Haber Galerisi

Sevginin Kimyası

Buna yeniliyorsun insan sanıldığının aksine sevilerek değil severek yaşar. İnsan sevilmek ihtiyacında olan zayıf bir varlık değildir. Kısacası sorun bence sevilmek değil ! Sevmektir.

04 Aralık 2017 - 18:50 'de eklendi ve 393 kez görüntülendi.
Sevginin Kimyası

Sevginin Kimyası

Genç kız nihayet uyanmıştı. Tüm gece boyunca uyumuştu.

Gözlerini ovuşturdu elbiselerini düzeltti şaşkındı.

-Nerdeyim ben siz kimsiniz ?

-Nedemek dün gece neler olduğunu hatırlamıyormusun ?

-Çok içtiğimi hatırlıyorum o kadar.

-Evet sana kapıyı açtığımda çok sarhoştun gerçekten. Kapıyı açar açmaz bana ilk sözün şuydu “ben tanrının hediyesiyim”

Genç kız bu söz karşısında utancını gizleyemiyordu. Bir şeyler söylemek istiyor ama nereden başlayacağınıda bilmiyordu.

Şaşkınlığını biraz olsun gizlemek için Peki ya sonra dedi?

İşin doğrusu ben Tanrıdan böyle bir hediye beklemiyordum. Şaşırdım biran.

Gerçeği arayan birisine senin gibi bir serabın gösterilmesi doğal gelmedi bana.

Ben bunları düşünürken sende şuan yattığın yerde sızıp kaldın zaten.

Dün geceden beri yerdemi yatıyorum diye sordu şaşkınlıkla ?

Evet düşüp sızdığın yerden kaldırmadım. Biliyorsun seraba dokunulmaz. Bütün gece Tanrının seni almasını bekledim ama görüyorum ki hâlâ gelmedi. Sahi söylermisin sen hangi Tanrının hediyesisin böyle?

Ferda sitem dolu bir utangaçlıkla lütfen benimle alay etmeyin dedi.

Alay etmiyorum sadece seni anlamaya çalışıyorum. İstersen önce sana bir kahve yapayım da kendine gel.

Kemal kahveleri getirdiğinde Ferda biraz olsun kendine gelmişti. Üzerindeki yabancılığı atmaya doğal olmaya çalışıyordu.

Benim adım Ferda iki sokak ilerideki sitede oturuyorum. Dün gece için özürdilerim arkadaşlarla yaşadığım bi çılgınlıktı o kadar çok utanıyorum.

Ben Kemal bu evde tek başıma yaşıyorum. Bir an duraksadı !

Kemal senin hakkında ne düşündüğümü merak ediyorsun öyle değilmi?

Biraz öyle. Hiçç. Bir şey düşünmedim.

Neden? Özel olarak hiç bir insan üzerinde düşünmem pek.

Gecenin yarısı kapını çalıp evinde yatan bir kadın hakkında bile mi ?

Evet !

Çok garip bir insansın.. Kemal sustu ve sonra,

-Söylesene maskeli bir baloda insanların gerçek yüzlerini tanımak mümkün müdür sence ?

-Tabiki değil.

-İşte bu toplumda gördüğüm bir çok insan ve sen…

Hepimiz maskelerimizle yaşıyoruz şu toplum maskeli bir balodan farksızdır bence…

Hemde zamana kişilere ve olaylara göre her an değişen maskelerin kullanıldığı bir balo… bu yüzden pekanlamlı gelmiyor bana insanlar üzerinde düşünmek…

-Kendini soyutluyorsun insanlardan…

-Öyle de denilebilir….

Zaten toplum ferdi en büyük düşmanıdır bence..

Bu yüzden insanlar dan hiç bir şey almamayı yeğiliyorum…

Buna rağmen her şeyimi vermeyede hazırım onlara.

-İnsanların sevgisini de rededermisin örneğin?

En başta onu bugün sahte sevgileri bir insanın kalbini yaralamak için seçilen en tehlikeli yoldur…

-Ama insan hiç sevilmeden yaşayamaz ki ?

-Buna yeniliyorsun insan sanıldığının aksine sevilerek değil severek yaşar.. İnsan sevilmek ihtiyacında olan zayıf bir varlık değildir. Kısacası sorun bence sevilmek değil ! Sevmektir.

-Sevdiğin halde sevilmiyorsan?

-Sevilmek senin sorunun değil onun sorunu bence sevmek bir insanı kendi içinde hissetmendir.

Sevilmek ise kendini bir insanın içinde hissetmendir. Anlıya biliyormusun?

Sevmek seni zenginleştirir sevilmek değil.

Bunu evreni kapsayacak şekilde de düşünebilirsin.

-Nasıl yani?

-Evrensel anlamda sevmek kainatı kendinde seyretmek Sevilmek ise kendini kainatta seyretmektir.

Ferda nın kafası karışmıştı.

Hiç bu kadar derinlemesine düşünmemişti sevgi üzerine.. bunu fark eden Kemal bunları bir anda anlamak sana güç gelebilir.

Ama biraz düşünürsen umarım anlayabilirsin..

Şunu unutma ki insanlık ikinci taş devrini yaşıyor.

Birinci taş devrinde insanlar yumuşacıktı sevgi sayesinde her şey yumuşacıktı. Sadece evleri ve aletleri taştandı.

Şimdi ise her şeyimiz yumuşacık yüreklerimiz taş gibi hatta taştan da kaskatı..

Çünki öyle taşlar vardır üzerinde otlar yetişir ve öyleleride vardır.

-Kemal in gözleri nemlendi bunları söylerken.

Yılların acılarını ihanetlerini buruklukların kelimelere döküyordu aslında. Ağlamaklı bir hale dönüşüyordu.

Sesi kesik kesik uzun bir sessizlik oldu. Bütün hayat şeridi geçti Ferda nın gözleri önünden.

Eğer Kemal in anlattıkları doğruysa sevgi hiç olmamıştı hayatında.

Bir anda gözleri duvarda bir çerçeve olan mısralara takıldı

“DONUK SEVGİLER ÇAĞINDAYIZ SICAK SEVGİLER CEHENNEMDE YANIYOR SEVGİ. YAŞANMAYACAK KADAR GÜZEL FARK EDİLMEYECEK KADAR SADE. DUYULMAYACAK DOĞALDIR”

-Kemal duvarda ağlayan bir çocuk potresi gösterdi Ferda ya.

Biliyormusun bir çocuğa verilecek en değerli besin Şefkattir vede Cesaret.

Bunlar öyle hassas bir dengeye sahiptir ki denge bozuldumu işte şu insanlar görürsün karşında.

Şefkat ve Cesaret kurbanları.

Kimileri aşırı şefkatlinin yanında cesaretsiz büyütülürler.

Bu insanlar küçücük bir dünya kurmak isterler kendilerine. Güçsüzdür bu insanlar kolayca kırılırlar.

Dünya çok acımasızdır böylelerine göre.

Kendilerini sevecek birilerini ararlar hep o kadar yoğunlaşırlarki bazen şiddetli bir arzuyla birine doğru akmak isterler cesurca sevemezler cesareti öğrenememiştir bu insanlar.

Öte yandan da cesur insanlar dünyayı bile devirebilirler ama basit bir sevgi oyunuyla kolayca yıkılıverirler.

Dünyayı titretecek cesareti taşıyan bu insanlar kalplerine dokunan bir parmakla diz üstü çökü verirler yere.

Ve şu sözleri duyar gibi yıktı bizi cesaret onları okadar sertleştirmiştirki sevdikleri insanı kolları ilekalpleri arasında neredeyse öldürür..

Kemal sustu birden Ferda bir şeylerin olduğunu hissetmişti çözmek istiyordu Kemal i.

-Niye sustun ? Bana ne şefkati öğrettiler nede cesareti. Ama tüm bunları biliyorsun sen. Nasıl olduğunu merak ediyorsun değilmi anlatayım..

Bir an durdu sonra. İnsanların nefretinden sevgiyi ihanetlerinden sadakatı korkaklıklarından cesareti öğrendim.

İnsanlar bu kadar acımasız mı ? Gerçekten seven insan yok mu hiç ?

Bırak sevgilerini gülmeleri bile doğal değil onların.

Seni senin için değil kendileri için severler o kadar iyi o kadar haince severlerki hayran olmamak elde değil.

Biliyormusun sevgi ve ihaneti sanatsal bir uyarlamayla o kadar güzel sahneye koyarlar ki son sahnede öleceğini bile bile seyredersin oyunu.

Mükemmel bir katildir onlar seve seve öldürürler seni. Dudaklarından sevgi sözcükleri yükselir.

Yapacağın tek şey gözlerini kapatıp sevgi atmosferi içinde sevgi sözcüklerinin sağanak yağmuru altında ölümü beklemendir. Anlıyormusun?

-Sen sevilmekten korkuyorsun

-Belkide

-Neden ?

-Neden mi? Ben her insanı kalbime misafir edebilirim sevebilirim yani. Kalbim den eminim çünkü sevdiğim insanı rahatsız edecek hiç birsey yok kalbimde. Ama kimsenin kalbine girmek istemem. Çünkü bilmiyorum nelerle karşılaşacağımı bilmiyorum hangi tuzaklar bekliyor beni ve bilmiyorum o insan bunlardan haberdarmı.

Fikirlerimi alt üst ettin herşey karıştı. Sevmek sevilmek nefret sevgi hatta şuana kadar gerçekten yaşayıp yaşamadığımı düşünüyorum.

Aslında sana anlattığım herşeyi kendinde bula bilirsin

-Nasıl?

-Kendini tanıyarak.

Yanlız kaldığın anlarda yalnızlıktan kaçmışımdır hep yalnızlıktan kaçmak kendinden kaçmandır.

Bir düşünsene doğarkende yalnızsın ölürkende. O halde yaşarken yalnızlıktan kaçmak anlamsız değilmi?

Yalnızlıkta insan ne bula bilirki? Sıkıntı ve boşluktan başka?

Kendini gerçekten tanıyabilseydin uzaydaki derinlikten daha derin bir iç uzayın olduğunu görebilirdin.

Bizler ruhumuzu öldürüyor sonrada başına geçip ağıt yakıyoruz.

Benliğindeki zenginliği fark etseydin dünyada ikinci bir insan aramazdın biliyormusun.

-Anlamadım? Dünyada birtek kişi vardı aslında o bir tek kişinin içinde beş milyar insan. Benliğin bu kadar kalabalık mı ? Evet benliğin tüm varlığın merkezidir. Tüm acılar ve sevinçler yüreğinde gizlidir senin.

Ölenlerin yüreğine gömdüğü gibi doğacak çocuğun kalbi de senin için de atar.

Hem acıyı hem sevinci yaşarsın iç içe yanyana hatta o kadar acı çekersinki acı acı olmaktan çıkar..

-Sözlerin çok karışık

-Belki haklısın bu konuda. Bazı insanlar başlı başına paradokstur.

Düşünceleride öyle insanlar paradoksal düşünmeye alışık değiller bu yüzden anlaşılmıyoruz.

Zaman bir hayli ilerlemişti Ferda izin istedi zihni o kadar dağılmıştıki hiç bir şey söylemeden çıktı evden.

Bütün gece boyunca Kemal in sözleri ile uğraştı Ferda.

Bazen onu anladığını düşünüyor bazen saçmaladığına karar veriyordu.

Her şeye rağmen hayranlık duyuyordu ona.

Arasıra arkadaşlarına anlatmak istiyordu onu ama kimsenin anlamayacağından da emindi.

Günler geçiyor yüreğinde Kemal e karşı konulmaz bir sevgi taşıdığını hissediyordu Ferda.

Her geçen gün biraz daha büyüyordu sevgisi.

Aylar geçmiş ama bir türlü ona gitmeye karar verememişti çekiniyordu.

İnsanlardan bu kadar uzak biri onun gibi deli dolu o kadar acı çekmiş bu kadını ciddiye alırmıydı?

Hiç kimse sevgiyle dirilmeyecek kadar ölmüş değildir hiç bir zaman evet bu sözlerde onun değilmiydi .

Nihayet karar verdi Ferda. Gitmeli ve ona sevdiğini söylemeliydi.

Ferda Kemal in evine gittiğinde büyük bir şaşkınlık geçirdi. Evde kimse yoktu. Taşınmıştı evin bekçisi yaklaştı Ferada ya

-Kızım adınızı öğrene bilirmiyim?

-Adım Ferda Kemal bey taşındımı?

-Evet kızım taşındı ve kimseye söylemedi nereye gittiğini bana bile.

Bir mektup bıraktı sana gelirse verirsin dedi.

Ferda mektubu aldı tereddütlü adımlarla evine gitti.

Yıkılmıştı derin bir boşluk hissetti yüreğinde birden ümitle dolu yüreği belki de onu yanına çağırıyordu.

Sabırsızlıkla mektubu açtı.

“EY SEVGİLİ” seni sevip sevmediğimi söylemeyeceğim ama sevgiyi öğretebildim sana sanırım. (Ne kadar öğretilebiliyorsa) Dilerim kalbine kalbimden verdiğim şey yüreğinde yeşerip meyve verir.

Böylece ne sen bende kaybolacaksın ne de ben sende.. Sen beni kendinde ben seni kendimde bulmuş olacağım…

O zaman hiç ayrılmayacağız … Sakın sevgimle seni tuzağa düşürdüğümü sanma…

Sevgi hayatın hem çekirdeği hemde meyvesidir..

Bir ağaç meyvesiyle seni kendine çağırıyorsa bu aldatma sayılmaz..

Unutmaki ağaç meyvesine çağırır kendisine değil…

“EY SEVGİLİ” Sen bir sığınak arıyorsun ama ben durulmaz bir fırtınayım.. Sen kendinin sakini olmak istiyorsun..

Ama ben evrenin sakini olmak istiyorum.. Sen olmayacak bir barış arıyorsun.. Bense tüm kötülüklerle savaşmak istiyorum…

Sen küçücük bir çocuksun. Ama ben küçükken çok büyüdüm…

Sen dünyadan kopup yıldızlara sığınmak istiyorsun… Bense kendimi yeryüzüne karşı sorumlu tutuyorum…

Sen bir ağacın gölgesine sığınıp yaşamak istiyorsun … Bense Ülkemi arıyorum yolları aydınlık insanları ümitli ve huzur dolu olsun bir Ülke…

Sen bende kaybolmak istiyorsun… Ama ben seni kaybetmek istemiyorum…

Sen susuyorsun.. Bense haykırıyorummm

“KALBİM PAYLAŞILMAYACAK KADAR SENİNDİR SENİNLE BİLE” SEVGİ KALBE GİDEN EN GÜZEL YOLDUR….. İŞTE BUNA Bİ AD KOY….

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER