Haber Galerisi

Chp Kongresinin Ardından

07 Şubat 2018 - 19:11 'de eklendi ve 461 kez görüntülendi.
Chp Kongresinin Ardından

Chp Kongresinin Ardından

Malumunuz geçtiğimiz hafta sonu CHP 36 ncı olağan kurultayını gerçekleştirdi.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu 22 Mayıs 2010 tarihinde 33 ncü olağan kurultayda 1249 delegenin 1200 imzası ile 1189 oy ile tek aday olarak girdiği seçimde CHP nin yedinci genel başkanı oldu.

CHP bu güne kadar, 33 olağan kurultay, 14 tane de olağan üstü kurultay yaptı.

Sayın Kılıçdaroğlu Genel Başkan seçildikten sonra 2010 yılından beri 2 halk oylaması, 3 genel seçim, 2 yerel seçim ve bir Cumhurbaşkanlığı seçimi olmak üzere toplam sekiz seçim kaybetti.

Yaklaşık sekiz yıl içinde sekiz seçim kaybı.

Buna rağmen koltuğunu korumayı başardı. Hayırlı olsun demek akla uygun değil. Çünkü sekiz kez hayırlı olmamış.

Kongrenin ardından gerek parti içinde gerek üyeler arasında gerek seçmenler arasında, medyada ve sosyal medyada kongrenin tartışması bitmedi.

Sayın Kılıçdaroğlunu eleştirenler, savlarında sekiz yılda sekiz seçim kaybetmiş birinin yeniden ve ısrarla genel başkanlığa aday olmasını ve genel başkan seçilmesini içlerine sindiremiyorlar.

Kılıçdaroğlu ile girilecek 2018/2019 seçimlerinde kendilerini güvende hissetmiyorlar.

Ayrıca Kılıçdaroğlunun CHP’yi Alevi ve Kürt bazında hızla marjinalleştirme yolunda ilerlediği, Atatürk’ün ilkelerinden, altı oktan adım adım uzaklaştırdığı dillendirilmektedir.

Eleştiride bulunanların eleştirileri olaylar, akıl, insaf çerçevesinde ele alındığında haksız olmadıkları görülecektir.

Gelinen noktanın ve eleştirilerin bu günün sıkıntısı olmadığı sekiz yılda Sayın Kılıçdaroğlunun önüne gelen yüzlerce gollük Akp hatalarını ve fırsatlarını değerlendiremediği göz önüne alındığında, eleştirilerin haklı olmasının ötesinde şart olduğu ortaya çıkmaktadır.

Sayın Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığına aday olur mu bilemem.

Ama sekiz seçim kaybetmiş ve iktidar için önündeki hiçbir fırsatı değerlendirememiş birinin ülkeyi yönetme konusunda bırakın muhalefeti kendi partisinden bile güven kaybına uğradığı bir şahsiyet elbet tartışmaya açılır.

Bir de ortada eleştirenleri eleştirenler var.

Bu tür şahıslar, CHP’li, Atatürkçü olduğu su götürmez olan şahısların yaptığı eleştirileri, “Sen zaten CHP’li değilsin”, “Sen zaten Atatürkçü değilsin”, “Şu an birleşme zamanıdır.”, “Gidersen git.

CHP sana mı kaldı” gibi akıl yoksunu, çocukça ve hatta aptalca cevaplar karşısında seviyeyi oldukça düşürmektedirler.

Bu tür şahıslar CHP seçmenini “BİAT KÜLTÜRÜ” ne tabi parti ve seçmenler ile karıştırmaktadır.

CHP seçmeni soran, sorgulayan, aklına yatmadığında, gerektiğinde partinin ve liderinin peşinden gitmeyen, küsen, biat etmeyen bir yapıya sahip.

Aslında bu seçmen tavrı tüm seçmenlerde olması gereken bir tavırdır. Seçmen mobil olmalıdır.

Takım tutar gibi parti tutmak partinin de seçmenin de, ülkenin de faydasına olan bir tavır değildir.

Türkiye’nin bu gün içine düştüğü çıkmazın asıl nedenlerinden biri işte bu biat kültürüdür.

Partisi, lideri, yanlış da yapsa, seçim de kaybetse, inatla peşinden gitmek.

Zaten Akp seçmenini de bu nedenle sorguluyor ve kızmıyor muyuz?

Ülke sizlerin bu biadınız yüzünden bu hale geldi demiyor muyuz?

O zaman bu hatayı CHP işlediğinde ikaz edenleri neden CHP’li olmamakla suçluyoruz?

Neden Partinin, Liderinin içine düştüğü hata nedeni ile çekilmesi ve taze kanların gelmesi gerektiğini söylemek yerine, “Hata yapıyorsunuz” diyenleri eleştiriyoruz?

Futbol takımlarında bile oyuncular ve çalıştırıcılar hata yaptıklarında, başarılı olamadıklarında takım tarafından gönderilirken, Partilerde aynı sistem işlemiyor?

Yoksa Ülke yönetmek Futbol takımı yönetmekten daha mı önemsiz?

Hata yapıyorsunuz diye eleştirenlerin de aslında hem partilerini hem de ülkelerini düşündüklerinden şüphe etmek ve suçlamak ne kadar adil?

Şimdiye kadar CHP 33 olağan ve 14 olağanüstü kongreye gitmiş.

Gerekirse 15nci olağanüstü kongreye gitmekten ve Genel Başkanı değiştirmekten çekinmemelidir.

Hatta Sayın Kılıçdaroğlu, hem partinin hem ülkenin önünü açmak için istifa etmelidir.

Bu kendisini de, partisini de ülkeyi de rahatlatacaktır.

Yukarıda bahsettiğim hususların sadece CHP özelinde yaşandığını söylemiyorum elbette.

Diğer partilerde de bu tür sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu nedenle sorunun elbette kökten çözümü de vardır.

Özellikle CHP olmak üzere tüm partilerde Eş Genel Başkanlık sistemi getirilmelidir.

Genel Başkanlık iki dönem ile sınırlandırılmalıdır. Başbakan olanın Parti Genel Başkanlığı düşmelidir.

Başbakanlık da üç dönem ile sınırlandırılmalıdır.

Lider sultasının sona erdirilmesi için dar bölge seçim sistemi getirilmelidir. Baraj tamamen kaldırılmalıdır.

Aslında Türkiye’nin sorunu sadece seçmen ve lider sorunu değil aynı zamanda sistem sorunuzdur.

Partilerin, Liderlerin ve belli zümrelerin yararına değil, ülkenin ve milletin yararına olan yeni bir seçim sistemi getirilmelidir.

Bu konuyu daha sonraki yazılarımda ele almayı düşünüyorum.

Sağlık ve sevgi ile kalın.

Talha Kumcu

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER