Haber Galerisi

Seçmen Siyaset ve Siyasetçi

Toplumdan yana siyaset üretemeyenler tarihin siyaset çöplüğünde yerlerini alırlar. Toplumdan yana siyaset üretenler ve yapanlar sonsuza değin milletin kalbinde yaşayacaklardır.

02 Şubat 2018 - 1:54 'de eklendi ve 356 kez görüntülendi.
Seçmen Siyaset ve Siyasetçi

Seçmen Siyaset ve Siyasetçi

Demokrasi, muhalefetin olduğu, siyasal denetimin doğrudan halkın ya da düzenli aralıklarla halkın özgürce seçtiği temsilcilerinin elinde bulunduğu, toplumsal ve ekonomik durumu ne olursa olsun tüm vatandaşların eşit sayıldığı yönetim biçimidir.

Kısaca halkın yönetime müdahil olduğu, egemen olduğu yönetim şeklidir.

Çok partili sisteme geçiş, bilinenin aksine İnönü zamanında değil Atatürk hayattayken olmuştur.

Atatürk’ün teşviki ile Halk Fırkasına muhalefet olması için 1924’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve 1930 da Serbest Cumhuriyet Fırkası kurulmuştur.

Ancak yeni kurulmuş bir ülkede Şeyh Sait İsyanı ve Menemen Olayı çok partili sisteme geçişi geciktirmiştir.

Cumhuriyeti kurup, Demokrasiyi bizzat uygulayan ve kendi muhalefetini yaratan Atatürk olmuştur.

Çünkü otokontrolün sağlanması için halkın farklı düşüncelerinin mecliste yer almasını istemiştir.

Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze kadar zaman zaman hem seçmen profili, seçmen ihtiyaç ve tercihleri hem de siyasetçi profili değişiklik göstermiştir.

Zaman zaman bazı dürüst siyasetçilerin söylem ve eylemleri zamana uygun olurken, şimdiki siyasetçilerin söylemleri ile eylemleri birbirini tutmaz olmuştur.

Değerli aydın yazar Metin Aydoğan, ‘’Yeni Dünya Düzeni – Kemalizm ve Türkiye’’ adlı eserinin birinci cildinde ‘’Yönetim için savaşım, bir anlamda, toplumun tümüne ait kamu mallarının kullanım hakkını ele geçirme savaşımı haline geldi.

Siyasi partiler aynı ülküde birleşmiş insanların toplumsal savaşım örgütleri değil, en üsttekilerin çıkarlarına hizmet eden örgütler oldu.’’

Derken aslında günümüz siyaset anlayışı ve siyasetçilerinin net bir fotoğrafını çekmiş.

Günümüzde siyaset anlayışı, siyasetçi ve seçmen, olması gereken sınırların dışında akıldan, ahlaktan, dürüstlükten, bilgiden uzaktır.

Siyaset, siyasetçilik ‘’arpalık yeri’’ veya meslek değildir, olamaz olmamalıdır.

Meslek geçim kaynağıdır ve bedel karşılığında yapılır. Siyaset ise millete hizmet aracıdır.

Siyaset karşılığında bedel alındığında siyaset de siyasetçi de seçmen de kirlenir.

(Buradaki bedelden kasıt, milletvekilli maaşı değil, milletvekillerine tanınan sınırsız haklar, yasadışı, hukuksuz elde edilen gelirlerdir.)

Siyaset, kişi merkezli olmamalıdır. Sistem merkezli, ortak akla dayanan siyaset uygulanmalıdır.

Bir kişiye bağlı siyaset anlayışı diktatörlüğe giden yolu açar.

Atatürk isteseydi kral, padişah, halife, diktatör olabilirdi.

Ancak o aklının ve vicdanının sesini dinlemiş ve Türk halkına Demokrasiyi, Cumhuriyeti, Laikliği öngörmüştür.

Siyaset, ahlaklı, fedakâr, bilgili, cesur, vatanını, milletini düşünen ve liyakatli insanların yapacağı iştir.

Geçmiş ve hâlihazırdaki siyasetçiler ne yapmışsa, yapıyorsa veya işine nasıl geliyorsa o şekilde siyaset yaparım anlayışı ezbere siyasettir, toplumun yararına siyaset anlayışı değildir.

Uygulanan siyaset, zamana, şartlara uygun ahlaklı siyaset olmalıdır.

‘’Devlet malı deniz yemeyen domuz.’’, ‘’Benim memurum işini bilir.’’, ‘’Siyasette adamın varsa yerin var.’’,

‘’Biraz da biz arpalanalım.’’, “Ananı da al git” zihniyeti ile yapılan siyaset sadece siyasetçiyi değil toplumu da bozar.

Eğer bir siyasetçi, uluslararası siyaset dengesini, şahsi menfaatlerini, partisinin, milletvekillerinin, tabanının menfaatlerini, halkın, toplumun genelinin menfaatlerinin önünde ve üstünde görüyorsa, o siyasetçi kirli siyasetçidir.

Toplumun isteklerini menfaatlerini öncelik olarak görmeyen siyaset ve siyasetçiler asla topluma hizmet etmezler.

Toplumun dünyevi ihtiyaçlarına hizmet etmeyen bir siyaset anlayışı, toplumun dini duygularını kullanan bir siyaset anlayışı kirli siyasettir.

Din temelli yönetmek ve yönetilmek istenmek, insan olmanın farkına varamamak demektir.

Söylemleri ile eylemleri birbirini tutmayan siyasetçiler kirli siyasetçilerdir.

Bir siyasetçi başka bir siyasetçi ile toplum karşısında televizyonlarda fikir ve siyaset tartışmasına, icraat tartışmasına giremiyorsa, kesinlikle o siyasetçi kirlenmiştir.

O siyasetçiden uzak durulmalıdır.

Siyasetçilerin söylem ile eylemlerini ayırt edemeyen, siyasetçiye oyu ile gerekli cevabı veremeyen seçmenler ve toplum, yönetilmeye değil ‘güdülmeye’ mahkûm olur.

Sorgulanmayan ve denetlenmeyen her siyaset ve siyasetçi kirlenmeye mahkûmdur.

Siyasette ahlaksızlık, yalan dolan, rüşvet, hırsızlık siyaseti de siyasetçiyi de kirletir.

Yanlış siyaset ve siyasetçinin topluma maliyeti çok ağırdır. Ortak akla dayanmayan siyaset, siyaset değildir.

Ortak akla dayanmayan siyaset despotizm ve diktatörlük üretir.

Katil ya da katiller birkaç kişiyi öldürür.

Ama siyasetçiler özellikle yanlış siyasetçiler aldıkları yanlış kararlar ile toplumu öldürürler.

Siyasetçinin ihaneti, millete, halka, seçmene yapılmış ihanettir. Siyasetçinin ihanetini temizlemek zordur.

Pisliği temizlemekle uğraşmaktansa kirlenmemeye özen göstermek daha iyidir. Bazı kirler çıkmaz.

Siyaset kiri, ihanet kiri nasıl çıkar? Siyaset lekesini oy çıkartır.

Oy kirlenmiş ise seçmenin oy’ una sahip çıkacak hukuk kirlenmiş ise tuz kokmuş demektir.

Bazı siyasetler, siyasetçiler vardır ki oy ile temizlenir, ancak bazılarını oy bile temizleyemez.

Çünkü ihanet aşamasına gelmişlerdir. Bu durumda bu ihanet zihniyeti yok edilmelidir.

Toplumdan yana siyaset üretemeyenler tarihin siyaset çöplüğünde yerlerini alırlar.

Toplumdan yana siyaset üretenler ve yapanlar sonsuza değin milletin kalbinde yaşayacaklardır.

Atatürk o yüzden hala toplumun kalbindedir.

Halkına, milletine tepeden bakan ve aşağılayan siyasetçiler bu cesaretlerini ancak kendilerini seçenlerin acizliğinden, bilinçsizliğinden alırlar.

Siyasetçiler ne insanüstüdür ne de üstün insandır.

Onlar sadece halka, millete hizmet etmek için seçilmiş insanlardır.

Asıl olan millettir, siyasetçiler ise vekildir. Kalıcı olan millettir, siyasetçiler ise geçicidir.

Siyaset ve topluma hizmet, sadece siyasiler aracılığı ile yapılmaz.

Tolumun aydınları, öğretmenler, gazeteciler, hâkimler, askerler, sivil toplum kuruluşları, toplumun her kesimi her aydın topluma hizmet etmekle mükelleftir.

Önemli olan hangi konumda siyaset yaptığınız, siyasetçi olduğunuz değil nasıl hizmet ettiğinizdir.

Aydınların ve halkın siyaset ve siyasetçilere olan ilgisizliği irdelenmesi gereken bir konudur.

‘’Aydınların aydınlatamadığı toplumu şarlatanlar aydınlatır’’ diye boşuna dememişler.

Günümüzde aydın, gazeteci, hukukçu, asker ve siyasetçi ihaneti yaşanmaktadır.

Sorumluluk sadece siyasilerin, yönetenlerin değildir. Oy verenlerin, yönetilenlerin de sorumluluğu vardır.

Takım tutar gibi siyasetçi tutmak, lider siyaseti, lidere koşulsuz şartsız itaat kavramı yanlış siyaset anlayışıdır.

Seçmen mobil olmalıdır. Gerektiğinde farklı parti ve görüşlere açık olmalıdır.

Derler ya ‘’şeyh uçmaz mürit uçurur.’’

Milletvekillerine ve liderlere hak etmedikleri övgü ve iltifatlar, yaptığı yanlışlar da bile arkasında olunması durumunda, kendilerini insanüstü ve bulunmaz Hint kumaşı sanacaklardır.

Kendilerini insanüstü gören ve sürekli alkışlanıp pohpohlanan siyasetçiyi kontrol etmek güçleşecektir.

Halk sadece siyasetçiyi değil uyguladıkları siyaseti de sorgulamak zorundadır.

Oy vermek demek beynini kiraya vermek, sorumluluğu üzerinden atmak demek değildir.

Siyasetçinin maskesini göremeyen seçmen onun ağına düşer.

Seçmen, getirdiği siyasetçiyi ne yazık ki götürmeyi de bilmiyor.

Seçmen hak aramayı, isyan etmeyi bilmiyor, genlerimizde yok.

Seçmeyi bilmeyen toplumlar daima aldatılmaya mahkûm olur. Siyasetçi kadar seçmen ahlakı da önemlidir.

Lütfen siyasetçilerden önce kendi ahlakınızı gözden geçiriniz.

Dizi ve yarışmalardan, topçudan, popçudan başını kaldırmayan bir toplumdan, haberleri bile doğru düzgün seyretmeyip, anlayamayan bir toplumdan, sorgulamayan toplumdan doğru seçim yapması beklenemez.

Siyasetten soyutlanan, ilgilenmeyen, duyarsız ve umursamaz toplumlar acı çekmeye mahkûmdur.

Oy ’unun değerini bilmeyen, gerektiği gibi kullanmayan veya oy kullanmayanların söz hakkı olamaz.

Makarna, kömüre oy satanlar, sadece kendi ve çocuklarının geleceğini değil toplumun geleceğini de satan insanlardır.

Millet, seçmen, ‘’Devlet malı’’ kavramı yerine ‘’Millet malı, benim malım’’ kavramını benimsemediği müddetçe, siyasetçilerin yolsuzluk ve hırsızlıklarına duyarsız kalacaktır.

‘’Düzen siyasetçiler, düzülen ve üzülen toplumlar yaratırlar.

O yüzden düzen değişmedikçe düzülenler değişmeyecektir.‘’

‘’Eğer bir millet iktidarda bulunan kişilerin şereften, ahlaktan yoksun davranışlarını, hırsızlığını yalnızca kendi siyasi görüşünden olduğu için görmezden geliyorsa, o millet erdemini yitirmiştir.

Erdemini yitiren millet bir gün vatanını yitirir.’’ Diyor, Niccola Machiavelli.

Siyasette çaresizseniz çare sizsiniz.

Sağlık ve Sevgi ile kalınız.

Talha Kumcu

”Aydın İhaneti” isimli yazımı okumak için TIKLAYIN

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER