Haber Galerisi

Tek Tanrılı ilk Din Türk Dini

10 Temmuz 2018 - 20:21 'de eklendi ve 1221 kez görüntülendi.
Tek Tanrılı ilk Din Türk Dini

Tek Tanrılı ilk Din Türk Dini

Batılıların şamanizm diyerek çarpıttığı, uygulamalarına paganizm diyerek küçümsediği, kendine göre herşeyi sınıflandırıp ‘’ilkel din’’ dediği Türk inancını hepimiz az çok yaşıyoruz ama bilmiyoruz!.

Çünkü kendimizi bile yabancılardan öğreniyoruz.

Batının gözü ile görür, kafası ile düşünürsek kendimizi bile unuturuz.

TÜRK gibi bakmak, görmek ve düşünmek zorundayız.

Size kimi doğru bilinen yanlışları ve bilmediğiniz ilginç gerçekleri göstereceğim.

 

Öncelikle TÜRK inancı çok tanrılı değildir!.

Kimi dönemlerde yabancı dinlerden etkilenip inancında değişime uğramış Türk toplumları vardır.

Bizim konu ettiğimiz ise temel Türk inancı.

Tanrı diye geçen karakterler vardır ama Göktanrının dışındakiler Tanrı değildir.

Bunu anlamak için tanrının anlamını bilmek gerekir. Aslı, bozulmamış hali Tengri’dir.

Tengri tengerlenmekten yani dönmekten gelir. Teker, tengerden gelir. Yani Tengri çeviren, döndüren demektir.

İşte her işi çeviren, döndüren En büyük ruh olan Gök tengrinin doğadaki herşeyi çekip çevirmesi için büyük ruhlar yarattığı düşünülmüş.

Mesela Ülgenin gök katlarının yukarısında işleri çekip çevirdiği düşünülmüş.

Umay ananın hamile kadınlar ve çocuklardan sorumlu olduğu düşünülmüş.

Bazıları buna karşı çıkabilir, hatta kızabilir.

Şöyle örneklendireyim. Mesela Allah’ta birçok ruh yani melek yaratmış.

Ve büyük melekler yaratmış bazı işleri yapsın diye. Mesela Azrailin görevi ruhları bedenden almak.

Şimdide ruh nedir onu açıklayalım. Ruh enerjidir.

Atalarımız onbinlerce yıl önce herşeyin enerjiden var olduğunu anlamışlardı.

Bu nedenle onlara göre herşeyin, taşların, nehirlerin dağların orman ve ağaçların bile bir ruhu vardı.

Bu sebepten her varlık kutsaldı ve saygı gösterilmeliydi. Göl ve nehir gibi sular kirletilmezdi.

Orman ve ağaçlara gereksiz yere zarar verilmez, vahşi hayvanlar ihtiyaç dışı avlanmazdı.

Onların ruhlarına saygı gösterilirdi.

Bu anlattıklarım batılıların gözünde paganist uygulamalar, doğa güçlerine tapınmak vs. Olarak anlatılır.

Tabiki herşeyi madde olarak gören, bitkileri cansız varlık, hayvanlarıysa değersiz canlı varlık olarak gören; kendine modern deyip, herşeyi çıkarına göre değerlendiren batı bu saydıklarımı ilkellik kendi yaptıklarını modernlik olarak tanımladı.

Ve geliştirdiği bu ideoloji çerçevesinde başka inançları aşağıladı.

Doğanın bir parçası olarak yaratılan insan doğadaki diğer ruhlar yani diğer canlıların enerjileri ile etkileşime muhtaçtır.

Bir ağaç, bir hayvan, şırıl şırıl akan bir suyun enerjisine ihtiyaç duyar.

Bu enerjilerden mahrum kaldığında kut’unu kaybeder ruhu hasta olur. Ardındansa bedeni.

Kut’suz insan Mut’ suz olur.

Günümüzdeki hastalıkların yarıdan fazlasında pisikolojik yani ruhsal etkenler başı çekmektedir.

Tedavide ise psikolojik yani ruhsal tedavi ilk önceliklidir.

Öncellikle hasta iyi olacağına inanmalı, morali yani neşesi yüksek olmalıdır.

Kamlar zaten onbinlerce yıldır bunu yapmakta insanlara kut vermekteydi.

 

Şimdide ‘kut’ nedir onu açıklamaya sıra geldi.

Kut Gök Tengri tarafından yaratılan iyi enerjidir diye açıklayabiliriz. Tam olarak tarif etmek zor.

Bu nedenle örnekler ile açıklayacağım.

Kut’a en yakın örnek İslam inancındaki nur’dur. Kut’un bir zıddı yoktur.

Tıpkı nurda olduğu gibi nasıl ‘nursuz’ olmak varsa ‘kutsuz’ olmak vardır. Mesela güneş kutludur.

Hergün ışık saçar ama ışığı hiç bitmez yada azalmaz.

Evrenin boşluğu, karanlığıda hergün bu ışığı yutar ama doymaz. Altaylılar saçı ve tırnağı kutlu sayar.

Çünkü saç ve tırnak kestikçe uzar. İnsanlardada kut vardır.

İnsanlardaki kutu çeken, yok eden, yutan şeyler vardır.

Tıpkı karanlığın ışığı yuttuğu, heryeri karanlığın kapladığı gibi.

Bunlar kötü düşünceler, hareket ve huylar kısaca kötülüktür.

Kötülükten beslenen Erlik yeraltında ışığın olmadığı yerde yaşar. Ona kurban edilen hayvanlar bile kara olmalıdır.

Kutunu yitirmiş kötü ruhların gideceği yerin Erliğin yanı olduğuna inanılır.

İşte insanlar kutunu kaybetmemek, kutunu artırmak için iyilikler yapar. Kurbanlar keser. Kutlamalar yapar.

Türkler tarihin başından beri en çok kutlama yapan millettir. Baharın gelişi kutlanır. Evlilik kutlanır.

Gelinin eve gelişi kutlanır, çocuğun doğuşu kutlanır. Çocuğun İlk dişi kutlanır. Çocuğun İlk yürüyüşü kutlanır.

Sünneti kutlanır. Daha nice şeyler kutlanır ve kurban kesilerek eti ihtiyaç sahipleri yada eş dost ile paylaşılır ve kut artırılır.

Öyleki Türkler cenazede bile kurban keser. Kişi öldükten sonra bile cenazesine ziyaretine gelenlere ikramda bulunur.

Tabiki günümüzde doğadan ve inançlarından bu kadar kopmuş, kendine yabancılaşmış insanımız bunu anlamakta zorluk çekmektedir.

Kutunu yitirmiş batı bugün tıpkı bir karanlık gibi insanlığı kaplamakta ve insanlara mutsuzluk getirmekte.

Sırf onların çıkarları için doğa hızla katlediliyor.

Onların zenginliği için kimi masum insanlar öldürülüyor ve varlıkları yağmalanıyor.

Sürekli kaos çıkarıyorlar ve korku salıyorlar.

Tıpkı güneş gibi kendini yenileme özelliği olan, herkesi doyurabilecek bereketi olan kutlu dünyanın, herkesi doyurabilecek bereketi olan kutlu dünyanın insanlara yetmeyeceği, öleceği yalanını ortaya atıp bu yalan üstünden zulüm yapıyorlar.

Dünyanın ruhuna saldırıp kutunu yok ediyorlar.

İşte o karanlık batının anlattığı herşey yalan ve çarpıtma. Milyonlarca kızılderiliyi onlar öldürdü.

Sanayi devrimi ile doğayı onlar öldürüyor.

Ve yine uydurdukları yalan inanç ve dinler ile insanların inancınıda onlar öldürüyor.

Ama Tengriyi öldüremezler, Güneşi söndüremezler,

KUTLU TÜRK VAR OLDUKÇA, TENGRİNİN KUT’UDA VAR OLACAK, çünkü Tengri bizi kutlu kıldı.

Yeryüzünde Kut’u Türke verdi. Türk güneş gibidir Kut’u ne biter ne azalır.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!!!

 

MEHMET DEMİREL

Dünyayı Sömürenlerin Düzeni isim yazım için TIKLAYIN

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER