Haber Galerisi

Karşı Devrim

10 Kasım 2017 - 13:11 'de eklendi ve 1365 kez görüntülendi.
Karşı Devrim

Karşı Devrim ~ Büyük Atatürk

1938 yılı 10 Kasım günü saat 09:05 Atam Dolmabahçe Sarayında hayata gözlerini yumdu…

Bizler için ise büyük Atatürk hiç ölmedi, hakkında sayısız şiirler, şarkılar, makaleler  yazıldı.

Atamıza ve onun Laik Cumhuriyetine, devrimlerine olan bağlılığımız asla sarsılmaz.

Resmi olarak ölen Mustafa Kemal Atatürk’ü gayri resmi olarakda öldürmeye çalışan ekranlarda durmadan boy gösteren onlara kitap, gazete ve tv programı yaptırıp taşeron olarak kullanan ayrı bir guruh da mevcut.

Karşı devrimciler bu gün bile 79 yıl önce ölen bir insana duydukları kin ve nefret tohumları atılan ile Atamıza saldırmaya, iftiralar atmaya devam ediyor.

16 yıllık AKP iktidarı ve etrafındaki şuursuz Atatürk düşmanları nasıl olurda bugün Atatürk’e sarılıp onu anmak için Anıtkabir’e otobüsler kaldırır ?

Sizce samimiler mi ?  Bence asla !

Neyin peşinde olduklarını pek yakında öğreniriz.

Bizim açımızdan bakacak olursak Gazi Mustafa Kemal Atatürk bize nedenini şu sözlerle anlatmış.

‘’Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerimi inkar edenler ve beni lanetleyenler çıkabilir. Hatta benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir.

Fakat ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidir ki bu fikirler Hint’ten, Mısır’dan döner dolaşır, gene gelir feyizli neticeleri kalpleri doldurur.’’ (1937 )

Bilinenlerin dahilinde benim kafama takılan asıl soru ise yıllardır beynimi kemirir durur.

Ne mi, o soru ? Atamızın bu sözünün içinde de geçen ‘’ benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir ‘’ !!!

Büyük Atatürk’ün ne kadar büyük ön görüye sahip olduğunu bugün başımıza gelen her olay ile anlıyoruz ama kimdi en yakınındakiler ?

Benim aklıma direk İsmet İnönü geliyor diğerlerini sırasıyla değerlendiririz ama Atatürk’ün ölümünün ardından hemen bu dost ne yaptı?

Biraz hatırlayalım…

11 Kasım 1938 Malatya Millet Vekili Mustafa İsmet İnönü 348 oyla Türkiye Cumhuriyetinin 2. Cumhurbaşkanı olmuştur.

Ayrıca CHP genel başkanı ve partinin değişmez başkanı  ( niye değişmezse ?) seçilerek Milli Şef ünvanını alır.

Yeni kurulan hükümette Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşları olan Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ve İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya yeni görevler vermez !

12 Mayıs 1939’da İngiltere, 23 Haziran 1939’da da Fransa ile deklarasyon imzalanır, deklarasyona göre taraflar “Akdeniz bölgesinde savaşa yol açabilecek bir saldırı halinde, etkin bir biçimde işbirliği yapmayı” kabul ederler.

Böylece Türk dışişlerinde ilk bağımlılık süreci başlar!

‘’Yurtta Sulh, Cihanda Sulh ‘’ ilkesi ise terk edilmiştir.

18 Haziran 1941’de Türk-Alman Saldırmazlık Paktı’nın imzalanması sonucu Rusya ile ilişkilerde gerilme başlamıştır.

30.12.1925 tarihli kanun ve buna dayanarak 16.03.1926 tarihli 3322 sayılı kararname Cumhuriyet rejiminin banknot özelliklerini saptamıştı.

Bu kararname ile 1,5 ve 10 liralık banknotların ön yüzünde “Cumhuriyeti musavver bir timsal”, 50,100, 500 ve 1000 liralık banknotların ön yüzünde ise “Reisicumhur Hazretlerinin resmi” nin bulunması kararı alınmıştı.

İnönü Cumhurbaşkanı olduktan sonra, Atatürk’ün sağlığı döneminde çıkarılan bu kanunu kendine büyük bir fırsat görerek yeni çıkan paralara kendi resmini bastırtarak tedavüle sürer.

Gerçi ikinci dünya savaşının patlak vermesi ile İngiltere’ye basım siparişi verilen İsmet İnönü fotoğraflı yeni Türk Liralarını taşıyan gemiler batar ve Londra’nın Almanlar tarafından bombalanan Thomas de la Rue matbaası  ve İnönü’nün  resmi basılı filigranlarda bu saldırıda zarar görür.

Bu işin toplam maliyetini araştıran varmı inanın hiç bilmiyorum! Bu ise ayrı bir yazı konusudur.

Sadece paralar üzerindeki Atatürk resimleri değiştirilmedi ayrıca pullar üzerindeki Atatürk resimlerinin yerine de İnönü kendi resimlerini bastırtır.

Çok partili sisteme hazır olmayan Türkiye İsmet İnönü sayesinde bu sisteme dahil olup yobazın uyanışına sebep olmuştur.

İmam hatiplerin açılması ise gene İnönü vasıtası ile olmuştur ayrıca Fıkıh dersleride konulmuştur.

Fıkıh ;   ‘’şeriattan doğma ‘’ yani Kuran ve Peygamberin davranışlarından çıkarılan hükümlere göre kararlar demektir.

Her  mahalleye de kuran kursları da bu proje kapsamındadır.

Ardı arkası gelmeyen anlaşmalar ile bağımsızlığı sorgulanan bir ülke  haline geldik.

24 Ekim 1945’de kurulan BM’ye  üye olduk.

14 Şubat 1947’de Dünya Bankasına girildi.

11 Mart 1947’de İMF içimize girdi, 22 Nisan 1947’de Truman Doktrini kabul edillir.

Amerikanın  kurtuluş günü 4 Temmuz 1948’de ise Marshall Yardım Planı kabul edilir.

4 Mayıs 1950 de Natoya giriş başvurusu gene İsmet İnönü zamanında yapılır, 15 Şubat 1952 ise artık Natoya bağımlı  kendi stratejisini üretemeyen bir askeri düzene adım atıldı ve böylece CIA ajanları ülkeye dolarak bugünün PKK sorununun tohumları atılır.

Eğitim birliğimizi yerle bir eden bugünün dinci politikaları ile dinselleştirilen eğitim sistemimizdeki bozulma gene İsmet İnönü zamanında  imzalanan 27 Aralık 1949’da Türkiye ve ABD Hükümetleri arasında eğitim komisyonu kurulması hakkındaki antlaşma.

Ben yazarken, kahroldum!

Atatürk’ü ilk unutturmak isteyen, onun politikalarına ve devrimlerine bu denli karşı çıkan daima sağ yanında bulunan, silah arkadaşı.

Peki ama neden ? Ne için  ? Belki bu sorularıma gerçek cevabı hiç bulamayacağım.

Bildiğim tek bir gerçek var o da gerçektende Karşı Devrim 11 Kasım 1938 de başlamış…

10 Kasım bizler için yas günü değil, bizler için karşı devrim ile mücadele günüdür.

Bugün Atamızın huzurunda bizlerin adına da bulunan Akın Saraçoğlunun sözleri ile bitirmek istiyorum

‘’10 Kasım’a kadar değil Son Kasım’a  kadar UNUTTURAMAYACAKLAR  ‘’güzel Atam seni.

Saygı, minnet ve özlemle daima izindeyim Atam .

Meltem Karakoyun

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER