in;
“Kış gelmek üzere,  oysa ki gönül kış’a girmeye hazır değil” misali..
Bir an kendimi, Deniz mevsimi’nin hayalini solurken buldum yudumladığım kahvedeki geçmişten esen bir anımda..
Dilimin ucunda mırıldandığını şarkı karlı yollarıma takıldı..
Çeşmede bir gece vakti..
Dikkat ettim. Hiç konuşmuyor, şarkıdan başka bir şey söylemiyor ama gülümsüyordu.
Simsiyah dalgalı uzun saçlarıyla,  zeytin gibi iri gözlerine yaptığı koyumu koyu makyajıyla,  üzerine giydiği siyah tayt ve büstiyeriyle oturduğu taburesinde hüzünlü sesiyle,  Gitarcıya eşlik ediyordu günün sonundaki en son şarkısıyla..
“Ne kadar az yol almışım,
Ne kadar az
yolun başındaymışım meğer…”
Gece boyu kendisini dinlemeye gelenleri coşturan, her şarkının ardından taburesinden inip, usulca selamlayan bu güzel sesli kadın, gene tek bir kelime konuşmadan sahneden inip, sessiz sedasız uzaklaşmıştı aynı geceden..
Her yeni gün bitmiş gece’nin ardından, kişinin temposu ile tekrar başlar.
Şahitlik ettiğimiz bu bitişler görmediğimiz, duymadığımız, bilmediğimiz nelerin başlangıcıdır kimbilir..
Her başlangıç ve her bitiş yeni umutlarla size huzur getirsin.
Gönlünüz kışken,  taze bir bahar açtırsın..
İçTen
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER