Haber Galerisi

Korku imparatorluğu

Eğer bir ülkede Teokrasi, Otakrasi, Despotizm belirtileri var ise artık o ülke Diktatörlük ile yönetilmeye başlanmış demektir.

01 Aralık 2017 - 2:29 'de eklendi ve 635 kez görüntülendi.
Korku imparatorluğu

Korku imparatorluğu Teokrasi, Otokrasi, Despotizim, Diktatörlük.

Hiç baktınız mı sözlük anlamlarına? Yormayayım sizi. Sizin yerinize Türkiye’de erişimi engellenen Vikipedia dan baktım ve anlamlarını aşağıya aldım.

Teokrasi: “Dine dayalı yönetim biçimini tanımlamak için kullanılan terim. Daha doğru bir anlatımla, dini otorite organlarının siyasi otorite organları yerine devlet idaresini elde tuttuğu devlet biçimidir.

Teokrasi en yalın anlamda “devlet işlerinden yönetim ile görevli din adamları sınıfının sorumlu olduğu ve devlet işlerinin dini temellere dayandırıldığı sistem” olarak tanımlanabilir.”

Otokrasi: “Monarşinin bir çeşididir. Yönetici, bütün siyasî yetkileri tek başına elinde bulundurur. Fakat monarşinin aksine yönetim miras yoluyla kalmamış kişi tarafından ele geçirilmiştir.

Otokrat (buyurgan) rejimlerin temel özelliği, yönetimlerin halk adına karar vermesi, kendine göre iyi, doğru ve güzel olanları dayatması, buna karşın halkın sorunlarını çözümlemeyi de üstlenmesidir.”

Despotizm: “İster bireysel, ister sıkıca birbirine bağlı bir grup tarafından olsun mutlak siyasi bir güç ile hükmeden tek bir idari otoriteye sahip hükümet biçimidir. Klasik biçiminde despotizm, bir şahsın idaresinin olduğu devlet, despot ise bütün siyasi gücü kullanan ve bütün devleti temsil eden diğer herkesin ikincil önemde olduğu otoritedir.

“ Diktatörlük (İdeolojik) : “Devlet içinde tüm yetkileri kendi elinde tutup en üst düzeyde bulunan yöneticidir. Bu kişi aynı zamanda partisinin de mutlak lideri olup dışişleri bakanlığı ve orduda başkomutanlık yapabilir. Tek parti rejimi vardır. Bu tür dikatörlüklerde demokrasiden asla söz edilemez. Katı bir liderlik ilkesi vardır. Bu diktatörlük çeşidi daha çok benzer sistemler olan nazizm ve faşizmde görülmüş olup bu diktatörlük çeşidinde en çok ünlenmiş olan kişi Adolf Hitler’dir.”

Neden bu kelimelerin anlamlarını verme ihtiyacı hissettim. Anlatayım efendim.

Eğer bir ülkede Teokrasi, Otakrasi, Despotizm belirtileri var ise artık o ülke Diktatörlük ile yönetilmeye başlanmış demektir.

Öncelikle belirtilerin neler olduğuna bir bakalım.

Eğer bir ülkede “Dini nikah dayatılıyorsa, kadın toplumda aşağılanıyorsa ve ikinci sınıf vatandaş konumuna itilmişse. Kadına olan şiddet artmışsa, tecavüzler bebek seviyesine inmişse, din işleri başkanı devlet başkanı tarafından atanıyorsa ve bağımsız değilse. Okulların neredeyse tamamı imam hatipe çevrilmişse, imam ihtiyacının kat be kat üstünde imam hatip mezunu veriliyorsa. İmam hatipler iktidar tarafından arka bahçe olarak görülüyorsa, ihtiyacın çok üstünde okuldan çok cami varsa. Devlet başkanı kaç çocuk yapılması gerektiğine, neyin içilip içilmeyeceğine, hatta ahlak kurallarına bile karar veriyorsa”…

“Devlet başkanı, aynı zamanda parti genel başkanı oluyorsa.

Başbakandan bakanlara, milletvekillerine, il başkanı ve belediye başkanlarına, kurum yöneticilerine kadar atama yapıyor ve müdahale ediyorsa.

Hatta basına bile doğrudan talimat veriyorsa, basını bağımsız değilse, muhalif basını yok edilmişse.

Yazarlar çizerler kalemlerini terbiye etmiş ise, yandaş medya ve yazarlar ekran ve kalemlerini satmış ise.

Ceza evlerinde gazetecilik suçundan gazeteciler varsa, örtülü ödeneği katbe kat artırılıp hatta örtülü ödeneği bakanlara da veriliyorsa.

İç ve dış işlere müdahalede bulunuyorsa, aile efradı bile sürekli kamu oyunda önde ise.

Ailesi belli kurumlara müdahalelerde bulunuyorsa, aile efradı danışman yapılıyorsa.

İstifa kavramı işlemiyorsa, istediğini istifaya zorluyorsa, ima ile bile olsa istekleri siyasiler, kurum ve kuruluşlarca anında yerine getiriliyorsa.

Toplumun sesine kulak tıkamışsa, her alanda son karar mercii kendisi ise.

Ekonomiye, merkez bankasına faiz ve dövize müdahalede bulunuyorsa.

Adil seçimlerin yapılması imkansız hale gelmiş ise, seçim sonuçları her seçimde şaibeli hale gelmiş ise.

Adaylıkta ön seçim uygulanmıyorsa, serveti hakkında sürekli şaibe var ise.

Eleştirilemiyorsa ve eleştiriye asla tahammül edemiyorsa.

Muhalifler ile karşı karşıya gelemiyorsa, demokratik ülkeler ile uyumlu değilse.

Komşuları ile sürekli sorunlu ise, ülkede sürekli sıkıntılar baş gösteriyorsa.

Dış gezilerde artık gittiği ülkenin bırakın mevkidaşını, yetkilileri tarafından bile karşılanmıyorsa.

Sinirli ve asabi ise, ülkeyi kutuplaştırmışsa, hakaret ve aşağılama dilini kullanıyorsa.

Ülke yolsuzluklar ile anılıyorsa, dün ak dediğine bu gün kara diyorsa.

Artık kendisinden başka güvenecek kişi kalmamışsa”…

Yukarıdaki belirtilerin büyük çoğunlugu eğer bir ülkede baş göstermiş ise o ülkede Teokrasi, Otokrasi, Despotizmin daha ileri evresi olan Diktatörlüğe geçilmiş demektir.

Yaratıcıya şükretmeliyiz ki Türkiye ve iktidar olarak biz bu tanımdan da emarelerden de uzağız!

Sosyal medya cinleri. Günümüz bilgi çağı ve Türkiye’de BTK nın verilerine göre mobil abone sayısı 76 milyon.

Cep telefonu sayısı ise 48 milyon. Türkiye, akıllı telefon internet kullanımında Dünya ikincisi.

Meksika birinci. G.Kore üçüncü, İtalya dördüncü, Yunanistan beşinci. Biz ABD, Japonya, İspanya ve Almanya’yı geride bıraktık.

Evlerin %98 inde telefon veya akıllı telefon var. Bu telefon sahiplerinin %81 nin sosyal medya hesabı var.

Günde yedi saatini bilgisayar başında, bunun en az üç saatini ise akıllı telefon üzerinde geçiriyor.

Akıllı telefon üzerinden internete bağlanma oranı ise %61 e yükselmiş.

En çok kullanılan sosyal medya platformu sırası ile Youtube, Facebook, Instagram, Twitter ve Whatsapp.

%83 ümüz ise hergün televizyon izliyor. %65 imiz haber %62 ise dizi izliyor. Tabi bunlar ortalama veriler.

Üstelik bu rakamlar 2015 ve 2016 verileri. Güncel değil. Şimdiki oran ve rakamlar daha yukarıda.

Kısacası ülke olarak neredeyse çoluk çocuğumuzla sürekli olarak televizyon seyrediyor ve internette onlineyiz.

Bu verilere göre ülke gündeminden haberdar olduğumuz varsayımı çıkarılabilir. Çünkü sürekli iletişim halindeyiz.

Sürekli olarak birşeyler paylaşıyoruz. İşde, sokakta, kahvede evde ülkenin her türlü sorununu konuşuyor, tartışıyoruz!

Hemen herkesin takipçisi var.

Milletçe internet cini olduk. Cin olmasına olduk ama pısırık, çekingen, korkak cin.

Öyle ki annesinin, babasının, kardeşinin, en yakın arkadaşının paylaştığı siyasi içerikli bir paylaşımı, bırakın paylaşmayı, yorum yapmaya, beğenmeye korkan bir toplum haline geldik.

%100 doğru olduğuna inandığımız, bildiğimiz haberler hakkında bile paylaşım, yorum ve beğeni yapamaz hale geldik.

Nerede eleştirel bir paylaşım görsek görmemezliğe geldik. Cin mi çarptı toplumu?

Talha Kumcu

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER