Haber Galerisi

Raphael ve Atina Okulu

Raphael Sanzio ‘nun eserlerinden en ünlüsü hepimizin bildiği, bilmeseniz de mutlaka bir şekilde adını duyduğumuz ‘’ Atina Okulu’’ adlı şahaserdir.

28 Kasım 2017 - 21:23 'de eklendi ve 978 kez görüntülendi.
Raphael ve Atina Okulu

Raphael ve Atina Okulu

Rönesans Dönemi ünlü ressam ve mimarı ve onun baş yapıtı;

1483 yılının 6 Nisan’ı İtalya’nın Urbino kentinde ünü 500 yıl sonra bile devam edecek ama kısacık ömre sahip bir bebek doğar.

Urbino’lu  Raphael ya da Raphael Sanzio.

Ressam bir baba Giovanni Santi Ressam babanın mimar ve ressam oğlu, babasını henüz 11 yaşında iken kaybeder Raphael.

Resme olan ilgisi oldukça fazladır, bu ilgisini resim atölyesinde çırak olarak devam ettirir.

Henüz on altı yaşında yaptığı Havva’nın yaratılışı ve Trinite tabloları ile dikkatleri üzerine çeker.

Çırak olarak çalıştığı atölyede ustası olan Pietro Perugino’nun etkisinde kalmıştır ve bazı çalışmalarında bu etkiler görülür.

San Francesco kilisesindeki “Meryem’in Göğe Kabulü”, “Üç Güzeller”, “Chantilly”, “Şövalyenin Düşü” gibi eserleri bu dönemin örnekleridir.

Boynuzun kulağı geçtiği an olarak kabul edilen ölçülü, uyumlu ve incelikli  “Meryem’in Evliliği” adlı eseri ortaya koymuştur.

1504 yılı artık dönemin ünlü ressamları ile tanışıp, onlardan etkilenme vakti gelmiştir.

Leonardo da Vinci ve Michelangelo’nun yaşadığı Floransa’ya gidip daha çok tecrübe edinme zamanı…

Her iki ünlü sanatçının öğrenme amaçlı çalışmalarını kopya eder ve kendince bir uslup edinir.

Bir müddet bu dönemdeki eserlerinde  Leonardo’nun etkisi görülür.

Piti Sarayındaki  “Grandükün Madonnası” , Louvre Müzesinde ki “Güzel Bahçıvan” adlı eserleri birer örnektir.

Michelangelo’nun etkisinde kaldığı eserlerine örnek olarak; Vatikan’da bulunan Raphael salonundaki  “Borgo Yangını” adlı fresk çalışması.

Tüm eserlerinde dikkat çeken kompozisyon uyumu ve eserlerinin çeşitliliğidir.

Raphael ayrıca bir minyatür sanatçısı ve dönemin en ileri portre ressamlarındandır.

Pitti Sarayının duvarlarını  bugün bile Raphael’in portre çalışmaları süsler.’’

Natüralist ‘’ eserlerin Avrupada ki öncülerinden biridir ayrıca Raphael.

37 yıllık kısacık hayatında kendi dönemini ileriye taşıyan bir ressamdır .

Uzun soluklu çalışmalarının ardından istediği ödül yani Roma dönemi başlar.

1508 yılında Papa II.Julius Raphael’i Roma’ya çağırır.

Vatikan Sarayının salonları, kütüphanesi ve imza odasında çalışmalara başlar .

300 yıllık resim sanatının tüm inceliklerini öğrenerek kendi tarzını bulmuştur artık.

Eserlerindeki teolojik, felsefi, lirik çalışmalar renklerde ahenk, sükunet, konu seçimlerinde berraklık ve bütün bir ifade hakimdir.

Tüm bu incelikleri tuvallere, duvarlara aktaran Raphael 37.doğum yılında 6 Nisan 1520 de Roma’da ölür.

Ondan geriye sayısız muazzam eserler kaldı tam 500 yıldır ayakta duran içinde biraz  Leonardo da Vinci olan, biraz Michelangelo olan.

En ünlüsü hepimizin bildiği, bilmeseniz de mutlaka bir şekilde adını duyduğumuz ‘’ Atina Okulu’’ adlı şahaserdir.

Tüm ihtişamı ile Vatikan sarayındaki imza odasında (Stanza della Segnatura)  dikkatleri üstüne çekmeye devam ediyor.

Raphael’in eserlerine bakınca dışarıda kasvetli bir havada olsa sanki odaya bahar gelmiş gibidir, müthiş bir gün ışıgı tüm eserlerinin üstünde dolaşıyor gibi.

Kullandığı parlak renkler, eserlerinin konuları, figür çalışmalarındaki ışıltılar bizlerde bu etkiyi yaratır.

Rönesans resminin üç büyük dahisi için yapılan tanımlama çok yerindedir;

Leonardo da Vinci: her mevsimde donmuş karlarla örtülü bir dağ,

Michalengelo: her an ateş püsküren bir yanardağ,

Raphael: Güneşli bir yaz günü…!

Şu meşhur imza odasına birlikte bir göz atalım ne dersiniz?

Beşeri bilimlerin dört dalını, dört farklı duvara işlemiştir Raphael.

Bir duvarda  ‘’Felsefe bilimi’’, tam karşı duvarında ‘’ Teoloji (ilahiyat ) bilimi’’ diğer iki duvarda ise ‘’ Şiir ve Adalet ‘’ bulunuyor.

Beşeri bilimlerin bu dört dalı tavandaki alegorik resimlerlede sembolize edilmiştir.

Birkaç bina ötedeki Sistina Şapelinde çalışan Michalengelo’nun etkilerini bu odada görebiliyoruz mesela tavanlara  konu edilen peygamberler ve mitolojik kahramanlar.

Teoloji bu odada beşeri bilimlerle eşit olarak sunulmuştur, Kilise tarihindeki en özgürlükçü andır.

Hümanist, klasik öğreti ile kilise öğretisinin birleştiği bir döneme şahit oluyoruz.

Felsefeyi temsil eden Atina Okulu freksinin önünde antik dönem en önemli iki filozofu yer alır, Platon ve Aristoteles.

Onların etrafındakiler ise diğer çağın ünlü filozof ve matematikçileri yer alıyor.

Platon’u Aristoteles’ten ayıran en belirgin özellik Platon’un daha yaşlı olmasıdır ve Aristoteles’in hocasıdır.

Bir elinde kendi yazdığı kitap ‘’Timeos ‘’ (Dialog) vardır.

Aristoteles’in elinde ise kendi kitabı Ethica var.

Bu kitaplar öğretmen ve öğrencinin zıt felsefelerini bize anlatmaktadır.

Buradaki Aristoteles betimlemesi bizzat Leonardo Da Vinci’dir.

Büyük ustaya saygısını böyle göstermek istemiş olmalı.

Platon; daha çok görünemeyen, uhrevi olanla, teorik olanla ilgileniyor, o yüzden Raphael’in, Platon’u parmağı ile gökyüzünü işaret etmektedir.

Görünen dünyanın nihai olmadığı düşüncesi matematiğe, saf düşünceye dayalı olması ve bunun yaşadığımız hayattan çok daha fazla gerçek olduğu düşüncesini benimsiyor.

Aristoteles; dikkatini görünen, fiziksel ve gerçek olana veriyor.

Avucu ile o yüzden aşağıyı işaret etmektedir ve hayır asıl burada olanla ilgilenelim der gibi…

Plato’nun kıyafetlerine dikkat edersek kırmızı ve mor giymiştir.

Mor; göğe yani havaya atıfta bulunur. Kırmızı;  ise ateşe atıfta bulunuyor.

Bildiğimiz gibi ‘’ ateş ‘’ ve ‘’su’’yun ağırlığı yoktur!

Aristoteles;  mavi ve kahverengi ile betimlenmiştir. Mavi; suyun, Kahverengi; toprağın rengidir. Her ikisinin de bir ağırlığı vardır!

Platon’un ve Aristoteles’in yanındakiler de bu ayırımı devam ettirmekte.

Platon’un tarafındakiler ideal olan nedir? sorusu ile ilgileniyorlar.

Eserin sol alt tarafında Pisagor’u görüyoruz.

Antik dönemin ünlü matematikçisi müzikte ve matematikte uyum kurallarını bulmuştu.

Gördüğümüz gerçeği aşan bir başka gerçek olduğunu savunmaktadır.

Eserin sağ alt tarafında eşleştirebileceğimiz, geometri ile özdeşleştirilen ‘’Öklit ‘’ var.

Resimde de etrafındaki hevesli öğrencilere geometrik bir diagram çizmektedir.

Amacı uygulanabilir ölçüyü anlatmaktır.

Raphael’in eserindeki Öklit bizzat kendi mimar arkadaşı ‘’ Bremante’’dir.

Bremante dönemin en ünlü mimarlarındandır.

Bremante St. Peter Bazalikası için yaptığı tasarımda Öklitin dairelerini ve karelerini kullanarak mükemmel bir tasarım ortaya çıkartmıştır.

Raphael eserinde hiçbir kimseyi rast gele resmetmemiştir.

Atina okulundaki mimari eserlerde daha çok Bremante tarzıdır.

Antik Roma tarzı da elbette dikkat çekiyor.

Kare süslemeli beşik tonoz, duvara bitişik sütunlar, içindeki figürleri yükselten bir mekan.

Nişlerde ise klasik heykel örnekleri görülmekte.

Sol tarafta yükselen niş üzerindeki heykel güneş, müzik ve şiir tanrısı Apollon’dur.

Platon’un düşünceleri ile özdeşleşmektedir.

Sağ tarafta niş üzerinde bulunan heykel ise insanların fiili işlerine uygun, savaş ve bilgelik tanrıçası Athena’dır.

Raphael bu eserinde ortaçağ karanlığının tam tersini işleme ustalığını başarmıştır.

Papalığa ait bu duvarlar bilgi paylaşımını, bilgi birikiminin tarihsel gelişimini son derece estetik bir biçimde hareket eden bedenleri ile içten gelen bilgelik ve bilginin zerafetini gözler önüne sermiştir.

Bu eserde hiç kimsenin adı yazmıyor fakat bizler kimin kim olduğunu öncelikle Platon ve Aristotelesin taşıdıkları kitaplardan biliyoruz.

Diğer figürlerin kimliğini ise hareketleri ve kıyafetlerinden anlamaya çalışıyoruz.

Raphael sağ ve sol olarak eserini iki eşit parçaya bölerek figürleri yerleştirmeye başlamış, ön kısmı ise boş bırakmıştır.

Alt kısımdaki çizgisel perspektifin, resmin üst tarafındaki dik açı ile dengede olmasını sağlamış.

Ve resimdeki hareketliliği Platon ve Aritotelesin adeta yürüdüğünü hissettiğimiz an itibari ile  merdivenden aşağı doğru yürümeye devam edecekleri hissini vermek için ön kısım boş bırakmıştır.

Orta ön plandaki figürlerden Diyojen ve ilk çağ filozofu Heraklitos’tur.

Heraklitos tek başına oturmuş, düşünüyor ve yazıyor konumda dikkatimizi çekiyor.

Adeta kendi düşünceleri içinde kaybolmuş gibi.

Mermer blok üzerinde yazan Heraklitos aslında fiziksel özellikleri, yanlız ve düşünceli hali ile Michalengelo’nun ta kendisidir.

Raphael bu pozu resmederken Michalengelo’nun Sistina Şapel’inini yaparken kullandığı İşaya (Isaiah) peygamberin pozunu esas alarak Michalengelo’yu tasvir etmiştir.

Bu pozda İşaya yukarı bakarken, Parhael’in Heraklito’su (Michalengelo) kararlı bir şekilde aşağıya bakmaktadır.

Raphael burada büyük sanatçı Michalengelo’ya büyük bir saygı duruşunda bulunduğunu ifade etmek için onu Heraklitos ile özdeşleştirmiştir.

Raphael bu büyük eserinde kendisine de yer vermiş elbette sağ tarafta ince uzun yüzlü, siyah şapkalı figür kendisidir ve burada  tüm zamanların en ünlü Gök Bilimciler ile bir arada durmakta.

Gezegenlerin hareketleri ile igili teoriler üreten elinde bir küre bululan ‘’Batlamyus ‘’ tam karşısında elinde gök küreyi tutan ise’’ Zerdüş ‘’ tür.

Raphael bir ressam olarak kendini diğer düşünürler ve bilim insanlarından ayırmayarak entellektüel birikimini ve bakış açısını anlatmak istemektedir.

Resimde düzinelerce figür görülmekte ve resimde ne bir tekrarlama ne de bir tutukluk gözlenmemektedir.

Raphael bu özelliği Leonardo’nun ‘’ son akşam yemeği ‘’ adlı eserinden esinlenerek yapmıştır.

Oldukça hareketli gruplar oluşturmuş.

Herbir figür bir başka figürün üstüne denk geliyor ve başkalarının arasında kolayca hareket eder gibi tüm figürler.

Öklit’in tam arkasında duvara dayalı bacak bacak üstüne atan figür aceleyle notlar alır gibi, adeta bir okulun koridorunda ders notu alan bir öğrenci gibi ve onu dikkatle izleyen bir başka figür.

Figürlerin serbest hareket etmesi için mimari yapıda perpektif son derece titiz bir şekilde kullanılmış.

Dik açıları pervazlarda ve döşemelerde görebiliyoruz.

Ortadaki büyük tonoz pervazda Yunan ‘’menderes’’ deseni resmin içinde adeta geriye doğru gidiyor gibi.

Aslında bu ilginç yapı Yunan değil bir Antik Roma geleneği mimarisidir.

Çünkü Yunan mimarisinde beşik tonoz kullanılmazdı.

Raphael, Bramente ve Michalengelo yakınlardaki ‘’ Caracalla Hamamlarını’’ ya da Maxentihuis Bazalikası kalıntılarını biliyorlardı.

Şehrin her yanı Roma mimarisi kalıntıları ile dolu olduğu için Raphael’in mimari kişiliği buna göz yumamazdı o yüzden bu büyük eserinde tarihi mimariye de oldukça sadık kalmıştır.

Bu eserin içinde yer alan figürlerin hiçbiri Hıristiyan değil, büyük pagan inancının mabedinin kutlaması söz konusu.

Felsefenin, bilimin, soru sormanın ve sorgulamanın, üretmenin ve yeni yapıtlar ortaya koymanın heyecanı karanlık ortaçağdan günümüze nasıl geldi ise içinde yaşadığımız Akp Türkiye’sini de bir gün geride bırakacağız.

Her gecenin bir sabahı olduğu gibi , ‘’ne kadar karanlıksa, yıldızlar o kadar parlak olacaktır’’.

Hayat sinüs eğrisi gibi sürekli bir devinim halindedir, tam dibe vurduğu anda yükselişe geçer.

Sanat ile kalalım ki hayatla bağlarımız kopmasın!

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi ,

‘’ Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir ‘’.

Meltem Karakoyun

28  Kasım 2017

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER