Haber Galerisi

Küçük Bir Yol Hikayesi

12 Şubat 2018 - 12:59 'de eklendi ve 1366 kez görüntülendi.
Küçük Bir Yol Hikayesi

Küçük Bir Yol Hikayesi

Yolun sonunda varacağım yer her ne kadar güzel olursa olsun…

Karayolu ile şehirlerarası yolculuk yapmayı hiç sevemedim.

Tepede; yıllar sonra da geçseniz, hep orada olan, tek başına durup hiç bir yere kıprayamayan bir ağaca üzülmem, bir yana…

Dünyadan ve teknolojiden kopuk, bir sineması, bir tiyatrosu, bir pastanesi, bir süper marketi olmayan köyleri, kasabaları görmek beni hep derinden yaralamıştır.

Öyle ki, inip, hepsini zorla toplayıp şehirdeki evlere yerleştirmek istemişimdir.

Şehir hayatından, gürültüden bıkıp ‘keşke bizde öyle yerlerde olsak’ diyebileceğiniz, muhteşem doğa manzaralı, bahçesi meyve ağaçlarıyla dolu, verandalı, asmalı konaklardan bahsetmiyorum tabi ki.

30-40 haneli belki daha az…

Sıvaları dökülmüş, yıkılmak üzere olan yerleri tahtalarla desteklenmiş, yağmur girmesin diye çatısına brandalar çekilmiş, tuvaleti dışarıda, asfalt yolları olmayan, adımını attığın an çamura battığın ve asla topuklu ayakkabıları olmayan evlerden bahsediyorum.

Sıkılınca, arabaya atlayıp gidebileceği bir yeri olmayan, gecenin bir yarısı, aşerdiği için ‘canım çiğ köfte istedi’ deme lüksü olmayan, olsa da imkân bulamayan, en fazla 100 adım sol, 80 adım sağa gidince sınırı biten, etrafı ıssız dağlarla çevrili olan evlerden bahsediyorum.

Gidip! ‘Neden burası’ diye sorulsa mesela…

‘Sanki başka gidecek yerimiz mi var’ diyen gözlerde; babadan oğula bırakılan bir miras gibi, yaşam tarzlarının birbirlerine devredildiği, aslında birbirlerinin hayatlarını yaşadıklarını görürüz.

Her gün aynı şeylerin yapıldığı, aynı seslerin duyulduğu, aynı yüzlerin görüldüğü ve yenisinin hiç eklenmediği…

Tıpkı… Dar alanda kısa paslaşmalar gibi.

Küçük Bir Yol Hikayesi

‘İnsanların bilgisi, görgüsü kadardır’ O yüzden de herkesin doğrusu farklıdır.

İnsan gün içerisinde; okuduğu, duyduğu, gördüğü, gittiği, dokunduğu her anında, farkında olmasa da bir şeyler öğrenir.

Öğrendikleri ise, bulunduğu mekânla hep doğru orantılıdır.

Mesela; yeni doğmuş ikiz bebeğin birini, şehir hayatında yaşayan varlıklı bir aileye, diğerini ise kırsal kesimde, maddi imkânsızlıklar içinde yaşayan bir aileye verseler ve yıllar sonra karşılaştırsalar.

Aynı anne ve babadan doğmuş iki kardeşin, birbirlerinde, fiziksel benzerlikleri dışında bir benzerlik görmek ne kadar mümkün olabilir?

O halde hayatın; insanlara bahşettiği bütün imkânlara sahip olan bir kişinin, yükseldiği makama BAŞARI derken, okuma hakkı dâhil hiçbir imkâna sahip olamadığı için kendisini eğitememiş, makam sahibi olamamış kişilere CAHİL dememiz bizim ikiyüzlülüğümüz değil mi?

Öyle ya, bütün imkânlara rağmen mi, yoksa imkânsızlıktan mı cahil, bunu bir görüşte anlayamayız.

Bu durumda, ilk defa gördüğümüz birinin cahil olduğunu anlamamız, bizi hiç de zeki yapmaz.

İşte tam da bu yüzden insanlar, öğretilmiş çaresizlikle bir başına bırakıldığı için, bugün, zengin ve fakir arasındaki makas giderek açıldı.

Zengin daha zengin, fakir daha fakir oldu. Dünyayı ve ülkemizi, zenginlerin yönettiğini düşünürsek!

Ve bütün ülkelerin birbirleriyle savaş halinde olduğunu da göz önüne alırsak!

Aslında fakirlik kadar zenginliğin de, öğretilmiş bir çaresizlik olduğunu düşünebiliriz.

Yoksa bugün herkes; kendi sahip olduğu ekonomisinin zirvesini yaşarken bu başka ne ile açıklanabilir ki?

Peki, (istisnalar bir yana)

1- Zenginin, fakiri ezme egosunu nasıl yeneceğiz?

2- Fakirin, emir altında yaşamasının bir kader olmadığını nasıl anlatacağız?

Enstrüman eğitiminde küçük bir detay vardır.

Müzik aletini yanlış çalmayı öğrenmiş birisine doğrusunu öğretmek, hiç bilmeyene öğretmekten daha zordur.

Yani, zoru başarıp insanlara sonradan çaresizlik öğretilebiliyorsa, biz de daha en başından!

Cinsiyet değil! İnsan eşitliğini…

”Bütün insanların, doğuştan eşit haklara sahip olduğu” gerçeğini öğreterek başlayabiliriz mesela. Sevgiyle kalın.

İlkay Atila

”Zaman” isimli yazımı okumak için TIKLAYIN

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
 BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

( 2 Yorum )

  • E. Filizay ;

    Beni alıp çok uzaklara götürdü yazınız. Kaleminize sağlık.

    14 Şubat 2018 00:24
    • İ.Atila ;

      Teşekkürler.

      17 Şubat 2018 12:45
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER