Haber Galerisi

Mağdur Muyuz Zalim Miyiz

Ey Yüce Türk Milleti! Farkında mısın? Ne zaman uyanacaksın ölüm uykusundan?

Ne diyor ulu önder Mustafa Kemal Atatürk “UYUYAN MİLLETLER YA ÖLÜR YA KÖLE OLARAK UYANIR”.

09 Şubat 2018 - 0:27 'de eklendi ve 778 kez görüntülendi.
Mağdur Muyuz Zalim Miyiz

Mağdur Muyuz Zalim Miyiz

Mağduriyet, zulüm ile anılan bir kelime. Eğer bir yerde zulüm varsa bilin ki mağdur da var demektir.

Eğer birileri mağdurum diyorsa bilin ki zulüm görmüştür. Zulüm eden vardır.

Toplum olarak mağdur, mağduriyet, zulüm ve zalim kavramlarının bilincinde miyiz acaba?

Ben bundan pek emin değilim.

Çünkü mağdur, mağduriyet, zulüm ve zalim kavramlarının bilincinde olmak bu kavramlara karşı tepki vermeyi gerektir.

Gerek toplumsal olarak gerek bireysel olarak uğradığımız mağduriyetler karşısında ne kadar tepkiliyiz?

Bireysel olarak uğranılan mağduriyet ve zulümler karşında birçok insanımızın tepki gösterdiğine, avazının çıktığı kadar bağırıp hak aradığına inanıyorum.

Çünkü bizzat kendi canı yanmıştır.

Peki, toplum olarak, toplumumuzdaki bireylerden mağdur olan ve zulmedilen diğer kişiler hakkında ne kadar tepkiliyiz?

Onların hakkını ne kadar arıyor ve destek oluyoruz? Bu konuda toplumca sınıfta kaldığımızı düşünüyorum!

Sarı inek hikâyesini bilirsiniz.

Sıra kendisine gelene kadar başkalarına yapılan haksızlık ve zulümler karşısında umursamaz, tepkisiz ve etkisizdir.

Ancak sıra kendisine geldiğinde aklı başına gelir. Avaz avaz bağırmaya, sesini duyurmaya çalışır ama iş işten geçmiştir.

Cumhuriyetimiz kurulduğundan bu yana, özellikle Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatından sonra toplumsal tepkilerimiz, reflekslerimizin giderek azaldığını düşünüyorum.

Hele hele son otuz kırk yıldır bu toplumsal tepkiler giderek daha da yok oldu.

Eskiden solcu bildiğimiz, mütedeyyin bildiğimiz, muhafazakâr ve dindar bildiğimiz kesimler vardı ki; bunlar akıl sahibi, ahlak sahibi, vicdan sahibi, sorgulayan, her şeye materyalist yaklaşmayan, düşene bir tekme vurmayan insanlarımız, büyüklerimiz, hocalarımız, önderlerimiz vardı.

Toplumsal ortak değerlerimiz vardı.

Bunlar korkmadan, çekinmeden ortaya çıkar ve yanlışa yanlış, doğruya doğru derlerdi.

Mağdur etmezler, zulmetmezlerdi. Mağdurun yanında zalimin de karşısında olurlardı. Nerede şimdi o insanlar?

Hatırlıyor musunuz 1980 öncesi sağ sol kavgalarını? Her gün olaysız, çatışmasız geçmezdi.

Günde beş, on kişi öldürülürdü. Kardeş kardeşi katlederdi. Ne için? Benimle aynı düşünmüyor diye!

Bu olaylar, çatışmalar, cinayetler karşısında ne yapardık tolumca?

Evlere kaçmaktan, çocuklarımızı korumaktan başka? Ah vah ile geçerdi günler. Ne tepki verirdik? Verdik mi?

Hatırlıyor musunuz, bir zamanlar Asala denen bir terör örgütü vardı? Büyükelçilerimizi öldürürdü.

O zamanlar bu terör örgütünün eylemlerini duyduğumuzda tolumca yüreğimiz cız ederdi.

Ne tepki verirdik toplumca? Verdik mi?

16 Ağustos 1984 ilk Pkk eyleminin yapıldığı tarih. O günden bu güne kırk binin üzerinde insanımızı kaybettik.

Dağlarda olan terör eylemi giderek şehirlere ve bombalama eylemlerine dönüştü.

Otuz üç yıldır devam ediyor bu lanet olası terör.

Gerek iktidar gerek muhalefet gerek millet olarak ne yaptık bu terörü susturmak, dindirmek, bitirmek ve kurtulmak için?

Önceleri televizyonlarda saatlerce haber olan, gazetelerde baş sayfalardan verilen şehit haberleri şimdi nasıl veriliyor?

Verilmiyor bile değil mi? Neden? Çünkü kanıksadık, alıştık, alıştırıldık, sıradanlaştı.

Öyle ki artık çoğu şehit haberlerinden haberimiz bile olmuyor. Olsa da ilgimizi çekmiyor. Nasıl bu hale geldik?

Yahu, gözümüzün önünde kadınlarımıza, kızlarımıza tecavüz ediliyor, öldürülüyor!

Ama toplumca film seyreder gibi seyrediyoruz. Utanmasak çekirdek çitleyip, taktik vererek seyredeceğiz!

Erkek ve kız çocuklarımıza hatta otuz dokuz günlük bebeklere kadar işkence ediliyor, tecavüz ediliyor, öldürülüyor.

Ama toplum olarak hala tepkisiz ve etkisiziz.

Kuran kurslarında, derneklerde çocuklarımıza tecavüz ediliyor, hatta diri diri yanıyorlar!

Toplumca, toplumun akil insanlarınca ne tepki veriliyor?

Nerede kadın dernekleri, nerede çocukları korumakla görevli dernekler, nerede sivil toplum kuruluşları?

Neden sesleri çıkmıyor? Neden ortalığa çıkıp avaz avaz bağırıp durdurun bu cinayetleri demiyorlar?

O çocukları korumak ve kollamakla görevli olanlar bile ‘’bir kereden bir şey olmaz!’’ dediğinde toplumca tepki koyamadıysak, hesap soramadıysak nerede vicdanımız?

Haydi, bireysel olarak vicdanlarımızı kaybettik diyelim, nerede toplumsal vicdanımız?

Televizyonlarda yolsuzluk, hırsızlık, cinayet, tecavüz, ahlaksızlık haberleri kol geziyor.

Ama toplum, yolsuzluk ile çalınan para bu milletin parası değilmiş gibi, benim vergilerim nereye gidiyor diye hesap sormuyor, soramıyor.

Sanki başka toplumlarda yaşanıyormuş gibi, sanki bizleri ilgilendirmiyormuş gibi sanki yolsuzlukla hiç edilen paralar bizim değilmiş gibi davranıyoruz.

Nasrettin hoca fıkrası misali ‘’Hırsızın hiç mi suçu yok?’’ diyeceğine, kapını kapat kardeşim. Sonra hırsıza sor.

Elinde oy denen bir güç var ve sen bunu doğru kullanamıyorsan, hırsızda suç aramanın alemi ne?

Ülke olarak elektronik çağı yaşadığımız son 20 yılda ülkede yaşanan bütün olaylar neredeyse canlı olarak gözümüzün önünde yaşanıyor.

Nerede bir olay olsa, haber olsa, mağduriyet, zulüm olsa anında televizyonlarda ve sosyal medyada paylaşılıyor.

Yani her şey toplumun gözleri önünde yaşanıyor ve toplum olarak SADECE SEY RE Dİ YO RUZ!

Bizler ne ara aklımızı, vicdanımızı, ahlakımızı kaybettik? Neden tepkisiz ve etkisiz?

Nerde topluma önder olacak AYDINLARIMIZ. Yoksa Aydın ihaneti mi yaşıyoruz?

Toplum olarak bu olaylar ve olumsuzluklar karşısında ne yapabilir ki?

Bir şeyler yapması gerekenler siyasetçiler değimli, sorumlu onlar değil mi dediğinizi duyar gibiyim. Elbette onlar.

Eğer onlar görevini yapmıyorsa unutmayın ki onlar vekil, toplum ise ASILdır.

Yani görevi bir süreliğine vekillere devretmeniz sizlerin olaylar ve olumsuzlar karşısında dahlinizin (müdahalenizin) olmayacağı, olamayacağı anlamına gelmez.

Eğer vekilin yanlış yaptığını ya da görevini yapmadığını, yapamadığını düşünüyorsanız toplum olarak ipleri elimize almamız gerekmiyor mu?

Kurbağa ve sıcak su deneyini bilir misiniz?

Eğer bir kurbağayı kaynayan bir kaptaki suya koyarsanız, kurbağa ani bir refleks ile zıplayarak kaptan çıkmaya çalışacaktır.

Çünkü canı yanmıştır ve tehlikeyi fark eder, ani tepki verir.

Eğer kurbağayı ılık suya koyar ve suyu yavaşça ısıtırsanız, suyun içinde sakin bir şekilde uslu uslu umursamaz ve tepkisiz olarak oturacaktır.

Su yavaş yavaş ısındıkça, kurbağanın kasları da ısınacak ve gevşeyecektir.

Tıpkı sıcak bir banyo yapan bir insan gibi rahatlayacaktır.

Su yavaşça ısındığı için kurbağa tehlikeyi fark etmeyecektir.

Isındıkça kasları gevşeyecek, kaslar gevşedikçe de tepki vermesi zorlaşacaktır.

Kaslarının gevşemesi ve içine girdiği rehavetle, tehlikenin farkına varamayacaktır.

En sonunda kaynayan suyun içinde tepki vermek istese bile veremeyecek ve son nefesini verecektir.

Yani toplum olarak, yavaş yavaş olan değişimler, önemsenmeden, dikkate alınmadan, sorgulanmadan, tepki verilmediği için çok daha kötü ve köklü değişimlere maruz kalacaktır.

Sorgulama ve algılama yeteneğimizi kaybettik.

Tüm kötü olaylar sıradan hale geldi. Olaylar karşısında trene bakar gibi bakıyoruz.

Mağduriyetimize sahip çıkıp zalimden hesap soramadığımız için aslında bizzat kendi kendimize zulmediyoruz.

Hem mağdur hem de kendimizin zalimiyiz!

Alenen toplumsal değerlerimize, ortak değerlerimize saldırılıyor.

Asil milletin kanındaki TÜRK kelimesi bile her yerden siliniyor.

Bu ülkenin, milletin kurucusu ve kurtarıcısı Mustafa Kemal Atatürk’e saldırılıyor, hazinemize saldırılıyor, kadınlarımıza, çocuklarımıza saldırılıyor.

Eğitimimize saldırılıyor. Toplumsal değerlerimiz erozyona uğruyor, uğratılıyor.

Hem Aydınlarımız hem muhalefetimiz hem de toplumumuz akıl tutulması yaşıyor.

Ey Yüce Türk Milleti! Farkında mısın? Ne zaman uyanacaksın ölüm uykusundan?

Ne diyor ulu önder Mustafa Kemal Atatürk “UYUYAN MİLLETLER YA ÖLÜR YA KÖLE OLARAK UYANIR”.

Aklımızı kaybettik. Vicdanımızı kaybettik. Ahlakımızı kaybettik. Sonuç? Tepkisiz ve etkisiz bir toplum haline geldik!

 

Sağlık ve Sevgi ile kalın.

Talha Kumcu

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER