Haber Galerisi

Seçim ve Siyaset ile Kurumlar ve Kanunlar 4

06 Nisan 2018 - 7:05 'de eklendi ve 430 kez görüntülendi.
Seçim ve Siyaset ile Kurumlar ve Kanunlar 4

Seçim ve Siyaset ile Kurumlar ve Kanunlar 4

BAŞBAKANLIK VE MİLLİ GÜVENLİK KURULU

En güçlü icracı makam olan Başbakanlık makamına bu güne kadar oluşturulan altmış altı hükümette, otuz bir faklı kişi Başbakanlık yaptı.

Ortalama Başbakanlık süresi iki kereden fazla. İsmet İnönü on kez, Süleyman Demirel yedi kez, Adnan Menderes beş kez, Bülent Ecevit beş kez, Mesut Yılmaz üç kez, Tansu Çiller üç kez, Tayyip Erdoğan üç kez, Ahmet Davutoğlu üç kez Başbakanlık koltuğuna oturdu.

Görülüyor ki altmışaltı hükümetin Başbakanlığının otuz dokuzunu sadece yedi kişi paylaşmış.

Diğerleri yani yirmi üç Başbakan bir ya da iki kez Başbakanlık yapmış.

Kısacası bazı Başbakanlar koltuktan kalkmak istememişler.

Türk siyasi tarihinde tıpkı Cumhurbaşkanlığı ve Meclis Başkanlığı gibi Başbakanlık seçimi ve atamasında sıkıntılar yaşanmıştır.

Hizmet makamı olması gereken makam ne yazık ki kişiler tarafından paylaşılamamakta ve makama oturan kişi her ne hikmetse makamı bırakmak istememektedir.

Makamın gücünden ve imkânlarından kaynaklanan cazibesi bir müddet sonra ne yazık ki hizmet etmek yerine “istifade” etmeye dönüşmektedir.

Nasıl ki her insanın bir karakteri varsa “makamların” da karakterleri vardır.

En yüksek makamdan tutun en düşük makama kadar makamda olması gereken karakterlerin özellikleri şunlardır.

Makam, her şeyden önce adil, bilgili, ilgili, saygılı, temsil ettiği kitlenin haklarını koruyan ve kollayan, ahlaklı, takdir etmesini de ceza vermesini de bilen, dirayetli, sevgi dolu, kucaklayıcı özelliklerde olmalıdır.

Dikkat edin makamın özelliklerinden bahsediyorum. Makama oturan kişinin özelliklerinden değil.

Hangi makam olursa olsun makama oturan kişi “makamın” özelliklerine bürünmek, yüklenmek ve uygulamak zorundadır.

Zaten halk olarak da o makamlara “layık” kişileri getirmek zorunda olduğumuzun bilincinde olmamız gerekiyor.

Ne yazık ki doğrunun bu olmasına rağmen bizde genellikle makama oturan kişi makamın kişiliğine bürünmesi gerekirken, kendi kişiliğini makama bürümektedir.

Eğer herhangi bir makama oturan kişi, “korkak, aciz, ahlaksız, hırsız, adaletsiz” gibi özelliklere sahip ise ne yazık ki bu karakteristik özellikler ister istemez makama yansıtmakta, dolayısı ile makamın gücü ve yaptırımı ile makama tabi olanlara, yani halka yansımaktadır.

Makam da ister istemez makam sahibi ile birlikte yıpranmakta ve lekelenmektedir.

Yukarıdaki nedenlerden dolayı, tıpkı diğer makamlarda olması gerektiği gibi Başbakanlık makamına gelecek olan kişi her şeyden önce makama layık, adil, bilgili, ahlaklı, şahsi menfaatlerini düşünmeyen, dirayetli, cesur, amacı hizmet etmek olan vs özelliklerde olmalıdır.

Türkiye’de doğmuş ve sadece Türk vatandaşı olmalı, sonradan Türk vatandaşlığına geçen kişi olmamalıdır.

Açık öğretim hariç en az dört yıllık üniversite mezunu olmalıdır.

İkinci dönemden sonra gücün kullanımı farklı yönlere kaymaya başladığından bir kişi en fazla üç kere ile Başbakanlığı sınırlandırılmalıdır.

Seksen milyonluk bir ülkenin Başbakan kıtlığı çekmesi söz konusu olamaz.

Kuvvetler ayrılığı tesis edilmiş bir sistemde güçlü ve icracı bir yapıya sahip olmalı ancak lider sultasına yönelen bir sistemden de uzak durulmalıdır.

Bu konu seçim sisteminde ele alınacaktır.

Seçildiği tarihte kırk yaşını doldurmuş, yetmiş bir yaşından gün almamış olmalıdır.

Görev ve görev dışındaki suçlarından dolayı, görev sonunda yargılanabilmelidir.

Başbakanlık makamının örtülü ödeneği meclis tarafından sınırlandırılmalı ve denetlenmelidir.

Elbette ki Başbakanda aranan temel özelliklerin ise Türk milletine, Cumhuriyete, Laikliğe, Demokrasiye, Hukuka, Bilimsel değerlere, Atatürk ilkelerine bağlı ve birleştirici olmalıdır.

Başbakan adayları affa uğramış bile olsa, yüz kızartıcı bir suçtan, kadınlara, çocuklara karşı işlenen suçlardan ve vergi borcundan hüküm giymemiş olmalıdır.

MİLLİ GÜVENLİK KURULU

MGK ilk kez 1933 de Yüksek Müdafaa Meclisi adı ile kuruluyor.

1949 da ise Milli Savunma Yüksek Kurulu adını alıyor. 1961 darbe Anayasası ile Milli Güvenlik Kurulu adını alıyor.

Kurulduğu günden bu yana Türkiye iç ve dış siyasetinin yönlendirilmesinde etkin rol oynuyor.

1997 yılında basında da yer alan “Milli Güvenlik Siyaset Belgesi” olarak bir belge yayınlanıyor.

Bu belgeye göre Türkiye’nin iç yapılanmasında ve oluşumlarında ve Türkiye’nin iç ve dış politikasında belirlenen ve etkin olan güvenlik siyasetinin, Milli Güvenlik Kurulu tarafından şekil verildiğini görüyoruz.

Yani MGK tarafından belirlenen siyasetin, Türkiye’nin yönünün tayininde iç ve dış siyasete etkisi söz konusu.

Peki, MGK’nın varlığı ve devamı doğru mudur?

Her ne kadar demokrasiye uygun görünmüyor gözükse de doğru olduğu kanaatindeyim.

Çünkü zaman zaman, siyasilerin Cumhuriyeti, Demokrasiyi ve Laikliği rayından çıkaracak adımlar attığına, söylem ve uygulamalarda bulunduğuna şahit oluyoruz.

Böyle durumlarda MGK’nın sigorta görevi görmesi gerekmektedir.

Geçmişte her ne kadar MGK asker ağırlıklı olsa da işlevini yerine getirmiştir.

Günümüzdeki önerilen yapısı ve görevi ise daha demokratik yapıya bürünmesidir.

Bu nedenle; MGK anayasal bir kurum olarak varlığını devam ettirmelidir.

MGK üyeleri, Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan, Hukukçular Yüksek Kurulu Başkanı, (Yeni bir kurum olup bir sonraki yazımda açıklanacaktır.).

Anayasa Mahkemesi Başkanı, Genel Kurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları, (Kara, Hava, Deniz, Jandarma) Türk Silahlı Kuvvetler Danışma Meclis Başkanı, (Yeni bir kurum olup ileriki yazılarımda açıklanacaktır.).

Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı, Yüksek Öğretim Kurulu Başkanı olmak üzere daimi on üç üyeden, ayrıca görüşülecek konulara uygun ilgili Bakanlıklar ve Kurum Başkanlarından oluşmalıdır.

Olağan durumlarda yılda iki kez toplanmalı, acil ve ihtiyaç hissedilen durumlarda ise Cumhurbaşkanı yılda dört kereye kadar toplayabilmelidir.

MGK’nın kararları Ekonomik ve Siyasi olmamalıdır.

Kararları İç (terör ve irtica) ve dış (emperyalist, terör ve irtica) tehditler, Milli güvenliğe, Cumhuriyete, Demokrasiye ve Laikliğe yönelik tehdit kararları olmalı, kararları hükümeti bağlayıcı olmalıdır.

Gelecek Yazımda Hukukçular Yüksek Kurulu Başbakanlığını ele almak üzere,

Sağlık ve sevgi ile kalın.

Talha Kumcu

2 ve 3 . bölüm için…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER