Haber Galerisi

Yardım Edin

27 Haziran 2018 - 20:10 'de eklendi ve 1545 kez görüntülendi.
Yardım Edin

Yardım Edin

İki oğlunun biri sağ koltuğu altına, diğeri ise sol koltuğu altına girmişti. Ayakta duracak mecali yoktu.

Birden ahhh diye feryat etti. Bacakları titriyor, ev terliği giymiş zayıf ayakları üzerinde durmaya çalışıyordu.

Tekrar bağırdı, “yardım edinnn”.

Oğulları teskin etmeye çalışıyordu. Anne bir şey yok diyorlardı.

Çok yaşlı anneleri ise bir deri bir kemik kalmış bedeni ile ayakta durmaya çalışıyor, sanki okulun kapısından girmek istemiyormuş gibi, adım atmaya direniyordu.

Nerede olduğunun farkında değildi.

Gözleri boşlukta bir noktaya takılmış, hep aynı yere bakıyor, arada bir “yardım edin” diye feryat ediyordu.

Oy vermek için okula gelen ve kapıda bulunan herkes durmuş ve susmuştu.

Biri sağında! Diğeri solunda! İki evlat, yaşlı analarını oy vermeye götürüyor, zorluyor, adeta sürüklüyorlardı…

Adım at anne diyorlardı.

Oysa her iki ayağı yan yana duruyor, mıhlanmış gibi ayakta kalmaya çalışıyor, sanki adım atmak istemiyordu.

Sonra iki evladı, yaşlı anayı biraz öne doğru çekiyor, adım atmasına çok yavaşça zorluyor ve adım at anne diyorlardı.

“Tıpış tıpış gitmeye, adım atmaya zorluyorlardı !”

Yaşlı ana ise “ahhh” diye feryat ediyor ve sonra durup yeniden “yardım edin” diye inliyordu.

Nerede olduğunu bilemiyordu.

Bir polis hanım yetişti. Okul önünde kendi oturdukları taburelerden birini kapmıştı. Otur anne dedi.

Oturtmaya çalıştılar. Yaşlı ananın gözleri, boşlukta aynı noktaya takılı kalmış haldeydi.

Çilekeş yüzü acı, korku ve endişe içindeydi.

Öylece boşluğa, aynı yere bakmaya devam ediyordu.

Daha fazla izleyemedim. Bir partim olmadığı halde, ben de tıpış tıpış oy vermeye gitmiştim.

Oysa seçsis sisteminde nasıl hile yapıldığını, seçsis mühendisinin mahkeme ifadesini, seçsis sisteminin ülkemizden başka herhangi bir ülkede kullanılmadığını biliyordum.

Chp’nin, 2011 seçimlerinde, seçsis sisteminde yapılabilen bu hileyi önleyebilmek adına, 2,5 milyon TL’na bir yazılım satın aldığını, ıslak imza sonuçlarının bu sistemde toplanacağını duyurduklarını, seçim akşamı sisteme ıslak imza sonuçlarını girmeye başladıklarını biliyordum.

Chp genel merkezinde, bu işlem başladıktan 10 dakika sonra, yeni yazılımın çöktüğünü, gece 22.30’da genel merkezin kepenklerini indirdiklerini, gelen ıslak imza sonuçlarını facıt veya hesap makinası ile veya kalem kağıt ile toplama girişiminde bulunmadıklarını da biliyordum.

Aslında, sözüm ona muhalefet eden partilerin tümünün parti programlarının, birbirlerinden farklı olmadığını, biri gitsin diğeri gelsin, değişen bir şey olmayacağını, ülkemizin bağımsızlığının, özgürlüğünün elden çıktığını, bağımlı bir sömürü haline getirildiğimizi de biliyordum.

Bu işin 1938 yılında başladığını, o tarihten itibaren gelen her partinin, birbirinin güya rakibi gözükerek aslında birbirlerinin ardılı olduklarını, birbirlerinin bıraktıkları işleri tamamlayan birer işbirlikçi, birer gaflet, delalet ve hatta hıyanet örneği olduklarını da biliyordum.

Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Milletler, kaderlerini teslim edecekleri meclislere bile, gereğinden fazla güvenmemelidir” sözlerinin ne anlama geldiğini, yaşadığımız sonuçları görünce artık öğrenmiştim…

Memleketin bütün kalelerine girilmiş, bütün tersaneleri kuşatılmış sözlerinin ne anlama geldiğini, dsp-anap-mhp tarafından çıkarılan derviş kanunları ile sonradan gelen akp nin, memleketin %95’ini yangından mal kaçırır gibi sattığını da biliyordum.

Yine de tıpış tıpış gittim.

Kötünün iyisinin, en kötü olduğunu bildiğim halde, ne şeytana ne sıtmaya razı olmadığım halde gittim ve 1 oy attım.

Seçsis yazılımının hilelerine vakıf olduğum halde, sandıkta oy çalınmasın diye, herhangi bir partim olmamasına rağmen, bir de gönüllü müşahitlik yaptım.

Sabah 06.00 dan, akşam 20.00’ye kadar, sandık başından ayrılmadım.

Arada dışarı çıktım ve hava aldım. Bu esnada o sesi duydum. “ Yardım Edin ”

Daha fazla izleyemediğim bu acı sahneden kaçar adımlarla uzaklaşırken, yaşlı bir hanım ve daha yaşlı olan annesini gördüm.

Daha yaşlı olan anneyi, yaşlı kızı kolundan tutuyordu.

Bu anne ise iki koltuk değneği yardımı ile yürüyebiliyor ve kızından da destek alıyordu. Çok yavaş yürüyebiliyordu.

Yanlarından geçerken ana kızın konuştuklarını duydum. Anası, kızına şöyle diyordu.

“Ben kötüyüm ama, o benden daha da kötü”. Yardım edin diye feryat eden daha yaşlı anaya bakıyorlardı…

O gün, o okulda binlerce insan oy kullandı. Tıpış tıpış yürüdük. Oy atmaya gittik.

Oysa 16 Nisan 2017 tarihinde, egemenliğin milletten alınarak, bir kişinin keyfine verildiği bir referandum oylanmıştı.

Bu 16 Nisan referandumu aslında anayasaya bile aykırıydı.

Cumhuriyet asla ve asla bir kişinin egemenliğine bırakılamazdı.

Yasal olmayan bir 16 Nisan referandumu ile yasal olmayan bir 24 Haziran başkanlık seçimine zorla sürüklenmiştik.

O yaşlı ananın evlatları gibi, sağ partiler ve sol partiler, bir sağımıza, bir solumuza girmişler, bizi zorla seçime götürmüşlerdi.

Oysa bu aziz millet, saltanat yönetiminden, bir kişinin keyfi kararlarından yüzyıllar boyu ne çok çile çekmişti.

1923 yılına geldiğimizde, aralıksız süren savaşlardan, eşitlik ve adalet ve eğitim olmamasından, “etrak-ı bi edrak” olarak tanımlanan yüce Türk Milleti, neredeyse yok olma aşamasına gelmişti.

Sokakta erkek kalmamıştı 12 yaş altı yetimler, 40-50 yaş üstü Gazi’ler ve meczuplardan başka canım Anadolu’da erkek kalmamıştı.

Nüfusun yarısı sıtma, trahoma, tifo ve diğer salgın hastalıklarla boğuşan, her 10 çocuktan 8’inin 2 yaşa kadar öldüğü, perişan, mahvolmuş bir toplum olmuştuk.

Oysa bu toplum bu acıları, henüz çok yeni yaşamıştı. Yüzyıllar süren bu acılar ne çabuk unutuldu.

Unutmayan tek bir kişi vardı.

Yaşlı Anadolu anası her şeyin farkındaydı.

Yardım edin diyordu.

Cumhuriyet’i kaybetmemek için, sürüklense bile karşı koymaya çalışıyordu.

Gözleri boşluğa takılmıştı.

Bu Cumhuriyet’i en zor şartlara rağmen kazanan ve bize armağan edenler ile göz göze gelmek istemiyor, belki o nedenle boşluğa bakıyordu.

Ya da sadece onları görüyor, çevresinde bulunan evlatları olan bizlerden medet umamıyor, eski kahramanlara sesleniyordu…

Anadolu Anası ve Anadolu feryat ediyordu. İnim inim inliyordu…

“Yardım edin”

Ogün Uçak

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER