Haber Galerisi

Sözcüklere Dans Ettiren Aykırı Bir Şair

Ülkemizde, sanatın hemen her dalının, tarihin hiçbir döneminde son on beş yıldaki kadar aşağılandığı bir dönem yaşanmamıştır.

27 Kasım 2017 - 1:32 'de eklendi ve 1306 kez görüntülendi.
Sözcüklere Dans Ettiren Aykırı Bir Şair

Sözcüklere Dans Ettiren Aykırı Bir Şair

“Siz de ölüm var mıdır?”

*  *  *

“Mühründe şiir kazılıdır bir padişah”

*  *  *

“Akıl yürütülüyor… yürüttüm bu kentte…”

*  *  *

“Bir erkeğe gerilmiş bir kadın, karşıdadır”

*  *  *

“İşkence!… Bu sözcüğü ilk Karagümrük’de

Duyduk, duyuldu.”

*  *  *

“Ey gemileriyle yiten denizler

Ve bağlı limanlarıdır! ki unutulmasın

Gerçeklikte, gemiler terk etmektedir fareleri”

*  *  *

Her sayfasında böyle birer ikişer dize olan bir şiir kitabı. “Zambaklı Padişah”. Sadece 45 sayfa… (Tan Yayınları, 1981) Yazarı Ece Ayhan… Nam-ı diğer “İkinci Yeninin Papazı”…

*  *  *

Ülkemizde, sanatın hemen her dalının, tarihin hiçbir döneminde son on beş yıldaki kadar aşağılandığı bir dönem yaşanmamıştır.

Ancak bu şaşırtıcı bir durum değildir.

İnsanlık tarihinde egemen güçler özünde özgürlük yatan sanatı ve sanatçıları daima baskı altına almaya çalışmışlardır.

Çünkü varlıklarını ancak özgür olmayan/düşünemeyen toplumlar aracıyla sürdürebilirler…

Egemen güçler için en büyük tehlike özgürlük kavramıdır… Bu Spartacüs’ten beri böyle süregelmiştir…

*  *  *

Ece Ayhan 1931’de Muğla, Datça’da doğdu.

Kültürlü bir aileden gelen Ayhan 1959 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdi.

Kaymakamlık görevi ona pek uygun gelmedi…

Şiir yazmanın zevkine daha ortaokul çağlarında varan Ayhan, adının gelecekte Cemal Süreya, Sezai Karakoç gibi şairlerle “ikinci yeni” akımı ile anılacağından habersizdi…

İlk şiiri 1954’de yayınlandı… Bu şiirinde ve gelecekteki şiirlerinde sözcüklerle adeta dans ediyordu…

Ancak sözcüklerin dansları hiçbir zaman bir vals düzeninde değil, kaotik, çılgın danslardı…

Bu yaklaşımıyla şiirde yeni bir çığır açtığını söylemek mümkündür…

Belediyenin huzur evinde yaşamaya başladıktan 8 ay sonra rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan Ayhan, 2002 tarihinde yaşama veda etmiştir.

Eserleri arasında “Kınar Hanım’ın Denizleri”, “Bakışsız Bir Kedi Kara”, “Ortodoksluklar”, “Devlet ve Tabiat”, “Zambaklı Padişah” ı sayabiliriz…

*  *  *

“Şiirde sürrealizm budur” dedirtecek kadar aykırı bir sanat anlayışını benimsemiş olan şairin “kendimi, tarihin kayıt altına almadığı garibanların, sokakta yaşayanların, parklarda sabahlayanların, ortaokuldan terklerin yanlarında daha rahat hissediyorum” ifadesi ve bu kesimi oldukça karamsar bir dille dizelere dökmesi, onun ne denli aykırı bir şair olduğunun göstergesidir… Buyurun…

                        Mor Külhani

“Şiirimiz karadır abiler

Kendi kendine çalan bir davul zurna

Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan

Taşınır mal helalarında kara kamunun

Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir

Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler”                              (;

 

Evet, aşk örgütlenmektir diyor şair… Ne dersiniz?

*  *  *

Aslında, “Devlet ve Tabiat” kitabının tam adı “Devlet ve Tabiat Ya Da Orta İkiden Ayrılan Çocuklar İçin Şiirler” dir. Bakın ne diyor orta ikiden ayrılan çocuklar için:

“Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında

Bir teneffüs daha yaşasaydı

Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür

Devlet dersinde öldürülmüştür

 

Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:

  • Maveraünnehir nereye dökülür?

En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:

  • Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine! dir”

 

*  *  *

Her şiirinde sözcükleri usta bir satranç oyuncusunun zekasıyla kullanan Ece Ayhan’ın en beğendiğim şiirlerinden biri ise, bir kadının, geçmişinde yaşamını bedenini satarak kazanmış olsa  bile çevresinde ne denli saygınlık kazanabileceğini anlattığı şiiri… Okuyalım…

 

                           Melahat Geçilmez

Gazetelerde ak kara bir resmi otuz yıllık. Arkasında mülki taksimatlı bir harita.                                                               Komiserin odasında ağırlanırmış.

Ve imparatoriçeliğinde bir vesikalık. Tombalacı Ceylan renkli çekmiş.                                                                                                    Delikleri balmumuyla örterler.

Gönderilen çelenklerde “Geçilmez” yazılmıştı soyağacı. Küçük harflerle de “fuhuşun anısına”.

Çanakkaleli Melahat’ın törenine polis bandosu da katılmıştır.

*  *  *

Belki de insanı özgür kılan, o insanın aykırı olmasıdır diye düşünmekten kendimi alamıyorum… Ece Ayhan’ı saygıyla ve rahmetle anıyorum…

Şiirle kalın, sanatla kalın…

 

Filizay

Twitter: @yaziIif

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
 BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

( 1 Yorum )

  • E. Filizay ;

    Çok teşekkür ederim

    30 Kasım 2017 19:35
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER