Haber Galerisi

Albrecht Dürer

25 Mart 2018 - 17:20 'de eklendi ve 613 kez görüntülendi.
Albrecht Dürer

Albrecht Dürer

Almanya’nın Nürnberg şehrinde 21 Mayıs 1471 yılında Rönesans dönemine adını kazıyacak kuyumcu bir babanın oğlu olarak dünyaya gelir Albrecht Dürer.

Macaristan göçmeni aile kuyumculuk işinde oldukça iyidir.

Babasından kuyumculuk ve çizim tekniklerini öğrenmeye başlayan Albrecht Dürer, ayrıca ressam olan abisinden resim dersleri alır.

Yeteneğini geliştirmesi için babası, dönemin ünlü Alman ressamlarından Wolgemut’un yanına çırak olarak verir.

Ve orada oldukça başarılı çalışmalara imza atar.

Kuzey Rönesans’ın en önemli figürlerinden biri  haline gelen Albrecht Dürer, matematik, perspektif ve ideal oranların prensiplerini içeren teorik incelemelerini kusursuz çizim, rölyef ve resimlere yansıtır.

Albrecht Dürer yüksek kaliteli gravür baskıları nedeniyle yirmili yaşlarındayken Avrupa çapında saygınlığını ve etkisini ortaya koyar.

Çagdaşları Raphael, Giovanni Bellini ve Leonardo da Vinci de dahil olmak üzere zamanının önemli İtalyan sanatçıları tarafından çalışmaları kabul görür ve 1512’den itibaren imparator  I.Maximilian himayesinde çalışmaya başlar…

Albrecht Dürer, hayatı boyunca insan bedeni formunun bir ölçü ve oran sistemi ile uyumlu olduğuna ve bu sistem uygulandığı zaman kusursuz çalışmalar çıkacağına inandı.

Tüm bu çalışmalarını çok da uzun sürmeyen hayatında birkaç kitaba sığdırdı.

1525 yılında; Ölçüm kılavuzu (underweysung der messung) 1528 yılında ise; İnsan bedeni oranına dair dört (vier bücher von menschlichen proportion) kitap yazdı.

Albrecht Dürer

Madrid’de Prado müzesinde bulunan Albrecht Dürer’e ait otoportre çalışmasını yorumlarsak; 1498 yılında yaptığı bu otoportrede Dürer 26 yaşındadır.

Bakışlarından, kendinden, giyiminden ve resim yapma yeteneğinden duyduğu gururu bizlere göstermek ister gibi.

Görünüşü ile hangi toplumsal sınıfa ait olduğunu, estetik anlayışını giyim kuşam zevkini  ve çok yetenekli bir ressam olduğunu belgeliyor.

Ancak burada kendini bir ressam ya da zanaatkar olarak resmetmemiş.

Son derece pahalı eldivenleri ve giyimi ile bir asil gibi duruyor.

Bir otoportre sanatçısını kendi portfolyosu olarak düşünebiliriz. Aynı zamanda sanatçının kişiliğinide gösteriyor.

Dürer bu çalışmasında kendini iyi bir ressam olarak ifade etmesinin yanı sıra bir entellektüel ve aydın olarak konumlandırmış.

Geçmişten günümüze büyük bir bilgi aktarımı olarakda düşünebiliriz bu otoportreyi.

Albrecht Dürer

Dürer’in ideal forma olan düşkünlüğünü Adem ve Havva adlı çalışmasında çok net olarak görebilmekteyiz!

Çizime ilk baktığımızda ilk dikkati çeken bir adam ve kadın formudur, simetrik ve ideal duruş birlikte sergilemektedirler.

Her ikisinde de vücudun tüm ağırlığı tek bacak üstündeyken, diğer bacak hafif öne doğru eğik durmaktadır.

Her iki figürün kollarından biri havaya doğru hafif kalkık ve gövdeden biraz uzakta resmedilmiş.

Adem figürü, 15.yüzyılın İtalya’sında yapılan Helenistik Apollo Belvedere heykelini andırmakta.

Bu heykel 1504 yılında henüz bitmemişti fakat Albrecht Dürer muhtemelen bu heykelin çizimlerini daha önceden görmüş olmalı.

O yıllar Dürer’in oymacılık işinde tam usta olduğu yıllara tekabül ediyor.

Havva figürü ise; Ortaçağ döneminin ideal kadın modeli gibi gösterilmiş.

Çocuk doğurmaya uygun iri bir kalça ve küçük gögüsler. Dürer burada bazı değişmez geleneklere vurgu yapmakta.

Adem ve Havva bu çizimde kayalığın kenarında duran kesif bir ormanın içinde resmedilmiş.

Alplerden bir manzarayı andırır gibi. Doğaya dair, çiçek, bitki, ağaç ve hayvanları resmeden ilk ressamlardan biridir Albrecht Dürer.

Havva ‘’ Bilge Ağacına’’ uzanıyor; aslında bu bir incir ağacı ve gövdesine dolanmış bir yılan var.

Diğer detaylar aniden göze çarpıyor. Uçurumun kenarında sendeleyen bir dağ keçisi, bir papağan, öküz, kedi ,fare ve tavşan.

Adem’in Dişbudak ağacına sarılı kolunu takip edince ağaca asılı Latince bir tabela dikkat çekiyor.

Tabelada yazan yazıda ‘’ Albrecht Dürer bunu 1504 yılında yaptı ‘’ yazıyor.

Aslında Dürer burada Adem ve Havva hikayesini anlatmıyor!

Dürer kendi yeteneğini herkese göstermek için, hazırladığı bir ilan tablosu gibi.

Dürer müzede bulunan bu eserini, o dönem içinde gerçek anlamda bir ticari çalışma olarak hazırlamış.

Ademle Havva adlı baskı çalışmasının  bir çok kopyası basılarak dünyanın pek çok ülkesine ulaştırılmış ve böylece Dürer kendi adını ve bir Alman Rönesans dönemi ressamının büyük işler yapabileceğini herkese duyurmuş

Bu eser üzerinde tam dört yıl çalışmış ve kusursuz bir çalışmayı tam 500 yıl sonrasına bile taşımış.

Kısaca ‘’sanatın zamandan bağımsız olduğunu’’ burada anlıyoruz.

Dürer, gravür ve desen ustalığı ile eşsiz çalışmalar meydana getirdi ve gotik sanatçılarının düğümlü desen çalışmalarından, klasiklerin akıcı desenine geçmeyide ustalıkla yaptı.

Dürer’in diğer çalışmaları arasında; Şövalye, ölüm ve şeytan (Bakır üzerine gravür – 1513-14), İsa’nın dünyaya gelişi (1500′ e doğru), Aziz Hieronymus hücresinde, Yıldızlardan taç giyen Meryem (1508).

Birçok otoportresinden biri olan Kendi portresi (1493), Aziz Eustachius (Bakır üzerine gravür), Müneccim kralların tapınması (1504).

Din bilginleri arasında İsa (1506), Otoportre (1496), Babanın ve annesinin  portresi – 1490, Mahşerin dört atlısı (detay).

Ağaç üzerine gravür (1498), en bilindik çalışmalarıdır.

Genç ve verimli yıllarında henüz 57 yaşındayken Dürer , bu hayatan göçüp gitti günümüze kalan eşsiz çalışmaları ile o artık Rönesansın usta bir ismi olarak yaşamaya devam ediyor…

Albrecht Dürer, bütün resim-gravür türleriyle ilgilenmiş, dini konulu kompozisyonlardan dindışı alegorilere, manzaralardan ve hayvan resimlerinden portre sanatına kadar her alanda eser vermiş bir sanatçıdır.

Almanya’da modern sanatın ortaya çıkıp yükselmesini sağlamıştır.

Meltem Karakoyun

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER