Haber Galerisi

Surinam

17 Kasım 2017 - 0:45 'de eklendi ve 806 kez görüntülendi.
Surinam

Surinam Güney Amerika kıtasının en küçük ülkesi Surinam’dayız.

Bu ülkeye ve bu kıtaya ilk kez 2009 yılında ayak basmıştım.

Sağlam ayak basmışım ki ülkeye geri geldim…

Ülke tarihi acı ve hüzünlü yıllarca gemilerle taşınan kölelere ve beyaz adama itaat etmeyen yerli Awarak’lara türlü türlü işkenceler çektirilmiş, ağır koşullarda çalıştırılmış ve kadınlarına tecavüz edilip öldürülmüş.

İşkencelerden kaçıp ormanda yaşamaya başlayan Afrikalılara Marun deniliyor.

Aynı acılara şeker kamışı tarlalarında çalıştırılmaya getirilen Endenozyalı (Cavalar), Hintli ve Çinliler de maruz kalmış.

Yetmemiş dilleri ve dinleri değiştirilmiş.

Ellerine incil tutuşturulan yerli halk gün geçtikçe topraklarını ve hakimiyetini kaybetmiş.

1863 yılında kölelik kaldırılır ama değişen birşey olmaz.

Çünkü Hollanda Surinam ’ı 1975 yılına kadar sömürmeye devam etmiş.

Yüz yıllar boyunca iç içe yaşamaya başlayan halklar iyice birbirine karışmış kız alıp kız vermişler…

Renkli gözlü zenci var arkadaş, düz saçlı zenci var.

Çekik gözlü Hintli var mesela, Bildiğin beyaz adam ama Hintli ya da zenci görünümlü.

Adama soruyorsun asıl nerelisin diye kendileri bile işin işinden çıkamıyor.

Her gelen kendi dilini ve dinini de getirmiş yanında.

Ülkede yüzlerce ev kilisesi var; kimi Katolik, kimi Protestan, kimi Evanjelist, kimi Yehova şahitlerine inanıyor.

Bitmedi Yüzde onbeşlik nüfus Müslüman ama onlarda kendi içinde cami ya da mescit kavgası yaptığı için farklı şekilde ayrışmış.

Ülkeye gelen Müslüman Endonezyalılar ile Hintliler  ‘’Kıble ‘’ konusunda anlaşamamış günümüzde bile bu anlaşmazlık devam ediyor.

Herkese göre Kıble farklı bu ülkede.

Birde siyah müslümanlar onlar ise azınlık kabul ediliyor.

Birde Budistler ve Hindular var onların da sayısız  ve devasa tapınakları var…

Yahudisiz bir ülke olur mu ?

Olmaz tabi 1600 ‘lü yıllarda Ispanya’dan kaçan zengin yahudiler de burayı mesken tutmuş.

Karaiblerin en büyük camisi ve sinegogu gene Surinam’da hem de yan yana abartmıyorum bahçe duvarları ile bir birinden ayrılıyorlar sadece.

Tarihi sayılabilecek her köy ve mahallede tahtadan oyuncak gibi kiliselerde mevcut.

En büyük ve en eski ahşap kilise ise cami ile sinegoga yürüme mesafesinde.

Birde tabiki tüm bu halkların birde bayramları var aklınıza ne gelirse kutlanıyor bu ülkede ve hepsi resmi tatil!

Hristiyanın Noeli, paskalyası, yeni yılı, Hintlinin Divalisi , Müslümanların Ramazan bayramı, ( kurban bayramı resmi tatil değil ama kutlanıyor ) Afrika kökenlilerin kölelikten kurtuluş günü.

Çinlilerin hayvanlı takvimindeki  her yıl değişen yeni yılları.

Ülkenin bağımsızlık günü ve aklıma gelmeyen sayısız tatil günleri kutlanıyor.

Tatil yapmak bir hastalık gibi bazen  resmi dairelerde acil işiniz oluyor ama sizin aciliyetinizin bu ülkede bir ehemniyeti yok.

Daima birşeyler için beklemek zorundasınız…

Ülkenin resmi dili Flemenkçe ama taki taki ya da Sranan tongo denilen ingilizce kırması bir dil halkın ortak dili.

Giderek artan Çinli nüfus ile her daim çince konuşmaları duymak mümkün tüm market ve tekstil mağazalarını Çinliler işletiyor.

Kısaca her farklı ülke insanı kendi dilini konuşuyor.

Bunca çeşitlilikle ülke nüfusunu sanırım milyonlar olarak tahmin ediyorsunuz, maalesef yanılıyorsunuz.

Hepi topu ülkedeki nufus sadece 566 bindir.

Yüz ölçümü ise 163.820 km2’dir.

Dümdüz ovalar ile çevrili bir ülkede neredeyse hiç dağlık bölge yoktur.

Ormanlık alan dağlık bölge olarak kabul ediliyor bu iç kesim Surinam’ın en az beşte dördünü kaplıyor.

En yüksek nokta 1280 m olup, Wilhelmina Dağları üzerindedir.

Dağlardan birçok nehirler doğarak Surinam topraklarını sular.

Bu nehirler arasında başlıcaları Maroni, Surinam, Coppename ve Courantyne’dir.

Okyanusa kıyısı olan bu minik ülkede maalesef mavi bir deniz yok, denize girmek ise bir hayal çünkü nehirler ağaç kökleri ile tonlarca çamuru denize taşıyor.

Kuzey Atlantik kıyıları sadece deniz taşımacılığı ve balıkçılık için uygun dersem yanıltıcı olmam.

Surinam kıyılarından çıkan karidesler dünyanın bir çok ülkesine ihraç ediliyor.

Yağmur ormanlarının beslediği ve büyüttüğü muazzam ağaç türleri ve  bu türlerin dayanıklılığı dünyaca bilindiği için önemli bir diğer ihraç ürünü.

Ormanların katli vacip, hükümet kontrolünde olsada bu böyle…

İkinci dünya savaşı sırasında Amerika’lı pilotların Surinam semalarında uçarken yerdeki kırmızı toprak dikkatlerini çeker.

İncelemek için geldiklerinde ise zengin boksit rezervleri ile karşılaşırlar bir başka sömürü yeniden başlar.

Kurulan Alüminyum fabrikası geçen sene kapandı çünkü artık boksit kalmadı diyorlar.

Yıllarca sömürülen maden en sonunda tükenmiş.

Bir diğer zenginlik ise ülkedeki altın.

Yabancı şirketlere verilen altın madenlerinden Surinam sadece yüzde on pay alıyor çünkü ellerinde altını çıkartacak teknoloji yok.

Ve altını yüklü miktarda civa ile çıkartıyorlar böylece toprağa ve içme suyuna karışan civa bir çok engelli doğumlara sebep oluyor ama kimsenin umurunda değil bu durum.

Tropikal iklime sahip olduğu için bol bol yağış alıyor.

Bol tropikal iklim meyvesi var diyeceğim ama pazara gittiğiniz zaman tezgahlardaki hiç bir meyve ve de sebze sizi cezbetmiyor.

Çünkü herkes bahçesinden koparttığı sağlam çürük ne varsa getirdiği için doğru düzgün meyve bile bulup yemek bir hayli zor.

Ananas, pampus, pomarak, muz en çok bulabileceğiniz meyveler.

Garip garip otlar var pazarda hepsine sebze diyorlar ama ne işe yaradıklarını bir türlü anlamış değilim.

Koloni zamanında inşa edilen ahşap evler günümüze kadar ulaşmış ve Unesco dünya kültür mirası listesinde yerini almış durumda.

Ve ülkenin çarpık kentleşmeye maruz kalmayan bir kaç sokağı bu sayede hala ayakta.

Gerçekten görülmeye değer ve fotoğraf çekmeyi seven herkesin ilgi odağı bu evler.

Ülkeye dair benim en çok dikkatimi çeken şey ise yaşlı nüfusun asla yaşını göstermemesi, yaşlı, genç, çocuk herkes büyük bir disiplin içinde spor yapıyor.

Bastonla yürüyen yaşlı insan yok denecek kadar az.

Göz sağlığı da dikkat çekici çünkü gözlük takan yaşlı insanda pek az.

Belki kullandıkları ve yaptıkları doğal ilaçların da bir katkısı vardır.

Surinam’ın kuşları bence ülkenin en güzel varlıkları, bahçede ya da açık havada otururken size daima kuş sesleri eşlik eder.

Renk renk çeşit çeşit kuşları gördükçe hayatımda hiç bu renk bir kuş görmedim diyeceksiniz.

Sonra yanınızdan boy boy iguanalar geçecek belki önce irkileceksiniz ama sonra hemen fotoğraf makinasına sarılacaksınız.

Surinam hakkında genel bilgi vereyim derken gezilecek, görülecek yerlerini anlatmaya yer kalmadı.

Bir sonraki gezi yazımda Surinam’ı tanımaya devam ederiz.

Meltem Karakoyun

17 Kasım 2017

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER