Haber Galerisi

Kifayetsizler

12 Kasım 2017 - 3:05 'de eklendi ve 1552 kez görüntülendi.
Kifayetsizler

Kifayetsizler

Uzun yıllar önce eşinden ayrılmış bir anne anlatmıştı.

Gözümün akı karası bir tek oğlum var.

Bende her ana gibi oğlumun mürüvvetini görmek istiyordum.

Ağlaya sızlaya, rica, minnet askerliğini yaparak dönen evimin direği oğluma;

 

  • ’’ Artık bir mesleğin olsun. Ölmeden senin de yuvanı kuralım’’ dedim.

 

Keşke dilim tutulsaydı da demez olsaydım. Bakın neler oldu.

Söylediğim bu sözün meslek bölümü bizim oğlanın hiç ilgisini çekmese de yuva bölümü çok hoşuna gitmişti.

 

  • Kız anam… Sen sahi mi söylüyorsun. Bana Gönül’ü alacan mı kız ?
  • Vallahi sahi söylüyorum köpoğlu su. Yeterki bir meslek öğren ben sana istediğin kızı alacam.

 

Mandanın suya yayıldığı gibi 12 saattir divanda yatan oğlum birden ayağa fırladı. Benim daha ’’nereye oğul’’ dememe bile fırsat bırakmadan evden dışarı çıktı. Aradan çok geçmedi. En fazla yarım saat bile dolmadan oğlan geri döndü.

 

  • ‘’Kalk hazırlan Ana. Köşedeki bakırcı ustası Hilmi emmi beni çırak olarak alıp yetiştirmeye razı oldu. Ama önce bir Ananla konuşalım’’ dedi.

 

Aman Allah’ım.. ’’Bak ne kadarda çabuk iş buldu. Demek ki bizim oğlan bu pasaklı Gönül’ü çok seviyor.’’ diye düşündüm.

Alelacele oğlumla birlikte Bakırcı Hilmi ustanın dükkânına gittik.

Mübarek sanki bakırcı ustası değil de Türk filmlerinde fabrikatörü oynayan Hulusi Kentmen.

Bir hava, bir eda, bir çalım ile;

 

  • Bak Gülay hatun, senin bu işe yaramaz hayta oğlanı yanıma alırım, almasına ama bu meslek, öyle sizin bildiğiniz başka mesleklere benzemez. Oğlun Kalfa, hatta Usta olana kadar çok para kazanamaz.  Zaten bizde bakır bulamıyoruz. Bu yıl İstanbul’a baklava ve börek tepsileri yapıyorum. Oğlun önce tepsi yapmasını öğrenecek, daha sonra oturup ücreti konuşacağız.

 

Bu teklifi hiç düşünmeden kabul ettim.

 

  • Hemen başlasın Hilmi ustam. Bir mesleği olsun ki bizde yuvasını kuralım. Bu garibim de elden avuçtan çıksın. Allah senden razı olsun.

 

Oğlanı orada bırakarak eve döndüm. Hiç vakit geçirmeden öğle yemeği için hazırlıklara başladım.

Oğlumun ilk iş günüydü.

2 saat önce işe başlamış olsa da yemeğini yemek için evine gelecekti.

Ayrıca gücünü kuvvetini koruması gerekiyordu.

Demiri dövmek ve ona şekil vermek elbette kolay bir şey değildi.

Oğlum Öğle yemeği için gelmedi.

’’Aferin benim kuzuma. Ne kadarda istekli.’’ dedim Kendi kendime.

İkindi ezanları okunuyordu. Kapı çaldı. Kapıyı açtım ki bizim oğlan..

 

  • ’’Oğlum hayırdır. Neden geldin?’’ diye sordum.

 

Hiç cevap vermeden içeri girdi. Manda gibi her gün yattığı sedire çıktı. Bu defa bilge bir adam tavrıyla bağdaş kurarak oturdu.  Yüzüme bakarak,  konuşmaya başladı.

 

  • Ana… Ben işi öğrendim ve usta oldum. Hemen git Gönül’ü bana iste.

 

O anda damarlarımda akan kan donmuştu.  Şaşkınlıkla;

 

  • ’’Nasıl yani, olur mu öyle şey ’’ diyebildim. Aldığım cevap ise;
  • Olur, Ana olur. Bunda büyütülecek ne var ki? Bak şimdi önce demiri alıyorsun ve çekiçle onu dövüyorsun. Demir oluyor yassı. Sonra kenarlarını yukarı çeviriyorsun al sana oldu tepsi..

***

Hikâye bu.

3 saate usta olduğunu söyleyerek evlenmek isteyen oğlan mı haklıdır, yoksa oğlunun çapını bildiği halde onu evlendirmek isteyen anamı haklıdır, bunun takdirini sizlere bırakıyorum.

Demiri döverek yassı hale getirebilirsiniz.

Ama o yassı demirin kenarlarını yukarı kaldırdığınız da tepsi olmaz.

Tıpkı cemaatlerin kucağında büyüyerek Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan ve Milletvekili olunamayacağı gibi olmaz. Eğer olursa da böyle olur.

 

Kifayetsizler Dış politikada, iç politikada, ekonomide, tarımda, Milli eğitimde ceylan derisi koltuklara bağdaş kurarak saçmalarken, bizlere ise otoban yollarda camları filmli veya filmsiz otomobiller içinde manda gibi yayılmak düşer.

 

Sadece 1 kaç örnek..

Fındıkta kıyametler koptu. Ağaçlar kesildi, isyanlar edildi, yürüyüşler düzenlendi. Taban fiyat 8 liraydı.

Rica minnet 10 lira oldu. Bugün Fiskobirlik 200 gramlık paketlerde fındığı 10 liradan pazarlıyor.

Yani kilosunu 8 liradan aldığı fındığı kilosu 50 Liraya halka satıyor. Üreticiden aldığı fiyatın tam 7 katı fazlasına.

Böyle bir kar marjı dünyanın neresinde varsa söylemeyen Hilmi usta gibi olsun.

 

Milli Eğitimde ne yaptığımızı bilen var mı? Sabah yerinden kalkan müsteşar taharet bile almadan klozet üzerinde sistem üretmeye devam ediyor.

 

Konya kadar dahi yüzölçümü olmayan ülkelerden Saman, et, hububat ithal ediyor olmamızın utancı anlatabilecek bir babayiğit var mıdır?

 

2015 yılında havalanan yerli uçak ve helikopterlerimizi yere inerken gördüğünü açıklayan birine rastladınız mı?

 

Terör bitti mi? Üniversite mezunu yavrularınız iş bulabiliyor mu? Türk Lirası yabancı paralar karşısında değer kazanıyor mu?

 

Ne yazılabilir ki arsız insanları anlatmak için..

Kelimeler kifayetsiz, sözler ise anlamsız kalınca.

Sessizce cezamızı çekiyoruz.

 

Sevgiyle kalın

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER