Haber Galerisi

Ne Diye Takılı Kalıyoruz Geçmişte

27 Mayıs 2018 - 17:31 'de eklendi ve 676 kez görüntülendi.
Ne Diye Takılı Kalıyoruz Geçmişte
Ne Diye Takılı Kalıyoruz Geçmişte
Geçmiş zamanlarda yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetlerini yer ve zaman bildirerek sebep-sonuç ilişkisi içinde anlatan bilimdir tarih.
Tarih bilimine girişten aldığım bu tanımda gördüğünüz üzere tarih üzerinde savaşlar ya da sanatlar diye bir ayrım yapılmıyor.
“Geçmişte olan her şey” denilmek isteniyor.
Bizim sorunlarımızdan biri ise tarihi sadece savaş olarak almamızda.

Bizlere göre geçmiş sadece savaşlarımızdan ibaret.

Müziğimiz veya kültürümüz Kanuni Sultan Süleyman gibi dilden dile dolanmaz.
Şairimiz Tevfik Fikret’te okullarda öğretilen bu kısıtlı tarihe karşı olduğunu gösteriyor “Tarih-i Kadim”de.
Yalnız onun bu eleştirisi sadece öyle bir tarih öğrenimine değil, zulümlere karşı da oluyor, bu kadar yüceltilen zulümlere.
Bir anısında bahsediyor; sandal gezisindeyken başka bir sandalda gördüğü koyunların, ertesi gün kanlar içinde olacağını.
Ve düşünüyor: “Ne uğruna tüm bu kan?”. “Din uğruna!”, “hükümdar uğruna!”.

Tüm bu kurbanlar neyi haketti?

Kafasında oluşan iki dizeyi hemen kağıda kaleme geçirdi.
“Din şehit ister, asuman kurban
Her zaman her tarafta kan kan kan.”.
Bu yaşadığı olay üzerine kızgınlığı kabarmıştı iyice. Başladı Tarih-i Kadim’i yazmaya.
Bu yayımlanmak üzere yazmış olduğu bir şiir değildi, bir iç dökmeydi.
Büyük bir bunalımın sonucu isyan etme…
O kara inançlara ya da zulümlere karşıydı. O ki insanlığın iyiliğini isteyendi.
Onun tek isteği özgür ve devrimci bir devletti.
Ülkesinin yaptığı savaşlardaki zulümler değilde, insanlığa kattıkları ile bilinmesini isterdi.
Çok mu şey istemişti? Belki evet, başından beri savaşçı olan devletimizden kalan bir mirastır.
Ancak ilkçağlardan itibaren her devlet öyle değil miydi? Bu bir yaşama ihtiyacı değil miydi?
Lakin geçen senelerle beraber  gelişen teknoloji olsun, sanayi olsun, modernleşme dediğimiz kavram ile bu savaşlar artık ihtiyaç olmaktan çıkmıştı.
Devir teknoloji, sanayi devriydi.
Osmanlı devleti ise hala bu yeniliklerden geri oluşuyla Fikret’i üzüyordu, bunalıma sokan buydu onu.
Yenileşme göremiyordu. Her şey tekdüzeydi.
O istiyordu ki insanlara, hayvanlara zulüm edilmesin bir hiç uğruna. Ne gerek vardı o kurbanlara?
Kendilerini tatmin etmek isteyen “hiçler” için nedir bu övgüler?
Sizler ki gelip Namık Kemal’leri öğretmeliyken yeni nesillere, savaşları anlatıp geçmişte kalan anılarla düşmanlıklarımızı yeniden sağlamaya çalışıyorsunuz.
Bunlar dışında aynı zamanda boş övgülerle, yalanlarla anlatıyorsunuz tarihi gelecek nesillere.
Ne güzel söylemiş şairimiz:
“Bizi ninnilerle uyutan, bize en doğru ve en güzel örnek diye geçmiş zamanı gösteren tarih!”
Önümüzde kocaman bir gelecek varken ne diye takılı kalıyoruz geçmişte…
Zehra Berin Softa
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER