Haber Galerisi

Anadolu Medeniyet Dolu

10 Nisan 2018 - 23:05 'de eklendi ve 727 kez görüntülendi.
Anadolu Medeniyet Dolu

Anadolu Medeniyet Dolu

Anadolu halkının büyük umutlar bağladığı, gelecek hayalleri kurduğu Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP)’ta neler olduğunu, bu güne kadar neler yapıldığını, bölge halkının umutlarının, beklentilerinin nasıl askıya alındığını mutlaka gidip yerinde görmek gerekiyor.

GAP’ta amaç, elektrik enerjisi ve sulama kanallarının geliştirilmesi, bölgede tarım üretiminin canlandırılmasıydı.

GAP’ta neler yapıldı, neler yapılacak ve şu an ne aşamada diye soruyoruz ve bakıyoruz ki, halkın da tam olarak bilgisi yok.

Yine birileri çalışırken, üretirken, ezilirken, birileri de onların sırtından geçinmeye, ‘ağa’ gibi, ‘bey’ gibi yaşamaya devam ediyor.

‘’Şimdiye kadar, tarımsal sulama yatırımlarının hayata geçmiş olması gerekirdi diyor’’ bir vatandaş.

Projenin çok az kısmının gerçekleştiğini öğreniyoruz.

Enerji yatırımlarının ise, resmi olarak yüzde 80 oranında gerçekleştiği açıklanmış.

Bölge halkı bu projenin tam anlamıyla hayata geçmesini, enerji ve su konusunda gerekli imkanların yaratılmasını istiyor.

Üretmek istiyor, topraklarını ekmek, hayvanlarını özgürce yetiştirmek, emeğinin karşılığını almak istiyor, huzur istiyor.

Hala bölgede toprak mülkiyeti adaletsizliği, dengesiz toprak dağılımı sorunu devam ediyor.

‘’Toprak Reformu bu bölge için acilen hayata geçmelidir’’ derken, dudak büküyor vatandaş.

Kendisi de bunun bir hayal olduğunu, aslında çok iyi biliyor.

Halfeti’de tarihi dokunun içinde, muhteşem doğanın ortasında, köyün zengini beş katlı oteli kondurmuş en tepeye…

Görüntü kirliliği, tarihin içinde yaşanan hayal kırıklığı, saklayamadığımız şaşkınlığımız, ve büyük şehirlerden alıştığımız göz aşinalığı sadece üzülüyoruz…

‘’Yapmasaydın’’ diyoruz, ‘’doğaya acımadıysan, alabildiğince uzanan tarihe saygılı olsaydın, dünyanın dört bir yanından, bu güzellikleri görmeye gelen insanların haklarına saygılı olsaydın’’ ‘’Torunlarına bu emaneti bozmadan emanet edebilseydin.’’

Bir de şehirler, ilçeler eski-yeni diye ikiye bölünmüş.. Eski olanlarda kalıyor aklımız. Yeniye kimse bakmıyor.

Alıştığımız çarpık yapılar, çarpık görüntüler… Bu duygular içinde, başka bir güzelliğe tanık oluyoruz..

Yeşilin her tonu, rüzgarın sesine kendini bırakan otların kıvrımları, güneşin ve bol oksijenin başımızı döndürmesiyle Anadolu’muzun en güzel köşelerinden birinde olduğumuzu hatırlıyoruz.

Hasankeyf, bir doğa harikası, her yerinde, hüzün, yaşanan acılar, sulara gömülen geçmiş, yoksulluk, çile ve hiç bitmeyen umutlar hissediliyor.

Doğu ve Batı kavimlerinin göz bebeği Hasankeyf, çok sayıda farklı kültürü günümüze kadar taşıyan bir belde.

Burada da bir çok yerde olduğu gibi, doğa ranta kurban edilmiş.

Bu önemli tarihin üzerine inşaatları diktikleri yetmiyormuş gibi, bir çok anıt ve tarihi eser de yok olmuş.

GAP, gerçek anlamıyla hayata geçecek ise, öncelikle sulama kanalları devreye girmeli, tarım her alanda desteklenmeli, hayvancılık konusunda halka her türlü destek verilmelidir.

GAP bölgesinde ki tarihi yapılar, kaleler, müzeler, köprüler, devam eden kazı alanları çok ama çok büyük bir titizlikle korunmalıdır.

Nerede yaşıyor olursa olsun herkesin bu bölgeyi mutlaka tanıması, özellikle dünyanın sayılı müzelerinin, önemli köprülerinin, eşsiz yapılarının olduğu bu toprakların mutlaka görülmesi gerekmektedir.

Her eğitimcinin, her öğrencinin müze kültürü, tarih ve tarihi eser bilgisi mutlaka gelişmeli, geliştirilmesi için devlet desteği verilmelidir.

Halkın sıcaklığını, samimiyetini, misafirperverliğini gidip, yaşayıp görmek gerekiyor.

Anadolu Medeniyet Dolu

Diyarbakır hüzünlü bakıyor yüzümüze, insanlar yorgun, düşünceli, çilekeş…

Konuşmaya başladığında, içten, samimi, duygulu, güler yüzlü…

Dicle Vadisi cennetten bir köşe, huzur buluyoruz köprüde otururken…

Diyarbakır’ın merkezinde Kürt böreği yapan küçük bir börekçiye giriyoruz.

Kaç tabak yediğimizi saymıyoruz muhteşem bir tat, ‘’niye bu kadar ucuz’’ diyoruz, ‘’ Allah bereket versin bize yetiyor’’ diyor delikanlı.

Çay ikram ediyor, sohbet ediyoruz Suriyeliler orada da büyük sorun. Sokaklar dilenci kaynıyor.

‘’Şikayetçiyiz ama çare yok’’ diyorlar. Mardin bir kere değil, bin kere daha gidilse doyulmayacak bir şehir.

Gerçek anlamıyla medeniyetler şehri. Nereye bakacağımızı şaşırıyoruz. Her yer tarih kokuyor.

İnsanlar mutlu, sıcak, gülen yüzlerle bakıyorlar, her sokağında, her binasında, her taşında yaşanmışlıklar, hoşgörü var, insanlık var, tarihin kokusu var.

Türküler çalıyor, yaşanmışlıklar, acılar, ağıtlar, ayrılıklar, umutlar, türküler çalıyor hiç durmadan.

Mardin kapı şen oluyor, Urfa Mardin’e bakıyor…. Gün batımını izliyoruz muhteşem bir yapının terasından.

Küçük bir çay ocağı var gençler oturmuş sohbet ediyorlar.

Konuşuyoruz, saygıyla toparlanıyorlar, işsizlikten şikayet ediyorlar, Yerli turistten daha çok yabancıların geldiğini söylüyorlar. ‘’

Bizim halkımız Avrupa’ya gitmeye daha meraklı, oysa burada bir çok kültür bir arada abla’’ ’ diyor çaycı.

‘’Haklısın’’ diyoruz, üzülerek; dünyanın neresinde bu medeniyet, bu insanlık,bu kültür, bu birikim var.

Biz bile ancak emekli olduktan sonra kendi ülkemizi tanıma, görme imkanını yakalayabiliyoruz.

Oysa gençlerimiz görmeli, onlar tanımalı memleketinin her köşesini. İşsizlik çok, işlenmek için bekleyen arazi daha çok.

Tarım ürünlerinin çeşitliliği, toprakların bereketi, insanların emeği göz ardı edilmeden, sulama konusunda ki sorunlar acilen giderilmeli özellikle gençler tarım konusunda teşvik edilmeli, ekilmeyen, işlenmeyen toprak kalmamalıdır.

Genç kızları görüyoruz, ellerinde çuvallar ot toplamaya gidiyorlar.

Çekingen, ürkek, hüzünlü, bir o kadar da candan, sıcak, sevgi dolu..

Biri, yüzünü kapatıyor fotoğraf karesine girerken bir diğeri sıkıca sarılıyor. Anadolu kokuyor her biri…

Şanlıurfa ‘ya gidilir de, Balıklıgöl görülmez mi ? Dilimizden düşmeyen Urfa türküleriyle Göbeklitepe’ye gidiyoruz.

Muhteşem bir uygarlığın mirası olan bu alanda hala gün ışığına çıkmaya hazır olan eserler var.

Binlerce yıl öncesinin mesajlarını günümüze ders verircesine taşıyan bir kültür.

Şanlıurfa denince aklımıza ilk gelenlerden biri de, sıra geceleri ve çiğ köfte…

Anadolu Medeniyet Dolu

Muhteşem bir sıra gecesi bizi karşılıyor.

Çiğ köfte yoğrulurken, ardarda gelen türkülerle kah duygulanıyor kah bir halayın ortasında buluyoruz kendimizi.

İzmir’den, İstanbul’dan, Muğla’dan gelen kalabalıklar her kültürden, her inançtan, her düşünceden onlarca insanı aynı çatı altında, aynı türküde coşturup, aynı türküde duygulandırıyor.

‘’Hep birlikte İzmir’in dağlarında çiçekler açar’’ı söylüyoruz defalarca… Birlikte Türk Milleti oluyoruz.

GAP projesi kapsamında yer alan Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Mardin ve Şanlıurfa ‘da geçirdiğimiz sayılı günlerde bir kez daha memleketimizin her köşesinin bir cennet olduğunu gördük.

Fırat ve Dicle Havzası’nda, halen devam eden projeler var.

Sadece tarım ve sulama alanında değil, sağlık, eğitim, kültür, turizm, sanayi, ulaşım ve altyapı alanlarında da bir çok planlar yapılmış.

GAP projesinin bugünkü durumunu görüp, rehberimizin olağanüstü tanıtımıyla bir kez daha anlıyoruz ki, Tarihimize, tarihi eserlerimize, müzelerimize yabancıların desteği ile değil, kendi Milli bilincimizle, birliğimizle sahip çıkmalı ve korumalıyız..

Huzurumuzu, birliğimizi, beraberliğimizi bozmaya kimsenin gücü yetmez.

Üzerimizde oluşturulan algılara kimse kanmasın.

Ne politikanın kirli elleri, ne işbirlikçilerin doymayan nefisleri, ne de düşman ayağı değmesin topraklarımıza, biz birlikte güçlüyüz, biz birlikte Türk Milletiyiz…

‘’Ne Mutlu Türk’üm Diyene’’

Ebru Oğuzhan Yeter

Bağımsızlık yoksa

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER