Haber Galerisi

Hani And içmiştik

02 Mart 2018 - 1:38 'de eklendi ve 895 kez görüntülendi.
Hani And içmiştik

Hani And içmiştik

“Türküm, doğruyum, çalışkanım. İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi, özümden çok sevmektir. Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir.

Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türküm diyene!”

1932 de Milli Eğitim Bakanı olan Dr. Reşit Galip, 23 Nisan 1933 de kızları ile bayramlaşırken söylediği sözler, o günden bu güne, ilk ve ortaokullarda andımız olarak söylenegelmiştir.

Ta ki 2013 te yasaklanana kadar.

Asırlardır dünyaya Türk’üz, farklılıklarımız olsa da biriz, tek milletiz diye bağırdık.

Aynı türküleri söyledik. “Aynı yoldan geçtik, aynı sudan içtik. Yazımız bir, kışımız birdi.

Aynı dağın yeli idik. Şarkılarımız bir, türkülerimiz birdi. Hep beraber söylerdik.

Aynı halayda aynı horonda el ele idik. Aynı sazın teli idik. Sazlarımız birdi. Gönüllerimiz bir, dualarımız birdi.

Aynı Allah’ın kulu idik. Yurdumuz has bahçeydi. Aynı bağın gülü idik.”

Taa ki birileri gelip bizleri ötekileştirene kadar.

Türkülerimizi bölene kadar, yollarımızı ayırana kadar, içtiklerimizi ayırana kadar, Ayran içip, ayırdılar bizi.

Yazımızı da kışa çevirdiler. Sen farklısın deyip dağa çıkardırlar. Yelimiz farklı esti, fırtına oldu, üşüyoruz artık.

Şehitlere saygımızdan türkü de söyleyemiyoruz. Gönüllerimiz kırıldı. Ciğerlerimiz yandı. Yaktılar!

Dualarımıza beddualar karıştı. Allah’ımızı bile ayırdılar Atam.

Kime ne zararı vardı, kimi neden rahatsız etti de yasaklandı? Seksen yıl boyunca çocuklarımıza okuttuk.

Birlik ve beraberliği sağladık. Mehmet Akif’imiz , “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez.

Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.” Diye haykırıyordu.

Sonra, diğer yarımızdan birileri çıktı ve “Durun” dedi. Ben farklıyım dedi.

Gözümüzün içine baka baka  “Ben Türk değilim” dedi.

“Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldım.” dedi.

“Anayasayı değiştireceğiz ve Türklüğü Anayasadan çıkaracağız” dediler.

Türk’ün yurdunda yaşayıp, yiyip içen soysuzlar, “Türklüğümün hiçbir faydasını görmedim” dedi.

Kendi soyuna bakmadan Türklüğe söz söyleyen soysuzlar türedi. Türk’e söveni baş tacı ettiler Atam!

Türk’üz deyip, Türklüğün bekası için yola çıkanlar, Türk’e sövenlere kuyruk salladı, Atam.

Bir kısmımız, “Türk’üm demeyi yanlış anlıyorsunuz, Türklük üst kimliktir.

Bu toprakların genel adıdır, bu topraklarda yaşayan tüm insanların ortak üst adıdır.

Yapmayın, etmeyin, bölersiniz milleti” Dediler.

Bir kısmımız ne yaptı? O bölenlere, “Yaa öyle mi?” Peki dedi sustu! Sineye çekip kabullendi.

Bu ülkenin, bu toprakların, bu milletin ekmeğini yiyenler, bu milletin bağrına bastıkları, sırtımıza hançer sapladılar!

Bizler ne yaptık? Döndük yanağını okşadık, sonra öbür yanağımızı uzattık! Yetmedi.

Andımızın yasaklandığı 2013 den bu yana al sana belediyeler, al sana iktidar, al sana Cumhurbaşkanlığı, al sana ülkenin ve milletin tapusu dediler!

Ne diyorduk yeminimizde? “Doğruyuz ve çalışkanız” Demesine dedik te…

“Ben Türk değilim” diyenler ne dedi?

Durun, “Ben Türk olmadığım gibi Doğru da değilim.”Yalan, riya, iftira, hırsızlık, ahlaksızlık, zulüm benim şiarımdır.” Dediler.

Yine bir kısmımız, “Yapmayın etmeyin. Bakın kurucumuz, ortak değerimiz, önderimiz Atatürk ne diyor.

“Türk Milletinin karakteri yüksektir, zekidir, çalışkandır.”

Gelin karakterli olalım, zeki olalım, çalışkan olalım, ahlaklı olalım dedikçe…

Bir kısmımız yine o bölenlere, öyle mi? Dedi. Öyleyse biz de yalancıyız, riyakârız, biz de iftira atarız.

Biz de çalarız, biz sen den de ahlaksızız, bizler de çalışmadan yan gelip yatıp, devlet bize baksın deriz, bizler de zulmederiz dediler.

Peki, ya bu ilkemiz ne diyordu?

“İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi, özümden çok sevmektir.”

Bir kısmımız, “Gelin, ilkelerimize uyalım, birlik olalım, dirlik olalım, gelecek neslimiz olan küçüklerimizi koruyalım, kızlarımızı, kadınlarımızı koruyalım, onlar bizlere emanet, sevelim, sayalım.

Bu yurt hepimizin, hepimize yeter. Bu yurda göz diken çakallara karşı birlikte olalım, tek vücut, tek millet olalım.

Tek, Vatan, tek millet, tek bayrak, tek dil ortak noktamız, Atatürk çimentomuz olsun.

Gelin yeminimize sadık kalalım.” dedikçe…

Yine bir kısmımız, “Ne yemini, ne ilkesi kardeşim, ne küçük tanırım ne büyük, ne bebek tanırım, ne kız, ne kadın.

Beni bağlamaz, bebek te olsa miker geçerim. Kadın benim kölemdir. Hatta insan bile değildir.

Döverim de öldürürüm de. Ne milletimi severim ne yurdumu. Ne birliği?

Benim için önemli olan, millet değil ümmettir, Türk değil Arap’tır. Arap’ın ilkelliğidir.

Yurt dediğin de ne? Böl parçala, at, sat gitsin. Yemek yediğim çanağa da mıçarım.” Dedi.

Başka ne diyorduk yeminimizde?

“Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir.”

Demesine diyorduk ta, demekle olmuyordu bu işler.

Bir kısmımız, “Bakın aklımızı kullanalım, okuyalım okutalım, araştıralım, soralım, sorgulayalım, bilim var, ilim var, sanat var, teknoloji var.

Bakın başkaları ilerliyor, ilerledikçe refaha, huzura, mutluluğa kavuşuyor.”

Dedikçe yine bir kısmımız, “Dur bakalım.

Ben 1400 yıl öncesindeki ağacın altında gölgelenmek istiyorum, Öyle yerimden kalkıp ileriye gidemem.

Kim nereye giderse gitsin. Ben halimden memnunum. Okur, üfler, şeyhimden, şıhımdan dilenirim.

Okumak da neymiş? Onlar her işimizi halleder. Ne demek ileri gitmek, ilerlemek?

Oturun oturduğunuz yerde!” diyordu.

Ne söz vermiştik? Bu yurdu, ülkeyi, Cumhuriyeti, Demokrasiyi, Laikliği, Çağdaş medeniyeti bizlere emanet eden Büyük Atatürk’e?

Bir kısmımız, “Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.” Dedik.

Yolun yolumuz, ilkelerin ilkemizdir dedik. Kurduğun Cumhuriyeti biz gençlere emanet ettin.

Emanetine sahip çıkacağımıza, hatta daha da ileri taşıyacağımıza yemin ettik.

Ya bir kısmımız ne yaptı? “İki ayyaşın” yolu dediler. Bizim yolumuz 1400 yıl geride kaldı dediler.

Cumhuriyet, demokrasi, Laiklik Şeytan işi, Başkanlık şahane dediler.

Bizler kendimize Cumhuriyeti, Demokrasiyi, Laikliği, Çağdaşlığı layık görmüyoruz, bize padişahlık lazım, otoriter rejim lazım, bizler “Höt” demekten anlarız, güdülmekten anlarız.

Neyimize lazım Özgürlük dediler. Arap’ın kültürü, medeniyeti, yobazın kültürü, medeniyeti bize yeter dediler.

Sana “ayyaş” diyenler emanetine ihanet etti Atam! Sana “Ayyaş” diyenler bizleri sırtımızdan vurdu Atam.

“İki ayyaş” dediklerinin kurduğu Cumhuriyeti, ayran ve zemzem içenler yıkıyor Atam.

Hâlbuki varlığımızı yurdumuz için, ülkemiz için, milletimiz için, Cumhuriyetimiz için, Özgürlüğümüz için, armağan etmiştik. Diğer yarımız yeminini bozdu Atam.

Duyamadım ne diyorsun Atam? Ne? “Uyuyan Milletler ya ölür ya köle olarak uyanır” mı dedin?

O ne demek Atam? Nasıl anlatacağım bunu diğer yarıma?

Bizlere yemin etmeyi de yasakladılar. Hâlbuki sen bu ülkenin çimentosu değil miydin Atam?

Biz nerede hatta yaptık Atam?

Ne diyorsun, duyamadım Atam? Biraz daha yüksek sesle söyle lütfen.

“Efendiler, sırası gelmişken, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın!” Duydun mu Türk Milleti, ne diyor Atam?!

Aramıza fitne, kin soktular, sosyal dokumuzu bozdular Atam.

Beyni ile mabadı yer değiştirmiş, bilgisi olmadan fikir sahibi olan cahiller türedi Atam.

Senden intikam alırcasına bölüyorlar bizi Atam.

Senin başlattığın Kurtuluş savaşını “Keşke Yunan kazansaydı” diyen soysuzları baş tacı yaptılar Atam.

Ruanda’yı, Tutsi ve Hutuları ne çabuk unuttun milletim?

Yediye bölünen Yugoslavya’yı, paramparça olan Asya Türklerini ne çabuk unuttuk?

Irak, Suriye gözümüzün önünde duruyor.

Senin uğruna savaştığın vatanımızı, böl, parçala, yut taktiği uygulayan emperyalistlere teslim ediyorlar Atam.

Düne kadar herkes “Ne mutlu Türk’üm diyene” derken, neden bazıları şimdi

“Ben Kürdüm, Çerkez’im, Arnavut’um, Laz’ım, Ermeni’yim, Pomak’ım” demeye başladı?

Bize değil BOP’a hizmet ediyorlar Atam!

Ne dedin duyamadım Atam?

“Eğer ülkeni kurtaracak bir lider beklemekteysen, ben size hiçbir şey öğretememişim demektir.”

“Şayet bir gün çaresiz kalırsanız, bir kurtarıcı beklemeyin. Kurtarıcı kendiniz olun.”

Bir de soyağacı çıkardılar başımıza Atam. Baktım. Ne mutlu sana ki Türk’sün yazıyordu Atam.

Aramıza kin girdi ama kan girmeden gelin kardeş olalım, birlik olalım! Bunun için muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.

NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE

Sağlık ve Sevgi ile kalın.

Talha Kumcu

”Hayatın Yedeği” olur mu ? okumak için TIKLAYIN

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER