Haber Galerisi

Özür Dileriz Atam Sana Layık Olamadık

10 Kasım 2017 - 1:01 'de eklendi ve 1076 kez görüntülendi.
Özür Dileriz Atam Sana Layık Olamadık

Özür Dileriz Atam Sana Layık Olamadık

Dünya yakışıklısıydın, etkileyiciydin, eğitimliydin, kültürlüydün, birçok yabancı dili ana dilin gibi biliyor ve konuşuyordun.

Sana âşık olmayacak, seninle evlenmek istemeyecek kadın düşünemiyorum bile.

Elini sallasan ellisi gelirdi sana.

Evet, belki asker olmuştun ama bilginle, birikiminle başka alanlarda da kolayca iş bulabilirdin.

Osmanlı Devleti çökmüştü, yurdun her yeri işgal edilmişti.

Halk bezgindi, umutsuzdu, başka devletlerin kölesi olmak üzereydi.

Azınlıkta da olsa, fırsatını bulan bazı vatansızlar, yurtdışına gidip oralarda yeni bir hayat kurmuşlardı kendilerine.

Sen de o vatansızlar gibi yurtdışına gidip kendini ve aileni kurtarabilirdin.

Dünyanın hangi ülkesine gitsen, iyi bir iş bulur, rahat bir yaşam sürdürürdün; hatta herhangi bir ülkenin prensesiyle evlenir, krallar gibi yaşardın.

Evet Ata’m, gidebilirdin, gitmek belki en doğal hakkındı; ama gitmedin!

Sahipsiz kalmış, umutsuz, yorgun, yoksul bu halka sahip çıktın.

Önce o üstün zekânla bulduğun olağanüstü yöntemlerle yedi düveli yenerek Çanakkale’yi geçilmez kıldın; tüm yurt işgal edildiğinde, bitmiş, dağılmış Türk ordusunu yeniden toparladın.

Kurduğun orduyla birlikte yıllarını savaş cephelerinde geçirdin aç, susuz, uykusuz…

Yıllarca didinip savaşarak yedi düveli yeniden yendin ve tüm yurdu esaretten kurtardın.

Tüm yurdu işgalden kurtarmıştın, halk sana minnettardı, her şey elindeydi, kendi saltanatını kursaydın, kimse sana ses çıkarmazdı.

İstediğin her şeyi yapabilirdin, istediğin saraya yerleşip mis gibi yaşardın, istediğin kanunu çıkarırdın.

İstediğin toprağa el koyup kendi mülkün yapabilirdin.

Kimse sana hiçbir şey demezdi.

Evet Ata’m isteseydin kendi krallığını kurup krallar gibi yaşardın ama yapmadın.

Sen hiçbir zaman kendini düşünmedin, hep bu milletin iyiliğini düşündün; yani hep bizi düşündün.

Elliyedi yıllık kısacık ömrünü bizim için harcadın; bizim için çalıştın, didindin, kendini yıprattın.

Biz kendi kendini yönetelim, özgür ve bağımsız yaşayalım diye Cumhuriyeti kurdun.

İnsanca ve uygarca yaşayalım diye Medeni Kanun’u getirdin.

Kendi kendimize yetelim, kimseye muhtaç olmayalım diye tarımı-hayvancılığı-sanayiyi ayağa kaldırdın.

Bir sürü yeni fabrika açtın. Köylüyü milletin efendisi yaptın.

Akıllı, bilgili, güçlü nesiller yetişsin diye, biz güçlü ülkelerin seviyesine ulaşalım diye çağdaş bir eğitim sistemi getirdin.

Okul yoksulu ülkeyi çağdaş okullarla doldurdun.

Dünyada kadınlara verilmeyen hakları ilk önce sen Türk kadınına verdin.

Sayende Türk kadını insanca, uygarca ve özgürce yaşamaya başladı.

Senin bu ülke için yaptığın bütün işleri saymaya kalksak, herhalde bir yirmi-otuz ciltlik kitap serisi çıkar ortaya…

Kısacası Ata’m, sen bize bir cennet yarattın.

Bunun karşılığında senin bizden istediğin tek şey, bu cenneti koruyup kollamamız ve yükseltmemizdi.

Özür Dileriz Atam Sana Layık Olamadık

Gel gör ki, biz, senin yarattığın cenneti yükseltemedik, koruyamadık, kollayamadık…

Yarattığın cennet, cehennem oldu…

Sen, başımıza gelebilecek bütün tehlikelere karşı bizi defalarca uyardın; ama biz bu uyarıların hiçbirini dikkate almadık.

Anlattıkların masal gibi geldi bize.

Gençliğe Hitabe’ni bir film senaryosu gibi gördük. Şimdi o filmi canlı canlı yaşıyoruz.

Senin ilkelerini ve devrimlerini çocuklara öğretemedik, yalnızca ezberlettik; anlamalarını ve özümsemelerini sağlayamadık.

Dolayısıyla da o çocuklar, hain cemaatler için kolay lokmalar haline geldi.

Yoksul ve eğitimsiz halk yeterince sahiplenilmedi.

Cemaatler bu halkı avucunun içine alırken, biz hiçbir şey yapamadık.

İnsanca ve uygarca bir yaşam sunduğun Türk kadınının bir kısmı, sapık şeyhlere köle olmanın peşine düştü.

Öteki kısmı da süsün peşine düşüp, şeyhlerin kucağına düşen kadınları ve çocukları kurtaracak hiçbir yapmadı.

Sana hakaret ettiklerinde, heykellerine saldırdıklarında kılımızı bile kıpırdatmadık, yalnızca kınamakla yetindik.

Yıllarca emek verdiğin Atatürk Orman Çiftliği adım adım talan edilirken, biz çiftliğin her yerinde nöbet tutmalıydık; ama yine yalnızca kınamakla yetindik.

Andımız yasaklandığında, her gün sokaklara çıkıp bağıra bağıra Andımız’ı okumalıydık; ama yine yalnızca kınamakla yetindik.

Senin ve arkadaşlarının bu ülke için yaptığınız özverileri, bu ülke için şehit olan yüzbinlerce kahramanı unutup, “Aman başıma bir şey gelmesin” diye diye hep sustuk, sindik, elimizi taşın altına koyup siyasete bile girmedik.

Sonuçta, meydan ipsiz sapsız adamlara kaldı.

İpsiz sapsız adamlar milletvekili oldu, bakan oldu, yüksek yüksek mevkilere geldi.

Kurduğun parti CHP bile ipsiz sapsız adamların eline geçti, biz yine bir şey yapamadık.

Senin değerini bilemedik Ata’m, bilsek de anlatamadık.

Sana verdiğimiz değer “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye bağırmaktan öteye geçemedi.

Bize bıraktığın cennetin kapısını iyi koruyamadık. Hainler o kapıdan yavaş sızdılar ve ülkeyi ele geçirdiler.

Sen bizi herkesten çok sevdin, bize herkesten çok güvendin; ama biz senin sevgine de, güvenine de ihanet ettik.

Sen ömrünü bizim için harcadın; ama verdiğin bütün emekler boşa gitti.

Yarattığın cennet cehennem oldu…

Sanki senin değerini bilmişiz de, bütün sözlerini dinlemişiz gibi, bizi kurtarması için senden bir tane daha gelmesini bekliyoruz yüzsüzce…

Özür dileriz Ata‘m, sana layık olamadık…

Affetme bizi Ata’m, sakın affetme…

 

BERİL ŞEKER

10.11.2017

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER