Haber Galerisi

Boyalı Kuş

20 Eylül 2018 - 21:58 'de eklendi ve 1579 kez görüntülendi.
Boyalı Kuş

Boyalı Kuş 

Avı spor olarak tanımlayanlarla hiçbir zaman aynı fikirde olmadım… Minicik bir kuşu avlamak ne demektir? Sırf derisinden kürk yapmak için, belki de taptaze bir anne olan ve elinde kendini savunacak hiçbir silahı bulunmayan bir samuru avlamak ne demektir? Romalılarda bile gladyatörlerin her ikisine de silah verilirken üstelik… Neresi spor bunun? Bunun adı olsa olsa katliamdır…

İşte böyle bir avcının ava çıktığını ve gökyüzünde örneğin, 6 tane kuş gördüğünü düşünün…

Bu kuşlardan beşinin bembeyaz, bir tanesinin de simsiyah olduğunu hayal edin… Sizce avcı hangi kuşu hedef alır?

Peki, bir de doğal rengi beyaz iken, o kuşu sizin siyaha boyadığınızı düşünün…

İçiniz cız etti mi?

“ Boyalı Kuş ” romanına hoş geldiniz…

***

Jerzy Kosinski 1933 yılında Polonya’nın ikinci büyük kentinde, Lodz’da doğar… Ailesi yahudidir… 2. Dünya Savaşı başladığında 6. yaşındadır… Babası alelacele Hristiyan olur… Aile savaş boyunca Katolik kimliğiyle hayatta kalır ve Kosinski’nin babası savaş sonrası komünistlere katılır…

Komünizme aşırı derecede karşı olan Kosinski, 1957 yılında, kendi hazırladığı düzmece belgelerle Amerika’ya iltica eder… Amerika’da bir yandan çalışır, bir yandan da eğitim alır… Columbia Üniversitesini bitirmesinin ardından, Yale ve Princeton Üniversitelerinde “yaratıcı yazarlık” dersi vermeye başlar…

Gerek geçirdiği ruhsal bunalımlar, gerekse yaşadığı kalp yetmezliği sonucu tüm yaşama sevgisini yitiren Kosinski, evinin banyosunda başına geçirdiği bir naylon poşetle 58 yaşında iken intihar eder… İntihar etmeden önce bir kâğıda “Her zamankinden daha uzun bir süre uyuyacağım… Buna sonsuzluk deyin” diye yazar…

***

Kosinski’nin 1967’de yayınlanan “Boyalı Kuş” romanının kahramanı 6 yaşında Yahudi bir çocuktur (muhtemelen kendisi… Romanın otobiyografi olduğunu iddia edenler var…) Nazilerin Polonya’yı işgal etmesinin ardından, ailesi çocuğu uzak bir köye gönderir…

Ne var ki, evinde kalmakta olduğu yaşlı kadın ölünce, koskoca yaşamda, üstelik savaş ortamında tek başına kalır… Ancak bir yandan savaşın korkunç yüzünü yaşarken, öte yandan çevresi tarafından sürekli dışlanan  çocuk, artık gökyüzünde uçan beyaz kuşların arasındaki siyaha boyanmış bir “Boyalı Kuş”tan başka bir şey değildir…

***

Kosinski’nin 70 milyondan fazla satan ve 30 dile çevrilen romanlarından bazıları:

Adımlar (+18)

Şeytan Ağacı

Boşluk

Bir Yerde (Filmi de çevrildi… Baş rolde Peter Sellers oynadı… Mutlaka okunmalı ve/veya izlenmeli derim)

Varoluşçu olarak niteleyebileceğimiz Kosinski’nin şu ünlü sözü, onun yazarlığının hangi boyutlara ulaşabildiğinin kanıtıdır sanırım: “Yazdığım şeyler, yazar ve okur arasında yeni bir ilişkiyi kabul etmeye hazır olanlar içindir…”

***

Boyalı Kuş, yorumlarla değil, olaylarla anlatmaktadır savaşın korkunç yüzünü… Bu roman güce karşı çaresizliğin romanıdır… Savaşın insanları nasıl ötekileştirdiğinin romanıdır… Kendi kendine yabancılaşmanın romanıdır… Kaba güç karşısında ezilen insan onurunun romanıdır… Savaşın içinde eriyen, kaybolan, başkalaşan insanın romanıdır…

***

Bu romanı okuduktan sonra Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” sözünün ne kadar değerli olduğunu içinizde duyuyorsunuz… Hayatı savaş meydanlarında geçmiş bir dünya liderinin “Mecbur kalmadıkça savaş bir cinayettir” sözleri çınlıyor kulaklarınızda… Sevgili Ata’mızı saygıyla ve özlemle anıyorum…

 

“Bir ağaç gibi tek ve hür,

Ve bir orman gibi kardeşçesine” bir yaşam dileklerimle…

 

Sanatla kalın…

Sevgiyle kalın…

 

Filizay

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER