Haber Galerisi

Elimizi Taşın Altına Koyma Vaktidir

08 Kasım 2017 - 22:04 'de eklendi ve 668 kez görüntülendi.
Elimizi Taşın Altına Koyma Vaktidir

Elimizi Taşın Altına Koyma Vaktidir

Batı bizi kıskanıyormuş.  Ben hayatımda hiç bu kadar kıskançlık görmedim.

Eğitim, Ekonomi, Tarım ve hayvancılık, komşularla olan Askeri ve siyasi ilişkiler birbirine girmiş, gırtlağımıza kadar borç içindeyiz ama bu Batı’da bizi kıskanıyor.!

Asgari ücretle kırk takla atarak geçinmeye çalışan insanlar alkış kıyamet gidiyor.

Bu ay marketten yaptığın alışveriş ile geçen ay yaptığın alışverişi kıyasladın mı?

Alamadığın eksik kalan ne olmuş düşündün mü hiç?

Yaz ortası çıkan sebze ve meyveleri hangi fiyattan satın aldın? Ya da en son ne zaman et yedin?

Tükettiğin elektrik, su, doğal gaz ne kadar, faturaya ne yansımış? Ne kadar kira ödüyorsun?

Başka bir şeye gerek yok, yalnızca bunların kıyaslamasını yap, belki anlarsın demek istiyorum ama, benzine zam gelince ben şu kadarlık alıyordum diyen insanlar geliyor aklıma.

Umutsuz olmak istemediğim her an biraz daha umudumu yitiriyorum.

Sabahtan akşama kadar saçma sapan programlar ile insanların beynini yıkadılar.

Yapacak bir şey bulamayınca tv seyreden kitle şuan iktidara biat ediyor.

Çünkü, gerçekleri saklayıp, yalanları allayıp pullayan, servis eden yandaş medya var oldukça (ki bu medyanın sahipleri akp iktidarında yükünü tuttu) bu insanlar uyanamayacak, bizim çıkarmaya çalıştığımız gürültünün de hükmü kalmıyor, kendimiz çalıp oynuyoruz.

Bana vicdansız bir medya temin et; Sana bilinçsiz bir halk sunayım. (Joseph Goebbels)

Daha ne olması gerekiyor ki ülkenin bataklığa saplandığını anlamaları için?

Neler gördük yaşadık, yapılanları ne çabuk unuttu bu insanlar ya da hiç mi görmedi?

Koca bir ülkeyle oynadılar ve devam ediyorlar oynamaya.

Önce eğitim bitti, kendilerine göre sistem geliştirdiler ve çocuklar sırasıyla alfabeyi okuyamaz hale geldi.

Okullarda Andımızı yasakladılar!

Milli Bayramlarımız sudan bahanelerle iptal edildi.

Son 15 yılda yetişen nesilde milli duygular yok, gençler bomboş.

Biz İstiklal Marşı’nı duyduğumuzda ayağa kalkar put gibi dikilirdik. Gururlanırdık.

Okulları birer birer imam hatip yaptılar.

Denetimsiz vakıflar, kurumlar açıldı ki yandaşlar ceplerini iyice doldurdu (zaten kim denetleyecekti ki) bu vakıf ve kurumlarda taciz, tecavüz skandalları patlak verdi.

Karaman Gerger Pozantı.. Ve adını duymadığımız cemaat evlerinde daha niceleri.

Hepsinin üstü örtülmeye çalışıldı, hatta “bir kereden bir şey olmaz” dedi AİLE BAKANI..

Doğru demiş aslında, bu ülkede bir kereden bir şey olmuyor.! Bir kaç kerede olsa yine bir şey olmuyor ya…

Sonra sıra Tarım’a geldi, Türkiye ancak böyle yıkılabilirdi. Toprağını ekme, biçme, onu yasakla bunu yasakla.

Hibrit tohumu sayesinde genetiğiyle oynanmış sebze ve meyveler yetişti.

Yakın gelecekte toprak verimli olmayacak. Ektiğimizi biçemeyeceğiz. Şeker pancarı, tütün yok oldu.

Patates, mısır, fındık, pirinç dışarıdan alıyoruz.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk değer verdi çiftçiye köylüye “köylü milletin efendisidir” dedi.

Köylü milletin efendisiydi çünkü şehirdeki vatandaşın sofrasını doyuruyordu.

Şimdiki durum ise, çiftçiler anasını da alıp gitti, ihracat yok denecek kadar az, ihraç edilen sebze meyveyi de biz yiyemiyoruz zaten (sen, ben burada hormonlu sebze, meyve yerken en güzelleri ihraç ediliyor) ve saman ithal ediyoruz.

Bildiğimiz saman! Çünkü buğday yetişmiyor ki saman olsun.

Konya’dan küçük olan Hollanda Tarım’da DÜNYA DEVİ.

Toprağın olduğu halde Tarım yoksa ekonomi yok demektir.

Ekonomik olarak güçlü değilsen, komşularının yanında Askeri, siyasi gücün yok demektir.

Sonra çıkarsınız meydanlara, tv’lere “eyyyy, meyyy” der bağırıp durursunuz. Sonra bizi takan olmaz.

Zincir halkalarından biri yoksa diğer halkalarda zamanla gerile gerile kopar gider.

Freni patlamış kamyon gibi oldu ülke, bir gün bir yere fena toslayacak, olan yine vatandaşa olacak.

Uyuyor dediklerimizden farkımız var mı? Hayır yok!

“Ordu yok dediler, – kurulur dedi. Para yok dediler, – bulunur dedi. Düşman çok dediler, -Yenilir dedi”

Dediklerinin hepsini yaptı, çünkü o Mustafa Kemal’di..

Kanımızda akan Mustafa Kemal olma vaktidir.

Elimizi taşın altına koyma vaktidir, yeniden Kuvayi Milliye olup yaralarımızı sarma vaktidir.

Düşman uzakta değil! İçimizde.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER