Haber Galerisi

Türkçülük Akımı ve Atatürk Milliyetçiliği

10 Eylül 2018 - 21:11 'de eklendi ve 511 kez görüntülendi.
Türkçülük Akımı ve Atatürk Milliyetçiliği

Türkçülük Akımı ve Atatürk Milliyetçiliği

Değerli dostlarım, uzun bir yaz tatilinin ardından yeniden sizlerle buluşmamın keyfine varıyorum. Bu uzun süre boyunca ben de sizler gibi iyi bir tatil yaptım, ve olabildiğince dinlenip, yeni yazılarımı sizlerle buluşturmanın zamanı geldi düşüncesiyle yazmaya karar verdim.

Bu yazımda, başlıktan da anlayacağınız gibi Türkçülük akımı ve Atatürk milliyetçiliğinden bahsedeceğim. Bu konuları ele alırken, bazı internet sitelerinden alıntılar yapacağım ve nerelerden alıntı yaptığımı da tek tek yazacağım.

Türkçülük Akımı; II. Meşrutiyet döneminde, bir kültür akımı olarak ortaya çıkmıştır. Osmanlıcılık ve İslamcılık akımında başarı elde edilememesi sonucunda, Türkçülük zaman içerisinde siyasal bir nitelik kazanmaya başlamıştır.

Bu akımla, Türkler’in tarihte aynı dil, din, ülkü ve soy birliğini sağlayan Türk topluluklarının aynı çatı altında birleştirilmesi gerektiği düşüncesi kabul görmüştür.

Türkçülük akımının en önemli temsilcilerinden biri olan Ziya Gökalp fikirleriyle Türkçülüğü belli bir şekle oturtmuş, Jön Türk ideolojisiyle, Türk devrimi arasında güçlü bağlar kurmuştur.

Ziya Gökalp, Türkçülüğü en yalın haliyle, “Türk Milletini Yüceltmek” olarak ifade etmektedir. Bu ifadeye bağlı olarak amaç, Türk Milleti’nin siyasi, ekonomik, bilimsel ve akla gelebilecek diğer tüm alanlarda yüceltilmesi ve belli bir başarıya ulaştırılmasıdır.

Gökalp, 2 temel hedef açıklamıştır.

Bunlardan ilki, Türkiye Türkçülüğü ve diğeri ise Turan’dır.

Türkiye Türkçülüğü; Ulaşılabilir en yakın hedef ve başarılması gereken ilk evre olarak görülmüştür. Yani Türkçülüğün, Türkiye’de her yönüyle kabullenilmesini sağlamak amaçlanmıştır.

Turan; Bu ülkü ile ise, diğer tüm Türk devletleri ile kendi egemenlik alanlarındaki, toplumsal koşulların müsait olması ile ortak akıl ve irade ile güç birlikteliğinin sağlanmasıdır.

Mevcut şartlar itibariyle, birbirine en yakın sosyal ve kültürel dokuya sahip olan, Türkiye Türkleri, Türkmenler, Azerbaycan Türkleri ve İran Türkleri turan birliği için en yakın zümreyi teşkil etmektedirler.

Evet değerli dostlarım, Türkçülük akımının ne olduğunu sizlere kısa da olsa yazmaya çalıştım.

Bazılarınız için bu bilgiler elbette yeterli olmayabilir ama ben yine de sizleri çok sıkmamak adına biraz olsun özetlemeyi istedim.

Türkçülük Akımı ve Atatürk Milliyetçiliği

Şimdi ise, sizlere Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’ün temel ilkelerinden biri olan MİLLİYETÇİLİK ilkesinden söz edeceğim.

Atatürk Milliyetçiliği, 1924 Anayasası’nın 88.maddesinde ve Atatürk ilkelerinde de belirtilmiş olan din ve ırk ayrımı gözetmeksizin ulus tanımını dil, kültür ve siyasi birliktelik gibi değerlere dayandıran milliyetperverlik anlayışıdır.

Atamızın amacı, ulusal ve savunulabilir sınırlar dahilinde, bir Türk ulus-devletini kurmak için Türk milliyetçiliğini öne çıkarmaktı.

Dolayısıyla, Atatürk Milliyetçiliği, din ve ırk ayrımından uzak, ortak vatandaşlık temeline dayanır. Ortak dil, ahlak, kültür ve hukuk Türk milletini oluşturan temel öğelerdir.

Afet İnan’ın “Medeni Bilgiler” isimli kitabında, Atamız millet tanımını yapmış ve bu tanımın içine ırk, etnik köken ve din gibi unsurları dışlamıştır.

Yani, Atatürk Milliyetçiliği, bir etnik şoven milliyetçilik değildir.

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, “Türk Milleti” denilir.

Türkiye Cumhuriyeti dahilinde, Türk dili ile konuşan, Türk kültürü ile yetişen ve Türk ülküsünü benimseyen herkes TÜRK’tür.

Yani, Türkçülüğün tanımında, din ve ırk gibi kavramlar söz konusu iken Atatürk Milliyetçiliği’nde bu kavramlar tamamen dışlanmıştır.

Sonuç olarak, bu bilgiler ışığında benim düşüncem hemen her konuda olduğu gibi milliyetçilik konusunda da aşırıya kaçmamak gerekir.

Nitekim gerek Avrupa’da gerekse bizde aşırı sağ ve milliyetçilik akımı şiddete ve dolayısıyla insan hayatına mal olmaktadır.

“Bizden değilsen yoksun” fikri günümüzün dünyasında nasıl kabul görebilir öyle değil mi ? Artık global dünyada ırkçılığa yer olmadığını düşünüyorum.

Gerek dinsel, gerek mezhepsel ayrışmalar bugüne dek olduğu gibi bundan sonra da felaket getirecektir. Oy kaybı kaygısıyla, vatan-millet-sakarya edebiyatı yapılması bence ateşle oynamaktır.

Hamasi nutuklar kitleleri bir süreliğine aldatabilir ama uzun vadede sonuçları da bir o kadar acı olabilir. Bu yüzden, katı milliyetçiliğin tehlikeli olabileceği kanısındayım.

Atatürk’ün bizim yolumuzu her konuda aydınlattığı gibi milliyetçilik konusunda da bize ışık tutmuştur.

Vatanı sevmek, gerekirse uğruna ölümü göze alabilmek hepimizin ruhunda var elbette.

Bu ülkede doğduk, büyüdük ve burada son nefesimizi vereceğiz. Ve lütfen birbirimizi ötekileştirmeden yaşamaya devam etmemiz gerektiği kanaatindeyim.

Ele alıp, yazdığım bu konularda, elbette eksikliklerim de olabilir.

Bu yüzden sizlerin, eleştirilerinize açık olduğumu bilmenizi istiyor, sizlerden her konuda, yapıcı yorumlar bekliyorum.

Yazımı sonlandırırken, sevgiyle ve barışla kalmanızı temenni ediyorum. Herşey, gönlünüzce olsun dostlarım…

Özge Akçakaya

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

 BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

( 1 Yorum )

  • Ayşe Hotan Atar ;

    Tebrik ederim Özge ciğim çok aydınlatıcı ve eğitici bir yazı olmuş ,kalemine sağlık .

    11 Eylül 2018 21:02
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER