Haber Galerisi

Kadın Erkek Ayrışmadan

8 Mart’a günler kala tüm yurtta bir telaş başladı, neredeyse her ilde çeşitli etkinlikler yapılacak.

Sanki kadınlarımız her gün ölmüyor, sanki kadınlarımız özgür ve mutlu, sanki kadınlarımızın bütün hakları korunuyor ve sanki 8 Mart bir öncekinden çok daha huzurlu, daha mutlu…

07 Mart 2018 - 19:23 'de eklendi ve 738 kez görüntülendi.
Kadın Erkek Ayrışmadan

Kadın Erkek Ayrışmadan

Bir ‘’8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü’’ daha geldi çattı..

Asırladır, çile çeken, ezilen, emeğinin karşılığını alamayan, hor görülen, dışlanan, insanca yaşama haklarından mahrum bırakılan KADIN’ların günü !!

8 Mart’a günler kala tüm yurtta bir telaş başladı, neredeyse her ilde çeşitli etkinlikler yapılacak.

Sanki kadınlarımız her gün ölmüyor, sanki kadınlarımız özgür ve mutlu, sanki kadınlarımızın bütün hakları korunuyor ve sanki 8 Mart bir öncekinden çok daha huzurlu, daha mutlu…

Büyük bir ilimiz çağrı yapıyor ‘’özgürlüğümüz için direniyoruz’’ ‘’Bir başka hayat için 8 Mart’’ diyenler var.

Kadınları çeşitli, şenliklere davet edenler, konserler, paneller, söyleşiler, ‘’Her gün 8 Mart’’ diye çağrı yapanlar.

Tutuklu kadınlara kart yazanlar, miting çağrısı yapanlar, yürüyüş yapmayı planlayanlar, belgeseller, basın açıklamaları…

Kimi yerlerde ise yapacakları etkinlikler için yasak konulanlar !!

Hepsi, 8 Mart 2018 Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde ülkemizin çeşitli yerlerinde yapılacak olan etkinlikler.

Bu kadar dolu dolu, coşkulu bir 8 Mart, normal bir zamanda olsa insana, çağdaşlığı, özgürlüğü, demokrasiyi, eşitliği hissettirir, umut verir, yaşama sevinci verir, emekçi kadınları ve 8 Mart’ı anlamayı öğretir.

Oysa bir yıl değil sadece bir ay geriye baktığımızda 50’ye yakın kadın öldürüldü.

Onlarca kadın ve çocuk tacize uğradı. Yüzlerce, binlerce kadının gözyaşı hiç dinmedi.

Binlerce kadın hak, hukuk arayışı içinde.

Binlerce kadın işsiz, binlerce kadın eğitimsiz, binlerce kadın çaresiz ve binlerce kadın savunmasız.

Haklarını bilmeyen, kendini savunamayan, özgürce konuşamayan, çoğu kez seçme hakkı olmayan, sokağa çıkmaktan korkan, fikrini söylemekten ürken, en yakınları tarafından öldürülen binlerce kadın…

8 Mart’ta kadınları, çiçekle, hediyelerle bir günlük mutluluğa sığdırmaya çalışanlar ne yazık ki yine çoğunlukla kadınlar.

Kadın dernekleri, kadın meclisleri ve çok çeşitli kadın oluşumları bu günü en renkli şekilde kutlamak için büyük bir yarış içindeler.

Aslında kadınlar olarak hepimiz kendimize sormak zorundayız.

Eğitimde, imam hatip dayatmaları yapılırken, ‘’benim çocuğum nasılsa özel okulda’’ diye umursamayan, Şeker fabrikaları satılıyor derken, ‘’olsun ben zaten şeker kullanmıyorum’’ diyen, Ülkemizin güneyinde savaş var, gözyaşı var analar ağlıyor derken, ‘’bize kadar gelmez’’ diye düşünen, Anayasa değişirken nelerin değişeceğini öğrenmek istemeyen, Yurtlarda çocuklar yanarken sadece üzülmekle yetinen, Yurtlarda çocuklar tacize, tecavüze uğrarken susup, seyreden, Her geçen gün hakları gasp edilirken elinde kalanlarla yetinen, İmza atmaktan çekinip, atarsam kocam elimi kırar diyen kadın, Çocuğunu yurt dışında okutup, ‘’ülke düzelince geri gelir’’ diye hesaplar yapan biz değil miyiz ??

Sesini yükseltip, hakkını aradıkça dayak yiyen, öldürülen kadın !!

Aslında hepimiz biliyoruz ki kadın cinayetlerini durdurmanın, kadına hak ettiği değeri vermenin, kadınının kimliğine saygı göstermenin, kadının güçlü olmasının tek yolu Laik eğitim ve Cumhuriyet devrimleridir.

Kadınların cinsiyet ayrımcılığı için değil, insan hakları için kadın-erkek birlikte mücadele etmesi gerekmektedir.

Kadınların siyasette, yerel yönetimlerde daha çok, daha aktif görev alması zorunludur.

Cumhuriyetin kadına verdiği değeri korumak, hepimizin görevi olmalıdır.

En önemlisi de kadın, önce kendi gücünün farkında olmalıdır.

Bu gün Cumhuriyet devrimlerinden, ilkelerimizden uzaklaştıkça haklarımızı da kaybediyoruz.

Ne zaman ki Türk kadınları, kapitalizmin pembe gözlüklerini çıkarıp, Cumhuriyetle kazandıkları haklarının farkına varıp, sahip çıkarsa, demokrasi, insan hakları, ve özgürlük adına sadece kadınlar değil, kadın-erkek birlikte mücadele edilmesi gerektiğinin farkına varırsa, işte o zaman ‘’8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’’ gerçek anlamını kazanır.

Kadınlara emperyal güçlerin sözde destekleriyle değil, kendi kültürümüzle, geleneklerimizle öğrendiğimiz, gerçek değeri verelim ve bilelim ki kadın yaşamın ta kendisidir.

Türk kadını egemenliğini, özgürlüğünü Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ten almıştır.

Bu haklarını elinden almaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

Ebru Oğuzhan Yeter

”Her Fabrika Bir Kaledir” isimli yazım için TIKLAYIN

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER