Haber Galerisi

Surinam Paramaribo

24 Kasım 2017 - 21:05 'de eklendi ve 1057 kez görüntülendi.
Surinam Paramaribo

Surinam Paramaribo

Başkent ve liman şehir Paramaribo’yu biraz tanıyalım, olurda bir gün yolunuz düşerse yabancılık çekmeyin bu garip ülkede.

Ne işimiz var orada demeyin, bana da sorsaydılar ne işim olur orada derdim.

Bazen şartlar hiç ummadığımız yerlerde olmamızı sağlar.

Paramaribo, Surinam nehri boyunca, boylu boyuna nehir kenarını takip eden bir şehir.

Şehir Kuzey ve Güney Paramaribo diye ikiye ayrılmış durumda.

Gelişmişlik ile az gelişmişlik arasında sıkışıp kalmış bir yer.

Paramaribo sokakları sabahın erken saatlerinde canlanıyor, şehir merkezi renkli kıyafetler içindeki sokak satıcıları ile doluyor bir anda.

Her renkten her dinden insanlara rastlamak mümkün.

Sokak satıcıları ya da mağazadakiler size asla birşey satmak için çaba göstermez, hatta umurlarında bile değil müşteriler.

Surinam Paramaribo

Bu ilgisizliğe zamanla sinir olmamak ise mümkün değil.

Hele de saat öğleden sonra dört oldumu tüm dükkanlar kapanıyor, asla birşey satmazlar o saatten sonra.

Şehir merkezi aniden bir sessizliğe bürünüyor, sokakta ne bir satıcı ne de başka insan kalıyor.

Surinam nehri, çamur renginde akan cazibesi olmayan ama genede önemli bir su kaynağı ve ulaşım güzergahı.

Paramaribo şehrinin tam karşısında ise Commewijne  bölgesi var.

Bu bölgenin başkenti olarak bilinen New Amsterdam yerleşim yeri ise Kuzey Paramaribonun tam karşısına denk geliyor ve Atlas okyanusuna açılan kapının ağzında yer alıyor.

New Amsterdam aslında bir açık hava müzesi.

Çok geniş bir alana sahip ve içindeki geniş parkları ile yerli halkın da en uğrak yeri.

Surinam nehri bölgeyi adeta bıçak gibi ortadan ikiye kesmiş, karşıya geçmek için 2000 yılında açılan 1504m uzunluğundaki Jules Wijdenbosch köprüsü kullanılıyor.

Veya nehir taksisi olarak kullanılan küçük balıkçı tekneleri ile karşıya geçmek mümkün.

Boyaları solmuş, dolmuşlar  gibi sıralı oturma yerleri olan bu tekneler ile karşıya geçmek öyle kolay değil çünkü belli bir saati yok.

Dolunca kalkıyoruz diyor adamlar ya da sizden anormal bir fiyat istiyorlar topu topu 5 dk süren yolculuk için, helede yabancıysanız.

Surinam Paramaribo

Surinam’ın en popüler  yeri olan New Amsterdam’ı daha geniş anlatırım sonra.

Biz Surinam Paramaribo ‘ya geri dönelim.

Surinam öyle popüler bir ülke değil o yüzden çok az turist bu ülkeyi ziyarete geliyor, en fazla ziyaretçisi elbette Hollanda’dan.

Turistlerin haricinde Hollanda’lı üniversite öğrencileri buraya staj ve uzmanlık için geliyorlar.

En fazla tıp fakültesi öğrencileri geliyor.

Barlar, diskolar ve restoranlar o yüzden hep beyaz insanlarla dolu.

Ülke ekonomisine katkı mı yoksa, Surinam’ın zenginliklerini sömürme taktiği mi orası tartışılır.

Her Surinam’lının en az bir aile bireyi Hollanda’da yaşıyor ve oranın pasaportunu taşıyor.

Çifte vatandaşlık hakları yok çünkü Surinam hükümeti bu konuda çok katı.

Surinam’da yaşayan Hollanda pasaportlu Surinam’lılar bu yüzden seçimlerde oy kullanamıyor!

Bizde Türkiye’de acaba kaç milyon Suriye’li 2019 seçimlerinde oy kullanacak diye düşüne duralım.

Buranın da bir diktatörü var ve kanlı bir geçmişe sahip!

1980 ve 1987 yılları arasında askeri darbe yaparak ve bir çok masum insanı sokakta öldürerek başa geçmiş bir lider.

Son 6 yıldır ise hükümeti o yönetiyor.

İktidar partisinin adı NDP  açılımı mı? Ulusal Demokrat Parti !

Hep birbirine benzer parti isimleri başta, dünyanın pek çok ülkesinde.

‘’ Bir 5 sene daha ‘’adlı sloganları ile ikinci dönem yönetimi ile tek başına iktidar oldular tekrar.

Bizim ülkemizdeki senaryoların tekrarını yaşar gibi burasıda. Ülkede bu yıl korkunç bir devalüasyon oldu.

IMF ile anlaştılar, sıcak para girecek ülkeye.

Özelleştireme için satacakları fabrikaları yok ama az da olsa petrol ve altın var. Birde zengin su kaynakları.

Konumuza geri dönelim.

Hollanda’da yaşayan Surinam’lılar da, Surinam’a turist olarak geliyorlar çoğu zaman.

Tatile gelen Surinam’lı kendini artık Hollanda’lı olarak görüyor ve kendi halkını beğenmiyor.

Bir alt kimlik üst kimlik meselesi burada da yaşanıyor.

Paramaribo da gerçek anlamda yapılacak gerçekten hiçbirşey yok !

Paramaribo’da gezmenin en kolay yolu ise hemen bir bisiklet kiralamak.

Hava çok sıcak ve nemli de olsa bu en çok tercih edilen ulaşım aracı.

Birkaç hostel kendi bünyesinde uygun fiyatlarda bisiklet kiralıyor.

Ülke dümdüz olduğu için bisiklet kullanırken vites bile değiştirmenize gerek kalmıyor.

Dolmuşlar ve de taksiler de var elbette. Ulaşım çok ucuz ülke içinde, belediye otobüsleri yok.

Bir zamanlar diğer bölgeleri birbirine bağlayan ve yük taşımacılığı için de kullanılan trenler varmış.

Bugün tren raylarını bile çoğu sökülüp atmışlar.

Bir zamanlar var olan trenlerin varlığından ise kitapçıda gördüğüm eski Surinam’ı anlatan resimli bir kitap vasıtası ile haberdar oldum.

Paramaribo gerçekten çok küçük bir şehir en uzak mesafesi araba ile 15 dk. Trafik diye bir sorun yok.

En büyük sorun araç park alanlarının  olmaması.

İnsan nufusu kadar araç var neredeyse burada. En kötü evin bile kapısında en az iki araba var.

Tüketim toplumu!

Paramaribo da  Oteller ve küçük işletmeler hepsi birbirine çok yakın o yüzden barlar ve restoranların çoğu tek bir bölgede.

Torarica Otel ve Casino Paramaribo’nun en eski ve en iyi oteli.

Yüzme havuzu ve spor aktiviteleri ile de burada yaşayan yabancılar ve turistler  için vazgeçilmez bir mekan.

Yoga, pilates, zumba, tenis ne arzu ederseniz var.

Tam karşısında ise Sudi Özkan’a ait Princess Otel ve Casinosu var ayrıca çatı katında birde Türk aşcısı ile Türk yemekleri mevcut.

Bu arada Paramaribo da bir Türk, Choise adlı markete girdiği zaman çok şaşırabilir çünkü; markette rakı, beyaz peynir, tukaş salça, filiz makarna, Kerim marka kırmızı, yeşil mercimek, bulgur, kuru incir, sucuk, salam, pastırma, ülker biskivi ve çikolataları hatta selpak mendil, peçete ve tuvalet kağıdı bile mevcut.

O yüzden bir Türk burada yaşarken pek fazla sıkıntı çekmiyor, yeme içme konusunda.

Surinam’da yiyeceğiniz her yemek şekerli.

Pilav şekerli, tavuk şekerli, çorba şekerli o yüzden asla bizim damak tadımıza uymayan tuhaf bir yemek kültürleri var.

Sayıları az olsa da görmeye değer müzeleri var.

Paramaribo’nun sembolü haline gelmiş olan Fort Zelandia bölgesinde Surinam nehri boyunca yürüyerek gezebileceğiniz vakıf müzeleri var.

En çok bilinen adı ile Baka Foto aslında bu isim kalenin içindeki restorana ait bir de gündüz açık olan bir cafe’si var.

Fort Zelandia müzesi ve Surinam müzesi karşılıklı ve hemen yan tarafında ise Nola Hatterman Sanat Akademisi yer alıyor.

Paramaribo’nun bence en keyifli noktası Fort Zelandia.

Fransız mimarisi ile yapılmış ahşap evlerin arasından yürüyerek nehir kenarında bulunan Waterkant denilen en lokal ve en ucuz yeme içme yerine varıyorsunuz.

Nehir kenarında oturup birer  Parbo (lokal bira ) söyleyerek kısa süreli keyif yapabilirsiniz.

Biraz itici bir mekan olsa da bazen turisleri burada görmek mümkün.

Ahşap oyma süs eşyaları ya da takı vb eşyalar da satın alabileceğiniz bir yer.

Onca iç içe geçmiş kültürden elle tutulur güzel birşeyler satın almak ise imkansız.

Surinam kültürünün ve geleneksel kıyafetlerin sergilendiği Koto Müzesi de görülmesi gereken yerlerden biri.

Eski banknotları ve madeni paraları görebileceğiniz bir diğer müze ise Numismatisch Müze.

En çok keyif alacağınız müzelerin başında ise Surinaamsch Rumhuis  gelecektir.

Surinam romlarının yapılışını ekranlarda izlerken koca fıçılar üstünde bu romları tadabileceğiniz bir müze.

İngiliz Hint halkının ülkeye gelişini Hint varlığını, geleneklerini koruma ve  yaygınlaştırılması amacı ile kurulmuş bir diğer müzede Lalla Rookh Müzesi.

Villa Zapakara Müzesi ise çocuklara ait onların farklı kültürleri bir arada görüp farklı etüt çalışmalarına katılıp, film bile izleyebildikleri bir müze.

Eski ve ahşap bir Katedral iç ve dış tasarımı ve göz alıcı sarı rengi ile Paramaribo da en çok ziyaretçi çeken yer Saint Peter and Paul Katedrali. Girişi ücretsiz!

Hint’lilerin büyük Camisi, Keizerstraat Cami de elbette dış cephesi ile dikkat çekiyor ama içini gezmek istediğim zaman ücret talep ettiler, dalga geçiyorlar sandım adam ciddi ciddi ücret istedi bende kiliseye gittiniz mi hiç diye sordum elbette, eee ne yani diyor imam efendi oralar ücretsiz sen Allahın evinden nasıl para istersin diye çıkışınca tamam tamam diyor.

Töbe töbe hayatımda gördüğüm en çirkin ve anlamsız camiydi burası.

Bizdeki camilerdeki ne bir estetik, ne bir halı, ne süslü seccade, yemyeşil duvardan duvara halı ve duvarda üç bey Kur’an ayeti yazılı tablo. Bir de utanmadan ücret istiyorlar.

Aslında 1929 yılında yapımına başlanmış ve 1932 yılında bitirilen ahşap bir cami varmış, Paramaribo’nun ilk camisi.

Bakımsızlıktan yıkılmış yerine bu devasa camiyi inşa etmişler.

Geçmiş yıllarda TİKA Türkiye’den gelen heyeti ile müslüman Surinam’lı kardeşlerimize bir de Ramazan ayında iftar yemeği verdi.

Asrın liderimiz henüz gelemedi ama temsili birileri hep gelip gidiyor. Sebebi ziyaretlerini pek bilemiyoruz.

Küçük ülke Surinam’ı anlatmaya devam edeceğim şimdilik bu kadar.

Görüşmek üzere…

Meltem Karakoyun

24 Kasım 2017

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER