Haber Galerisi

Arkeoloji Üzerine

24 Aralık 2017 - 1:40 'de eklendi ve 795 kez görüntülendi.
Arkeoloji Üzerine

Arkeoloji Üzerine

Arkeoloji üzerine, Merhabalar Değerli Dostlarım bu yazımda sizlerle yeniden buluşmamın heyecanını yaşıyorum.

Bu kez sizlerle muhtemelen bilmediğiniz bir merakımdan bahsedeceğim.

Benim yıllar öncesine dayanan ama bu alanda okumayıp, geçmişe dair merakımdan dolayı 5 yıl boyunca bir kültür merkezinin bünyesinde bulunan arkeoloji kursuna gitmemle başladı herşey.

Bu kurs sayesinde kendimi bu alanda epeyce yetiştirme imkanına sahip oldum.

Gittiğim bu arkeoloji kursu pratik değil ama teorik anlamda bana çok güzel birikimler kattı.

Bugün bu tarz bir kurs olsa hiç düşünmeksizin yine giderdim.

Ülkemizde maalesef arkeolojiye gerekli önem ve değer verilmiyor.

Hatta üniversitelerin Fen-Edebiyat Fakültelerinden mezun olan arkeoloji öğrencileri bile kendilerine yeterince destek verilmediği için günümüzde çoğu işsiz.

Ülkedeki kronikleşen işsizlik sorunu arkeologları da doğal olarak etkiledi. Gönül isterdi ki keşke böyle olmasa.

Şimdi izninizle elimden geldiğince arkeolojiye dair bir takım bilgiler paylaşmayı istiyorum.

Osman Hamdi Bey kimdir ?

İlk Türk müzesi olan “İstanbul Arkeoloji Müzesi”ni kurmuştur.

Ve ayrıca ülkemizde arkeolojik çalışmaları sistemli bir şekilde oluşturmuş ve ilk Türk bilimsel kazılarını başlatmıştır.

2 önemli eser ortaya çıkarmıştır.

Bunlardan ilki, Nemrut dağı kazılarını yürütmüş Komagene Krallığına ait eserlerin ortaya çıkmasında büyük emekleri olmuştur.

Osman Hamdi Bey 1887 yılında Lübnan’ın Sidon kentinde krallar mezarlığının yani İskender Lahiti’nin bulunmasında rol oynamıştır.

Bu eser İskender Lahiti olarak bilinse de aslında İskender’e ait olmayıp Sidon Kralı Abdalonymos’a ait olduğu düşünülmektedir.

Lahitin her iki yüzünde de Yunanlılar ile Persler arasındaki mücadele resmedilmiştir.

İskender Lahiti, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde bulunan en önemli eserlerden biri olarak kabul edilmektedir.

Lahit nedir ? Arkeoloji Üzerine

Özellikle Antik Çağ’da insanların ölülerini muhafaza ettikleri, duvarları taş veya tuğla ile yapılmış kapak taşlarıyla örtülü mezardır.

Lahitlerin birer oda veya küçük ev biçiminde yapılması, ölülerin öbür dünyada yaşayacakları inancından gelir.

Kültürlere ve inançlara göre değişen lahit çeşitleri de sözkonusudur.

1- Likya Lahitleri : Çatı şeklindeki kapağı ve üzerinde bulunan küçük pencere delikleri ile minyatür bir evi andırır.

Likya Lahitine en önemli örnek, “Ağlayan Kadın Lahiti”dir.

2- Kline Lahitleri : Şekil itibariyle evi andıran bir lahitten çok ev ortamında ki ölünün yatağını ya da yemek masasını andıran bir yapısı vardır.

Kline türünde olan lahitler, Frigler ve Paphlagonia’da görüldüğü belirtilmektedir.

Değerli Dostlar, soğuk geçen haftasonunda, ben arkeoloji üzerine bu yazıyı yazarken büyük keyif aldım, dilerim sizler de okurken keyif alırsınız.

Bir sonra ki yazımda tekrar görüşmek üzere. Sevgiyle ve barışla kalın…

Özge Akçakaya

İlk yazım olan kendimi tanıttığım yazım…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
 BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

( 2 Yorum )

  • Cafer Şen ;

    Günümüz sorunları içerisinde unuttuğumuz yada unutturulan Sanat, Arkeoloji, Bilim gibi değerlerimizi gündeme aldığınız için teşekkürler. Güzel bir yazı.

    24 Aralık 2017 12:55
  • Yavuz Eser ;

    Verdiğin değerli bilgiler için emeğine,kalemine sağlık.

    24 Aralık 2017 18:50