Haber Galerisi

Demokrasi ve Din

29 Aralık 2017 - 0:25 'de eklendi ve 646 kez görüntülendi.
Demokrasi ve Din

Demokrasi ve Din

Demokrasilerde halkın oy kullanması, çok büyük bir siyasi ve irade gücü ortaya çıkartır.

Siyasi güç, makama verilen güçtür. Halk bu gücü, o makama kendisi için ve lehine kullanılmak üzere verir.

Bu güç, makam tarafından Millet adına devlet eliyle Milletin refahı, Milletin hukuku, Milletin özgürlüğü için kullanılmalıdır.

Milletin bir kısmının oyları ile makama gelen kişi, o makamın, kendisine oy vermeyenlerin de makamında oturduğunu ve onların da düşüncelerini ve haklarını temsil ve yetkiye haiz olduğunu unutmamalıdır.

Eğer, bu güç, makam adına makamdaki kişi tarafından, şahsı ve menfaatleri adına kullanılırsa ortaya adaletsizlik, hukuksuzluk, ahlaksızlık, yolsuzluk ve zulüm çıkar.

Bunu önlemenin yolu, makamın ve makamdaki kişinin, makamın sahibi olan Millet tarafından denetlenmesidir.

Millet bu kontrol ve denetleme hakkını belirli aralıklarla siyasi muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları ile kullanır.

Makamın gücü, makamdaki tarafından Millete rağmen Millete karşı kullanılıyorsa ortaya Despotizm ve Diktatörlük çıkar.

İnanç, insan ile inandığı arasında yaşanan ve yaşanması gereken bir değerdir.

İnanç ve din toplumsal değil bireyseldir. Bu nedenle inanç ve din ancak vicdanlarda yaşanırsa temiz bir hayat bulur.

İnanç ve din, topluma indirgenip dayatıldığı zaman hem kirlenir hem kirletir hem de siyasallaşır.

Özünü ve saflığını kaybeder. Demokrasi ve Din

İnanç ve din toplumları yönetmek için değildir ama zihinleri, vicdanları, temizlemek ve kişinin kendisini kontrol etmesi için kullanılması gereken bireysel bir değerdir.

İnancın ve dinin hakim olması gereken yer Dünya ve yönetim sistemleri değildir.

İnsanların kalbidir.

Yaratıcı bir din göndermiş ise kullarına dünyada bir yönetim sistemi olarak göndermemiştir.

Eğer, Yaratıcı bir din göndermiş ise bu dini insanlara Dünya’yı yönetsin diye değil, kendilerini kontrol etsin diye göndermiştir.

Üstelik Yaratıcı kendi gönderdiği dinin hakim kılınmasından aciz midir ki bunu kullarından beklesin?

Din ancak insanın kullanma kılavuzu olarak kullanılabilir. Dinin şeriat olacağı yer Dünya değil, kalplerdir.

Çünkü Yaratıcı toplumu değil insanı muhatap almıştır.

Hemen her dinin esasları, birbirine yakın ve iki elin parmağını geçmeyecek esaslara dayanır.

Dinler; öldürme, çalma, haksızlık etme, sev, say, ahlaklı ol, aklını kullan, adaletli ol gibi vs temel insani ve vicdani değerlere dayanır ve öğütler.

Bu değerlerin dışındaki dayatmalar, hem dini hem insanları bozar.

Bir dinin sembol, ritüel ve emirlerini toplumda yaşamak ve yaşatmak, hele hele bunu siyasi bir güç ile topluma dayatmak, toplumu birbiri ile çatıştırmak ve toplumu ateşe atmak demektir.

Dinini, inançlarını toplumda yaşamak ve yaşatmak aklın, adaletin, bilimin, barışın, huzurun, çağdaşlığın, ekonomik kalkınmanın önündeki en büyük engeldir.

Oy kullanırken bireylerin dikkate alması gereken kriter, partilerin ve seçilecek aday kişilerin dini görüşleri, dindarlığı, ibadeti değil makama ehil ve donanımlı olup olmadıkları olmalıdır.

Seçilen kişi uhrevi değil dünyevi sorunlar ile ilgilenecek ve çözüm getirecektir.

Yol, su, elektrik, yapılaşma ve vergi gibi hizmetlerin dini ve uhrevi bir yönü olmadığı gibi bilgi, uzmanlık, yetenek, dürüstlük, adalet ve gayret gerektiren özellikler aranmalıdır.

Yoksa, yöneticilik ve idarecilik dindar ama ahlaksız, akıllı ama vicdansız, uyanık ama hırsız, vicdanlı ama beceriksiz, ibadetli ama bilgisiz siyasilerin işi değildir.

Bu nedenle demokrasilerde bir kişinin oyu bile altın değerindedir. Oy namus ve gelecektir.

Bu nedenle oy kullanırken kılı kırk yarmalı, duygusal ve dinsel değil, mantıklı oy kullanmalıdır.

Demokrasi ancak eğitimli, okuyan, araştıran, sorgulayan, bilinçli seçmenler ile hayat bulur ve ayakta kalır.

Yaratıcı mahşerde toplumu değil bireysel olarak insanı sorgulayacaktır. İnanç ve din toplumsal değil bireyseldir.

Bu nedenle yaşanması da sorgusu da bireyseldir. O yüzden hiç kimse kimseye Din dayatmamalıdır.

Dindar olmadan önce AHLAKLI olduğumuzda gerçek dini ve insanlığı yaşamaya başlamışız demektir.

Sağlık ve sevgi ile kalınız.

Talha Kumcu

Bir önceki yazım olan ”Ahlak ve Din” okumak için tıklayın…

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER